Meytenin ve Şüpheli Etin Hükmü

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿حُرِّمَتْ عليكُمُ الْمَيْتَةُ والدَّمُ ولحمُ الْخِنْزِيرِ وَما أُهِلَّ لِغَيْرِ اللهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ ومَا أَكَلَ السَّبُعُ إِلّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ﴾

(El-Mâideh Sûresi, 3. ayet)

Bu âyet-i kerime bizlere meytenin, kanın, domuz etinin, Allâh’tan başkası adına kesilen hayvanın; ölmeden önce yetişilip kesilenler hariç boğularak, (odun vb. ile) vurularak, yüksekten düşerek, boynuzlanarak ölmüş hayvanlar ve yırtıcı hayvanların öldürüp kısmen yiyip bıraktığı hayvanların ve ayrıca putlar için kesilen hayvanların haram kılındığını bildiriyor.

Mü’min kardeşlerim, bilin ki; meyteyi, kanı, domuz etini ve müşriklerin Lat ve Uzzê adına kestikleri hayvanlar gibi Allâh’tan başkası adına kesilen hayvanı yemek büyük günahlardandır. Aynı şekilde boğularak, değnek gibi bir şeyle dövülerek, dağdan düşerek veya bir kuyuya düşerek, denize düşüp boğularak ya da başka bir hayvan tarafından boynuzlanarak ölmüş hayvanı yemek de haramdır; fakat ölmeden önce yetişilip kesilenler müstesnadır.

Dolayısıyla İslâm dinin hükümlerine göre kesilmeyen her hayvan meytedir. Şer’i kesimin şartları şunlardır: Hayvanı kesen kişinin Müslüman veya kitabî olmalıdır. İnek ve koyun gibi yenilmesi için kesilen helal olan hayvanın yemek ve nefes borusu -tırnak veya kemikle değil- keskin bir aletle kesilmelidir.

Kesilmeden önce elektirik şokuyla öldürülen hayvanı yemek caiz değildir. Aynı şekilde bir insan tarafından hareket ettirilmeyen, sadece otomatik olarak çalışan aletlerle kesilen hayvanı yemek de haramdır; çünkü o da meytedir.

Mü’min kardeşim, etin, sadece kesin olarak helal olduğu bilindikten sonra yenileceğine dair İslâm dininde kesin olarak hüküm vardır. Dolayısıyla -fakihlerin kitaplarında bildirdikleri gibi- helal olduğundan şüphe edilen eti yemek caiz değildir. Hadis âlimi Es-Suyuti ve diğer alimlerin bildirdiği üzere, helal bir yolla kesildiği veya meyte olup olmadığı bilinmeyen bir hayvanın etini yemenin haram oluşu hususunda dört mezheb ve bütün müçtehitler arasında icma vardır.

Mü’min kardeşim, yemek yeme isteği seni, ucuz olsa da içinde nereden geldiğini ve şer’i olarak kesilip kesilmediğini bilmediğin bir etin olduğu yemeği yemeye sürüklemesin. Misafirlikte bulunduğun bir evde yemeğe çağırıldığında, lokantada veya uçakta sakın şüphe ettiğin eti yeme! Fakat etin şer’i olarak kesilip kesilmediğini sorduktan sonra verilen cevap kalbini mutmain ederse o zaman o eti yiyebilirsin; ama etin helal oluşunda şüpheye düşersen o zaman o eti yemen caiz değildir.

Sahih-i Muslim’de rivayet olunduğuna göre, Adiyy bin Ḥâtim dedi ki: Rasûlullâh’a ﷺ av hakkında sordum ve O ﷺ şöyle dedi:

إِذا رَمَيْتَ سَهْمَكَ فاذْكرِ اسْمَ اللهِ فإنْ وَجَدْتَّهُ قَدْ قُتِلَ فَكُلْ إِلا أَنْ تَجِدَهُ قَدْ وَقَعَ فِي ماءٍ فَإِنَّكَ لا تَدْرِي الماءُ قَتَلَهُ أَوْ سَهْمُكَ

Manası: Okunu attığında Allâh’ın adını zikret. Hayvanı ölü olarak bulursan ye. Fakat suya düşüp de ölmüş olarak bulursan yeme. Çünkü onu suyun mu öldürdüğünü, yoksa senin okunun mu öldürdüğünü bilemezsin.

Bu hadis-i şeriften anlaşıldığı üzere Rasûlullâh ﷺ ölüm şeklinden şüphe edilen hayvanı yemeyi haram kılmıştır. Bu ve benzeri hadisleri âlimler helal oluşunda şüphe edilen eti yemenin haram olduğuna dair delil olarak göstermişler ve bu hususta icmaya varmışlardır.

İmam Buhari’nin seyyidetunâ Aişe’den (radiyallâhu anhâ) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte bir kavim Rasûlullâh’a şöyle dedi: “Bir kavim bize et getiriyor. Bu etler kesilirken, Allâh’ın adını zikredip zikretmediklerini bilmiyoruz!“ Allâh Rasûlü ﷺ ise şöyle buyurdu:

سَمُّوا اللهَ عليهِ وَكُلُوا اﻫ

Manası: Siz Bismillâh deyin ve onu yiyin.

Bu hadis-i şerif, İslâm’a yeni girmiş olan bazı Müslümanların kestikleri etler hakkındadır. Bu da seyyidetunâ Aişe’den rivayet edilen şu hadisten anlaşılmaktadır:

Aişe Rasûlullâh’a şöyle dedi: “Yâ Rasûlullâh, yeni Müslüman olmuş bir kavim bize et getiriyor. Keserken Allâh’ın ismini zikredip zikretmediklerini bilmiyoruz.” Bunun üzerine Rasulûllâh ﷺ şöyle buyurdu:

اذكروا أنتم اسْمَ اللهِ وَكُلُوا اﻫ

Manası: Siz Allâh’ın adını zikredin ve yiyin.

Bunun manası şudur: Bu etler helaldir; çünkü İslâm’a yeni girmiş olsalar dahi Müslümanlar tarafından kesilmişlerdir ve onların o hayvanları keserken “Bismillâh” deyip demediklerini bilmemenin zararı yoktur. Rasulûllâh’ın ﷺ: “Siz Allâh’ın adını zikredin ve yiyin.” mealince buyurduğu sözde bildirilene gelince, bu farz değil, sünnettir; çünkü hayvanı keserken “Bismillâh” demek farz değil, sünnettir. Hayvanı kesen kişi “Bismillâh” demese dahi yine de o hayvanın eti helaldir.

Hasılı kelam; sevgili kardeşlerim, et yemeden önce, o etin İslâm dininin hükümlerine göre kesilmiş olduğunu kesin olarak bilmek gerekir; çünkü pazarlarda ve konservelerde satılan her et helal değildir.

Etin helal olduğunu bilmiyorsan veya etin helal olup olmadığında şüphe ediyorsan, o zaman o eti yeme! Çünkü akibeti cehennem olan lezzette hayır yoktur.

İmam Tirmiżi’nin rivayet ettiǧi bir hadis-i şerifte Efendimiz Muammed ﷺ şöyle buyurmuştur:

مَنْ أَكَلَ طَيِّبًا وَعَمِلَ فِي سُنَّةٍ وَأَمِنَ النّاسُ بَوائِقَهُ دَخَلَ الْجَنَّة اﻫ

Manası: Helal yiyen, sünnete uyan ve şerrinden emin olunan kimse Cennete girer.

Yani insan, yenmesi haram olan ve haram yollardan elde edilmiş şeyi değil, yenmesi mübah olan şeyi yemeli ve onu İslâm dininin helal kıldığı mallarla elde etmelidir.

Hadis-i şerifte bildirilen “sünnete uyan”ın manası ise, Rasûlullâh’ın ﷺ şeriatına uygun olarak amel edendir. Ve ilim öğrenmeyen bir insan nasıl şeriata uygun olarak amel eder!?. İlim öğrenmeden namazının, orucunun ve diğer ibadetlerinin sahih olduğundan nasıl emin olabilir!?. İlim öğrenmeden yediği, içtiği ve giydiği şeyin ve oturduğu yerin helal olup olmadığını nasıl bilebilir!?. İşte bundan dolayı İmam Buhari, “Sahihinde” şöyle demiştir: “Ilim bab’ı, söz ve amelden önce gelir.”

Hadis-i şerifte bildirilen “şerrinden emin olunan kimse”nin manası ise, insanların elinden ve dilinden zulüm görmediǧi kimsedir.

Efendimiz Muḥammed ﷺ şöyle buyurmuştur:

المسلمُ مَنْ سَلِمَ المسلمونَ مِنْ لِسانِهِ ويدِهِ اﻫ

Bu hadis-i şerif, kâmil Müslümanın, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimse olduğunu bildirmektedir.

Ey Allâh’ım, bizleri Efendimiz Muḥammed’e ﷺ güzelce uyan kişilerden eyle. Bizlere helal olanı nasip eyle ve bizleri haramdan koru. Bizleri salih kullarından eyle.

Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.

İkinci Hutbe

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ ve diğer Peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.

Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ salât ve selâm getirmeyi emretmiştir.

Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.

Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.

Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ (1)يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ(2) ﴾

El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri

Manası: Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!

Dua:

Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.

Kâmet getir!