All posts by mrivwp

ALLÂH-U TEÂLÂ’YI CİSİM OLMAKTAN VE YARATIKLARIN DİĞER SIFATLARINDAN TENZİH ETMEK

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı, peygamberlerin inancı üzerinde ve peygamber efendimiz Muḥammed’in ﷺ yolunda sebat etmeyi tavsiye ederim. Sevgili peygamberimiz – Rabbimin salât ve selâmı onun üzerine olsun – bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

وَاللهِ إِنِّي لأَعْلَمُكُمْ بِاللهِ عَزَّ وَجَلَّ وَأَخْشاكُمْ لَهُ اهـ

Manası: Vallâhi ben, aranızda Allâh’ı en çok bileniniz ve O’ndan en çok korkanınızım. (İmam Ahmed “Musned”inde)

Peygamberimiz ﷺ bu ilimde, yani Allâh ve sıfatları hakkındaki ilimde en bilgili olmakla kendini methetmiştir; zira bu ilim, ilimlerin en celîli, en yücesi, en gerekli ve en evlâ olanıdır. Allâh-u Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’deki şu kavli de buna işaret etmektedir. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿فَٱعلَم أَنَّهُۥ لَا إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱستَغفِر لِذَنبِكَ وَلِلمُؤمِنِينَ وَٱلمُؤمِنَٰتِ﴾

Manası: Bil ki Allâh’tan başka İlâh yoktur ve kendin ve erkek ve kadın mü’minler için istiğfâr et. (Muḥammed suresi, 19. ayet)

Allâh-u Subḥânehû ve Teâlâ bu ayet-i kerîmede tevḥîdi bilmeyi istiğfâr etmekten önde tutmaktadır; çünkü tevḥîd, usûl (akaid ilmi) ve istiğfar ise furû (fıkıh ilmi) ile alakalıdır. İşte bundan dolayıdır ki, İmam Ebu Hanife El-Fıkhul-Ebsat adlı kitabında “Bil ki, dindeki fıkıh, ahkâmdaki fıkıhtan daha üstündür.” buyurmuştur. İmam Ebu Hanife’nin “dindeki fıkıh”tan muradı; usûl ilmi, akîde ilmi ve tevhîd ilmidir.

Sevgili kardeşlerim; tevḥîd ilmi içerdiği hususlardan dolayı ilimlerin en şereflisidir; zira bu ilim, Allâh-u Teâlâ’yı layıkıyla bilmeyi içerir. Ehl-i Sünnete göre tevḥîd; teşbih ve tatîli nefyetmektir; İbn-i Hacer el-Askalani’nin “Sahih-i Buhari”nin şerhinde zikrettiği gibi: Tevḥîd ilmi, Allâh hakkında vacip olan, ilim, kudret, irade sıfatların isbâtı ve O’nu mahlukatın sıfatlarına benzemekten tenzih etmektir. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿لَيسَ كَمِثلِهِۦ شَيء وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلبَصِيرُ ١١﴾

Manası: Allâh hiçbir şeye benzemez. O, her şeyi işiten ve her şeyi görendir. (Eş-Şûrâ suresi, 11. ayet)

Başka bir ayette ise şöyle buyuruyor:

﴿وَلَم يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُ ٤﴾

Manası: Hiçbir şey O’nun dengi değildir. (El-İhs suresi, 4. ayet)

Continue reading ALLÂH-U TEÂLÂ’YI CİSİM OLMAKTAN VE YARATIKLARIN DİĞER SIFATLARINDAN TENZİH ETMEK

MÜ’MİN RAMADÂN GÜNLERİNİ NASIL GEÇİRMESİ GEREKİR

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. O’na karşı takvalı olun ve O’ndan hakkıyla korkun.

Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:

﴿أَمَّن هُوَ قَٰنِتٌ ءَانَاءَ ٱللَّيلِ سَاجِدا وَقَائِما يَحذَرُ ٱلأخِرَةَ وَيَرجُواْ رَحمَةَ رَبِّهِۦۗ قُل هَل يَستَوِي ٱلَّذِينَ يَعلَمُونَ وَٱلَّذِينَ لَا يَعلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُواْ ٱلأَلبَٰبِ﴾

(Ez-Zumer; 9. ayet)

Bu ayetten, bilenler ile bilmeyenlerin bir olmadığı anlaşılmaktadır.

 

Allâh’ın kulları, muhakkak ki yeniden Ramadân ayına kavuştuk. Bu ay; tövbe, zühüt, nefsi kırma, ruhu temizleme, Kur’ân-ı Kerîm‘i okuma, gece namazı kılma ve hayırları çoğaltma ayıdır. Ey Allâh’ın kulu, günlerini ve nefeslerini Allâh’a ibadet etmekte kullan. Muhakkak ki her kim boş vaktini faydalı olan şeylerle doldurmazsa, faydalı olmayan şeylerle meşgul olur.

Fecir vaktinde Allâh-u Teâlâ’yı üç kere şu şekilde zikrederek başla:

بِسمِ اللهِ الّذي لا يَضُرُّ معَ اسمِهِ شَىْءٌ في الأرضِ ولا في السّماءِ وهو السميعُ العليمُ

Bismillâhilleżî lâ Yadurru measmihî Şey’un fil-Erdi velâ fis-Semâ’i vehuve’s Semîu’l Alîm

Bu zikir sevgili peygamber efendimiz’den varid olmuş ve her kim sabah akşam üç defa okursa Allâh’ın izni ile ona hiçbir şey zarar vermez. Ey din kardeşim; sonra peygamber efendimiz’den rivayet olan tahsinleri yap ki Allâh-u Teâlâ seni insanların ve cinlerin zararlarından korusun.

Sonra sabah namazını cemaatle kıl. Çünkü peygamber efendimiz bir hadis-i şerif‘te şöyle buyurmuştur:

مَنْ صلّى العِشاءَ في جَمَاعَةٍ فكأنَّما قامَ نِصْفَ الليلِ ومَنْ صَلَّى الصُّبْحَ في جماعةٍ فكأنَّما صَلَّى الليلَ كلَّه اﻫ

Manası: Her kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını namaz kılarak geçirmiş gibi olur ve her kim sabah namazını da cemaatle kılarsa sanki gecenin hepsini namazla geçirmiş gibi olur (Yani ona benzer sevap kazanır). (Muslim)

Kur‘ân-ı Kerîm halkasında bulunanlardan ol çünkü Ramadân ayı, Kur’ân ayıdır. Aynı şekilde güvenilir ilim ehlinin verdiği zaruri din ilmi meclislerine katılmaya gayret göster çünkü Ebu Zerr’den Rasûlullâh’ın kendisine şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

يَا أَبَا ذَرٍّ لَأَنْ تَغْدُوَ فَتَتعَلَّمَ ءَايَةً مِنْ كِتابِ اللهِ خَيرٌ لكَ مِنْ أَنْ تُصَلِّيَ مائةَ رَكْعَةٍ وَلَأَنْ تَغْدُوَ فَتتَعَلَّمَ بَابًا مِنَ العِلْمِ خَيرٌ لَكَ مِنْ أَنْ تُصَلِّيَ أَلْفَ رَكْعَةٍ اﻫ

Manası: Ey Ebu Zerr, Kur’ân’dan bir âyet öğrenmen, senin için yüz rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır. Ve din ilminden bir bölüm öğrenmen, senin için bin rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır. (İbni Mâceh Suneninde)

Continue reading MÜ’MİN RAMADÂN GÜNLERİNİ NASIL GEÇİRMESİ GEREKİR

Ramadân Ayının Başlangıcını Tesbit Etmek

Ḥamd Allâh’a dır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları; nefsime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum.
Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿شَهرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِي أُنزِلَ فِيهِ ٱلقُرءَانُ هُدى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَٰت مِّنَ ٱلهُدَىٰ وَٱلفُرقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ ٱلشَّهرَ فَليَصُمهُ﴾

Manası: O sayılı günler Ramadân ayıdır ki, Kur’ân o ay içinde (Levh-i Maḥfûz’dan birinci semaya) indirilmiştir. O Kur’ân, insanları hakka ulaştırır, helâl ile haramda ve din hükümlerinde hakkı batıldan ayırır. Sizden her kim Ramadân ayına ulaşırsa o ayı oruç tutsun. (El-Bakarah suresi, 185. ayet)

Allâh-u Teâlâ başka bir ayette ise şöyle buyuruyor:

﴿يَٰأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱركَعُواْ وَٱسجُدُواْۤ وَٱعبُدُواْ رَبَّكُم وَٱفعَلُواْ ٱلخَيرَ لَعَلَّكُم تُفلِحُون﴾

Manası: Ey iman edenler; rukuya ve secdeye varın, Allâh’a ibadet edin ve hayır işleyin ki kurtulasınız. (El-Ḥacc suresi, 77. ayet)

Değerli Müslümanlar, muhakkak ki ayların en faziletlisi olan Ramadân ayına az kaldı. Ramadân, bereket ve hoşnutluk ayıdır. Nefsi kırıp günahlardan daha fazla uzak durma ayıdır. Hayırları arttırma, dereceyi yükseltme ve kıyamet gününe hazırlanma ayıdır. Öyle bir ay ki Ramadân, başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş içermektedir.

Değerli kardeşlerim; Ramadân yedirme ve infak ayıdır. Ramadân, teselli etme ayıdır. O, Kur’ân-ı Kerîm’i okuma, ibadet etme ve camilerde itikaf etme ayıdır. Ramadân, tokluğun, tembelliğin, lezzetlere dalmanın veya televizyonun karşısında gecelemenin ayı değildir. Muhakkak o, züht ayıdır. Züht ise, nefsin lezzetler ve hoşnut olduğu şeylere tâbi olmasına engel olmaktır.

Ramadân ayı orucu yüce bir ameldir. Bir Hadis-i Kutsî’den, Ramadân ayı orucunun fazileti anlaşılmaktadır.

Ramadân ayının orucu en hayırlı amellerden biridir. Bir hadiste Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:

بُنِيَ الإِسلامُ على خَمْسٍ اﻫ

Manası: İslam dini beş şey üzere bina edilmiştir. (Yani İslam dininin önde gelen beş farzı). (İmam Buhârî ve İmam Muslim)

Continue reading Ramadân Ayının Başlangıcını Tesbit Etmek

Orucun Bazı Hükümleri

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Kardeşlerim, henüz şaban ayındayız lakin ramadân ayına çok az kaldı. İçerisinde bulunduğumuz bu şaban ayının ikinci kısmında bazı Müslümanlar özürlü veya özürsüz kazaya kalan bazı günlerin orucunu kaza etmekle meşguller ki ramadân ayı girmeden bitirsinler. Bazı Müslümanlar ise şaban ayının ikinci kısmını, 15. günüyle birleştirip nafile orucu tutmaktalar. Bazı Müslümanlar da virt edindikleri gibi pazartesi ve perşembe günlerini oruç tutmaktalar. Her halukarda mükellef, ibadetleri geçerli bir şekilde yerine getirmekle sorumludur. Yani o ibadetlerin rükünlerinin ve şartlarının neler olduğunu öğrenip onları uygulaması ve o ibadetleri bozan şeylerden uzak durması gerekir.

Mümin kardeşlerim, zikredeceğimiz orucun bazı hükümlerini iyi bir şekilde dinleyiniz.

Müslüman kardeşim, farz olan orucu tutmak istediğin zaman, o günün gecesinde gelecek günün farz orucunu tutmaya niyet et! Bu niyet ise her gün için bir önceki gecede yapılması gerekir. Gece ise güneşin batışından fecrin doğuşuna kadardır. Nafile orucu tutmak isteyen ise ister geceleğin ister sabahleyin – orucu bozacak bir şey yapmış olmaksızın – bu nafile oruç için niyet edebilir.

Continue reading Orucun Bazı Hükümleri