Dhikr-Sitzung

die-goldene-reihe-9-de

BÜYÜK MİRAÇ MUCİZESİ

Değerli Müslümanlar; Rasûlullâh ﷺ, bir merdiven üzerinde yükseldi ta ki birinci semaya varana kadar. Rasûlullâh şöyle buyurmuştur:

فَاسْتَفْتَحَ جبريلُ

Manası: Cebrâîl, kapının açılmasını istedi.

Yani Cebrâîl, birinci semanın kapısının kendilerine açılmasını istedi. Semalar kesif (elle tutulabilen) cisimlerdir ve her semanın kapısı vardır. Rasûlullâh, hadisin devamında şöyle buyurmuştur:

فَقِيلَ مَنْ أَنْتَ قالَ جِبريلُ قيلَ وَمَنْ مَعَكَ قالَ محمّدٌ قيلَ وَقَدْ بُعِثَ إليهِ قالَ قَدْ بُعِثَ إليهِ، فَفُتِحَ لنَا فَإِذَا أَنَا بِآدَمَ فَرَحَّبَ بي ودعَا لِي بِخَيْرٍ. ثُمَّ عُرِجَ بِنَا إلَى السّماءِ الثانيةِ فَاسْتَفْتَحَ جبريلُ فقيلَ مَنْ أَنْتَ قالَ جبريلُ قيلَ وَمَنْ مَعَكَ قالَ مُحمَّدٌ قيلَ وَقَدْ بُعِثَ إليهِ قالَ وقَدْ بُعِثَ إليهِ فَفُتِحَ لنا فإذَا أنَا بِابْنَيِ الخالَةِ عيسَى ابنِ مريمَ ويحيَى بنِ زَكَرِيَّاءَ فَرَحَّبا وَدَعَوَا لِي بِخَيْر.

Manası:Kimsin?” denildi, o da “Cebrâîl” dedi. “Yanında kim var?” denildi. O “Muḥammed” dedi. “Peki ona göklere çıkma emri verildi mi?” denildi. O da “Ona göklere çıkma emri verildi.” dedi. Bize kapı açıldı ve Âdem ile karşılaştım. Beni hoşça karşıladı ve benim için hayır duasında bulundu. Sonra ikinci göğe yükseldik. Cebrâîl, kapının açılmasını istedi. “Kimsin?” denildi, o da “Cebrâîl” dedi. “Yanında kim var?” denildi. O “Muḥammed” dedi. “Peki ona göklere çıkma emri verildi mi?” denildi. O da “Ona göklere çıkma emri verildi.” dedi. Bize kapı açıldı ve teyzeoğulları olan Îsâ İbn-i Meryem ve Yaḥyâ İbn-i Zekeriyyâ’ ile karşılaştım. Beni hoşça karşıladılar ve benim için hayır duasında bulundular.….

BÜYÜK İSRÂ’ MUCİZESİ

Bu bulunduğumuz ayın içerisinde İsrâ’ ve Mirâc mucizelerini anma programları düzenlenecek. Bu yüce münasebet, büyük anlamı ve ihtişamından dolayı kutlanıyor. Bu nasıl olmasın ki konu, ümmi, El-Emin arap peygamber, Abdullâh’ın oğlu Muḥammed’e, peygamberlerin sonuncusuna has olan bu büyük mucizedir?! Allâh’ın salât ve selâm’ı onun üzerine olsun. Peygamber efendimizin ﷺ İsrâ’ mucizesi Mekke-i Mükerreme’den Mescidi-i Aksa’ya, Mirâc mucizesi ise yüksek semalara gerçekleşmiştir. Peygamber efendimizin Mescid-i Aksa’yı Mekke ehline inceden inceye vasfetmesi, davasının sadık ve peygamberliğinin hak olduğuna kesin bir delil ve parlak bir kanıt olmuştur…..

ALLÂH-U TEÂLÂ’NIN BELİRLİ ON ÜÇ SIFATI

Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿فَٱعۡلَمۡ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مُتَقَلَّبَكُمۡ وَمَثۡوَىٰكُمۡ

Manası: Bil ki Allâh’tan başka İlâh yoktur (yani iman üzerinde sabit kal) ve kendin ve iman edenler için istiğfar et. (Muḥammed suresi, 19. ayet)

Ey Allâh’ın kulları; Allâh’a ibadet etmek O’nu bilmekle, bu inanca bağlı kalmakla ve Allâh’ı, O’nu övmemiz gerektiği gibi övmek, O’na itaat edip emirlerine uymak ve O’nun yasakladıklarından sakınmakla olur. Allâh’ın kulu, Allâh’ı bilir. Bu bilgi, Allâh’ın zatını bilmeyi kapsamaz. Bu bilgi, Allâh’ın bize Kendisi hakkında bildirdiği sıfatları kapsar. İnsan bir yaratıktır, ilmi yaratılmıştır ve aklıyla her ne kadar bilgi edinmiş olsa da, onun bilmesi sınırlıdır. Allâh hakkında ilim sahibi olun, sonra O’na ibadet edin, çünkü zikrettiğimiz ayette önce öğrenmek daha sonra amel etmek geçmektedir, yani bil ve öyle istiğfar et, ayetin manası böyledir….

YALAN VE BİR NİSAN ŞAKASI YALANINDAN UYARI

Mümin kardeşlerim; Allâh-u Subḥânehu ve Teâlâ bizlere hayırlı ameller işlemeyi emredip kötülüğü yasaklamıştır. Yüce Rabbimiz Rasûlü’nü ﷺ insanlara hayrı öğretmesi ve güzel ahlâka çağrıda bulunması için göndermiştir.

İmam Beyhakî’nin “Sunenil-Kubrâ”da rivayet ettiği bir hadîs-i șerîf’te Efendimiz Muḥammed ﷺ şöyle buyurmuştur:

إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ مَكارِمَ الأَخْلاقِ اهـ

Manası: Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.

Doğruluk, Allâh-u Teâlâ’nın emrettiği yüce sıfatlardandır. Peygamber Efendimiz Muḥammed ﷺ doğruluğa teşvikte bulunmuş ve en kötü sıfatlardan olan yalanı yasaklamıştır. İmam Muslim “Sahîh”inde Abdullâh bin Mesûd’un (radiyallâhu anhu) şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullâh ﷺ şöyle dedi:

عليكُم بالصِّدقِ فإنَّ الصِّدقَ يَهدِي إلى البِرِّ وإنَّ البِرَّ يَهدِي إلَى الجنّة، وما يَزَالُ العَبْدُ يَصْدُقُ ويَتَحَرَّى الصِّدْقَ حتى يُكتَبَ عِندَ اللهِ صِدِّيقا، وإيَّاكُم والكَذِبَ فإنَّ الكذِبَ يَهدِي إلى الفُجُورِ وإنَّ الفُجورَ يهدِي إلى النَّارِ وما يزالُ العبدُ يَكْذِبُ وَيَتَحَرَّى الكَذِبَ حتى يُكْتَبَ عِنْدَ اللهِ كَذّابًا اﻫ

Manası: Doğru olun, şüphesiz ki doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete ulaştırır. Kişi doğru sözlü olmaya devam ettikçe Allâh indinde sıddîk olarak yazılır. Yalandan sakının! Şüphesiz ki, yalan fucûra götürür (yani yalan fucûra bir vesiledir, yani fucûra ulaştıran bir yoldur.) fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalan söylemeye devam ettikçe Allâh indinde yalancı olarak yazılır.….