Mevlid-i Şerif‘i Neden Kutluyoruz

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Allâh Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَقُولُواْ قَوۡلا سَدِيدا ٧٠ يُصۡلِحۡ لَكُمۡ أَعۡمَٰلَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدۡ فَازَ فَوۡزًا عَظِيمًا ٧١

Manası: Ey iman edenler! Allâh’tan korkun ve doğruyu söyleyin ki, Allâh sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allâh’a ve Rasûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. (El-Aḥzâb suresi; 70. ve 71. ayetler)

Muhterem Müslüman kardeşlerim; Peygamber efendimiz Muḥammed’in doğumu ile ilgili yeterince ne söyleyebiliriz? Ey Allâh’ın Rasûlü, ey yaratılmışların en üstünü, ey yüce peygamber, ey mükerrem habibimiz, ey ümmeti üzerinde fazilet sahibi olan! Sen buyurdun ki:

لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ مُسْتَجَابَةٌ فَتَعَجَّلَ كُلُّ نبِيٍّ دَعْوَتَه اﻫ

Manası: Her peygamberin kabul olunan bir duası vardır ve her peygamber o duayı etti. (İmam Muslim) …

İcma, Bidat-ı Hasene ve Efendimiz Muḥammed‘in ﷺ Doğumunu Kutlama

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Teâlâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:

﴿وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلۡهُدَىٰ وَيَتَّبِعۡ غَيۡرَ سَبِيلِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصۡلِهِۦ جَهَنَّمَۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا ١١٥

Manası: Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası varılacak kötü bir yerdir. (En-Nisâ’ suresi, 115. ayet)

Mü’min kardeşlerim, bu ayet-i kerime bize şunu bildiriyor: Her kim kurtuluşu istiyorsa mü’minlerin yolundan gitmeli, yani Müslümanların icmaına uymalıdır ve her kim Müslümanların icmaına karşı çıkarsa onun cezası cehennemdir ve o varılacak kötü bir yerdir.

Abdullâh bin Mesûd, Allâh Rasûlü’nün ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

مَا رَءَاهُ المسلِمونَ حسنًا فهُوَ عِنْدَ اللهِ حَسَنٌ، وما رءاهُ المسلِمُونَ قبيحًا فَهُوَ عِنْدَ اللهِ قَبِيح اهـ

Manası: Müslümanların güzel gördüğü şey – yani hakkında güzel olduğuna dair icmada bulundukları şey – Allâh nezdinde de güzeldir ve Müslümanların çirkin gördüğü şey Allâh nezdinde de çirkindir. (Hafız İbnu Hacer bu hadisin hasen olduğunu buyurmuştur) …

NEBİYY VE RASÛLLER

Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Allâh-u Teâlâ yüce Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿وَإِن تَعُدُّواْ نِعمَةَ ٱللَّهِ لَا تُحصُوهَا إِنَّ ٱللَّهَ لَغَفُور رَّحِيم ١٨﴾

En-Neḥl suresi, 18

Manası: Halbuki Allah’ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Muhakkak ki, Allâh insana sayamayacağımız birçok nimet vermiştir. İnsanı en güzel surette, düzgün ve dengeli bir şekilde takdir edip yaratmıştır.. Allâh, insanlara akıl vermiştir ki yaratıcısını bilsin. Ve kendisini ve bütün yaratıkları yoktan var eden Yaratıcının şeriki (ortağı), başlangıcı ve sonu olmadığını bilebilsin. İnsan aklı ile O’nun hayat, kudret, irade, işitme, görme, kelâm sıfatı ile vasıflandığını ve hiçbir şeye benzemediğini bilebilir. Insana akıl verilmiştir ki, Allâh’ın emirlerini öğrensin, O’na ibadet etsin ve Allâh’ın verdiği nimetlerin değerini bilip O’na şükretsin. İnsan zevkleri aldatıcı ve belaların bol olduğu bu dünyada hayatını sürmektedir. Ayrıca, Allâh-u Teâlâ insana şeytanı öyle bir yük olarak vermiştir ki, o şeytanın hedefi insanı hak yoldan (dinden) saptırıp ayartmaya çalışmasıdır. Hileleriyle zengini de fakiri de ayartmaya çalışır. Kalbine şüphe ve yasak olan şehvetler sokmaya çalışır, ta ki kalbine öldürücü hastalıklar işleyene kadar. Şeytan bununla insanın onu yoktan var eden Rabbine itiraz etmesini amaçlar. …

Komşu

Ey iman kardeşlerim, Allâh-u Teâlâ bu ayette yalnızca Allâh’a iman etmemizi ve O’na ortak koşmamamızı emrediyor. Ayrıca anne babaya, akrabalara ve yetimlere iyi davranmamızı ve yolda kalıp yolculuklarına devam edemeyenlere yardım etmemiz de emrediliyor.

Bu ayette komşulara iyi davranmamız da tavsiye ediliyor. Zikrettiğimiz ayette “yakın ve uzak komşularımıza” iyi davranmamız emrediliyor, yani evimize yakın ve uzak olan komşularımız veya akrabalık bakımından bizlere yakın veya uzak olan komşularımıza iyi davranmak emrediliyor.

Allâh’ın Rasûlü ﷺ komşularımıza iyi davranmamızı nasihat etmiştir. İmam Buhari ve İmam Muslim’in rivayet ettikleri bir Hadis-i Şerif’te şöyle geçmekte:

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ باللهِ واليَومِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ جَارَهُ

Manası: Allâh’a ve ahiret gününe iman eden, komşusuna iyi davransın.