AlMahduud TR

Die Nachrteise und Himmelfahrt 1444

Radhab 1444

İsrâ’ ve Miraç Mucizesi

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kadîr olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâhu Teâlâ El-İsrâ’ sûresinın 1. âyetinde şöyle buyuruyor:

﴿سُبحَٰنَ ٱلَّذِي أَسرَىٰ بِعَبدِهِۦ لَيلا مِّنَ ٱلمَسجِدِ ٱلحَرَامِ إِلَى ٱلمَسجِدِ ٱلأَقصَا ٱلَّذِي بَٰرَكنَا حَولَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِن ءَايَٰتِنَا إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلبَصِيرُ ١﴾

Bu âyet-i kerime, Rasûlullâh’ın, kendisine Allâh’ın kudretine delalet eden alametler gösterilsin diye geceleyin Mescid-i Harâm’dan etrafı mübarek kılınan Mescid-i Aksâ’ya götürüldüğünü bildiriyor.

Sevgili kardeşlerim, bu mübarek Receb ayında İsrâ’ ve Miraç olayı meydana gelmiştir. Bu olay, peygamberlerin sonuncusu efendimiz Muhammed’e ﷺ has kılınmış büyük bir mucizedir. Rasûlullâh’ınﷺ Mekke-i Mükerreme’den Mescid-i Aksâ’ya yapmış olduğu gece seferi ile yedi göğe çıkması ve geri dönmesi gecenin bir kısmında olmuştur. Allâh Rasûlü’nünﷺ bu esnada görmüş olduğu hayret verici olayları insanlara anlatması ve Mescid-i Aksâ hakkında onlara ayrıntısıyla bilgi vermesi onun davasının doğru ve hak olduğuna dair kati bir delildir. …

MUHKEM VE MUTEŞABİH ÂYETLER

Allâhu Teâlâ Âl İmrân sûresinin 7. ayetinde şöyle buyuruyor:

﴿هُوَ ٱلَّذِي أَنزَلَ عَلَيكَ ٱلكِتَٰبَ مِنهُ ءَايَٰت مُّحكَمَٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلكِتَٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَٰبِهَٰت فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم زَيغ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَٰبَهَ مِنهُ ٱبتِغَاءَ ٱلفِتنَةِ وَٱبتِغَاءَ تَأوِيلِهِۦۖ وَمَا يَعلَمُ تَأوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِي ٱلعِلمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلّ مِّن عِندِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّا أُوْلُواْ ٱلأَلبَٰبِ ٧﴾

Manası: Sana (ey Muhammed) Kur’ân’ı indiren O’dur (Allâh’tır). Onun bir kısmı, anlamları kesin olup kitabın temelini oluşturan âyetlerdir. Diğer kısmı da birden fazla anlamı olanlardır. Ama kalplerinde doğru inançtan sapmaya meyli olanlar, fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece birden fazla anlamı olanların ardına düşerler. Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allâh ve ilimde derinleşmiş olanlar bilir. Onlar derler ki: “Bizler Kur’ân’a inanıyoruz, -muhkem olsun, muteşâbih olsun- hepsi Allâh’tandır.” Bunlar da yanlızca kendileri uyarılabilen kavrayışlı insanlardır.

Seyyiduna Lukmân’dan Bazı Öğütler

Allâhu Teâlâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:

﴿يَٰبُنَيَّ إِنَّهَا إِن تَكُ مِثقَالَ حَبَّة مِّن خَردَل فَتَكُن فِي صَخرَةٍ أَو فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَو فِي ٱلأَرضِ يَأتِ بِهَا ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِير ١٦﴾

-Lukmân sûresi, 16. Ayet-

Bu ayet-i kerimeden anlaşılıyor ki: Seyyiduna Lukmân oğluna Allâh’ın her şeye kadir olduğunu, Allâh’ın herşeyi bildiğini ve O’ndan hiçbir şeyin gizli kalmayacağını bildiriyor. Kul ahirette bir hardal tanesi ağırlığında olsa bile yaptığı her amelin karşılığını görecektir. …

EŞARİLER VE MATURİDİLER

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâh’a karşı takvalı olun. Sizlere Rasûlullâh’ın ve mü’minlerin yoluna sımsıkı sarılmanızı tavsiye ederim. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الهُدَى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّى وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ وَسَآءَتْ مَصِيرًا﴾

Manası: Kim kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygambere karşı çıkar ve mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, kötü bir yer olan cehennemde sonsuz olarak azap görür. (En-Nisâ’ suresi, 115. ayet)

İmam Tirmizi’nin ve başkalarının rivayetine göre Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:

عَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ وَإِيَّاكُمْ وَالفُرْقَةَ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ معَ الوَاحِدِ وَهُوَ مِنَ الاثنَيْنِ أَبْعَدُ فَمَنْ أَرَادَ بُحْبُوحَةَ الجنَّةِ فَلْيَلْزَمِ الْجَمَاعَةَ اﻫ

Manası: Cemaate bağlı kalın, ayrılıktan da sakının. Zira şeytan tek kişi ile beraberdir; iki kişiden ise daha uzaktır. Cennetin ortasını isteyen, cemaate bağlı kalsın.