ALLÂH-U TEÂLÂ’YI CİSİM OLMAKTAN VE YARATIKLARIN DİĞER SIFATLARINDAN TENZİH ETMEK
Peygamberimiz ﷺ bu ilimde, yani Allâh ve sıfatları hakkındaki ilimde en bilgili olmakla kendini methetmiştir; zira bu ilim, ilimlerin en celîli, en yücesi, en gerekli ve en evlâ olanıdır. Allâh-u Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’deki şu kavli de buna işaret etmektedir. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
﴿فَٱعۡلَمۡ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۗ﴾
Manası: Bil ki Allâh’tan başka İlâh yoktur ve kendin ve erkek ve kadın mü’minler için istiğfâr et. (Muḥammed suresi, 19. ayet)
Allâh-u Subḥânehû ve Teâlâ bu ayet-i kerîmede tevḥîdi bilmeyi istiğfâr etmekten önde tutmaktadır; çünkü tevḥîd, usûl (akaid ilmi) ve istiğfar ise furû’ (fıkıh ilmi) ile alakalıdır. İşte bundan dolayıdır ki, İmam Ebu Hanife El-Fıkhul-Ebsat adlı kitabında “Bil ki, dindeki fıkıh, ahkâmdaki fıkıhtan daha üstündür.” buyurmuştur. İmam Ebu Hanife’nin “dindeki fıkıh”tan muradı; usûl ilmi, akîde ilmi ve tevhîd ilmidir. …
Allâh’ın Sevgili Kulları
Allâh’u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:
﴿وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَأُوْلَٰٓئِكَ مَعَ ٱلَّذِينَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّۧنَ وَٱلصِّدِّيقِينَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَٱلصَّٰلِحِينَۚ وَحَسُنَ أُوْلَٰٓئِكَ رَفِيقا ٦٩﴾
(En-Nisâ‘ suresi, 69. ayet)
Anlamı: Kim Allâh’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.
Ne mutlu Allâh’ın sevgili kulu olabilene, ne mutlu Allâh’ın sevgili kullarına tabi olanlara ve ne mutlu Allâh’ın bu ayetin çerçevesine girenlere.
Allâh’u Teâlâ Kur’ân-i Kerîm’de şöyle buyurmuştur;
﴿أَلَآ إِنَّ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٦٢ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ ٦٣ لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِۚ ﴾
(Yûnus suresi, 62.-64. ayet) …
Amellerin en Efdalı Allâh’a ve Rasûlüne İman Etmektir
Ey Allâh’ın kulları, Allâh-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
﴿يَٰأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَكُونُواْ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ﴾
Manası: Ey iman edenler! Allâh’a karşı takvalı olun ve sadık kimselerle beraber olun. (Et-Tevbeh suresi, 119. ayet)
Sizlere ve kendime takvalı olmayı nasihat ederim. Allâh’a karşı takvalı olun. Allâh’ın emirlerini yerine getirin ve haramlardan sakının. Bilin ki, takvanın aslı Allâh’ı ve Rasûlünü doğru bir şekilde bilmek ve Allâh ve Rasûlüne iman etmektir. Bu bütün farzların ilki, aslı, en önemlisi ve en efdalıdir. İmam el-Buhari, peygamber efendimizin ﷺ en iyi amel hakkında sorulduğunda şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ اهـ
Manası: Allâh’a ve Rasûlüne iman etmek. …
Rasûlullâh’ınﷺ Bazı Mucizeleri (2. Bölüm)
Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.
Allâh-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
﴿وَإِسۡمَٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطاۚ وَكُلّا فَضَّلۡنَا عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ﴾
Bu Âyet-i Kerîme’den, Allâh’ın peygamberleri diğer yaratılmışlardan üstün kıldığı anlaşılmaktadır. (El-En’âm suresi, 86. ayet)
Değerli kardeşlerim; Allâh peygamberleri göndermiştir, onları yaratılmışların en üstünü olarak ve onları – getirdiklerinde sadık olduklarına dair delil olarak – mucizeler ile desteklemiştir.
Geçen hafta, peygamber efendimizin bazı mucizeleri hakkında konuşmuştuk. Müslüman, peygamber efendimize hasıl olan mucizelerden bir mucizeyi duyduğunda, ona olan bağlılığı pekişir. Nitekim peygamber efendimiz bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyurmuştur:
لَا يَشْبَعُ مُؤْمِنٌ مِنْ خَيْرٍ يَسْمَعُهُ حَتَّى يَكُونَ مُنْتَهَاهُ الجَنَّة
Manası: (Kâmil) mü‘min, hayrı duymaktan doymaz, ta ki sonu cennet olana kadar. …
