Category Archives: Cuma Hutbeleri

Cennet Ehlinin Dili

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿كِتَٰب فُصِّلَت ءَايَٰتُهُۥ قُرءَانًا عَرَبِيّا لِّقَوم يَعلَمُونَ ٣﴾

Manası: Gerçeği düşünüp gören ve Bilen bir kavim için, ayetleri çeşitli biçimlerde, birer birer ’fasıllar bölümler ve belgeler halinde açıklanmış’ Arapça Kur’an ve her konuda başvurulup okunan Kitap olarak gelmiştir. (Fussilet 3)

Değerli kardeşlerim; Allâh-u Teâlâ peygamber efendimizi ﷺ son peygamber ve en üstün peygamber kılmıştır. Şeriatı son şeriat ve ona indirmiş olduğu Kur’ân-ı Kerîm de son semavi kitaptır. Ve onu da dillerin en üstünü, en faziletlisi, en zengini ve en kolayı olan Arapça dilinde indirmiştir.

Allâh Rasûlü Arapça lugatının ehemmiyetini, faziletini ve yüceliğini bildirmek için şöyle buyurmuştur:

أَحِبُّوا العَرَبَ لِثَلاثٍ لِأَنِّي عَرَبِيٌّ والقُرْءَانَ عَرَبِيٌّ وكلامَ أَهْلِ الجنةِ عَرَبِيٌّ

Manası: Arapları üç hasletten dolayı sevin: Ben arabım, Kur’ân Arapçadır ve cennet ehlinin dili Arapçadır.

Arapça dili, dillerin en genişi, en şereflisi, en efdali ve en kâmilidir. Akıl sahibi olan insan bilir, kişinin Arapça dilinde ve onun ilminde güçlü olması halinde, bunun Kur’ân tefsiri ve peygamber efendimizin hadislerinin anlaşılması için çok önemli anahtarlardan bir anahtar olduğunu bilir.

En yüce ve değerli ilimlerden birisi olan tefsir ilmini ve diğer Kur’an ilimlerini, hadis-i şerif tefsirini, fıkıh usulu ilmini alınız. Bu Kur’an ilimlerini okuyan ve okutanlar nahiv, sarf, belağat, arap dili fıkhını almaları gerekir. Tıpkı insan hayatının kalbe ve beyne olan ihtiyacı gibi bu ilimleri alan kimse bunlara muhtaçtır. Bu durum tevhid ilmi, fıkıh ve fırkalardan bahseden ilim hakkında da aynıdır. Mutezilenin, mücessimenin, hulul akidesine inananların ortaya atmış olduğu kafa karıştırıcı şeylerin çoğu onların arapçanın kurallarına ve hükümlerine ve manalarına olan cahilliklerinden kaynaklanmaktadır. Tarih bize bunların çoğunu zikretmiştir. Büyük alimler o zamanda büyük çaba ortaya koymuşlar, konuların tahkiki için kalemlerini ortaya koymuşlar ve sağlam reddiyeler hazırlamışlardır ve o kafa karıştırıcı şeylerin karanlıklarını parıldayan   delillerle ve burhanlarla arapçanın ilimlerinden ilmi bir pay edinerek birbirinden ayırt etmişlerdir.

Continue reading Cennet Ehlinin Dili

ALKOL VE UYUŞTURUCU KULLANIMINDAN VE DÖVME YAPTIRMAKTAN SAKINDIRMA

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Allâh-u Teâlâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:

﴿وَٱتَّقُواْ يَوما تُرجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفس مَّا كَسَبَت وَهُم لَا يُظلَمُونَ ٢٨١﴾

Manası: Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allâh’a hesap vereceksiniz. Sonra da herkese hak ettiği eksiksiz verilecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır. (El-Bakarah suresi, 281. ayet)

Continue reading ALKOL VE UYUŞTURUCU KULLANIMINDAN VE DÖVME YAPTIRMAKTAN SAKINDIRMA

Efendimiz Îaleyhisselâm’ın Doğumu

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Allâh-u Teâlâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:

﴿إِذ قَالَتِ ٱلمَلَٰئِكَةُ يَٰمَريَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَة مِّنهُ ٱسمُهُ ٱلمَسِيحُ عِيسَى ٱبنُ مَريَمَ وَجِيها فِي ٱلدُّنيَا وَٱلأخِرَةِ وَمِنَ ٱلمُقَرَّبِينَ ٤٥ ﴾

Bu ayet-i kerimelerde meleğin efendimiz Îsâ’nın annesi olan Meryem’e -mealen- şöyle dediği bildiriliyor: “Ey Meryem! Allâh seni bir oğul ile müjdeliyor. İsmi, Meryem’in oğlu Îsâ El-Mesîḥ’dir. Dünyada da ahirette de şanı yücedir ve Allâhın sevdiği kullarındandır.” (Âl-i İmrân suresi, 45. ayet)

Mü’min kardeşlerim; bugün Ulul Azm’dan olan yüce peygamber Îaleyhisselâm hakkında konuşacak olmamız bizlere mutluluk veriyor.

Sevgili kardeşlerim; Efendimiz Îaleyhisselâm’ın annesi, Meryem aleyhesselâm’dır. Melek ona, Allâh’ın onu kadınlar arasında seçkin kılıp alçaklıklardan ve rezaletlerden koruduğunu bildirmiştir.

Continue reading Efendimiz Îaleyhisselâm’ın Doğumu

Vermiş Olduğu Nimetlerden Dolayı Allâh’a Çokça Şükretmek

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Allâh-u Teâlâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:

﴿وَقَلِيل مِّن عِبَادِيَ ٱلشَّكُورُ ١٣﴾

Manası:  Kullarımdan takva sahibi olanlar pek azdır.(Sebe’ 13)

Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur:

الناسُ كَإِبِلٍ مائةٍ لَا تَكَادُ تَجِدُ فِيهَا رَاحِلَةً

Manası: İnsanlar yüz deveye benzer; içlerinde neredeyse bir tane binek devesi bulamazsın! (İmam Müslim)

İnsanların durumlarına, ülkelerin farklılığına, ümmetlerin ve halkların çeşitliliğine bakan kimse insanların hepsinin eşit olmadığını görür. İnsanların çeşitli hobileri, farklı görüşleri ve farklı yolları vardır. Her toplumun kendine ait adetleri ve görenekleri vardır. Bu insanlardan pek azı kendilerine birçok nimetleri bahşeden Allâh’a hakkıyla şükrederler. Bilakis insanların çoğu şükrün hakikatını, kendilerine bu şükürden hangisinin Rablerine karşı yapmalarının farz olduğunu bilmezler. Allâh’ın kendisini hakka muvaffak kıldığı ve kalbini hidayetle aydınlattığı kimsenin alemlerin Rabbi’ne şükretmesi önemlidir.

Continue reading Vermiş Olduğu Nimetlerden Dolayı Allâh’a Çokça Şükretmek