ANNE İLE BABAYA İYİ DAVRANMAYA TEŞVİK VE UKÛK’TAN UYARI

Hamd Allâh’adır. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekanı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muhammed ﷺ O’nun rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muhammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye kadîr olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿وَقَضَى رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلّآ إِيَّاهُ وبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسانًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الكِبَرَ أَحَدُهُما أَوْ كِلاهُما فَلا تَقُل لَّهُمَا أُفٍّ وَلا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَولًا كَريمًا (23) وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا 24﴾

Manası: Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anne ve babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet et ve “Rabbim! Küçüklüğümde onlar bana nasıl merhamet etmişlerse, şimdi de Sen onlara rahmet et!” diyerek dua et. (El-İsrâ‘ suresi, 23. ve 24. ayetler)

﴿وقضَى ربُّكَ أَلّا تُعبُدوا إِلّا إِيَّاه: yani Allâhu Subhânehu ve Teâlâ kullarına kesin bir şekilde Kendisinden bir başkasına ibadet etmemeyi emrediyor.

﴿وَبِالوالدَيْنِ إِحْسَانًا: yani Allâh, anne ve babaya ihsanda bulunmayı emrediyor ve ihsandan maksat iyilik ve hürmette bulunmaktır. İmam Muslim, Abdullâh bin Mes’ûd’un bir seferinde Rasûlullâh‘a ﷺ “Allâh ve rasulüne iman etmekten sonra hangi amel en faziletli ameldir?” diye sorduğunu rivayet eder. Rasûlullâh ﷺ mealen şöyle cevap vermiştir: “Vaktinde kılınan namaz.” Abdullâh bin Mes’ûd devam sormuştur: “Ondan sonra?” Rasûlullâh ﷺ mealen: “Anne ve babaya iyi davranmak.” diye cevap vermiştir.

Ayrıca İmam Muslim peygamber efendimizin ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

رَغِمَ أَنْفُ مَنْ أَدْرَكَ أَبَوَيْهِ عِنْدَ الكِبَرِ أَحَدَهُما أَوْ كِلَيْهِمَا فَلَمْ يَدْخُلِ الجنَّة اﻫ

Manası: Anne ve babaya yaşlılık ve zayıflıklarında hizmet ederek, nafaka vererek vs. iyi davranmak cennete girmek ve ahirette kazançlı olmak için bir sebeptir ve bunda geri kalmak büyük bir kayıptır.

İmam Hâkim ve başkaları Rasûlullâh‘ın ﷺ şöyle buyurduğunu da rivayet etmiştir:

رِضَا اللهِ في رِضَا الوَالِدَيْنِ وسَخَطُهُ في سَخَطِهِمَا اﻫ

Manası: Anne ile babanın rızasını kazanan Allâh’ın rızasını kazanmıştır ve onları incitenin üzerine Allâh’ın gazabı vardır.

Anne-babaya iyi davranmak hem dünyada hem de ahirette büyük bir kazanç, anne ve babaya ukûk etmek ise İmam Buharî ve Muslim’in rivayet etmiş oldukları gibi en büyük günahlardandır. İmam Beyhaki Rasûlullâh’ın ﷺ mealen şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Üç grup insan cennete (eğer Allâh onları affetmez ise ilk girenlerle) giremez“ bu üç gruptan birisi olarak “Anne ve babaya ukûk edenleri“ saymıştır.

Ukûk ise değerli Müslümanlar, bazı âlimlerin zikrettikleri gibi anne ve babaya veya ikisinden birine sövmek ve benzerî eylemlerle örf ve âdete göre hafif olmayan bir incitmedir. Hatta bazı âlimler bilhassa anne ve babanın emri eğer haram içermezse ve çocuk itaat etmemesi ile anne ve babasını üzecek olursa çocuğa anne-babaya itaat etmenin farz olduğunu zikretmektedirler.

Şayet çocuğun anne ve babanın emrini terketmesi ile anne ve baba üzülmeyecekler ise o zaman çocuğa onlara itaat etmesi farz değildir. Şayet onlar çocuğundan odayı toplamak, tabakları yıkamak, yemek ısıtmak, çay yapmak ve buna benzer mübah olan bir şeyi yapmasını isterse ve çocuk itaat etmezse ve eğer bununla da anne ve baba gamlanırlarsa çocuk günaha düşer. Fakat anne veya baba üzülmeyeceklerse çocuk bu işlerden birini sadece yapmaması ile günaha düşmez. Lakin günah olmayan amelde anne-babaya itaat etmek anne ve babaya iyi davranmanın güzelliklerindendir. Hatta anne ve babaya iyilik etmek bir çok nafilelerden önce gelir.

Anne ve babaya iyilik etme kapısı geniştir. Onlara karşı mütevazı olmak, onlar için dua etmek buna dahildir. Allâhu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا

Manası: Onlara merhamet et ve “Rabbim! Küçüklüğümde onlar bana merhamet etmişlerdi, Sen de onlara rahmet et!” diyerek dua et. (El-İsrâ‘ suresi, 24. ayet) yani onlara karşı mütevazı ve saygılı ol! Onlara merhamet et ve sen onlara muhtaç iken onlar sana merhamet etmişlerdi sen de onlar için “Allâh‘ım onlara merhamet et!” diye dua et!

Anne ve babayı rahatsız edecek hususları bırakmak onlara iyi davranmaktan sayılır. İbn Abbâs radıyallâhu anhu şöyle demiştir: “Tozu anne ve babaya gelecek şekilde elbiseni silkme!” Sahabelerden olan Urveh radıyallâhu anhu şöyle demiştir: “Anne ve babanın sevdiği amelleri yapmaktan uzak kalma!” Onlara hizmet etmek, maddî yönden yardımcı olmak, onları ziyaret etmek hatta onların sevdiklerini ziyaret etmek güzel amellerdendir.

Babanın vefatından sonra bile şahıs babanın sevdiği kişileri ziyaret etmesi ile sevap kazanır. Rasûlullâh‘ın şöyle söylediği varit olmuştur:

إِنَّ مِنْ أَبَرِّ البِرِّ أَنْ يَبَرَّ الرّجُلُ أَهْلَ وُدِّ أَبيهِ بعدَ أَنْ يُوَلِّىَ اﻫ

Manası: En güzel güzelliklerden kişinin babasının ölümünden sonra onun sevdiği kişileri ziyaret etmesidir.

Değerli Müslümanlar, İslam dini anne ve babaya yumuşak bir şekilde muhatap olmayı emretmiş ve onlara eziyet etmeyi yasaklamıştır. Kişinin anne-babaya “öf” demek gibi öfke ifade eden sözleri söylemeye ruhsatı yoktur. Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿فَلا تَقُل لَّهُمَا أُفٍّ وَلا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَولًا كَريمًا 23﴾

Manası: Sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.

Eğer anne ve baba çocuktan bir şey istediklerinde çocuğun onlara öfklenerek “öf” demek ukuk ise o zaman bundan daha fazlası nasıldır?! Onlara söven veya onları döven kişinin hâli nedir? Allâh bizi korusun!

Ukuk edene veyl olsun! İmam Hâkim “Müstedrak“ adlı eserinde Rasûlullâh’ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:

كُلُّ الذُّنوبِ يُؤَخِّرُ اللهُ مِنْهَا مَا شَاءَ إلَى يَوْمِ القِيامَةِ إِلا عُقُوقَ الوَالِدَيْنِ فَإِنَّهُ يُعَجَّلُ لِصَاحِبِهِ اﻫ

Manası: Allâh dilediği günahların azabını ahirete ertelemiştir, anne ve babaya ukuk edeni ise dünyada azaplandırır.

Müslüman kardeşlerim, anne ve babaya ukuk etmekten uyarılmış olun! Onlara iyi davranın, çünkü bunda hem dünyada hem de ahirette kazanç ve kurtuluş vardır. Bunda hem dünyada hem de ahirette bereket vardır. Bu amel rızık ve hususların kolaylaştırılmasının, ecir kazanmanın ve yüksek derecelere ulaşmanın sebebidir.

Allâh’ım! Senden anne ve babaya iyi davrananlardan, onlara ihsan edenlerden olmayı niyaz ederiz.

Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.

 

İkinci Hutbe:

Hamd Allâh’adır. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muhammed’eﷺ ve diğer peygamberlere olsun. Allâh müminlerin vâlidelerinden, âl’den ve raşit halifeler Ebûbekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Hanîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Ahmet ve sâlih evliyalardan razı olsun.

Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Şunu da bilin ki Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ salât ve selâm getirmek ile emretmiştir.

اللهُمَّ صَلِّ على سيّدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سَيِّدِنا محمدٍ كما صلَّيتَ على سيدِنا إبراهيمَ وعلى ءالِ سيِّدِنا إبراهيمَ وبَارِكْ عَلَى سيدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سيدِنا محمدٍ كمَا باركتَ على سيدِنا إبراهيمَ وعلَى ءالِ سيدِنا إبراهيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مجيدٌ

Allâhu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ 1 يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ 2﴾

Manası: “Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. (1) Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir! (2) (el-Hacc, 1. ve 2. ayet)

Dua:

Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul et. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmin.

Allâh’ın kulları! Allâh şüphesiz adaleti, ihsanı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir. Farzları eda edin ve günahlardan kaçının! Allâh’tan mağfiret dileyin ve O’na tevekkül edin! Müttaki olun, Allâh üzüntünüzü ve sıkıntınızı kaldırır. Kamet getir!