Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.
Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.
Değerli kardeşlerim; son hutbede din ilmi ve alimlerin faziletinden bahsetmiştik. Allâh’ın izniyle bugün din ilmini öğrenme ve bunun nasıl olacağı hakkında konuşacağız. Allâh Kur’ân-ı Kerîm’de, peygamberine din ilmi hariç hiçbir şey için artmasını talep etmesini emretmiyor. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
﴿وَقُل رَّبِّ زِدنِي عِلما﴾
Manası: De ki (ey Muḥammed) Rabb’im, ilmimi arttır. (Tâhâ suresi, 114. ayet)
Allâh-u Teâlâ Başka bir ayette ise şöyle buyuruyor:
﴿وَمَا كَانَ ٱلمُؤمِنُونَ لِيَنفِرُواْ كَافَّة فَلَولَا نَفَرَ مِن كُلِّ فِرقَة مِّنهُم طَائِفَة لِّيَتَفَقَّهُواْ فِي ٱلدِّينِ وَلِيُنذِرُواْ قَومَهُم إِذَا رَجَعُواْ إِلَيهِم لَعَلَّهُم يَحذَرُونَ﴾
Bu ayetten Müslümanlar arasında iki fırkanın olduğu, bir fırkanın, Müslümanları koruduğu diğerinin ise Müslümanlar arasında ilmi yaydığı anlaşılır. (Et-Tevbeh suresi, 122. ayet)
Müslümanlar arasında itikat ilmini ve şer-i hükümleri yaynlar ise, alimlerdir.
Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:
مَنْ خرجَ في طلبِ العِلْمِ فهو في سبيلِ اللهِ حتَّى يرجِع اﻫ
Manası: Din ilmi öğrenmek için evden çıkan, geri dönene kadar Allâh yolundadır. (Tirmizi)