All posts by mrivwp

RAMADÂN BAYRAMI HUTBESİ 1438 H. – 2017 R.

Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekberu Kebîrâ, ve l’Ḥamdulillâhi Keṡîrâ, ve Subḥânallâhi Bukraten ve Esîlâ, Lâ İlâhe İllallâhu ve Lâ Ne’budu İllâ İyyâhu Muhlisîne Lehu’d Dîne velev Kerihe l’Kâfirûn. Lâ İlâhe İllallâhu Veḥdehû Sadeka Ve’dehû ve Nesara Abdehû ve Hezeme l-Eḥzâbe Veḥdeh.

Ḥamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun. Allâh, mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamlar Ebu Hanife, Malik, Eş-Şafii ile Ahmet ve evliyalardan ve sâlihlerden razı olsun.

Mü’min kardeşlerim; sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. O’nun emrettiklerini yerine getirin ve nehyettiklerinden sakının! Sonra bilin ki bugün yüce ve güzel bir gündür. Rasûlullâh ﷺ bayram günü hakkında şöyle buyurmuştur:

لِكُلِّ قَوْمٍ عِيدٌ وَهذَا عيدُنا اﻫ

Manası: Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. (İmam Buhari ve başkaları)

Bayram, neşe ve mutluluk mevsimidir. Mü’minlerin bu dünyadaki neşe ve mutluluğu, Allâh rızasını umdukları taatlerde başarılı olmaktır. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿قُلْ بِفَضْلِ اللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِ فَبِذَلِكَ فَلْيَفْرَحُوا هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ﴾

Manası: De ki: ”Bunlar, Allâh’ın bol nimeti ve rahmetiyledir.” Buna sevinsinler. Bu, onların topladıklarından daha hayırlıdır. (Yûnus suresi, 58. ayet)

Continue reading RAMADÂN BAYRAMI HUTBESİ 1438 H. – 2017 R. →

Zekât

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kadîr olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿وَمَا أُمِرُوا إِلاَّ لِيَعْبُدُوا اللهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاءَ وَيُقِيمُوا الصَّلاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ﴾

Bu âyet-i kerîmeden anlaşıldığı üzere bizlere; Allâh’a ihlâsla ibadet etmek, bütün Peygamberlere inanmak, batıl dinlerden yüz çevirmek, namaz kılmak ve zekât vermek emredilmiştir. (El-Beyyineh suresi, 5. ayet)

Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:

مَا مِنْ صَاحِبِ ذَهَبٍ وَلَا فِضَّةٍ لا يُؤَدِّي مِنْهَا حَقَّهَا إِلَّا إِذَا كانَ يَومُ القِيامَةِ صُفِّحَتْ لَهُ صَفَائِحُ مِنْ نَارٍ فَأُحْمِيَ عليهَا في نَارِ جَهَنَّمَ فَيُكْوَى بِهَا جَنْبُهُ وجَبِينُهُ وَظَهْرُهُ كُلَّمَا بَرَدَتْ أُعيدَتْ لَهُ في يَومٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمسينَ ألفَ سنَةٍ حتَّى يُقْضَى بينَ العِبادِ فَيَرَى سَبِيلَهُ إِمَّا إلَى الجنّةِ وإِمَّا إلَى النَّارِ

Manası: Altın ve gümüş sahibi olup ta bunların zekâtını vermeyene, kıyamet gününde cehennem ateşinde ısıtılan, ateşten safihalar (plakalar) hazırlanır ve bunlarla yanları, alnı ve sırtı yakılır. O safihalar soğudukça tekrar ısıtılır. Bütün bunlar 50000 sene kadar süren günde (kıyamet gününde) gerçekleşir ta ki kulların hesaba çekilmesi sona erene kadar. Sonra kişi gideceği yolu görür – ya cennete ya da cehenneme.

Continue reading Zekât →

ALLÂH-U TEÂLÂ’YI CİSİM OLMAKTAN VE YARATIKLARIN DİĞER SIFATLARINDAN TENZİH ETMEK

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı, peygamberlerin inancı üzerinde ve peygamber efendimiz Muḥammed’in ﷺ yolunda sebat etmeyi tavsiye ederim. Sevgili peygamberimiz – Rabbimin salât ve selâmı onun üzerine olsun – bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

وَاللهِ إِنِّي لأَعْلَمُكُمْ بِاللهِ عَزَّ وَجَلَّ وَأَخْشاكُمْ لَهُ اهـ

Manası: Vallâhi ben, aranızda Allâh’ı en çok bileniniz ve O’ndan en çok korkanınızım. (İmam Ahmed “Musned”inde)

Peygamberimiz ﷺ bu ilimde, yani Allâh ve sıfatları hakkındaki ilimde en bilgili olmakla kendini methetmiştir; zira bu ilim, ilimlerin en celîli, en yücesi, en gerekli ve en evlâ olanıdır. Allâh-u Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’deki şu kavli de buna işaret etmektedir. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿فَاعْلَمْ أَنَّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ﴾

Manası: Bil ki Allâh’tan başka İlâh yoktur ve kendin ve erkek ve kadın mü’minler için istiğfâr et. (Muḥammed suresi, 19. ayet)

Allâh-u Subḥânehû ve Teâlâ bu ayet-i kerîmede tevḥîdi bilmeyi istiğfâr etmekten önde tutmaktadır; çünkü tevḥîd, usûl (akaid ilmi) ve istiğfar ise furû’ (fıkıh ilmi) ile alakalıdır. İşte bundan dolayıdır ki, İmam Ebu Hanife El-Fıkhul-Ebsat adlı kitabında “Bil ki, dindeki fıkıh, ahkâmdaki fıkıhtan daha üstündür.” buyurmuştur. İmam Ebu Hanife’nin “dindeki fıkıh”tan muradı; usûl ilmi, akîde ilmi ve tevhîd ilmidir.

Continue reading ALLÂH-U TEÂLÂ’YI CİSİM OLMAKTAN VE YARATIKLARIN DİĞER SIFATLARINDAN TENZİH ETMEK →

MÜ’MİN RAMADÂN GÜNLERİNİ NASIL GEÇİRMESİ GEREKİR

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. O’na karşı takvalı olun ve O’ndan hakkıyla korkun.

Allâh-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:

﴿أَمَّنۡ هُوَ قَٰنِتٌ ءَانَآءَ ٱللَّيۡلِ سَاجِدا وَقَآئِما يَحۡذَرُ ٱلۡأٓخِرَةَ وَيَرۡجُواْ رَحۡمَةَ رَبِّهِۦۗ قُلۡ هَلۡ يَسۡتَوِي ٱلَّذِينَ يَعۡلَمُونَ وَٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَۗ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ﴾

(Ez-Zumer; 9. ayet)

Bu ayetten, bilenler ile bilmeyenlerin bir olmadığı anlaşılmaktadır.

Allâh’ın kulları, muhakkak ki yeniden Ramadân ayına kavuştuk. Bu ay; tövbe, zühüt, nefsi kırma, ruhu temizleme, Kur’ân-ı Kerîm‘i okuma, gece namazı kılma ve hayırları çoğaltma ayıdır. Ey Allâh’ın kulu, günlerini ve nefeslerini Allâh’a ibadet etmekte kullan. Muhakkak ki her kim boş vaktini faydalı olan şeylerle doldurmazsa, faydalı olmayan şeylerle meşgul olur. Continue reading MÜ’MİN RAMADÂN GÜNLERİNİ NASIL GEÇİRMESİ GEREKİR →