All posts by mrivwp

Allâh’a sövmekten uyarı

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları; nefsime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum. İnsanlara verilen nimetleri zikreden şu Ayet-i Kerîme’yi de zikrediyorum:

Allâh-u Teâlâ şöyle Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿أَلَم نَجعَل لَّهُۥ عَينَينِ ٨ وَلِسَانا وَشَفَتَينِ ٩﴾

Manası: Allâh insana iki göz, bir dil ve iki dudak vermiştir. (El-Beled suresi, 8. ve 9. ayetler)

Allâh-u Teâlâ insanlara görülebilecek şeyleri görmesi için iki göz verdi. İçinde tuttuğu şeyleri zikretmesi için, konuşmak için bir dil verdi. Ve ona ağzını örten iki dudak verdi. Bu iki dudak konuşma, yeme, içme ve üflemede yardımcı olur. Allâh-u Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿وَهَدَينَٰهُ ٱلنَّجدَينِ ١٠﴾

Bu ayette bildirildiğine göre iki yol vardır. Biri cennete, diğeri ise cehennme ulaştırır.

Continue reading Allâh’a sövmekten uyarı →

Mirâc Mucizesi

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Müslüman kardeşlerim; henüz İsrâ’ ve Mirâc’ın gerçekleştiği receb ayında bulunmaktayız. Geçen haftaki hutbemizde Peygamber Efendimizin ﷺ Beyt-i Makdis’e olan gece yolculuğu ve bu yolculuğu esnasında görmüş olduğu bazı hâdiseler hakkında konuşmuştuk. Son hutbemizde Efendimizin ﷺ gece yolculuğu hakkında yüce Kur’ân-ı Kerîm’de açık nass mevcut olduğunu ve bundan dolayı Efendimizin ﷺ Beyt-i Makdis’e olan gece yolculuğunu inkâr eden insanın Kur’ân’ı yalanladığını da bildirmiştik. Mirâc mucizesi hakkında ise Kur’ân’da açık bir nass bulunmamaktadır, lakin bu konu hakkında açık olmasa da neredeyse açık nass varit olmuştur. Allâh-u Tebêrake ve Teâlâ yüce Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:

﴿مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى 11 أَفَتُمَارُونَهُ عَلَى مَا يَرَى 12 وَلَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَى 13 عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى 14﴾

Manası: Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı. Ey inkârcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız? Andolsun ki, Cebrail’i, bir başka inişte daha Sidretul-Muntehâ’nın yanında görmüştü. (en-Necm suresi, 11.-14. ayetler)

Böylece âlimler, şeriatta varit olduğundan cahil olan insanın Mirâc’ı inkâr etmesi ile kâfir olmadığını ama günah işlediğini söylemişlerdir, çünkü Efendimizin ﷺ gece yolculuğunun aksine Mirâc hakkında Kur’ân’da açık nass bulunmamaktadır. Şüphesiz ki İslam’a inat etmek kastıyla Mirâc’ı inkâr eden kişi Müslüman değildir. Allâh’ın şeriatını ve hükümlerini yalanlamaktan sakınınız!

Continue reading Mirâc Mucizesi →

İsrâ‘ Mucizesi

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâh’tan hakkıyla korkun ve ancak Müslüman olarak ölün. Bilin ki! Allâh, takva sahibi olan kullarına yardım eder. Müslüman kardeşlerim; bize yüce bir münasebet yaklaştı, o da İsrâ’ ve Miraç gecesidir. İnşâ’allâh kelâmımız bugün İsrâ’ mucizesi hakkında olacaktır.

Allâh-u Teâlâ yüce Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:

﴿سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ﴾

Manası: Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muḥammed‘i) Mescid-i Ḥarâm’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allâh noksan sıfatlardan münezzehtir; O, herşeyi işiten ve görendir. (El-İsrâ‘ sûresi, 1. ayet)

Müslüman kardeşlerim! İsrâ‘, Kur’ân, Sünnet ve Müslümanların icmaı ile sabittir ve bundan dolayı İsrâ‘ mucizesine iman etmek farzdır. Peygamber Efendimizin ﷺ Mescid-i Ḥarâm’dan Mescid-i Aksâ‘ya gece yolculuğu, Efendimiz uyanık iken hem ruhen hem de bedenen gerçekleşmiştir. Bunu yaratmak, Allâh için zor bir şey değildir, şüphesiz O Tebârake ve Teâlâ her şeye kâdirdir. Bundan dolayı âlimler: „İsrâ‘ mucizesini inkâr eden kişi, Kur‘ân’ı yalanlamıştır ve Kur‘ân’ı yalanlayan kişi, Müslümanlardan değildir.“ demişlerdir.

Continue reading İsrâ‘ Mucizesi →

EŞARİLER VE MATURİDİLER YALAN VE BİR NİSAN ŞAKASI YALANINDAN UYARI

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatte bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâh’a karşı takvalı olun. Sizlere Rasûlullâh’ın ve mü’minlerin yoluna sımsıkı sarılmanızı tavsiye ederim. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الهُدَى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّى وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ وَسَآءَتْ مَصِيرًا﴾

Manası: Kim kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygambere karşı çıkar ve mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, kötü bir yer olan cehennemde sonsuz olarak azap görür. (En-Nisâ’ suresi, 115. ayet)

İmam Tirmizi’nin ve başkalarının rivayetine göre Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:

عَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ وَإِيَّاكُمْ وَالفُرْقَةَ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ معَ الوَاحِدِ وَهُوَ مِنَ الاثنَيْنِ أَبْعَدُ فَمَنْ أَرَادَ بُحْبُوحَةَ الجنَّةِ فَلْيَلْزَمِ الْجَمَاعَةَ اﻫ

Manası: Cemaate bağlı kalın, ayrılıktan da sakının. Zira şeytan tek kişi ile beraberdir; iki kişiden ise daha uzaktır. Cennetin ortasını isteyen, cemaate bağlı kalsın.

Yine Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:

وَإِنَّ هذهِ الْمِلَّةَ سَتَفْتَرِقُ عَلَى ثَلاثٍ وَسَبْعِينَ فِرْقَةً ثِنْتَانِ وَسَبْعُونَ فِي النّارِ ووَاحِدَةٌ فِي الجنَّةِ وَهِىَ الجمَاعَةُ اﻫ

Manası: Bu ümmet, yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan yetmiş ikisi cehennemde ve biri cennette olacaktır. O da cemaat’tir.

Cemaat’in manası, sevad-ı azam, yani ümmetin çoğunluğudur; zira başka bir rivayette sevad-ı azamdan hariç hepsinin cehennemde olacakları bildirilmektedir.

Continue reading EŞARİLER VE MATURİDİLER YALAN VE BİR NİSAN ŞAKASI YALANINDAN UYARI →