Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.
Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.
Allâh-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
﴿وَلتَكُن مِّنكُم أُمَّة يَدعُونَ إِلَى ٱلخَيرِ وَيَأمُرُونَ بِٱلمَعرُوفِ وَيَنهَونَ عَنِ ٱلمُنكَرِ وَأُوْلَٰئِكَ هُمُ ٱلمُفلِحُونَ﴾
Manası: İçinizde hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir. (Âl-i İmrân suresi, 104. ayet)
Din kardeşlerim; bugünkü hutbemizin mevzusu, evlere gidip insanlar ile konuşulması gereken bir mesele ile alakalıdır. Yollarda, büyük küçük, kadın, erkek ayırt etmeksizin bu konu hakkında konuşmamız gerekir. Bu mesele, maalesef birçok insanın dilinde dolaşan çok açık ve büyük bir küfürdür. Mevzu bahis Allâh’a sövmektir. Bedenleri titreten ve kalpleri sarsıntıya uğratan ve Allâh korkusundan gözlerin yaşardığı bu kötü eylem ise O’nu kötülemek, O’na iftira atmak ve O’nun ile alay etmektir.
Değerli kardeşlerim; hangi birimizin kalbi, annesine veya babasına sövüldüğünde daralmaz, ki bu büyük bir günahtır. Peki bizi yaratan Allâh’a sövmenin hükmü nedir?
O anneye sövmüyorsun. Peki o anneyi ve çocuğu yaratan ve bizlere sayamayacağımız nimetler sunan Allâh’a sövenin durumu nasıldır? Bizlere sıhhatı, sabrı, işitmeyi, dili, yemeği ve içmeği, çiçekleri, meyveleri, davarları, tat alma, koklama ve dokunma gibi hisleri, nehirleri ve denizleri, din ilmini ve İslam’ı bahşetti. Hâl böyle iken bazı insanlar nasıl olur da bizlere bunca sayamayacağımız nimeti veren Allâh’a söver?! Her birimiz iş yerinde, üniversitede, okuldaki arkadaşlarıyla, ailesi ve komşularıyla bu konu hakkında konuşsun ve Allâh’a sövmekten uyarsın. Allâh-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
﴿كُنتُم خَيرَ أُمَّةٍ أُخرِجَت لِلنَّاسِ تَأمُرُونَ بِٱلمَعرُوفِ وَتَنهَونَ عَنِ ٱلمُنكَرِ وَتُؤمِنُونَ بِٱللَّهِ﴾
Manası: Siz beşeriyet için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten nehyedersiniz ve Allah’a iman edersiniz. (Âl-i İmrân suresi, 110. ayet)