All posts by mrivwp

TÖVBEYE TEŞVIK ETMEK VE ALLÂH’IN AZABINI ÇEKMEYECEK OLMAKTAN EMİN OLMAYI VE ALLÂH’IN RAHMETİNDEN ÜMİDİ KESMEYİ TERKETMEK

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Müslüman kardeşlerim; Peygamber Efendimizin ﷺ buyurmuş olduğu gibi günahın insanın kalbinde bir eser bıraktığını bilin:

إِنَّ المؤمنَ إذَا أَذْنَبَ كانتْ نُكْتَةٌ سَوْدَاءُ فِي قلبِه فإذَا تابَ ونَزَعَ واسْتَعْتَبَ صُقِلَ قَلْبُهُ وإِنْ زَادَ زادَتْ حتَّى يُغْلَقَ قلبُهُ فذَلكَ الرَّانُ الذِي قالَ اللهُ تعالَى ﴿كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ (14)﴾ اﻫ

Manası: ”Mü’min bir günah işlediği vakit, kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer tövbe edip vazgeçer, af dilerse kalbi yine parlar. Ama (tövbe etmeden) tekrar günaha dönerse, o leke büyür ve nihayet bütün kalbini kaplar. İşte Allâh-u Teâlâ’nın (mana olarak):

“Hayır, hayır; (onların zannettikleri gibi değil). Yaptıkları kötülükler, kalplerini paslandırıp körletmiştir.” (El-Mutaffifîn suresi, 14. ayet) ayet-i kerimesinde zikrettiği “Rân” budur.”
Continue reading TÖVBEYE TEŞVIK ETMEK VE ALLÂH’IN AZABINI ÇEKMEYECEK OLMAKTAN EMİN OLMAYI VE ALLÂH’IN RAHMETİNDEN ÜMİDİ KESMEYİ TERKETMEK →

Kıyamet Gününde Meydana Gelecek Olaylardan Bazıları

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. O’na karşı takvalı olun ve O’ndan hakkıyla korkun ve ancak Müslüman olarak ölün. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿وَأَنَّ السَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ لا رَيْبَ فيهَا وَأَنَّ اللهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي القُبُورِ﴾

Manası: Kıyamet günü gelecektir, onda hiç şüphe yoktur. Allâh kabirdeki kimseleri diriltecektir. (El-Ḥacc suresi, 7. ayet)

Abdullâh İbn-i Ömer Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَنْظُرَ إلَى يَوْمِ القِيامَةِ فَلْيَقْرَأْ إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ اهـ

Manası: Kim kıyamet gününden bilgi almak isterse ‘İże’ş Şemsu Kuvvirat’ (ayeti ile başlayan sureyi) okusun. (Hakim)

أعوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيطانِ الرَّجيمِ بِسمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ﴿إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ (1) وَإِذَا النُّجومُ انْكَدَرَتْ (2) وَإِذَا الْجِبالُ سُيِّرَتْ (3) وَإِذَا العِشَارُ عُطِّلَتْ (4) وَإِذَا الوُحوشُ حُشِرَتْ (5) وَإِذَا البِحَارُ سُجِّرَتْ (6) وإِذَا النُّفوسُ زُوِّجَتْ (7) وَإِذَا الْمَوْءُودَةُ سُئِلَتْ (8) بِأَىِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْ (9)﴾

(Et-Tekvîr suresi, 1.-9. ayetler)

﴿إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ (1) وَإِذَا النُّجومُ انْكَدَرَتْ (2)﴾  

Manası: Güneş katlanıp dürüldüğünde ve ışığı söndüğünde (yani güneş atılır ve nuru gider, ışığı söner) ve yıldızlar semadan dağılıp düştüğünde. (Et-Tekvîr suresi, 1.-2. ayetler)
Continue reading Kıyamet Gününde Meydana Gelecek Olaylardan Bazıları →

Et-Talâk Suresinin 2. ve 3. Ayetlerinin Açıklaması

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. O’na karşı takvalı olun ve O’ndan hakkıyla korkun ve ancak Müslüman olarak ölün.

Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَىءٍ قَدْرًا﴾

Manası: Ve kim Allâh’a tevekkül ederse Allâh ona yeterlidir. Muhakkak ki Allâh’ın dilediği olur ve her şey Allâh‘ın takdiri iledir. (Et-Talâk suresi, 3. ayet)

Din kardeşlerim; Ebû Zerr (radiyallâhu anhu) şöyle buyurmuştur: “Rasûlullâh ﷺ benim önümde:

وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مَخْرَجًا

ayetini okudu ve dedi ki:

يَا أَبَا ذَرٍّ لَوْ أَنَّ النَّاسَ كُلَّهُمْ أَخَذُوا بِهَا لَكَفَتْهُم

Manası: Ey Ebu Zerr, bütün insanlar bu ayete göre amel etseler, dünyada ve ahiretteki hedeflerine ulaşmaya yeterli olur.
Continue reading Et-Talâk Suresinin 2. ve 3. Ayetlerinin Açıklaması →

Ramadân’dan sonra taatlerde, tövbede, ilim ve hayır meclislerinde sabit kalmak

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kadîr olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ ءامَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا عَسَى رَبُّكُمْ أَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ ءامَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (8)﴾

Anlamı: Ey iman edenler! Allâh’a içtenlikle tövbe ediniz! Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allâh sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye hakkıyla kâdir’sin” derler. (Et-Taḥrîm suresi, 8. ayet)

Müslüman kardeşlerim; henüz bir kaç gün önce hayırlar, bereketler, taatler ve tövbe ayı olan Ramadân ayını uğurlamamıza rağmen yine tövbe etmekte ve taatler işlemekte sabit kalınız.
Continue reading Ramadân’dan sonra taatlerde, tövbede, ilim ve hayır meclislerinde sabit kalmak →