İNTİHARIN TEHLİKESİ

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O, tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. Her ne düşünürsek düşünelim Allâh ona benzemez. Her kim Allâh’ı yaratılmışlara has olan bir sıfatla vasfederse o Müslüman değildir. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur.  Ey yüce Allâh’ım! Efendimiz Muḥammed’e, ﷺ onun ailesine, temiz ve pak olan ashabına ve onları güzel bir şekilde takip edenlere, kıyamet gününe kadar selam ve bereket ihsan eyle.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Yüce Allâh Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:

﴿وَلَنَبۡلُوَنَّكُم بِشَيۡءٖ مِّنَ ٱلۡخَوۡفِ وَٱلۡجُوعِ وَنَقۡص مِّنَ ٱلۡأَمۡوَٰلِ وَٱلۡأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ ١٥٥ ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَٰبَتۡهُم مُّصِيبَة قَالُوٓاْ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيۡهِ رَٰجِعُونَ١٥٦﴾

Manası: Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma  ile imtihan ederiz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele! O sabredenler ki, kendilerine bir bela geldiği zaman: “Biz Allâh’ın kullarıyız ve O’na elbette hesap vereceğiz.” derler. (El-Bakarah suresi, 155. ve 156. Ayetleri)

Allâh Âzze ve Celle, kullarını çeşitli zorluklarla imtihan edeceğini bildirmiştir. Bu imtihanlar arasında korku, güven eksikliği, gıda kıtlığı ve mallarının eksilmesi gibi durumlar bulunmaktadır. Bunlar sadece maddi kayıplarla sınırlı değildir, aynı zamanda yakınlarının ve sevdiklerinin ölümü gibi manevi kayıpları da içerebilir. Ayrıca, Allâh onları yağmur azlığı ile ürünlerin eksikliği  veya ürünlerini telef edecek doğal afetlerle de imtihan edebilir. Allâh, Peygamber efendimize sabredenleri müjdelemesini emretti ve onlara Allâh’tan özel bir rahmet vardır. Akıllı insanın bu gerçeği unutmaması gerekir. Çünkü dünya bir imtihan yeridir ve kalbi bunu daima hatırlamalıdır. Kalbin bu gerçeği kabullenmesi önemlidir çünkü bela geldiğinde sabrın Allâh’ın emri olduğunu hatırlamalı ve sabredenlere Allâh’ın vereceği mükâfatı düşünmelidir. Sabrın karşılığında alacakları büyük mükafatı göz önünde bulundurmalıdırlar. Dünya, kalıcı bir yaşam alanı değildir; yakında terk edilecek geçici bir konaktır. İçinde neşe ve hüzün gibi duyguların olduğu geçici bir mekândır. Ey Müslüman kardeşim! Salihlerin hayatlarına bir bak. Allah’ın Rasulü’nün Sahabeleri ve onlardan sonrakilerin yaşamlarına bir göz at. Gör ki, onlara nelerin geldiğini ve bu zorluklara karşı nasıl sabrettiler. Bak ki  onlardan erkeklik, cesaret, itibar, onur ve şeref gibi değerleri öğrenirsin.

Müslim’in Câbir bin Abdullah’tan rivayet ettiği bir hadiste mana olarak şöyle geçmektedir: “Resûlullah, bizi Mekke’den geçen bir Kureyş kervanına saldırmamız için gönderdi ve Ebû Ubeyde’yi bize lider kıldı. Bize bir deri torba içinde hurmalar verdi. Câbir diyor ki: “Ebû Ubeyde bize bu hurmaları tek tek dağıtırdı. Hurmaları nasıl kullanacağımızı sordular. Biz de onları çocuğun emmesi gibi emerdik ve ardından su içerdik ve bu bize geceye kadar yeterdi. Ve çubuklarımızla kurumuş ağaç yapraklarını ezer ve su ile ıslatarak yerdik.” Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.

Mümin kardeşim,  Ashab-ı Kiram’ın yaşamın sıkıntılarına karşı gösterdikleri sabra bir bak, ve şunu bil ki, bugün yaşadığımız zorluklara rağmen, onların katlandıkları sıkıntıların dörtte birinin dörtte birine bile ulaşamadık.

Ebû Hureyre’nin yaşantısına bir göz at, Allâh ondan razı olsun. Şöyle demişti; ‘Gerçekten ben, Allâh’ın Rasûlü’nün minberi ile Aişe’nin odası arasında aniden düşüp bayılıp, kendimden geçerdim. Sonra biri gelir, ayağını boynuma koyar ve deli olduğumu düşünürdü. Benimle ilgili olan tek şey sadece açlıktı.’ Bunu Buhari rivayet etmiştir. Hangimiz, herhangi bir günde açlık yüzünden bayıldık?

Eğer durumlar sıkıntılı hale gelirse, sana Rabbimiz Âzze ve Celle’nin işaret ettiği yolu izlemek düşer. Yüce Allâh, Talâk Suresi’nde şöyle buyurur:

﴿وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّهُۥ مَخۡرَجا ٢﴾

Manası: Kim Allâh’tan hakkıyla korkarsa, (Allâh) ona bir çıkış yolu gösterir.

Allâh’tan korkmak, sıkıntıların giderilmesinin yoludur, Allâh’tan korkmak, zorlukları çözer ve Allâh ona hayrı kolaylaştırır.

Eğer kişi sıkıntıya karşı sabretmezse sonu övülmeyecek bir yola başvurur; ya hırsızlık yapar ya yağmalar ya insanları öldürür ya da kendi nefsine kıyar. Böyle kişi ne kendisine ne de onuruna fayda sağlar. Onun durumunu Peygamber efendimiz şu hadis-i şerifinde haber vermiştir:

أَلَا يَا رُبَّ مُكْرِمٍ لِنَفْسِهِ وَهُوَ لَهَا مُهِينٌ

Manası: Nice nefsine ikram ettiğini zanneden kişiler vardır halbuki ona ihanet etmektedir.

Yani kişi yaptığı amelle nefsine ikramda bulunduğunu zanneder ama hakikatte ona ihanet etmiştir. Çünkü Allâh’ın yasakladığı en büyük günahlarından biri olan insanları veya kendi nefsini öldürme gibi büyük günaha düşmüştür.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

﴿وَلَا تَقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُمۡ رَحِيما ٢٩﴾

Manası: Ve kendi nefislerinizi de öldürmeyin.  Allâh,  şüphesiz size merhamet eder.

Allâh’ın haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmek, küfürden sonra kulun işleyebileceği en büyük günahtır. İntihar eden kişiyi eğer Allâh affetmezse, şiddetli azabı hak eder. Bu yüzden intihar, sorunların bir çözümü değildir ve kurtuluş kapılarından biri de değildir. Allâh’a yönelerek sıkıntılara sabret; çünkü sabır, büyük bir iyilik ve mükafat içerir. Durumlar daraldığında Allâh’a sığın, zorluklar seni sardığında Allâh’a güven, zorluklar seni vurduğunda Allâh’a itaat etmekte sabırlı ol. Sevgili kardeşlerim, bana bildirin, Peygamberimizin sahabelerinden hiçbirinin sıkıntılar sebebiyle günaha bulaştığını duydunuz mu? Peygamberimizin sahabelerinden hiçbiri, açlık veya sıkıntı nedeniyle intihara teşebbüs etti mi? Hayır, onlar yaşamın zorluklarına sabrettiler ve bunun sonucunda dünyada itibar kazandılar ve ahirette kurtuluşa erdiler. Peki bazı insanlar neden kendilerine zarar verecek eylemlere, günaha ya da intihara yöneliyorlar? Halbuki onlara Allâh rasûlünün  sahabelerine ulaşan bela denizinden bir damla bile isabet etmiş değildir. Bu kişilerin bilmesi gerekmez mi ki Allâh’a itaatta sabır, O’nun cezasına sabırdan daha kolaydır. Ey Allâh’ın kulları, Allâh’tan korkun ve günahlardan sakının, özellikle Allâh’ın haram kıldığı cana kıymaktan ve intihardan sakının. Çünkü kim bir şeyle intihar ederse, ona o şeyle cehennemde tekrar edilen azap verilir. Ancak eğer biri Allâh’a öfke ve itirazdan dolayı intihar ederse, bu onu İslam’dan çıkarır. Dünya azabına sabretmek mümkündür, ancak cehennem azabına karşı sabır mümkün değildir.

Ey müminler, dikkat edin ve Allâh’a karşı gelmekten sakının. Kardeşim, biraz açlık ve biraz zorluk seni, Allâh’ın hoşnut olmadığı bir şeye sürüklemesin. Çünkü dünya sadece bir imtihan yeridir. Ve denildi ki

Nice şiddetli durumlar ordusuyla birlikte benimle mücadele edip göğsüm onlarla karşılaşmaktan daralmış ve rahatsız olmuştur. O kadar ki, onların yok olmasından ümidi kestiğimde çareyi sağlayan lütuflar bana gelivermiştir. Ne de güzeldir körüğe girdirilip ondan kırmızımsı bir altın olarak çıkmak ve alçak dünyanın zorluklarının, kendisi ahlak dışı büyük günahlar işlemeye neden olduğu kimsenin ahmaklığı da ne de büyüktür.

Sizler ve kendim için Allâh’tan af dilerim.

İkinci Hutbe

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun.

Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Allâh’ım bizi dalalette olanlardan veya dalalete sebep olanlardan değil hidayette olanlardan eyle.Âmin

Ey Allâh’ın kulları! Allâh şüphesiz adaleti, ihsanı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir. Farzları eda edin ve günahlardan kaçının! Allâh’tan mağfiret dileyin ve O’na tevekkül edin! Müttaki olun, Allâh üzüntünüzü ve sıkıntınızı kaldırır. Kamet getir!