Mevlid-i Şerif‘i Neden Kutluyoruz

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka ilâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Allâh Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ ءامَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا ( 70 ) يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا ( 71 )

Manası: Ey iman edenler! Allâh’tan korkun ve doğruyu söyleyin ki, Allâh sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allâh’a ve Rasûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. (El-Aḥzâb suresi; 70. ve 71. ayetler)

Muhterem Müslüman kardeşlerim; Peygamber efendimiz Muḥammed’in doğumu ile ilgili yeterince ne söyleyebiliriz? Ey Allâh’ın Rasûlü, ey yaratılmışların en üstünü, ey yüce peygamber, ey mükerrem habibimiz, ey ümmeti üzerinde fazilet sahibi olan! Sen buyurdun ki:

لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ مُسْتَجَابَةٌ فَتَعَجَّلَ كُلُّ نبِيٍّ دَعْوَتَه اﻫ

Manası: Her peygamberin kabul olunan bir duası vardır ve her peygamber o duayı etti. (İmam Muslim)

Sen ise duanı mü‘minlere merhametinden dolayı şefaat olarak kıyamet gününe sakladın ve şöyle buyurdun:

وَإِنّي اخْتَبَأْتُ دَعْوَتِي شفَاعَةً لِأُمَّتِي يومَ القِيامَة اهـ

Manası: Ben ise, duamı ümmetime şefaat için kıyamet gününe sakladım.

Bu, senin ümmetine karşı olan merhametindendir ki Allâh-u Teâlâ senin hakkında yüce kitabında şöyle buyuruyor:

﴿بِٱلمُؤمِنِينَ رَءُوف رَّحِيم﴾

Manası: (Muḥammed) Mü’minlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir.” (Et-Tevbeh suresi, 128. ayet)

Sana kıyamet gününde şöyle denilecek:

يَا محمّدُ سَلْ تُعْطَ وَاشْفَعْ تُشَفَّعْ اﻫ

Manası: Ey Muḥammed, dua et verilsin! Şefaat et, kabul edilsin!

Sen ise şöyle buyuracaksın:

أَيْ رَبّ أُمَّتِي أُمَّتِي اﻫ

Manası: Ey Rabbim, ümmetin, ümmetim. (Nesai)

Sen ümmetini hayra yönelttin. Allâh seni ümmetin için yapmış olduğundan ötürü bolca mükâfatlandırsın.

Ey eğitici önderimiz! Senin doğduğun ayda senin özelliklerini, faziletini, ahlakını, güzelliğini ve bize ne derecede faydalı olduğunu anıyoruz. Ey Allâh’ın Rasûlü! Ey Allâh’ın peygamberi! Seni övenler övdüğünde ve zikredenler zikrettiğinde, duygulanırız ve sanki dilimiz şöyle demek ister: “Seni rüyada bile olsa bir anlık görebilsem.” Değerli sahaben Bilal Habeşi, ayık halinde seni görme ve seninle buluşma şerefine nail olmasına rağmen senin güzel yüzünü rüyasında gördüğünde, kalbi hasret ile dolu uyanıp kabrine varabilmek için Medîne’ye yola çıktı. Gözleri yaşarmış … kalbindeki hasret acısını dindirmek için yanına varmış fakat hasreti dinmemişti. Bilal Habeşi, vefat etmeden önce şöyle söylemişti: “Ahirette sevdiklerimi göreceğim … Muḥammed ve ashabını.”

İşte bunlardan ve bir çok başka nedenlerden dolayı biz seni seviyoruz ey Allâh’ın Rasûlü, ey Allâh’ın en sevgili kulu. Bu zikrettiklerimizden dolayı çocuklarımıza Mevlid gününün nasıl kutlandığını öğretiriz.

Peki, ümmet için bu bereketli günü neden kutlarız? Biliriz ki sen Rabbine şükredenlerin efendisi ve mü’minin Allâh’a nasıl şükretmesi gerektiğini öğreten şükredici müderrissin. Sen, doğum gününde oruç tutuyordun ve pazartesi günleri orucu hakkında sorulduğunda şöyle buyurdun:

ذاكَ يَوْمٌ وُلِدْتُ فيهِ وأُنْزِلَ عَلَيَّ فيه اﻫ

Manası: O günde doğdum ve o günde bana vahiy geldi. (İmam Ahmed ve İmam Beyhaki „Ed-Delâil“ adlı kitabında)

Sen mütevazıların efendisisin! Bu günde senin tevazun zikredilir. Sen fakirlerle oturmayı, onlarla yemeği ve onları evlerinde ziyaret etmeyi böbürlenerek reddetmezdin. Efendim, sen yüce ahlak sahibisin ve sözlerinden biri şudur:

لا يُؤْمِنُ أَحَدُكُم حتى أكونَ أَحَبّ إليهِ مِنْ وَالِدِه وَوَلَدِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِين اﻫ

Manası: Sizden birinizin, beni anne ve babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe imanı kamil olamaz. (Buhari)

Mevlidi kutlamakta, bu sevgiyi nesiller arasında yaymaya fırsat görüyoruz. Öyle ki sana, güzel sıfatlarına, sözlerine ve amellerine kalpler bağlansın, ey yüce mertebe sahibi! İnsanları Allâh’tan başkasına ibadet etme karanlığından kurtarmak ve onları sadece Allâh’a ibadet etmeye davet etmek için gönderilen peygamberimize olan sevgiye delalet eden bu kutlamayı, en faziletli amellerden sayıyoruz.

Mevlidi kutlamakta, senin ve çocuklarının isimlerinin, nesebinin ve arap mensubiyetinin hıfzı gibi başka hususların da hatırlatması vardır. Sen buyurdun ki:

أَنَا محمّدٌ وأنا أحمدُ وأنَا الْمَاحِي الذِي يَمْحُو اللهُ بِي الكفرَ وأنَا الحاشِرُ الذِي يُحْشَرُ الناسُ علَى قدَمِي وأَنَا العَاقِبُ الذِي ليسَ بعدَهُ أَحَدٌ اﻫ

Manası: Ben Muḥammed’im. Ben Aḥmed’im. Ben, Allâh’ın kendisiyle küfrü sildiği El-Mâḥî’yim. Ben, insanların arkasında toplanacağı El-Ḥâşir’im ve ben kendisinden sonra yeni bir Pegyamberin gelmeyeceği El-Âkib’im. (Üzerine ittifak edilmiştir)

Sen rahmet ve merhamet peygamberisin. Sen Ebul-Kâsim ve Ebuz-Zehrâ’sın, ey Allâh’ın Rasûlü.

Mevlid-i Şerif’te, senin en şerefli insan olduğunu öğretiyoruz, öğreniyoruz ve hatırlatıyoruz, ey efendimiz, ey Allâh’ın Rasûlü. Sen şöyle buyurdun:

إِنَّ اللهَ اصْطَفَى كِنَانَةَ مِنْ وَلَدِ إِسماعيلَ وَاصْطَفَى قُرَيْشًا مِنْ كِنَانَةَ واصْطَفَى مِنْ قُرَيْشٍ بَنِي هَاشِمٍ وَاصْطَفَانِي مِنْ بَنِي هَاشِم اﻫ

Manası: Allâh, (efendimiz) İsmâîl’in zürriyetinden Kinâne’yi, Kinâne’nin zürriyetinden Kureyş’i, Kureyş’ten Haşimoğullarını ve Haşimoğullarından beni seçkin kılmıştır. (İmam Muslim)

Bu ise, senin şanını ve şerefini bilmemiz içindir ki böylece sana olan sevgimiz ve seni yüceltmemiz artar ve sana ve senin yoluna daha sıkı tabi oluruz.

Mevlid-i Şerif’te, senin doğumun ve sıfatların hakkında bilgiler ediniyoruz ve özellikle o sıfatlarını öğrenip öğretiyoruz. Seni o sıfatlarla rüyada görene Allâh’ın izniyle sırat köprüsünü geçme ve cennete girme müjdesi vardır, çünkü sen şöyle buyurdun:

مَنْ رَءَانِي في المنامِ فَسَيَرانِي فِي اليَقَظَة اﻫ

Manası: Kim beni rüyasında görürse uyanık iken de görecektir. (Üzerine ittifak edilmiştir)

Mevlid-i Şerif’te, senin siyerini okumak vardır ve böylece yetim olarak yetiştiğini öğreniriz. Bundan dolayı yetim olarak yetişmek senin sıfatlarını ve ahlakını edinmeye bir engel olmadığı anlaşılır. Bununla da yetimin kalbi sevinir.

Mevlid-i Şerif kutlamasında siyerinden zikredilenlerden, ticaret ettiğinde dürüstlükle bereketin nasıl meydana geldiğini öğreniyoruz. Aynı şekilde helalı ve bereketi arzulayanlar, sonuç olarak az ile yetinmek olsa bile senin yolunu izlerler.

Senin siyerini okumak ile davetçiler, İslam dinine nasıl davet edeceklerini öğrenir. Sen İslam dinine davet etmeye tek başına başladın ta ki İslam dini arap yarımadasında yayılıncaya kadar. Senden sonra da ashabın sancağını taşıdılar ta ki İslam dini doğudan batıya yayılıncaya kadar.

Senin siyerini okumak ile, ümmet güzel ahlaka nasıl iltizam edeceğini öğrenir, çünkü sen şöyle buyurdun:

إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ مَكارِمَ الأَخْلاقِ اﻫ

Manası: Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. (İmam Bezzâr ve Beyhaki)

Senin siyerini okumak ile bu dünyanın hiç kimseye kalmayacağını ve onun için birbirimizle savaşmanın bize yakışmadığını öğreniyoruz. Sen hasır üzerinde uyudun ve açlıktan ötürü karnına taş bağladın. Sen şöyle buyurdun:

ازْهَدْ في الدُّنيا يُحِبَّكَ اللهُ وازْهَدْ فيمَا فِي أَيْدِي الناسِ يُحِبَّكَ الناسُ اهـ

Manası: Dünyada zahit ol, Allâh seni sevsin! İnsanların ellerinde bulunanlarda gözün olmasın, insanlar seni sevsin!

Senin siyerini okumakta, ümmete dinine ve senin yoluna nasıl tutunulduğunun öğretimi vardır. Sen ki şöyle buyurdun:

الْمُتَمَسِّكُ بِسُنَّتِي عِنْدَ فَسَادِ أُمَّتِي لَهُ أَجْرُ شَهِيد اهـ

Manası: Kim, ümmetimin fesada uğradığı bir zamanda yoluma sarılırsa büyük sevaba nail olur. (Taberani)

Bu zikrettiğimiz hususlardan ve başka bir çok bereketli özelliklerden dolayı Rasûlullâh’ın mevlidini kutlarız. Ayrıca bu günde fakir ve miskinlere yemek dağıtılması, peygamber aşkı ile dolu kalplerle peygamberin övülmesini dinlemek, peygambere salât ve selâm getirmek gibi işlenilen bir çok hayırlı ameller olur. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿صَلُّوا عليهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا﴾

Manası: Peygambere salât ve selâm getirin. (El-Aḥzâb suresi, 56. ayet)

Mü’min kardeşlerim; Mevlid’i kutlamakta sadece şeytanı küçümsemek ve mü’minleri sevindirmek olsaydı bile, yeterli olurdu. O halde bu faydaların tümünü gördükten sonra durum nasıldır?!

Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.

İkinci Hutbe:

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.

Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ  salât ve selâm getirmeyi emretmiştir.

Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.

Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.

Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ  (1) يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ (2) ﴾

El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri

Manası: Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!

Dua:

Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.

Kâmet getir!