Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.
Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.
Rabbimiz Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
﴿ٱقۡتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلۡقَمَرُ ١﴾
El-Kamer suresi, 1. ayet
Manası: Kıyamet günü yaklaştı ve ay yarıldı.
Ahirette fayda verecek olan takvadır.
Ey mü’min kardeşlerim; biliniz ki, belirli alametler meydana gelmeden önce kıyamet günü hasıl olmayacaktır. Bu alametler Deccâl’ın ortaya çıkması, Meryem’in oğlu Îsâ’nın yeryüzüne inmesi, Ye’cûc ve Me’cûc kavimlerinin ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Dâbbetul Ard’ın ortaya çıkması, dumanın meydana gelmesi, üç Husûf ve Yemen diyarının Aden bölgesinde bir ateşin çıkması.
Değerli kardeşlerim; Deccâl’a gelince o Âdemoğullarından bir insandır. Yaklaşık bir buçuk senelik bir süre içinde dünyanın dörtbir yanını gezecek ve melekler ona mani oldukları için Mekke ve Medîne’ye giremeyecektir. Deccâl’ın ortaya çıkması kuraklığın ve açlığın olduğu bir dönemde olacaktır. Deccâl İlâhlığı iddia edecek. Muhakkak ki Peygamber Efendimiz Muḥammed ﷺ, ümmetini Deccâl ve onun fitnesinden uyarmıştır. Rasûlullâh, ümmetine onu tanımaları için vasıflandırmıştır, ki bir gözü üzüm gibi çıkık, diğeri ise kapalıdır. Bundan dolayı ona tek gözlü Deccâl denilir. Peygamber Efendimizin bildirdiği gibi, Deccâl’ın elinden bir takım olağanüstü şeyler hasıl olacaktır. Deccâl’ın gerçekleştireceği olağanüstü hususlardan biri ise, onu yüzüne karşı yalanlayan mü’minlerden birini ikiye yarıp Allâh’ın izniyle yine diriltmesidir. O Mü’min ise şöyle diyecek: „Bu yaptığın ancak seni yalanlamamı arttırmıştır.“
Deccâl’ın son günlerinde ise Meryemin oğlu Îsâ (aleyhisselâm) yeryüzüne inecektir, ki o şu an diridir ve semada bulunmaktadır. Allâh, onu iman etmeyenlerin onu öldürmek istediklerinde, semaya yükseltmişti. Îsâ Peygamber, elleri iki meleğin kanadı üzerinde Şam’ın doğusunda bulunan beyaz bir fenerin bulunduğu yere inecektir. Deccâl ise onunla Filistin’de karşılacaktır. Allâh’ın Peygamberi Îsâ (aleyhisselâm) onu Filistinin köylerinden olan Bâb-ı Ludd köyünde öldürecektir. Îsâ Peygamber ise Peygamber Efendimizin şeriatı ile hükmedecektir (Sallallâhu aleyhimê vesellem).
Mü’min kardeşlerim; Ye’cûc ve Me’cûc’a gelince, onlar insalardan olan iki kabiledir. Onların hepsi kâfirdir ve dünyanın bir tarafında olmalarına rağmen nerede oldukları insanlara gizlidir. Onların hiçbiri, soyundan 1000 kişi görmeden ölmez. Bu böyle devam eder, ta ki „İnşê’Allâh yarın devam ederiz“ dediklerine kadar. Bu sefer ertesi gün açtıkları deliği bıraktıkları gibi bulurlar ve kazımaya devam ederler. Böylece çıkma imkanını bulurlar. Onların zuhur ettiği zamanda açlık olacaktır ve Müslümanlar onlar ile yüzleşmeye muktedir olmayacaklardır. Îsâ (aleyhisselâm) ve insanlar Tûr dağına gidecek ve Allâh’tan onları helak etmesini dileyecektdir. Allâh, o iki kavme kurtlar gönderecektir, ki bu kurtlar boyunlarından girecek ve onlar ölüp yerde yığılı kalacaklardır. Onlardan gelen kötü koku dünyayı saracak. Bunun üzerine Allâh, kuşlar gönderecektir. Bunlar o iki kavimden olan insanları taşıyıp denize atacaklar. Sonra yağmur yağıp, onlardan kalan eserleri denize doğru sürükleyecektir. Böylece insanlar, onların eziyetinden kurtulacak ve Îsâ aleyhisselâm’ın zamanında bolluk ve rahatlık içinde yaşayacaktır. Sonra Meryem‘in oğlu Îsâ (aleyhisselâm) ölecek ve Peygamber Efendimiz’in ﷺ yakınında defnedilecektir.
Değerli kardeşlerim; on alamet tamamlanmadan kıyamet günü kopmayacaktır. Daha sonra gerçekleşecek olan alametlerden birisi de, güneşin batıdan doğması ve Dâbbetul Ard’ın ortaya çıkmasıdır. Dâbbetul Ard, mü’mine mü‘min olduğuna dair, kafire ise kafir olduğuna dair bir damga vuracaktır. O hadiseden sonra artık tövbeler kabul olunmayacaktır. Sonra bir duman inip dünyaya yayılacaktır. İman etmeyenler bu dumanın şiddetinden neredeyse ölecek. Müslümanlar ise nezleye benzer bir hal alacaktır. Sonra üç Husûf hasıl olacaktır. Bundan kasıt ise yerin yarılmasıdır. Yer yarıldığında üzerinde bulunan insanlar, yerin içine düşecektir. Bir yarılma doğuda, biri batıda, diğeri ise Arap Yarımadasında gerçekleşecektir.
Değerli kardeşlerim; kıyamet alametlerinden bir diğeri ise, Yemen diyarının Aden bölgesinde çıkacak olan ateştir. Bu ateş esmeksizin insanları batıya sürükleyecektir. Kıyamet günü ise, iman etmeyenlerin üzerine kopacaktır. Müslümanlar, topyekün kıyametin kopmasından yüz sene önce ölecektir. İman etmeyenler ise çoğalacak ve kıyamet onların üzerine kopacaktır.
Allâh, beni de sizleri de İslam dîni üzerinde sabit kılsın ve bizlere ölümden önce hayırlı ameller yapmamızı ve tövbe etmemizi nasip eylesin.
Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.
İkinci Hutbe
Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ ve diğer Peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.
Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.
Ey Allâh’ın kulları! Biliniz ki âlemin Yaratıcısı, âleme benzemez. O, bir cisim değildir, cisimlere de benzemez. Bir cihette ve mekânda bulunmaz. Sakındırılması gereken hususlardan biri de bazı kimselerin Allâh hakkında “sâhib” demeleridir. Ancak yolculuk dualarında hadîste geçen:
«اللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ وَالْخَلِيفَةُ فِي الأَهْلِ وَالْمَالِ»
Manası: “Allâh’ım! Yolculukta koruyup gözeten sensin; gıyabımda ailem ve malım için koruyucu sensin.”
Hadiste geçen sâhib ( الصَّاحِبُ) kelimesinin manası: “Sen yolculukta muhafaza eden ve yardım edensin” demektir. Aynı şekilde El-Halîfetu fil ehl
“الخَلِيفَةُ فِي الأَهْلِ”ifadesinin manası da: “Yokluğumda ailemi benim için koru” demektir.
Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ salât ve selâm getirmeyi emretmiştir.
Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.
Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.
Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
﴿يا أَيُّهَا النَّاس اتَّقُـوا رَبكُـمْ إِنّ زَلْزَلَة السَّاعَة شَىْء عَظِيم (1)يَوْم تَرَوْنها تَذْهل كُل مُرْضِعَة عَمَّا أَرْضعَتْ وَتَضَع كُل ذَات حَمْل حَمْلهَا وتَرَى النَّاس سكارَى وَمَا هُمْ بِسكَارَى وَلكنّ عَذَاب الله شَدِيدٌ(2) ﴾
El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri
Manası: Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!
Dua:
Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.
Kâmet getir!