Category Archives: DİN İLMİ

CUMA NAMAZININ ADAPLARI

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. O’na karşı takvalı olun ve O’ndan hakkıyla korkun ve ancak Müslüman olarak ölün.

Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Manası: Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığında hemen Allâh’ın zikrine (namaza) koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilirseniz! Bu sizin için daha hayırlıdır. (El-Cumuah suresi, 9. ayet)

Allâh’ın Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmuştur:

خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ

Manası: Üzerine güneşin doğduğu (haftanın) en hayırlı gün, cuma günüdür. (Muslim)

Rasûlullâh başka bir hadiste ise şöyle buyurmuştur:

الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ وَالْجُمُعَةُ إِلَى الْجُمُعَةِ وَرَمَضَانُ إِلَى رَمَضَانَ مُكَفِّرَاتٌ مَا بَيْنَهُنَّ إِذَا اجْتُنِبَتِ الْكَبَائِرُ

Manası: Beş vakit namaz, cuma namazı gelecek cuma namazına kadar ve Ramadân gelecek Ramadân‘a kadar küçük günahların affolunmasına sebep olur. (Muslim)

Müslüman kardeşim; bil ki cuma namazı yüce olan hususlardandır. Cuma namazı, kılındığı yerde ikamet eden ve mazeretsiz olan her mükellef Müslüman erkeğe farzdır.

Continue reading CUMA NAMAZININ ADAPLARI

En-Nâziât Suresinin 40. Ayetinin Açıklaması

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatte bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Ey Allâh´ın kulları kendime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum. Bu dünya geçicidir, kalıcı değil. Bu dünyada ahireti için çalıșan bunun mükâfatını ahirette görür. Öyleyse ne mutlu, hayırlı ameller ișleyen, takva sahibi olan ve bu hal üzere vefat eden kișiye.

Allâhu Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿وَأَمَّا مَن خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفسَ عَنِ ٱلهَوَىٰ ٤٠

Manası: Ama kim hesap gününden korkup da kendini nefsin emrettiği kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir. (En-Nâziât suresi, 40. ayetleri)

Allâh-u Teâlâ muhakkak ki herşeyi bilendir. O, kulda zahirî olanları da bilir batinî olanları da bilir. Onun ilminden hiç bir şey gizli kalmaz. Başarılı kul, Rasûlullâh’a tabi olup onun irşadına, talimine ve tevcihlerine tutunan kimsedir. Başarılı kul, hesap gününden korkan kuldur ve işte bu da şunun manasıdır “… kim hesap gününden korkup da kendini nefsin emrettiği kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.” Yani hesap günündeki sualden korkup ölümden sonrası için hazırlanan kul… Bunun aksine dünyada rezil olmaktan korkup ölümden sonrası için hazırlanmayanlar bu insanlardan sayılmamışlardır. Kıyamet günü için hazırlanmak, günahları terketmek ve farzları eda etmekle olur. “Ama kim hesap gününden korkup da kendini nefsin emrettiği kötülükten alıkoymuşsa…” yani hesap günündeki sorulardan korkup nefsini kötülüklerden alıkoymuşsa…. Kötülenmiş heva, başkasının hakkını sahiplenmek gibi Allâh’ın dinine muhalif olan kötülüğü emreden nefsin meylettiği şeydir. Örneğin kişinin kendinden yaşça küçük kardeşleri olması ve onların mallarını babanın vefatından sonra “Ben size bakıyorum” iddiası ile haksız yere yemesi gibi.

Continue reading En-Nâziât Suresinin 40. Ayetinin Açıklaması

Amellerin en Efdalı Allâh’a ve Rasûlüne İman Etmektir

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekanı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, Allâh-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿يَٰأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَكُونُواْ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ ١١٩

Manası: Ey iman edenler! Allâh’a karşı takvalı olun ve sadık kimselerle beraber olun. (Et-Tevbeh suresi, 119. ayet)

Sizlere ve kendime takvalı olmayı nasihat ederim. Allâh’a karşı takvalı olun. Allâh’ın emirlerini yerine getirin ve haramlardan sakının. Bilin ki, takvanın aslı Allâh’ı ve Rasûlünü doğru bir şekilde bilmek ve Allâh ve Rasûlüne iman etmektir. Bu bütün farzların ilki, aslı, en önemlisi ve en efdalıdir. İmam el-Buhari, peygamber efendimizin ﷺ en iyi amel hakkında sorulduğunda şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ اهـ

Manası: Allâh’a ve Rasûlüne iman etmek.

Öyleyse tüm amellerin efdalı ve aslı, Allâh’a ve Rasûlüne iman etmektir. Allâh’a ve Rasûlüne iman etmeyenin amelleri sahih değildir. Allâh’a ve Rasûlüne iman, insanın, Allâh’ın şüphesiz var olduğuna iman etmesi demektir. Allâh vardır, var olan hiçbir mahlukata benzemez. O cisim değildir ve cisimlere benzemez. O hacim değildir ve hacimlere benzemez. O ne insan, ağaç veya taş gibi kesif cisimdir ne de hava, cin veya melekler gibi latif cisimdir. Allâh ne insanlara ne de eşyalara benzer. O ne havaya, ne ruha, ne ışığa, ne meleklere ne de cinlere benzer. O, bu alemden olan hiçbir şeye benzemez. Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿لَيسَ كَمِثلِهِۦ شَيء وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلبَصِيرُ ١١﴾

Manası: Allâh hiçbir şeye benzemez. O, işiten ve görendir. (Eş-Şûrâ suresi, 11. ayet)

Continue reading Amellerin en Efdalı Allâh’a ve Rasûlüne İman Etmektir

AŞURE GÜNÜ

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları; sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Peygamberlerin yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Tebârake ve TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿وَلَقَد أَرسَلنَا نُوحًا إِلَىٰ قَومِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِم أَلفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمسِينَ عَاما فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُم ظَٰلِمُونَ﴾

Manası: Andolsun, Allâh, Nûḥ’u kendi kavmine Peygamber olarak gönderdi. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi. (El-Ankebût suresi, 14. ayet)

Allâh-u Teâlâ başka bir ayette şöyle buyuruyor:

﴿فَأَوحَينَا إِلَىٰ مُوسَىٰ أَنِ ٱضرِب بِّعَصَاكَ ٱلبَحرَ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرق كَٱلطَّودِ ٱلعَظِيمِ ٦٣﴾

Manası: Bunun üzerine Allâh, Mûsâ’ya: “Değneğinle denize vur” diye vahyetti. Hemen deniz ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi. (Eş-Şuarâ’ suresi, 63. ayet)

Ey iman edenler; Büyük bir anma günü olan muharrem ayının 10. günü, Aşure gününe birkaç gün kaldı. Allâh-u Teâlâ, bu günde efendimiz Nûḥ ve onunla beraber olanları tufandan kurtarıp gemiden salim olarak indirdi. Allâh-u Teâlâ, bu günde efendimiz Mûsâ ve ona tabi olan Müslümanları zalim, kâfir ve asi olan Firavun’dan kurtardı. Rasûlullâh ﷺ, bir seferinde bir takım insanların yanından geçerken onları Aşure gününde oruçlu gördü ve onlara tuttukları orucun ne olduğunu sordu. Allâh’ın, bu günde Mûsâ ve Benî İsrâ’îl’i denizde boğulmaktan kurtardığını ve Firavun’u denizde boğduğunu söylediler. Ayrıca bu günde Allâh-u Teâlâ Nûḥ’un gemisini Cûdiyy dağında karaya oturttuğunu ve bunlardan dolayı Nûḥ ve Mûsâ (aleyhimesselâm) bu günde Allâh’a şükretmek için oruç tuttuklarını söylediler. Peygamber Efendimiz ﷺ, şöyle buyurmuştur:

أَنَا أَحَقُّ بِمُوسَى وأَحَقُّ بِصَوْمِ هَذَا اليَوْم اﻫ

Manası: Ben Mûsâ’ya (aleyhisselâm) ve bu günde oruç tutmaya sizden daha öncelikliyim (bizim orucumuz geçerlidir).

Continue reading AŞURE GÜNÜ