Muhakkak ki hamd Allâh’adır. Ona hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz Muhammed ﷺ O’nun kulu ve rasûlüdür. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muhammed’e ve gönderilmiş olan bütün rasûllere olsun.
Mümin kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye kadîr yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Bugün sizlere Rasûlullâh’ın ﷺ sadık Müslümanlara vermiş olduğu nebevî bir müjdeyi hatırlatmak istiyorum. İmam Buhari, Sahihinde Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle dediğini rivayet etmektedir:
فَإنَّ اللهَ حَرَّمَ عَلى النَّارِ مَنْ قالَ لا إلهَ إلا اللهُ يَبْتَغِي بِذلِكِ وِجْهَ الله
Bu hadis-i şerîf, münafık olmayıp kalbiyle inanarak ve Allâh’ın rızasını isteyerek لا إلهَ إلا اللهُ (Lâ ilâhe illallâh) diyen kimseye Allâh’ın cehennemi, yani cehennemde ebediyyen kalmayı haram kıldığını bildiriyor.
Dolayısıyla bu ve benzeri hadisler şuna delalet ederler: Kelime-i şahadeti manalarına inanarak söyleyen ve bu hal üzere ölen kişi -daha önce Allâh günahlarını affetmediği için azap görse dahi sonra- muhakkak ki cennete girecektir. Bu, Allâh’ın kullarına kereminden ve fazlındandır. Yine bu, Allâh’ı tevhîd etmenin, yani O’na hiçbir şeyi ortak koşmamanın ve Rasûlünü ﷺ tasdik etmenin, farzların en yücesi olduğunun beyanıdır.