Category Archives: Cuma Hutbeleri

Allâh’a sövmekten uyarı

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları; nefsime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum. İnsanlara verilen nimetleri zikreden şu Ayet-i Kerîme’yi de zikrediyorum:

Ey din kardeşlerim: bu dil kula verilen büyük bir nimettir. Bunun ile Allâh’a şükretmek gerekir. Allâh’a şükretmek, Allâhu Teâlâ’nın bize vermiş olduğu nimetlerle Allâh‘ın yasak kıldığı şeyleri işlememekle olur. Bazı insanlar Allâh-u Teâlâ’ya, O’nun vermiş olduğu nimetler için şükretmiyorlar. Allâh’ın verdiği dili, Allâh’ın yasakladığı şeylerde kullanıyorlar. Bir çok insanın hali ise böyledir. Ey din kardeşlerim; bu caiz olmayan şeylerden bazıları ise şunlardır; yalan söylemek, haksız yere Müslüman’a sövmek, gıybet yapmak, nemime yapmak, Müslümanlar arasında fitne yapmak ve sözlerle bir din kardeşine eziyet etmek. Ey din kardeşlerim: dilin günahlarının en büyüğü ise küfürdür. (Allâh bizleri korusun)

Continue reading Allâh’a sövmekten uyarı →

NEBİYY VE RASULLER

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Allâh-u Teâlâ yüce Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿وَإِن تَعُدُّواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ لَا تُحۡصُوهَآۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَفُور رَّحِيم ١٨﴾

En-Neḥl suresi, 18

Manası: Halbuki Allah’ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Muhakkak ki, Allâh insana sayamayacağımız birçok nimet vermiştir. İnsanı en güzel surette, düzgün ve dengeli bir şekilde takdir edip yaratmıştır.. Allâh, insanlara akıl vermiştir ki yaratıcısını bilsin. Ve kendisini ve bütün yaratıkları yoktan var eden Yaratıcının şeriki (ortağı), başlangıcı ve sonu olmadığını bilebilsin. İnsan aklı ile O’nun hayat, kudret, irade, işitme, görme, kelâm sıfatı ile vasıflandığını ve hiçbir şeye benzemediğini bilebilir. Insana akıl verilmiştir ki, Allâh’ın emirlerini öğrensin, O’na ibadet etsin ve Allâh’ın verdiği nimetlerin değerini bilip O’na şükretsin. İnsan zevkleri aldatıcı ve belaların bol olduğu bu dünyada hayatını sürmektedir. Ayrıca, Allâh-u Teâlâ insana şeytanı öyle bir yük olarak vermiştir ki, o şeytanın hedefi insanı hak yoldan (dinden) saptırıp ayartmaya çalışmasıdır. Hileleriyle zengini de fakiri de ayartmaya çalışır. Kalbine şüphe ve yasak olan şehvetler sokmaya çalışır, ta ki kalbine öldürücü hastalıklar işleyene kadar. Şeytan bununla insanın onu yoktan var eden Rabbine itiraz etmesini amaçlar.

Continue reading NEBİYY VE RASULLER →

İsrâ ve Mi‘râc

Ḥamd, Allâh’adır. O’na ḥamd ederiz, O’ndan yardım isteriz, O’ndan hidâyet dileriz, O’na şükrederiz, O’ndan mağfiret diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh kime hidâyet dilemişse onu kimse saptıramaz ve kime de sapıklık dilemişse onu da kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki Allâh’tan başka ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur; benzeri yoktur; O’nun için “nerede” ve “nasıl” denmez; O cisim değildir, uzuvları yoktur, sûreti yoktur. O, oturmaktan, yer tutmaktan ve mahlûkatın bütün sıfatlarından münezzehtir. Hiçbir mekân O’nu kuşatmaz; Arş’ta, Kürsî’de ve semâlarda bulunmaz. O, peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermiş, onları apaçık mûcizelerle desteklemiştir. Yine şehâdet ederim ki efendimiz Muḥammed ﷺ, O’nun kulu, Rasûlü, ve habibidir. Allâh’ım! Efendimiz Muḥammed’e ﷺ, âline ve tertemiz, pâk ashâbına salât, selâm ve bereket eyle.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Yüce Allâh Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur;

﴿سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ﴾

Manası: “Kulu Muḥammed’i ﷺ kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye bir gece Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allâh her türlü noksanlıklardan münezzehtir. Şüphesiz O, hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.”

Ey İman Kardeşlerim! İsrâ, Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya yapılan yolculuktur. Mi‘râc ise, Cebrâîl aleyhisselâmın refâkatinde, Rasûlullâh’ın ﷺ yüce semâlara yükseltilmesidir.

İsrâ ve Mi‘râc, ümmetin icmâıyla ruh ve bedenle, uyanık hâlde gerçekleşmiştir. Bu, Yüce Allâh’ın Peygamberine ﷺ bir ikramı ve şerefidir. Allâh ona âyetlerinden nice şeyler göstermiştir. İsrâ esnasında, namazı terk edenlerin başlarının büyük taşlarla ezildiğini, sonra eski hâline döndüğünü ve tekrar ezildiğini görmüştür. Ey Müslüman kardeşim! Allâh’tan kork; bu, bugün üzerimize inen belâlar içinde sana bir hatırlatmadır; Namazını eda et, kılmamış olduğun namazların kazasını kılmak için acele et ve kurtuluş yolunu öğrenmek için din ilmini tahsil et.

Continue reading İsrâ ve Mi‘râc →

KULLARIN VE AMELLERİN YARATICISI ALLÂH’DIR

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun. Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Teâlâ Ra‘d suresinin 16. ayetinde şöyle buyuruyor:

﴿أَمۡ جَعَلُواْ لِلَّهِ شُرَكَآءَ خَلَقُواْ كَخَلۡقِهِۦ فَتَشَٰبَهَ ٱلۡخَلۡقُ عَلَيۡهِمۡۚ قُلِ ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡء وَهُوَ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّٰرُ ١٦﴾

Manası: Yoksa Allâh’a onun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine benzer mi göründü. De ki (ey Muḥammed): Allâh her şeyi yaratandır. O El-Vâḥid ve El-Kahhâr‘dır.

Mümin kardeşlerim, bu ayet-i kerîmede Allâh, Rasûlü’ne ﷺ Allâh’a tapmak yerine putlara tapan müşrikleri reddetmesini ve onlara her şeyin yaratıcısının Allâh olduğunu; Allâh’ın eşi, ortağı ve benzeri olmadığını; Allâh’ın her şeye kâdir olduğunu ve her şeyin O’nun kudreti altında olduğunu beyan etmesini emrediyor.

Sevgili kardeşlerim, Allâh’ın bizlerin yaratıcısı olduğuna, yani bizleri yoktan var ettiğine ve amellerimizi yarattığına, yani amellerimizi yoktan var ettiğine inanmak İslâm akidesinin temel esaslarındandır. Mümin kardeşlerim, ister büyük ister küçük olsun eni, boyu ve derinliği olan her şey, cisimdir. Amellerden kastolunan ise ister hayır ister şer olsun kulların amelleridir. İster cisim olsun ister kulun ameli olsun varlığa giren her şey Allâh-u Subḥânehû ve Teâlâ’nın yaratmasıyladır. Allâh-u Teâlâ Es-Sâffât suresinin 96. ayet-i kerîmesinde şöyle buyuruyor:

﴿وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ ٩٦﴾

Manası: Allâh, sizlerin ve amellerinizin yaratıcısıdır.

Continue reading KULLARIN VE AMELLERİN YARATICISI ALLÂH’DIR →