Category Archives: Cuma Hutbeleri

MUCİZELER PEYGAMBERLERE HASTIR

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Değerli Müslüman kardeşlerim, Allâh-u Teâlâ bizleri oyun ve dünyevi zevkler için değil, O’nu hakkıyla bilip O’na ibadet etmemizi emretmek için yaratmıştır. O, bize rahmet olarak hakka davet eden Peygamberler göndermiştir. Allâh-u Teâlâ yüce Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبعَثَ رَسُولا ١٥﴾

El-Isrâ’ suresi, 15. Ayet

Manası: Allâh, Peygamber göndermedikçe azap edecek değildir.

Kim, Peygamberlere iman edip onlara tabi olursa kıyamet gününde kazananlardan olacaktır; kim, Peygamberlere iman etmez ve onların bildirdiği sınırları aşarsa, şüphesiz kıyamette hüsrana uğrayanlardan olacaktır ve cehennemde azap görecektir. Ey Allâh’ın kulları, öyleyse Allâh’a karşı takvalı olunuz ve Allâh’tan korkunuz! Rabbimiz,
Allâh-u Teâlâ yüce Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿كَانَ ٱلنَّاسُ أُمَّة وَٰحِدَة فَبَعَثَ ٱللَّهُ ٱلنَّبِيِّ‍نَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ﴾

El-Bakarah suresi, 213. Ayet

Manası: (Âdem, Şîṡ ve İdrîs Peygamberlerin zamanında) insanların hepsi bir ümmet idi (yani Müslümanlardı). Daha sonra insanlar arasında küfür hâsıl oldu ve Allâh, Peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi.

Continue reading MUCİZELER PEYGAMBERLERE HASTIR

KADERE İMAN

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatte bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Hadis hafızı Ebu Nuaym “Tarîhu Esbehân” adlı kitabında Ebu Hureyre’nin radiyallâhu anhu şöyle dediğini rivayet eder: “Kureyş müşrikleri Rasûlullâh’ın ﷺ yanına gelerek onunla kader konusunda tartıştılar ve bunun üzerine şu ayetler inmiştir:

﴿إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِينَ فِي ضَلَٰل وَسُعُر ٤٧ يَوۡمَ يُسۡحَبُونَ فِي ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ ذُوقُواْ مَسَّ سَقَرَ ٤٨ إِنَّا كُلَّ شَيۡءٍ خَلَقۡنَٰهُ بِقَدَر ٤٩

Manası: Doğrusu suçlular sapıklık ve ahirette cehennemin içindedirler. O gün yüzüstü ateşe sürüklendiklerinde “Cehennemin elemini tadın!” denir. Biz, her şeyi bir kadere göre yarattık. (el-Kamer suresi, 47.- 49. ayet-i kerimeler)

Müslüman kardeşlerim! Kadere iman etmek, Müslümanların inancının temelinden olan bir husustur. İmam Muslim, Rasûlullâh Muḥammed ﷺ iman hakkında sorulduğunda onun şöyle buyurduğunu rivayet eder:

الإيمانُ أَنْ تُؤْمِنَ بِاللهِ وملائكتِه وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ واليَوْمِ الآخِرِ وتُؤْمِنَ بِالقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ اﻫ

Manası: İman; Allâh’a, O’nun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kıyamet gününe, kadere ve hayır ile şerrin Allâh’ın takdiri ile meydana geldiğine iman etmendir.

Continue reading KADERE İMAN

Kibir ve Övünmekten Uyarı

Hamd Allâh’adır. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekanı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muhammed ﷺ O’nun rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muhammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye kadîr olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿يَٰأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلتَنظُر نَفس مَّا قَدَّمَت لِغَد وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُ بِمَا تَعمَلُونَ ١٨﴾

El-Haşr Sûresi, 18. Ayet

Manası: Ey iman edenler! Allâh’a karşı takvalı olun ve her nefis, yarın (kıyâmet günü) için ne hazırladığına baksın! Allâh’tan korkun! Şüphesiz ki Allâh, yaptıklarınızı bilendir.

Müslüman kardeşlerim, takvalı olmak iki yüce hususa bağlıdır: Farzları eda etmek ve haramlardan sakınmak.

Allâh’ın izniyle bugünkü kelamımız, kibir hakkında olacaktır. Allâh bizleri kibirden korusun. Alimler, kibri, kalbin günahlarından olan bir günah olarak saymışlardır. Kibir iki çeşittir. Birincisi, hakkı bilip kabul etmemektir. İkincisi de insanları küçük görmektir. Kibir, uzuvların amellerinde görünmüş olsa da sebebi kalptedir. Kibir kalpte hissedilir, belirtisi ise insanın uzuvlarında görülür. Kibirli kimse; fakire alçaltıcı bir bakışla bakar ve büyüklenerek ondan sırt çevirir veya bir kişinin hakkı söylediğini bildiği halde örneğin yaşı küçük olduğu için ondan o hakkı kabul etmez ya da kibirli kibirli yürür. Bunların hepsi büyük günahlardandır. Efendimiz Muhammed ﷺ şöyle buyurmuştur:

إن الْمُتَكَبِّرِينَ يُحْشَرُونَ يَوْمَ القِيَامَةِ كَأَمْثَالِ الذَّرِّ يطؤُهمُ النَّاسُ بأَقْدَامِهِمْ”

Bu hadis-i şerif, kibirlenenlerin kıyamet gününde kırmızı karıncalar büyüklüğünce haşrolunacaklarını ve insanların onlara ayakları ile basacaklarını bildiriyor.

Ey Mü’min kardeşim, mütevazı ol. Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:

”إِنَّكُمْ لَتَغْفُلُونَ عَنْ أَفْضَلِ الْعِبَادَةِ التَّوَاضُع“

İmâm Beyhaki rivayet etmiştir.

Manası: Sizler, ibadetin en faziletlilerinden olan tevazudan gafilsiniz.“

Continue reading Kibir ve Övünmekten Uyarı

EN-NASR SURESİNİN TEFSİRİ

Hamd Allâh’adır. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekanı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muhammed ﷺ O’nun kulu, rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muhammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Rabbimiz Subhânehû ve Teâlâ habibi Muhammed’in ﷺ kalbine en-Nasr suresini indirmiştir. Bu sure üç ayettir ve el-Habîbi el-Mustafâ’ya ﷺ Medîne’de iken nuzul olmuştur. Allâhu Tebârake ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿إِذَا جَاءَ نَصرُ ٱللَّهِ وَٱلفَتحُ ١ وَرَأَيتَ ٱلنَّاسَ يَدخُلُونَ فِي دِينِ ٱللَّهِ أَفوَاجا ٢ فَسَبِّح بِحَمدِ رَبِّكَ وَٱستَغفِرۡهُۚ إِنَّهُۥ كَانَ تَوَّابَا ٣﴾

Bu sureye veda suresi denir ve o ibnu Abbâs’ten “Sahih Muslim”de rivayet edildiği gibi bu sure bir bütün olarak inen surelerin sonuncusudur. İmam el-Buhari ve daha başkaları ibn Abbâs’ten naklettikleri gibi nuzul olan en son ayet el-Bekârah suresinin 281. ayetidir:

﴿وَٱتَّقُواْ يَوما تُرجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفس مَّا كَسَبَت وَهُم لَا يُظلَمُونَ ٢٨١

Manası: “Allâh’tan hesaba çekildiğiniz , sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının.”

﴿إِذَا جَاءَ نَصرُ ٱللَّهِ وَٱلفَتحُ ١﴾

(النَّصرُ) yardımdır. (الفَتْحُ) ise Mekke’nin fethidir. Rasûlullâh ﷺ mübarek Mekke şehrini feth ettiğinde araplar kendi aralarında şöyle söylemeye başladılar:

Allâh fil ordusuna karşı harem bölgesini koruduktan sonra efendimiz Muhammed ﷺ o bölgeyi fethetti ise ona karşı artık kimsenin gücü yetmez.

Continue reading EN-NASR SURESİNİN TEFSİRİ