Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehâdet ederim ki Allâh’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O tektir, hiçbir ortağı yoktur; hiçbir benzeri ve hiçbir dengi yoktur. Aklında her ne tasavvur edersen et Allâh ona benzemez. Kim Allâh’ı insanlara ait herhangi bir sıfat ile vasfederse küfre düşmüş olur. Ve yine şehâdet ederim ki efendimiz, habibimiz, önderimiz ve gözlerimizin nûru olan Muḥammed ﷺ Allâh’ın kulu ve Rasûlü’dür. Allâh’ım! Efendimiz Muḥammed’e ﷺ onun âline ve tertemiz, pak ashâbına salât eyle.
Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.
Yüce Allâh Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
﴿أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَتَكُونَ لَهُمۡ قُلُوب يَعۡقِلُونَ بِهَآ أَوۡ ءَاذَان يَسۡمَعُونَ بِهَاۖ فَإِنَّهَا لَا تَعۡمَى ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَلَٰكِن تَعۡمَى ٱلۡقُلُوبُ ٱلَّتِي فِي ٱلصُّدُورِ ٤٦﴾
Manası: (Seni yalanlayanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur.