Category Archives: Cuma Hutbeleri

Zekât

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları; kendime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum.
Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ 34 يَوْمَ يُحْمَى عَلَيْهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ هَذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنْفُسِكُمْ فَذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْنِزُونَ 35﴾

Manası: Altını ve gümüşü biriktirerek saklayıp onları Allâh için harcamayan kimseler! İşte bunları acıklı bir azap ile müjdele. Kıyamette, o biriktirilen altın ve gümüşlerin üzerleri cehennem ateşinde kızdırılacak da bu mal toplayanların alınları, yanları ve sırtları bunlarla dağlanacak ve onlara şöyle denecektir; “- İşte bu, nefisleriniz için sakladıklarınız! Artık topladıklarınızın acısını tadın.”

(Et-Tevbeh suresi, 34 ve 35. ayetleri)

Sevgili kardeşlerim; Allâh üzerimize bazı şeyleri farz kılmıştır. Öyleyse bunları ihmal etmeyin. Ve bizlere sınırlar koymuştur. Öyleyse bu sınırları aşmayın. Ve bizlere bazı şeyleri yasaklamıştır. Bunları ise işlemeyin. Allâh’ın üzerimize farz kılmış olduğu hususlardan birisi ise zekât’tır. Zekât hicrî ikinci yılında farz kılınmıştır.

Müslüman kardeşim; sen üzerlerine zekât’ın farz olduğu kişilerden misin?

Continue reading Zekât

ŞABAN AYININ 15. GECESİ

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatte bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Allâh-u TeâKurân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:

﴿فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ (7) وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ (8)﴾

Anlamı: Her kim zerre kadar hayır yapmışsa amel defterinde görecektir ve her kim zerre kadar şer yapmışsa onu defterinde görecektir.

Değerli Müslümanlar, muhakkak ki bu iki ayette bize az da olsa çok da olsa hayır yapmamız ve şerden uzak durmamız emredilmektedir. Ne mutlu bize ki şaban ayındayız. Öyleyse bu ayda bol bol hayırlar yapalım.

Peygamber Efendimiz ﷺİmam İbni Mâceh’in rivayet ettiği bir hadis-i şerifinde bu gecenin faziletini şöyle bildirmektedir:

إِذَا كَانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا نَهَارَهَا اﻫ

Manası: “Şaban ayının 15. gecesini namazla, gündüzünü de oruçla geçiriniz.”

Değerli Müslümanlar şaban ayının 15. gecesi çok büyük ve faziletli bir gecedir. Bu gece bize, Kurân-ı Kerîm’in inmiş olduğu ve ayların içinde en hayırlı ay olan ramadân ayının yaklaştığını hatırlatmaktadır. Peygamber Efendimiz ﷺ bize şaban ayının 15. gününde ve gecesinde ne yapmamızı bildirmiştir. Bizden, geceyi namazla, duayla ve tövbeyle geçirmemizi ve gündüzünü de oruçla geçirmemizi istemiştir.

Allâh-u TeâKurân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır;

﴿وَلاَ تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا﴾

Anlamı: Dünyadan nasibini unutma. (El-Kasas suresi, 77. ayet)

Yani, ahiretin için dünyadan olan nasibini unutma. O halde kim bu dünyadan ahireti için hazırlığını yaparsa kazanan odur. Ahiret için hazırlık yapmayan kimse ise kaybedenlerden olmuş olur.

Continue reading ŞABAN AYININ 15. GECESİ

YALAN VE BİR NİSAN ŞAKASI YALANINDAN UYARI

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatte bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kadîr olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Bilin ki Allâh-u Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

﴿يَٰأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَكُونُواْ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ﴾

Manası: Ey iman edenler! Allâh’a karşı takvalı ve doğru kimselerle beraber olun. (Et-Tevbeh suresi, 119. ayet)

Mümin kardeşlerim; Allâh-u Subḥânehu ve Teâlâ bizlere hayırlı ameller işlemeyi emredip kötülüğü yasaklamıştır. Yüce Rabbimiz Rasûlü’nü ﷺ insanlara hayrı öğretmesi ve güzel ahlâka çağrıda bulunması için göndermiştir.

İmam Beyhakî’nin “Sunenil-Kubrâ”da rivayet ettiği bir hadîs-i șerîf’te Efendimiz Muḥammed ﷺ şöyle buyurmuştur:

إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ مَكارِمَ الأَخْلاقِ اهـ

Manası: Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.

Doğruluk, Allâh-u Teâlâ’nın emrettiği yüce sıfatlardandır. Peygamber Efendimiz Muḥammed ﷺ doğruluğa teşvikte bulunmuş ve en kötü sıfatlardan olan yalanı yasaklamıştır. İmam Muslim “Sahîh”inde Abdullâh bin Mesûd’un (radiyallâhu anhu) şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullâh ﷺ şöyle dedi:

عليكُم بالصِّدقِ فإنَّ الصِّدقَ يَهدِي إلى البِرِّ وإنَّ البِرَّ يَهدِي إلَى الجنّة، وما يَزَالُ العَبْدُ يَصْدُقُ ويَتَحَرَّى الصِّدْقَ حتى يُكتَبَ عِندَ اللهِ صِدِّيقا، وإيَّاكُم والكَذِبَ فإنَّ الكذِبَ يَهدِي إلى الفُجُورِ وإنَّ الفُجورَ يهدِي إلى النَّارِ وما يزالُ العبدُ يَكْذِبُ وَيَتَحَرَّى الكَذِبَ حتى يُكْتَبَ عِنْدَ اللهِ كَذّابًا اﻫ

Manası: Doğru olun, şüphesiz ki doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete ulaştırır. Kişi doğru sözlü olmaya devam ettikçe Allâh indinde sıddîk olarak yazılır. Yalandan sakının! Şüphesiz ki, yalan fucûra götürür (yani yalan fucûra bir vesiledir, yani fucûra ulaştıran bir yoldur.) fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalan söylemeye devam ettikçe Allâh indinde yalancı olarak yazılır.

Continue reading YALAN VE BİR NİSAN ŞAKASI YALANINDAN UYARI

Şehâdetin İkinci Kısmının Manası

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları; kendime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum.

Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنوبَكُمْ وَاللهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ قُلْ أَطِيعُوا اللهَ والرسولَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللهَ لا يُحِبُّ الكَافِرِينَ﴾

Manası: De ki (Yâ Muḥammed): “Eğer Allâh’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allâh da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allâh Ġafûr’dur, Rahîm’dir.” De ki (Yâ Muḥammed): “Allâh’a ve peygambere itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allâh, Kendisine ve Rasûlüne inanmayanları sevmez. (Âl-i İmrân suresi, 31. ve 32. ayetleri)

Sevgili kardeşlerim; bilin ki, dünyada ve ahiretteki selâmetin yolu peygamber efendimiz Muḥammed’e kâmil bir şekilde tâbi olmaktır. Bu ise, Allâh’a ve Rasûlüne gerektiği gibi iman edip bütün farzları eda ederek bütün haramlardan sakınmakla olur.

Continue reading Şehâdetin İkinci Kısmının Manası