All posts by mrivwp

RAMADÂN BAYRAMI HUTBESİ 1440 H. – 2019 R.

Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekberu Kebîrâ, ve l’Ḥamdulillâhi Keṡîrâ, ve Subḥânallâhi Bukraten ve Esîlâ, Lâ İlâhe İllallâhu ve Lâ Nebudu İllâ İyyâhu Muhlisîne Lehu’d Dîne velev Kerihe l’Kâfirûn. Lâ İlâhe İllallâhu Veḥdehû Sadeka Vedehû ve Nesara Abdehû ve Hezeme l-Eḥzâbe Veḥdeh.

Ḥamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun. Allâh, mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamlar Ebu Hanife, Malik, Eş-Şafii ile Ahmet ve evliyalardan ve sâlihlerden razı olsun.

Mü’min kardeşlerim; sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. O’nun emrettiklerini yerine getirin ve nehyettiklerinden sakının! Sonra bilin ki bugün yüce ve güzel bir gündür. Rasûlullâh ﷺ bayram günü hakkında şöyle buyurmuştur:

لِكُلِّ قَوْمٍ عِيدٌ وَهذَا عيدُنا اﻫ

Manası: Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. (İmam Buhari ve başkaları)

Continue reading RAMADÂN BAYRAMI HUTBESİ 1440 H. – 2019 R.

KADİR GECESİ

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kadîr olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿إِنَّا أَنزَلنَٰهُ فِي لَيلَةِ ٱلقَدرِ ١ وَمَا أَدرَىٰكَ مَا لَيلَةُ ٱلقَدرِ ٢ لَيلَةُ ٱلقَدرِ خَير مِّن أَلفِ شَهر ٣ تَنَزَّلُ ٱلمَلَٰئِكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيهَا بِإِذنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمر ٤ سَلَٰمٌ هِيَ حَتَّىٰ مَطلَعِ ٱلفَجرِ ٥﴾

Manası: Şüphesiz, Kur’ân Kadir gecesinde birinci semaya indirilmiştir. (1) Bilir misin nedir Kadir gecesi!?. (2) Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. (3) Cebrâîl (aleyhisselâm) ile birlikte çok sayıda melek o gecede Allâh’ın izni (yani emri) ile gelecek sene için Allâh’ın ezelde takdir ettiği şeyler ile inerler. (4) O gece, fecrin doğuşuna kadar selâmettir. (5) (El-Kadr suresi)

Peygamber efendimiz Muḥammedﷺ şöyle buyurmuştur:

أُنزِلَتِ التوراةُ لِستٍّ مَضَيْنَ مِنْ رَمَضَانَ وأُنْزِلَ الإنجيلُ لثلاثَ عشْرةَ خلَتْ من رمضانَ وأُنزلَ الزبورُ لثمانِ عشْرةَ خَلَتْ من رمضانَ وأُنزلَ القرءانُ لأربعٍ وعشرينَ خلَت من رمضانَ اﻫ

Manası: Tevrât Ramadân’ın altıncı gecesinde indirildi. İncîl Ramadân’ın onüçüncü gecesinde indirildi. Zebûr Ramadân’ın onsekizinci gecesinde idirildi ve Kur’ân Ramadân’ın yirmidördüncü gecesinde indirildi. (El-Câmiu’s Sağir)

Ne yücedir Ramadân ayı!.. Ne yücedir Ramadân ayının geceleri!.. Bugünkü kelamımız, en yüce gece olan Kadir gecesi hakkında olacaktır.

Continue reading KADİR GECESİ

Zekât

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları; kendime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum.
Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ 34 يَوْمَ يُحْمَى عَلَيْهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ هَذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنْفُسِكُمْ فَذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْنِزُونَ 35﴾

Manası: Altını ve gümüşü biriktirerek saklayıp onları Allâh için harcamayan kimseler! İşte bunları acıklı bir azap ile müjdele. Kıyamette, o biriktirilen altın ve gümüşlerin üzerleri cehennem ateşinde kızdırılacak da bu mal toplayanların alınları, yanları ve sırtları bunlarla dağlanacak ve onlara şöyle denecektir; “- İşte bu, nefisleriniz için sakladıklarınız! Artık topladıklarınızın acısını tadın.”

(Et-Tevbeh suresi, 34 ve 35. ayetleri)

Sevgili kardeşlerim; Allâh üzerimize bazı şeyleri farz kılmıştır. Öyleyse bunları ihmal etmeyin. Ve bizlere sınırlar koymuştur. Öyleyse bu sınırları aşmayın. Ve bizlere bazı şeyleri yasaklamıştır. Bunları ise işlemeyin. Allâh’ın üzerimize farz kılmış olduğu hususlardan birisi ise zekât’tır. Zekât hicrî ikinci yılında farz kılınmıştır. Zekât en büyük farzlardandır. Peygamber efendimiz bir hadiste şöyle buyuruyor:

بني الإسلام على خمس شهادة أن لا إله إلا الله وأن محمدًا رسول الله وإقام الصلاة وإيتاء الزكاة وحج البيت وصوم رمضان اﻫ

Manası:  İslam dîni beş şey üzere bina edilmiştir; (Yani İslam dininin önde gelen beş farzı)

Allâh’tan başka İlah olmadığına ve Muḥammed’in O’nun Râsulü olduğuna şehâdet etmek, (beş vakit) namazı kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramadân ayı orucunu tutmak. (Buhârî ve Muslim)

Continue reading Zekât

ALLÂH-U TEÂLÂ’YI CİSİM OLMAKTAN VE YARATIKLARIN DİĞER SIFATLARINDAN TENZİH ETMEK

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı, peygamberlerin inancı üzerinde ve peygamber efendimiz Muḥammed’in ﷺ yolunda sebat etmeyi tavsiye ederim. Sevgili peygamberimiz – Rabbimin salât ve selâmı onun üzerine olsun – bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

وَاللهِ إِنِّي لأَعْلَمُكُمْ بِاللهِ عَزَّ وَجَلَّ وَأَخْشاكُمْ لَهُ اهـ

Manası: Vallâhi ben, aranızda Allâh’ı en çok bileniniz ve O’ndan en çok korkanınızım. (İmam Ahmed “Musned”inde)

Peygamberimiz ﷺ bu ilimde, yani Allâh ve sıfatları hakkındaki ilimde en bilgili olmakla kendini methetmiştir; zira bu ilim, ilimlerin en celîli, en yücesi, en gerekli ve en evlâ olanıdır. Allâh-u Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’deki şu kavli de buna işaret etmektedir. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿فَٱعلَم أَنَّهُۥ لَا إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱستَغفِر لِذَنبِكَ وَلِلمُؤمِنِينَ وَٱلمُؤمِنَٰتِ﴾

Manası: Bil ki Allâh’tan başka İlâh yoktur ve kendin ve erkek ve kadın mü’minler için istiğfâr et. (Muḥammed suresi, 19. ayet)

Allâh-u Subḥânehû ve Teâlâ bu ayet-i kerîmede tevḥîdi bilmeyi istiğfâr etmekten önde tutmaktadır; çünkü tevḥîd, usûl (akaid ilmi) ve istiğfar ise furû (fıkıh ilmi) ile alakalıdır. İşte bundan dolayıdır ki, İmam Ebu Hanife El-Fıkhul-Ebsat adlı kitabında “Bil ki, dindeki fıkıh, ahkâmdaki fıkıhtan daha üstündür.” buyurmuştur. İmam Ebu Hanife’nin “dindeki fıkıh”tan muradı; usûl ilmi, akîde ilmi ve tevhîd ilmidir.

Sevgili kardeşlerim; tevḥîd ilmi içerdiği hususlardan dolayı ilimlerin en şereflisidir; zira bu ilim, Allâh-u Teâlâ’yı layıkıyla bilmeyi içerir. Ehl-i Sünnete göre tevḥîd; teşbih ve tatîli nefyetmektir; İbn-i Hacer el-Askalani’nin “Sahih-i Buhari”nin şerhinde zikrettiği gibi: Tevḥîd ilmi, Allâh hakkında vacip olan, ilim, kudret, irade sıfatların isbâtı ve O’nu mahlukatın sıfatlarına benzemekten tenzih etmektir. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿لَيسَ كَمِثلِهِۦ شَيء وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلبَصِيرُ ١١﴾

Manası: Allâh hiçbir şeye benzemez. O, her şeyi işiten ve her şeyi görendir. (Eş-Şûrâ suresi, 11. ayet)

Başka bir ayette ise şöyle buyuruyor:

﴿وَلَم يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُ ٤﴾

Manası: Hiçbir şey O’nun dengi değildir. (El-İhs suresi, 4. ayet)

Continue reading ALLÂH-U TEÂLÂ’YI CİSİM OLMAKTAN VE YARATIKLARIN DİĞER SIFATLARINDAN TENZİH ETMEK