All posts by mrivwp

Oruçlu olan kişinin korona testi (PCR) yaptırmasının hükmü

Alemlerin rabbi olan Allâh’a hamd olsun

Salat ve selam Peygamber efendimize ve diğer Peygamberlere olsun.

Bize şu soru soruldu:

Soru: Oruçluyken korona testi (PCR) yapmanın hükmü nedir?

Cevap: İsteyerek, oruçlu olduğunu hatırlayarak, hükmünü bilerek doğal bir vücut açıklığından başa veya karna hacimli bir şey ulaşırsa, Şafilere göre orucun bozulmasına sebep olur. Bu, test öğesi burun içinden burun kemiğinin arkasına (hayşumeyi geçerse) veya kafadaki boşluklardan birine sokulursa orucun geçersiz olacağı anlamına gelir. Aynı şekilde, test öğesi ağız yoluyla verilirse ve “Hâ (ح)” harfinin çıkış (mahec) noktasını aşarsa kişinin orucu bozulur. Test maddesi belirtilen yerlere ulaşmazsa oruç bozulmaz.

Mâlikiler ise şöyle der: Burundan hacimli birşeyin girdirilmesi, velev ki burun kemiğinin ötesine veya kafadaki boşluklardan birine ulaşsa bile orucun geçerliliği üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Sokulan cisim (başa ulaşsa bile), ancak boğaza ulaşmaması gerekir. Çünkü bu durumda sokulan cisim karın içine girmese bile orucu bozar. Öyleyse Mâlikiler’e göre, burundan yapılan olağan test yönteminin orucu bozmadığı anlaşılmaktadır. Ağza gelince eğer test maddesi ağızdan sokulur ve “Hâ(ح)” harfinin çıkış noktasına ulaşırsa, o nokta aşılmasa bile, oruç geçersiz olur.

Yüce Allâh, her şeyi bilendir.

Ramadanı karşılama

Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun salat ve selam Peygamber efendimize, onun pak olan ehline ve sahabelerine olsun. Bu ay ihsan, hayır ve taat ayıdır. Bu ay züht edip nefsin güzel ve lezzetli olan şeyleri terk etmesi ayıdır.

Bu mübarek ayı karşılıyoruz ve ahireti dünyaya tercih ediyoruz. Nasıl ahireti isteyenlerden olmayalım Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz ﷺ şöyle buyurdu:

«مَنْ صَامَ رمضانَ إيمانًا وَاحتسابًا غُفرَ لهُ مَا تقدَّمَ مِن ذَنبِه»

Manası: “Kim, inanarak ve mükafatını Allâh’tan dileyerek Ramadân orucunu tutarsa, geçmiş (küçük) günahları bağışlanır.

Kim Allâh’a iman edip oruç tutarsa ve kendisine farz olduğuna inanırsa ve sevabını, ecrini dilerse, orucun farziyetini inkar etmez ve sevabını, ecrini alacağından şüphe etmezse Allâh’u Teâla onun geçmiş küçük günahlarını affeder.

İmam Müslim’in Ebu Hureyre’den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:

الصَّلواتُ الخَمْسُ والجُمعةُ إلى الجمعةِ ورمضانُ إلى رمضانَ مُكَفِّراتٌ ما بَيْنَهُنَّ إذَا اجْتُنِبَتِ الْكَبَـائر.

Manası: Beş vakit namaz, cuma namazı gelecek cuma namazına kadar ve Ramadân gelecek Ramadân‘a kadar küçük günahların affolunmasına sebep olur.

Continue reading Ramadanı karşılama

ALLÂH’IN VARLIĞINA DAİR AKLÎ DELİL

Hamd Allâh’adır. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekanı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muhammed ﷺ O’nun kulu, rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muhammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Allâhu TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmştur:

﴿إِنَّ فِي خَلۡقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ لَأٓيَٰت لِّأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ ١٩٠ ٱلَّذِينَ يَذۡكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَٰما وَقُعُودا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمۡ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلۡقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ رَبَّنَا مَا خَلَقۡتَ هَٰذَا بَٰطِلا سُبۡحَٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ١٩١﴾

Manası: Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allâh’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: “Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen noksan sıfatlardan münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru.” (Âl-İmrân suresi, 190. ve 191. ayetler)

Mümin kardeşlerim; Allâh’ın yaratıklarına düşünerek bakan kimse, Allâh’ın var olduğunu, şerîki olmadığını, kudret ve irade sıfatları Kendisi hakkında sabit olduğunu anlar. Mümin kardeşlerim, bu tefekkür bize emredilmiştir. Rasûlullâh’tan ﷺ zikredilen ayet hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir:

ويلٌ لِمَنْ قَرَأَها ولم يَتَفَكَّر فيها

Manası: Bu ayeti okuyup ve hakkında tefekkür etmeyen kimseye veyl olsun. (İbnu Hibbân, Sahih)

Allâh’ın yaratıklarına bakmak mutlaka Yaratıcının varlığına ve O’nun vahdaniyetine delalet eder. Ehli sünnet âlimleri her mükellefin Allâh’ın varlığını kanıtlayan icmâlî bir delili bilmesinin farz olduğunu söylemişlerdir. Müslüman kardeşlerim, biliriz ki, biz bir zamanlar yok iken var edildik, yaratıldık. Kim yok iken var edildiyse o kendisini yoktan var edene muhtaçtır, çünkü aklıselim yokluktan sonra var edilen şeyin bir var edene muhtaç olduğuna hükmeder. O var eden de Allâhu Tebârake ve Teâlâ’dır.

Bu âlem bir hâlden diğer bir hâle değişir. Hava bazen hareketli ve bazen durgundur. Bir vakit sıcak ve bir başka vakitte soğuk olur. Bir bitki çıkar ve bir başkası solar. Güneş doğudan doğar ve batıdan batar. Ayrıca gündüzün ortasında beyaz ve sonunda sarıdır. İşte bütün bu değişiklikler o şeylerin hâdis ve yaratık ve bir değiştirene muhtaç olduklarına işaret ederler. Bu şeyler de bu âlemden birer parçadırlar. Bu âlem ise yaratık, hâdis ve onu yaratana muhtaçtır. O yaratan da Allâh’tır.

Şayet bir mülhit –Allâh’ın varlığını inkâr eden kimse- Allâh’ı göremediğinden dolayı O’nun varlığına iman etmediğini söyleyecek olursa, ona denir ki: “O’nu göremesen de, O’nun fiilinin eserleri çoktur. Bu âlemin ve içindekilerinin varlığı Allâh’ın varlığına dair bir delildir. Bir kitabın mutlaka bir yazarı ve bir binanın mutlaka bir bina edeni vardır. Keza bu âlemin de mutlaka onu yaratan ve var eden bir Yaratıcısı vardır. Senin görememezliğine gelince, bu bir şeyin yokluğunu kanıtlamaz. Ne çok şeyler vardır ki görememene rağmen varlıklarına inanırsın. Bunlardan bazıları: Aklın, ruhun, ağrıların ve mutluluğun.”

Continue reading ALLÂH’IN VARLIĞINA DAİR AKLÎ DELİL

MÜBAREK RAMADÂN AYININ BAŞLANGICI NASIL TESBİT EDİLİR

Dört mezhep alimleri Ramadân ayının başlangıcının Şaban ayının 29’uncu gününün güneşi battıktan sonra hilali gözlemlemekle tespit edildiğini, kaide olarak vermişlerdir. Şayet o akşam hilal görülürse gelecek gün Ramadân ayının birinci günü demektir.

Lakin hilal o akşam görülmezse gelecek gün Şaban ayının 30’uncu günü olur ve onun ardından gelen gün Ramadân ayının birinci günü olur.

Dört mezhep alimleri, bu kaideyi verdiklerinde, hesapçıların ve astronomların sözlerine iltifat edilmeyeceğini ve onların oruç ayının başlangıcı ve sonuyla alakalı söylediklerine itibar edilmeyeceğini zikretmişlerdir.

Hafız En-Nevevî, „El-Mecmû‘“ isimli kitabında şöyle buyurmuştur: Hesaplara göre ayların başlangıçlarını iddia edenlerin sözleri reddedilir. Çünkü Rasûlullâh şöyle buyurmuştur:

Continue reading MÜBAREK RAMADÂN AYININ BAŞLANGICI NASIL TESBİT EDİLİR