Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.
Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Allâh Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.
Fâtir suresinin 1. ayetinin manası: Gökleri ve yeri yaratıp melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan, (Peygamberlere gönderen) Allâh’a ḥamd olsun. Allâh yarattığı şeylerde dilediği kadar (vasıflar) ziyade eder. Muhakkak ki Allâh, her şeye kadîrdir.
Ey Allâh’ın kulları; bilin ki meleklerin varlığına iman etmek farzdır. Onlar nûrani cisimlerdir. Ruhları müşerreftir ve Allâh katında mükerrem kullardır.
Melekler erkek veya dişi değildirler. Onlar yemezler, içmezler, uyumazlar, yorulmazlar ve üremezler. Melekler, mükellef kullardır; Allâh’a karşı asi olmazlar ve Allâh’ın emirlerini yerine getirirler. Melekler bazen aslı şekilleri olmayan başka şekiller alırlar.
Sabit bir hadîs-i şerîf’te geçtiği gibi bir keresinde Cebrâîl Aleyhisselâm, Peygamber Efendimizin yanına bembeyaz elbiseyle ve simsiyah saçlı bir erkek şeklinde gelmiştir.
Lakin biliniz ki, melekler asla kadın şekli almazlar ve erkek şekline girdiklerinde ise onlarda tenasül uzvu katiyyen olmaz.
Bundan da anlaşılıyor ki, Müslüman olmayan bir takım insanın iki kanatlı dişi şeklinde yaptıkları heykeller, kesinlikle meleklerin şekillerini yansıtmamaktalar.
Meleklerin, o heykellere benzer şekilleri olduğuna inanmak Müslümanların inancına zıttır.
En-Necm suresinin 27. ayetinin manasi: Doğrusu ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi ismi takıp duruyorlar.
O hâlde bu tür itikatlardan uyarılmış olunuz! Melekler bazen ise bir kuşun seklini alırlar.
Ancak yılan, akrep, köpek veya domuz gibi hayvanların şekillerini asla almazlar. Azimleri, Allâh’a itâtkar olmaktır.
Onlara sövmek veya onlarla alay etmek caiz değildir. Bu, âlimlerin zikrettikleri gibi insanı İslam dininden çıkarır. Allâh, bizi küfürden korusun.
Onlara karşı düşmanlık yapanlar, Allâh’a karşı düşmanlik yapmış olur ve Allâh’a düşman olanlar Kur’ân-ı Kerîm’de beyan edildiği gibi Müslüman değildirler.
El-Bakarah suresiin 98. ayetinin manası: Kim, Allâh’a, meleklerine, Peygamberlerine, Cibrîl’e Mikâl’e düşman olursa bilsin ki, Allâh kâfirleri azaplandırır.
İblîse gelince, o meleklerden değildir. Kendisi cinlerdendir. Bunun delili Kur’ân-ı Kerîm’dedir.
El-Kehf suresinin 50. ayetinin manasi: İblis, cinden idi de Rabbinin emrinden çıktı.
Eğer şayet İblîs meleklerden olsaydı, Allâh’a karşı asi olmazdı; Et-Teḥrîm suresinin 6. ayetinin manası: Onlar Allâh’ın kendilerine buyurduklarına asla karşı gelmezler ve emredildikleri şeyi yaparlar.
Öyleyse bazı insanların İblîs hakkında meleklerin başkanı olduğu sözü yanlıştır.
Bu sözün aslı yoktur ve Kur’ân’a ve meleklerin şeriatta bildirilen sıfatlarına aykırıdır.
Meleklerin günahlardan korunmuş olduklarına iman etmek farzdır. Bunu âlimler zikretmiştirler.
O hâlde Hârût ve Mârût melekler hakkında şu uydurulan kıssa dine muhalif olduğundan dolayı ona itikat etmek caiz değildir.
Bu kıssada Harût ve Mârût hakkında alkol içtikleri, sonra Zehra adlı bir kadın ile zina yaptıkları ve o kadının bir yıldıza dönüştüğü zikrediliyor.
Ayrıca onların haksız yere bir insanı öldürdükleri iddia ediliyor. Bu batıl kıssanın aslı yoktur. Bu kıssaya inanmak caiz degildir.
Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.
İkinci Hutbe
Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ ve diğer Peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.
Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.
Bu hutbemizde, bazı insanların söylediği “Allâh sevgidir” veya “Allâh sevginin kendisidir” sözleri konusunda sizleri Allâh rızası için uyarıyoruz. Bu söz, Yüce Allâh’ı yaratılmışlara benzetme anlamı taşıdığı için küfürdür. Böyle bir söz söyleyen kimse, Kelime-i şehadeti söyleyerek yeniden İslâm’a dönmelidir. Ancak kişi bu sözün küfür manasını anlamayıp, sadece “Yüce Allâh mümin kullarının birbirlerini sevmelerini sever” şeklinde anlıyorsa, bu kimse küfre girmiş sayılmaz. Fakat buna rağmen, bu sözün söylenmesi caiz değildir.
Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberineﷺ salât ve selâm getirmeyi emretmiştir.
Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.
Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.
Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
﴿يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ (1)يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ(2) ﴾
El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri
Manası: Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!
Dua:
Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.
Kâmet getir!