All posts by mrivwp

ALLÂH’TAN BAŞKASINDAN SADECE YARDIM DİLEMEK ŞİRK DEĞİLDİR

Hamd Allâh’adır. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekanı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muhammed ﷺ O’nun kulu, rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muhammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Ey Allâh’ın kulları, peygamberin şeriatına tabi olmak, peygamberin getirdikleri şeyler ile amel etmek ve hayırlı amellerde çabuk davranmak ile Allâh’a karşı takvalı olun. Ömür sona ermeden haseneler elde edin ki kıyamet gününde mizanda haseneleri günahlarından daha ağır basan insanlardan olasınız. Allâhu Tebârake ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿فَأَمَّا مَن ثَقُلَت مَوَٰزِينُهُۥ ٦ فَهُوَ فِي عِيشَة رَّاضِيَة ٧ وَأَمَّا مَن خَفَّت مَوَٰزِينُهُۥ ٨ فَأُمُّهُۥ هَاوِيَة ٩﴾.

Manası: “İşte o vakit tartıda amelleri ağır basan kimse. O artık hoşnut bir hayattadır. Fakat kimin de amelleri hafif gelirse. Onun varacağı yer Hâviyeh’dir.” (el-Kâri’ah suresi, 6.-9. ayetler)

İmam Tirmizî, “Sünen”inde Ebû Hureyre’den Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

إِذَا ماتَ ابْنُ ءادَمَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلا مِنْ ثَلاثٍ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ وعِلْمٍ يُنْتَفَعُ بهِ وَوَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ اﻫ

Manası: “Ademoğlu ölünce ameli üç şey hariç kesilir: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve onun için dua eden sâlih bir evlat.”

Continue reading ALLÂH’TAN BAŞKASINDAN SADECE YARDIM DİLEMEK ŞİRK DEĞİLDİR

Din İlmini Öğrenmeye Teşvik ve Farz-ı Ayn İlminin Beyanı

Hamd Allâh’adır. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Allâh-u Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm‘de şöyle buyuruyor:

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ ءامَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ 18﴾

Manası: Ey iman edenler; Allâh’tan korkun ve herkes, yarın (Kıyamet Günü) için ne hazırlamış olduğuna baksın. (El-Ḥaşr suresi, 18. ayet)

Ey Allâh‘ın kulları, Allâh’a karşı takvalı olun. El-Azîz, El-Ḥakîm, El-Kaviyy ve El-Metîn olan Allâh’a karşı takvalı olun ve Kur’ân-ı Kerîm‘e sımsıkı sarılın. Kur’ân-ı Kerîm‘de şöyle geçmektedir:

﴿يرْفَعِ اللهُ الَّذِينَ ءامَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ﴾

Manası: Allâh aranızda din ilmini öğrenmiş olan mü’minlerin derecelerini yükseltir. Allâh, yaptıklarınızdan haberdardır. (El-Mucâdeleh suresi, 11. ayet)

Değerli kardeşler; Allâh, ilmiyle amel eden âlimlerin derecelerini yükseltmiştir. Bu da ilmin faziletinden ve şerefindendir. Din ilmi, İslam’ın hayatıdır. Din ilmi, iki kısım üzeredir. Bir kısım, her mükellefin üzerine, öğrenmesi farz olan ilimdir (farz-ı ayn ilmi). İlmin diğer kısmını ise bazılarının öğrenmesi durumunda, farz diğerlerinin üzerinden düşer. Bu ikinci kısma, din ilminden olan farz-ı kifaye ilmi denilir. Birinci kısım ise farz-ı ayn ilmi ve peygamber efendimizin şu hadisindeki muradıdır:

طلب العلم فريضة على كل مسلم

Manası: Din ilmini (farz-ı ayn ilmini) öğrenmek her (mükellef erkek ve kadın) Müslümanın üzerine farzdır. (Beyhaki)

Continue reading Din İlmini Öğrenmeye Teşvik ve Farz-ı Ayn İlminin Beyanı

Ruhun Kabzedilmesi ve Munker ile Nekîr’in Sorgusu

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.

Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kadîr yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Allâhu Teâlâ Âl-İmrân suresi, 185. ayetinde şöyle buyuruyor:

﴿كُلُّ نَفس ذَائِقَةُ ٱلمَوتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّونَ أُجُورَكُم يَومَ ٱلقِيَٰمَةِ فَمَن زُحزِحَ عَنِ ٱلنَّارِ وَأُدخِلَ ٱلجَنَّةَ فَقَد فَازَ وَمَا ٱلحَيَوٰةُ ٱلدُّنيَا إِلَّا مَتَٰعُ ٱلغُرُورِ﴾

Manası: Her nefis ölümü tadacaktır. Şüphesiz ki size ecirleriniz kıyâmet günü tam olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, artık o kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, ancak aldatıcı bir metadır.

Kardeşlerim, haşrı ve kıyamet gününü düşünün! O günde olacak olaylardan bazıları şunlardır: diriliş, haşır, sırat köprüsünden geçmek ve amellerin tartılması. Zalimler o günde hüsrana uğrayacaklardır. Kitap ise, kulun bakışlarını dahi içerecektir. Günahlardan pişmanlık ve üzüntü; iyi ameller için de sevinç duyulacaktır. İnsanların bir kısmı cennette farklı derecelerde olacaklardır bir kısmı ise cehennemin derinliklerinde azap görecekler. Bir zaman senin için de: “Filan öldü.” denilecek. Evet; sevgili kardeşlerim, “Filan öldü.” sözünü insanlar çokca söyler ve duyarlar. Lakin bu sözleri duyan kimse, hiç düşündü mü, ibret aldı mı ve kendi nefsini hesaba çekti mi ve taksiratlarını düzeltti mi ve kendisi hakkında da “Filan öldü.” denileceği gün için “ne hazırlık yaptın” diye kendisine sordu mu?

Sevgili kardeşlerim, Allâh-u Teâlâ Es-Secdeh suresi, 11. ayetinde şöyle buyuruyor:

﴿قُل يَتَوَفَّىٰكُم مَّلَكُ ٱلمَوتِ ٱلَّذِي وُكِّلَ بِكُم ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم تُرجَعُونَ﴾

Bu ayet-i kerîme, ruhlarımızın bizler için görevlendirilen ölüm meleği tarafından alınacağını ve kıyamet gününde Rabbimizin bizleri hesaba çekeceğini bildiriyor.

Continue reading Ruhun Kabzedilmesi ve Munker ile Nekîr’in Sorgusu

ALLÂH’IN VERDİĞİ ZAHİRİ VE BATİNİ NİMETLER

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Kur’ân-ı Kerîm’e ve Rasûlullâh’ın ﷺ sünnetine uygun bir şekilde amel edin.

Allâh-u Teâlâ yüce Kur’ân’da şöyle buyuruyor:

﴿وَإِن تَعُدُّواْ نِعمَةَ ٱللَّهِ لَا تُحصُوهَا إِنَّ ٱللَّهَ لَغَفُور رَّحِيم﴾

Manası: Allâh size o kadar nimetler verdi ki, onları sayamazsınız. Muhakkak Allâh günahları bağışlayandır ve Raḥîm’dir. (En-Neḥl suresi, 18. ayet)

Din kardeşlerim; bize yakışan, Allâh’ın bize vermiş olduğu, sayısını Kendisinden hariç kimsenin bilmediği nimetler için şükretmektir. Bu nimetler ise iki kısma ayrılır; zahiri ve batini. Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

﴿وَأَسبَغَ عَلَيكُم نِعَمَهُۥ ظَٰهِرَة وَبَاطِنَة﴾

Manası: Allâh, sizlere zahiri ve batini nimetler vermiştir. (Lukmân suresi, 20. ayet)

İlim ehlinden olanların bazıları, bu ayetin tefsirinde zahiri nimetler hakkında, mal, makam, güzellik ve taatlerde muvaffak olmaları gibi insanlarda gözle görülen nimetler olduğunu söylemişlerdir. Batini nimetlerin ise, insanın kendisinde farkettiği, Allâh’ın varlığına inanıyor olması ve Allâh’ın, kulunu çeşitli belalardan koruması gibi nimetler olduğunu söylemişlerdir. Sıhhat, zürriyet, mal, makam, nehirler (ırmaklar), yağmur, ekinler, (koyun, deve, sığır gibi) hayvanlar, soğuk su ve daha nice nimetler, zahiri nimetlerdendir. Din kardeşlerim; mükellefe farz olan, bu nimetlere için şükretmektir ki bu şükür, Allâh’ın verdiği nimetleri günahlarda kullanmamak ve o nimetlerle Allâh’a ve Rasûlüne karşı küfre düşmemekle olur. Bu şekilde şükreden, Rabb’ine şükreden bir kuldur. Her kim diliyle Allâh’a bin defa şükretse bile, Allâh’ın verdiği nimeti bir günahta kullanırsa, işte o farz olan şükrü yerine getirmiş olmaz. Bilin ki bizler, kıyamet gününde sorguya çekileceğiz. Ebu Berzeh El-Eslemi’den rivayet edildiğine göre Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:

لا تَزُولُ قَدَمَا عبدٍ يومَ القِيامَةِ حتَّى يُسْأَلَ عَنْ عُمُرِهِ فيمَ أَفْنَاهُ وعَنْ عِلْمِهِ فيمَ فعلَ وعَنْ مالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ وعَنْ جِسْمِهِ فِيمَ أَبْلَاه اهـ

Manası: Hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne yaptığından, malını nereden elde edip nerede harcadığından ve bedenini ne için kullandığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz. (Tirmizi “Sunen”inde rivayet edip sahihtir demiştir)

Continue reading ALLÂH’IN VERDİĞİ ZAHİRİ VE BATİNİ NİMETLER