<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>I.V.W.P.e.V.</title>
	<atom:link href="https://ivwp.de/ivwp/tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/</link>
	<description>Islamischer Verein für wohltätige Projekte</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Oct 2026 17:23:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.1.41</generator>
	<item>
		<title>ALLÂH-U TEÂLÂ’YI CİSİM OLMAKTAN VE YARATIKLARIN DİĞER SIFATLARINDAN TENZİH ETMEK</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/allah-u-tealayi-cisim-olmaktan-ve-yaratiklarin-diger-sifatlarindan-tenzih-etmek-7/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/allah-u-tealayi-cisim-olmaktan-ve-yaratiklarin-diger-sifatlarindan-tenzih-etmek-7/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2026 12:47:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11321</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz ﷺ bu ilimde, yani Allâh ve sıfatları hakkındaki ilimde en bilgili olmakla kendini methetmiştir; zira bu ilim, ilimlerin en celîli, en yücesi, en gerekli ve en evlâ olanıdır. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’deki şu kavli de buna işaret etmektedir. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿فَٱعۡلَمۡ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۗ﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Bil ki Allâh’tan başka İlâh yoktur ve kendin ve erkek ve kadın mü’minler için istiğfâr et. </strong>(Muḥammed suresi, 19. ayet)

Allâh-u Subḥânehû ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ bu ayet-i kerîmede tevḥîdi bilmeyi istiğfâr etmekten önde tutmaktadır; çünkü tevḥîd, usûl (akaid ilmi) ve istiğfar ise furû<span style="text-decoration: underline;">’</span> (fıkıh ilmi) ile alakalıdır. İşte bundan dolayıdır ki, İmam Ebu Hanife El-Fıkhul-Ebsat adlı kitabında <strong>“Bil ki, dindeki fıkıh, ahkâmdaki fıkıhtan daha üstündür.”</strong> buyurmuştur. İmam Ebu Hanife’nin “dindeki fıkıh”tan muradı; usûl ilmi, akîde ilmi ve tevhîd ilmidir. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı, peygamberlerin inancı üzerinde ve peygamber efendimiz Muḥammed’in ﷺ yolunda sebat etmeyi tavsiye ederim. Sevgili peygamberimiz &#8211; Rabbimin <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı onun üzerine olsun &#8211; bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>وَاللهِ إِنِّي لأَعْلَمُكُمْ بِاللهِ عَزَّ وَجَلَّ وَأَخْشاكُمْ لَهُ</strong> اهـ
</p>
<p>Manası: <strong>Vallâhi ben, aranızda Allâh’ı en çok bileniniz ve O’ndan en çok korkanınızım.</strong> (İmam Ahmed “Musned”inde)</p>
<p>Peygamberimiz ﷺ bu ilimde, yani Allâh ve sıfatları hakkındaki ilimde en bilgili olmakla kendini methetmiştir; zira bu ilim, ilimlerin en celîli, en yücesi, en gerekli ve en evlâ olanıdır. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’deki şu kavli de buna işaret etmektedir. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿فَٱعۡلَمۡ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۗ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Bil ki Allâh’tan başka İlâh yoktur ve kendin ve erkek ve kadın mü’minler için istiğfâr et. </strong>(Muḥammed suresi, 19. ayet)</p>
<p>Allâh-u Subḥânehû ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ bu ayet-i kerîmede tevḥîdi bilmeyi istiğfâr etmekten önde tutmaktadır; çünkü tevḥîd, usûl (akaid ilmi) ve istiğfar ise furû<span style="text-decoration: underline;">’</span> (fıkıh ilmi) ile alakalıdır. İşte bundan dolayıdır ki, İmam Ebu Hanife El-Fıkhul-Ebsat adlı kitabında <strong>“Bil ki, dindeki fıkıh, ahkâmdaki fıkıhtan daha üstündür.”</strong> buyurmuştur. İmam Ebu Hanife’nin “dindeki fıkıh”tan muradı; usûl ilmi, akîde ilmi ve tevhîd ilmidir.</p>
<p><span id="more-11321"></span></p>
<p>Sevgili kardeşlerim; tevḥîd ilmi içerdiği hususlardan dolayı ilimlerin en şereflisidir; zira bu ilim, Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’yı layıkıyla bilmeyi içerir. Ehl-i Sünnete göre tevḥîd; teşbih ve ta<span style="text-decoration: underline;">’</span>tîli nefyetmektir; İbn-i Hacer el-Askalani’nin “Sahih-i Buhari”nin şerhinde zikrettiği gibi: Tevḥîd ilmi, Allâh hakkında vacip olan, ilim, kudret, irade sıfatların isbâtı ve O’nu mahlukatın sıfatlarına benzemekten tenzih etmektir. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿لَيۡسَ كَمِثۡلِهِۦ شَيۡء وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ١١﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Allâh hiçbir şeye benzemez. O, her şeyi işiten ve her şeyi görendir.</strong> (Eş-Şûrâ suresi, 11. ayet)</p>
<p>Başka bir ayette ise şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ ٤﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Hiçbir şey O’nun dengi değildir.</strong> (El-İ<span style="text-decoration: underline;">h</span>lâ<span style="text-decoration: underline;">s</span> suresi, 4. ayet)</p>
<p>Daha başka bir ayette şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلِلَّهِ ٱلۡمَثَلُ ٱلۡأَعۡلَىٰۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٦٠﴾</strong>
</p>
<p>Ve diğer bir ayette ise şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿فَلَا تَضۡرِبُواْ لِلَّهِ ٱلۡأَمۡثَالَۚ﴾</strong>
</p>
<p>Manası:<strong> Allâh’ı yaratıklara benzetmeyin. </strong>(En-Naḥl suresi, 74. ayet)</p>
<p>Yukarıda zikredilen Eş-Şûrâ suresinin 11. ayeti, Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’yı tenzih hakkında en açık ayettir. Ve bu ayetten külli bir tenzih anlaşılır. Bu ayet, hiçbir şeyin Allâh’a hiçbir yönden benzemediği şeklinde açıklanır. Bu ayette acizlik, cahillik, sınır, renk, aza, şekil, sûret, heyet ve terkîb gibi Allâh’a yakışmayan sıfatlar da reddedilmektedir. Ayetin devamında Allâh’ın her şeyi işiten ve her şeyi gören olduğu bildirilmektedir. Bu işitme ve görme Allâh’a layık olan işitme ve görme olarak sabittir. Bu ayette tenzih (Allâh’ın hiçbir şeye benzemediği) daha önce zikredilmiştir ki Allâh’ın işitme ve görmesinin başkalarının işitmesi ve görmesi gibi olduğu zannedilmesin. Zira Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ ışık veya göz gibi şeylere ihtiyacı olmadan görür. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ kulak veya başka bir şeye ihtiyacı olmadan işitir. Çünkü Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ hiçbir şeye benzemez. O, cisim değildir ve cisimlere de benzemez.</p>
<p>Mü’min kardeşlerim; Allâh’ın cisim olmadığına dair ümmet icmada bulunmuştur. Selef-i Salihin’den olan yüce alimlerin de bu husus hakkında sözleri vardır. İmam Ahmed bin Hanbel de bu alimlerden birisidir. Mücessimlerin (Allâh’ın cisim olduğuna inananların) bir kısmı, bu İmamın mezhebinden olduğunu söylerler; oysa İmam Ahmed, Allâh hakkında cisim olmayı reddetmiştir. İmam Ahmed, isimlerin dinden ve dilden alındığını, lügat ehlinin de ”cisim” ismini; uzunluğu, eni, kalınlığı, bileşimi, sûreti ve telifi olan için koyduklarını, Allâh-u Subḥânehû ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın ise bütün bunlardan münezzeh olduğunu ve Allâh’ın cisim olarak vasıflandırılmasının dinde geçmediğini ve böylece de Allâh’ı cisim olarak vasıflandırmanın dinen ve lugaten batıl olduğunu bildirmiştir.</p>
<p>İmam Ahmed’in böyle söylediğini, zamanındaki Hanbeli âlimlerinin başı olan Ebu’l Fadl Et-Temimi El-Bağdadi ve onun oğlu rivayet etmişlerdir. Aynı şekilde İmam Beyhaki de bunu İmam Ahmed’den ”Menakib-i Ahmed” adlı kitabında nakletmiştir.</p>
<p>Mü’min kardeşlerim; İmam Ahmed’in sözünün manası genel olarak şudur: isimler, ya din ya da dil yoluyla bilinir. Adam ve at gibi isimler, dil yoluyla bilinen isimlerdir. Namaz gibi isimler ise şeriat yoluyla bilinen isimlerdir. ’Cisim’ ise dilde uzunluğu, eni, kalınlığı, bileşimi, sûreti ve telifi olana denir. Allâh ise bunlardan hiçbiri ile vasıflandırılmaz; aksi takdirde O bunlarla vasıflansaydı, yaratıklara benzemiş olurdu ki bu da Allâh’ın hiçbir şeye benzemediğini bildiren لَيۡسَ كَمِثۡلِهِۦ شَيۡءٞۖ  ayetine zıttır. Hem Allâh cisim olmuş olsaydı, O’nun uzunluğu, eni, kalınlığı, bileşimi, sûreti ve telifi olmuş olurdu; böylece de bu sıfatları kendisi için tahsis edecek birine muhtaç olurdu. Muhtaç olan ise aklen bilinir ki İlâh olamaz.</p>
<p>Dolayısıyla &#8211; hem dinen hem de aklen &#8211; Allâh cisim olarak vasıflandırılmaz. Allâh hakkında cisim kelimesinin kullanıldığı dinde geçmemiştir. Allâh’ın kendisini isimlendirdiği isimler ile, dinde Allâh hakkında sabit olan isimlerden başka isimlerle Allâh isimlendirilmez. Ehl-i Sünnet İmamı Ebu’l Hasan El-Eşari ve başka âlimler Allâh hakkında dinde sabit olan vasıflardan başka vasıflarla Allâh’ın vasıflandırılmayacağını bildirmişlerdir. Dolayısıyla Allâh’ı cisim olarak vasıflandırmak batıldır. Hatta “El-Hisâl” kitabının sahibi, İmam Ahmed’in şu aşağıda da geçen ibareyi söyleyen kimseleri de tekfir ettiğini nakletmiştir. onlar batıl olarak diyorlardı ki ”Allâh cisimdir, <em>başka cisimler gibi değildir.” Bu söz batıld</em><em>ır</em><em> ve bu sözü söyleyen dinden çıkar. </em>İmam Ahmed’in bu sözü, diğer İslâm âlimlerinin sözlerine muvafıktır. İmam Şafii de mücessimi (Allâh’ın cisim olduğuna inanan kimseyi) tekfir etmiştir. Bunu İmam Şafii’den İmam Suyuti “El-Eşbâhu ven-Nezâir” adlı kitabında nakletmiştir. İbn-i Hacer El-Heytemi’nin “El-Minhâcu’l Kavim” adlı kitabında nakledildiğine göre, El-Karâfi ve daha başkaları; Şafii, Malik, Ahmed ve Ebu Hanife’nin (ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhum) Allâh’ın bir yönde olduğunu ve O’nun bir cismi olduğunu söyleyenlerin Müslüman olmadıklarına hükmettiklerini bildirmişlerdir.</p>
<p>Yani kim Allâh’u Subḥânehû ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın cisim olduğuna veya bir yönde olduğuna itikat ederse imanını kaybeder; çünkü bunların hepsi yaratıkların sıfatlarındandır. Selefî alimlerinden olan İmam Ebu Cafer Et-Tahavi Ehl-i Sünnet vel Cemaat’in inancını beyan ettiği akide kitabında şöyle bir beyanda bulunmuştur: <strong>“Kim Allâh’ı yaratıkların sıfatlarından bir sıfat ile sıfatlandırırsa imanını kaybeder.”</strong> Cisim olmak, bileşim, sûret ve şekil; bunların hepsi yaratıkların manalarındandır. Bunlardan herhangi birini Allâh’a isnad eden kesinlikle kâfirdir. Muhakkak ki İmâm Ebu’l Hasan El-Eşari “en-Nevâdir” adlı kitabında şöyle buyurmuştur:<strong> “Allâh’ın cisim olduğuna inanan, Rabbini tanımamıştır ve kâfirdir.”</strong></p>
<p>Ey Allâh’ım peygamberlerin, evliyaların, salihlerin hakkı için, İmam Ahmed İbn-i Hanbel’in, İmam Şafii’nin, İmam Mâlik’in, İmam Ebu Hanife’nin, İmam Evzâi ve ilmiyle amel etmiş diğer âlimlerin hakkı için bizleri onların inançlarında sabit kıl ve bizleri bu dini yayanlardan ve tahrifçilere ve dalalette olanlara reddiyeler yapanlardan eyle.</p>
<p><strong>İkinci Hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebu Hanife, Malik, Eş-Şafii ve Ahmed ve evliyalardan ve salihlerden razı olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيم ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد ٢﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong> (El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetler)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/allah-u-tealayi-cisim-olmaktan-ve-yaratiklarin-diger-sifatlarindan-tenzih-etmek-7/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allâh’ın Sevgili Kulları</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahin-sevgili-kullari-2/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahin-sevgili-kullari-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:30:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11307</guid>
		<description><![CDATA[Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm'de şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَأُوْلَٰٓئِكَ مَعَ ٱلَّذِينَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّ‍ۧنَ وَٱلصِّدِّيقِينَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَٱلصَّٰلِحِينَۚ وَحَسُنَ أُوْلَٰٓئِكَ رَفِيقا ٦٩﴾</strong>
</p>
(En-Nisâ‘ suresi, 69. ayet)

Anlamı:<strong> Kim Allâh’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır</strong>.

Ne mutlu Allâh’ın sevgili kulu olabilene, ne mutlu Allâh’ın sevgili kullarına tabi olanlara ve ne mutlu Allâh’ın bu ayetin çerçevesine girenlere.

Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-i Kerîm'de şöyle buyurmuştur;
<p class="arabisch">
<strong>﴿أَلَآ إِنَّ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٦٢ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ ٦٣ لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِۚ ﴾</strong>
</p>
(Yûnus suresi, 62.-64. ayet) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;">H</span>amd Allâh’adır. O’na <span style="text-decoration: underline;">h</span>amdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekanı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed ﷺ O’nun rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Mü’min kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm&#8217;de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَأُوْلَٰٓئِكَ مَعَ ٱلَّذِينَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّ‍ۧنَ وَٱلصِّدِّيقِينَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَٱلصَّٰلِحِينَۚ وَحَسُنَ أُوْلَٰٓئِكَ رَفِيقا ٦٩﴾</strong>
</p>
<p>(En-Nisâ‘ suresi, 69. ayet)</p>
<p>Anlamı:<strong> Kim Allâh’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır</strong>.</p>
<p>Ne mutlu Allâh’ın sevgili kulu olabilene, ne mutlu Allâh’ın sevgili kullarına tabi olanlara ve ne mutlu Allâh’ın bu ayetin çerçevesine girenlere.</p>
<p>Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-i Kerîm&#8217;de şöyle buyurmuştur;</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿أَلَآ إِنَّ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٦٢ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ ٦٣ لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِۚ ﴾</strong>
</p>
<p>(Yûnus suresi, 62.-64. ayet)</p>
<p><span id="more-11307"></span></p>
<p>Anlamı: <strong>Muhakkak ki Allâh’ın evliya kullarına ne bir korku ne de üzüntü vardır. Onlar, iman edip de takvaya ermiş olanlardır.</strong> <strong>Onlara dünya hayatında da, ahiret hayatında da müjdeler vardır.”</strong></p>
<p>Ne mutlu peygamber efendimizin bu kutsi hadisini kapsayan kişilere.</p>
<p>Peygamber efendimiz ﷺ kutsi hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır;</p>
<p class="arabisch">
<strong>أعددتُ لعبادِيَ الصالحينَ ما لا عينٌ رأت ولا أذنٌ سمعت ولا خطرَ على قلبِ بشرٍ</strong>
</p>
<p>Anlamı: <strong>Allâh,  salih kulları için hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir beşerin kalbine (aklına) gelmemiş güzellikler hazırlamıştır</strong>.”(İmam Bu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ari ve Muslim)</p>
<p>Ne mutlu Adem’e Musa’ya tabi olanlara. Ne mutlu Davud’a, Suleyman’a,  Eyyub’a ve Yunus’a tabi olanlara. Ne mutlu tam olarak Muḥammed’e  ﷺtabi olanlara.</p>
<p>Kişinin Allâh nezdinde yüksek bir makama ulaşması onun dış görüşüne veya insanlar ona baktığında mutlu olmasına  bağlı değil, onun itikadının sağlam olmasına ve salih ameller yapmasına bağlıdır. Ne mutlu kendini ölümden sonraki hayata hazırlayıp Allâh rızası için çalışana. Ne mutlu insanlara yardımcı olup, onlara zarar vermeyene. Ne mutlu peygamberlerin, sadıkların, şehitlerin, salihlerin yolunda olanlara, onlar  ki onlarla birlikte cennetin yüksek mertebelerinde olacaktır.</p>
<p>Allâh rızası için hayırlı amel yapmak şereftir, Allâh rızası için salih amel işleyenin derecesi yükselir.</p>
<p>Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-i Kerîm&#8217;de peygamber efendimiz hakkında şöyle buyurmuştur;</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَرَفَعْنا لَكَ ذِكْرَك﴾</strong>
</p>
<p>(Eş-Şerḥ suresi, 4. ayet)</p>
<p>Anlamı: <strong>Senin (ey Muḥammed) şânını yücelttik.</strong><strong>  </strong></p>
<p>Allâh’ın sevdiği kulları, razı olduğu kulları;  dini hükümlere tabi olup, farzları eda edip ve haramlardan sakınanlardır. Herkim  bu hal üzere ölürse ne kabirde nede ahirette azaba uğrayacaktır. Allâh nezdinde en yüksek derecede olan peygamberlerdir. Ne melekler ne de çokça salih amel işleyen evliyalar peygamberlerin mertebesine ulaşırlar. Ebubekir, Ömer İbnul Hattab, Osman ve Ali bunlar en büyük evliyalardandır ama ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar peygamberlik mertebesine ulaşamazlar çünkü peygamberlik çalışmakla ulaşılacak bir mertebe degildir. Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  ezelde takdir ettiği kuluna peygamberlik verir ve onu uyarıcı ve müjdeleyici kılar.</p>
<p>Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur‘ân-i Kerîm&#8217;de  Mûsâ  efendimizin derecesi hakkında şöyle buyurmuştur;</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَكَانَ عِندَ ٱللَّهِ وَجِيها ٦٩﴾</strong>
</p>
<p>(El-Eḥzêb suresi, 69. ayet)</p>
<p>Anlamı: <strong>O, Allah katında büyük şeref ve itibar sahibidir. </strong></p>
<p>Bazı insanlar kendilerine tasavvuf ehli diyorlar ama Mûsâ peygambere şu iftirayı atıyorlar, diyorlar ki Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  Mûsâ peygambere dedi ki ‘sen kendini uyuz köpekten daha hayırlı mı görüyorsun?’ Oda ‘yok’ dedi ve diyorlar ki Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  Mûsâ peygambere dedi ki ‘eğer evet deseydin seni peygamberlikten silerdim’. Sizce akıl sahibi olan bir insan böyle yalan ,iftira ve uydurma olan bir kıssayı aktarırmı, hemde Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nin  <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-i Kerîm&#8217;de methettiği peygamberi hakkında!?</p>
<p>Allâh’ın sevgili kulları Allâh’a ve Allâh’ın peygamberlerine  iftira atmazlar. Allâh’ın sevgili kulları  Allâh’ın kitabını değiştirmezler. Kişi nasıl Allâh’ın sevgili kulu olabilir? Kişinin Allâh nezdinde derecesinin yüksek olması Allâh’ın emirlerini yerine getirmesi ile olur. Kişinin Allâh nezdinde derecesinin yüksek olması onun güzelliğine,  karnının tok olmasına, boynunun kalın olmasına, cebinin farklı farklı para ile dolu olmasına bağlı değildir. Allâh nezdinde kişinin derecesinin yüksek olması Allâh’ın dinine tabi olması ile olur. Allâh nezdinde kişinin derecesinin yüksek olması imanının sağlam olmasından sonra müslümanların maslahatına faydalı olacak şeyleri yapmakla  zayıflara, sıkıntılı olanlara, dullara, miskinlere yardım etmekle olur.</p>
<p>Allâh’ın sevgili kulları;  peygamberleri ve peygamberlerine tam olarak tabi olanlardır. Kişinin Allâh nezdinde derecesinin yüksek olması mal ile değildir.</p>
<p>İmam müslim’in rivayetinde varid oldu ki Mûsâ peygambere tabi olan müslüman ama zinakar bir bayan bir gün su kuyusunun etrafında dolaşan ve nerdeyse susuzluktan ölen bir köpek gördü ve ayakkabısıyla kuyudan su alıp o köpeğe içirtti bu yapmış olduğu fiilden dolayı Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ onun günahlarını affetti. Malesef bu zamanda bazı insanlar köpek gibi necis olmayan tahir olan insanlara, ağlayan çocuklara, yas tutan dul bayanlara, sıkıntılardan ve musibetlerden dolayı nerdeyse ağlamak üzere olan erkeklere yardım etmemektedirler.</p>
<p>Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-i Kerîm&#8217;de İbrâhîm efendimizin derecesi hakkında şöyle buyurmuştur</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَآ إِبۡرَٰهِيمَ رُشۡدَهُۥ مِن قَبۡلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَٰلِمِينَ ٥١﴾</strong>
</p>
<p>(El- Enbiyâ‘ suresi, 51. ayet)</p>
<p>Anlamı: <strong>Andolsun, daha önce de İbrâhîm’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk. </strong></p>
<p>İbrâhîm peygamber kavmini putlara ibadet etmeyi terkedip Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’ya ibadete davet etmistir. İbrâhîm peygamber onları imana tevhide davet etmesi onların hoşuna gitmedi ve kendilerince İbrâhîm peygamberi yakmaya karar verdiler, ancak  Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-i Kerîm&#8217;de şöyle buyurdu;</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿قُلۡنَا يَٰنَارُ كُونِي بَرۡدا وَسَلَٰمًا عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ ٦٩﴾</strong>
</p>
<p>(El-Enbiyê’ suresi, 69. ayet)</p>
<p><strong>Anlam</strong><strong>ı</strong><strong>: Ey ate</strong><strong>ş</strong><strong> İbrâhîm i</strong><strong>ç</strong><strong>in serinlik ve esenlik ol.</strong></p>
<p>Nûḥ peygamberin Allâh nezdinde derecesi yüksektir, kavmini 950 sene islama davet etmiştir. Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın emri ile gemi inşa ederken günlerden birgün birileri oradan geçerken ona öyle bir vurdular ki o vurmanın şiddetinden dolayı bayıldı.</p>
<p>Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-i Kerîm&#8217;de onun hakkında şöyle buyurdu;</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَنُوحًا إِذۡ نَادَىٰ مِن قَبۡلُ فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ٧٦﴾</strong>
</p>
<p>(El-Enbiye‘ suresi, 76. ayet)</p>
<p>Anlamı: <strong>Daha önce Nûḥ da dua etmiş, biz onun duasını kabul etmiştik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık. </strong></p>
<p>Dünya bela yurdudur. En fazla belalar peygamberlere inmiştir ve bu belalara sabrettiklerinden dolayı onların dereceleri yükselmiştir. Aynı şekilde müslümanlara da belalar iner onlara sabrederlerse ya günahlarına keffaret olur yada mertebeleri yükselir.</p>
<p>Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-i Kerîm&#8217;de Dâvûd ve Suleymân peygamber hakkında şöyle buyurdu:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَكُلًّا ءَاتَيۡنَا حُكۡما وَعِلۡماۚ وَسَخَّرۡنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلۡجِبَالَ يُسَبِّحۡنَ وَٱلطَّيۡرَۚ﴾</strong></p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلِسُلَيۡمَٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَة تَجۡرِي بِأَمۡرِهِۦٓ﴾</strong></p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمِنَ ٱلشَّيَٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعۡمَلُونَ عَمَلا دُونَ ذَٰلِكَۖ ﴾</strong>
</p>
<p>(El-Enbiyê‘ suresi, 79.81. ve 82. ayet)</p>
<p>Anlamı: <strong>Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud&#8217;a boyun eğdirdik. Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik</strong></p>
<p>Yani Suleymân peygambere Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  öyle bir mal mülk vermişti ki kimsede öyle mal mülk yoktu hiçbir zaman bu nimetin Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’dan olduğunu unutmuyordu. Ucub (kendini beğenmiş) olan insanlardan olmuyordu bilakis güzel, hayırlı amelleri ihlaslı bir şekilde yapardı. Suleymân peygamberin Allâh nezdinde derecesi yüksektir.</p>
<p>Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ  nezdinde bütün insanların derecesi eşit değildir.</p>
<p>Allâh’a ibadet edenle Allâh’a iman etmeyen eşit değildir.</p>
<p>Peygamberlere iman edenle peygamberlere iman etmeyen eşit değildir.</p>
<p>İyilik yapanla kötülük yapan eşit değildir.</p>
<p>Allâh’u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-i Kerîm&#8217;de Nûḥ peygamberin sözü hakkında   şöyle buyurmaktadır:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿رَّبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَلِوَٰلِدَيَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيۡتِيَ مُؤۡمِنا وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۖ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا تَبَارَۢا ٢٨﴾</strong>
</p>
<p>(Nûḥ suresi, 28. ayet)</p>
<p>Anlamı: <strong>Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helakını arttır. </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">H</span>amd Allâh’adır. O’na <span style="text-decoration: underline;">h</span>amdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh müminlerin vâlidelerinden, âl&#8217;den ve raşit halifeler Ebûbekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû <span style="text-decoration: underline;">H</span>anîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Ahmet ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları! Biliniz ki Yüce Allâh’ın dilemesi değişmez. Çünkü değişmek, sonradan meydana gelmenin alâmetidir.</p>
<p>Sakınılması gereken sözlerden biri de bazı insanların, “Yüce Allâh bu kadını erkek olarak yaratmayı dilemişti, sonra onu kadın olarak yarattı” demeleridir. Bu söz küfürdür. Çünkü bunda, Yüce Allâh’ın dilemesinde sonradan meydana gelen bir değişiklik bulunduğunu ileri sürmek vardır.</p>
<p>Her Müslümanın bildiği üzere Yüce Allâh’ın dilemesi değişmez. Böyle bir söz söyleyen kimsenin İslâm’a geri dönmek için kelime-i şehâdeti söylemesi gerekir.</p>
<p>Şunu da bilin ki Allâh sizlere büyük bir husus olan O&#8217;nun peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmek ile emretmiştir.</p>
<p class="arabisch">
<strong>اللهُمَّ صَلِّ على سيّدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سَيِّدِنا محمدٍ كما صلَّيتَ على سيدِنا إبراهيمَ وعلى ءالِ سيِّدِنا إبراهيمَ وبَارِكْ عَلَى سيدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سيدِنا محمدٍ كمَا باركتَ على سيدِنا إبراهيمَ وعلَى ءالِ سيدِنا إبراهيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مجيدٌ</strong>
</p>
<p>Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p><strong>﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيم ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد ٢﴾</strong></p>
<p>(El-<span style="text-decoration: underline;">H</span>acc, 1. ve 2. ayet)</p>
<p>Manası: <strong>&#8220;Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. </strong>(1)<strong> Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh&#8217;ın azabı çok şiddetlidir! </strong>(2)<strong>&#8220;</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh&#8217;ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul et. Allâh&#8217;ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh&#8217;ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmin.</p>
<p>Allâh&#8217;ın kulları! Allâh şüphesiz adaleti, ihsanı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir. Farzları eda edin ve günahlardan kaçının! Allâh&#8217;tan mağfiret dileyin ve O&#8217;na tevekkül edin! Muttaki olun, Allâh üzüntünüzü ve sıkıntınızı kaldırır. Kamet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahin-sevgili-kullari-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amellerin en Efdalı Allâh’a ve Rasûlüne İman Etmektir</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/amellerin-en-efdali-allaha-ve-rasuluene-iman-etmektir-5/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/amellerin-en-efdali-allaha-ve-rasuluene-iman-etmektir-5/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 15:15:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11301</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, Allâh-u Teâlâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَكُونُواْ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Ey iman edenler! Allâh’a karşı takvalı olun ve sadık kimselerle beraber olun. </strong>(Et-Tevbeh suresi, 119. ayet)

Sizlere ve kendime takvalı olmayı nasihat ederim. Allâh’a karşı takvalı olun. Allâh’ın emirlerini yerine getirin ve haramlardan sakının. Bilin ki, takvanın aslı Allâh’ı ve Rasûlünü doğru bir şekilde bilmek ve Allâh ve Rasûlüne iman etmektir. Bu bütün farzların ilki, aslı, en önemlisi ve en efdalıdir. İmam el-Buhari, peygamber efendimizin ﷺ en iyi amel hakkında sorulduğunda şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
<p class="arabisch">
<strong>إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ</strong> <strong>اهـ</strong>
</p>
Manası: <strong>Allâh’a ve Rasûlüne iman etmek.</strong> ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekanı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, Allâh-u Teâlâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَكُونُواْ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey iman edenler! Allâh’a karşı takvalı olun ve sadık kimselerle beraber olun. </strong>(Et-Tevbeh suresi, 119. ayet)</p>
<p>Sizlere ve kendime takvalı olmayı nasihat ederim. Allâh’a karşı takvalı olun. Allâh’ın emirlerini yerine getirin ve haramlardan sakının. Bilin ki, takvanın aslı Allâh’ı ve Rasûlünü doğru bir şekilde bilmek ve Allâh ve Rasûlüne iman etmektir. Bu bütün farzların ilki, aslı, en önemlisi ve en efdalıdir. İmam el-Buhari, peygamber efendimizin ﷺ en iyi amel hakkında sorulduğunda şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ</strong> <strong>اهـ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Allâh’a ve Rasûlüne iman etmek.</strong></p>
<p><span id="more-11301"></span></p>
<p>Öyleyse tüm amellerin efdalı ve aslı, Allâh’a ve Rasûlüne iman etmektir. Allâh’a ve Rasûlüne iman etmeyenin amelleri sahih değildir. Allâh’a ve Rasûlüne iman, insanın, Allâh’ın şüphesiz var olduğuna iman etmesi demektir. Allâh vardır, var olan hiçbir mahlukata benzemez. O cisim değildir ve cisimlere benzemez. O hacim değildir ve hacimlere benzemez. O ne insan, ağaç veya taş gibi kesif cisimdir ne de hava, cin veya melekler gibi latif cisimdir. Allâh ne insanlara ne de eşyalara benzer. O ne havaya, ne ruha, ne ışığa, ne meleklere ne de cinlere benzer. O, bu alemden olan hiçbir şeye benzemez. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Allâh hiçbir şeye benzemez. O, işiten ve görendir. </strong>(Eş-Şûrâ suresi, 11. ayet)</p>
<p>Aklın ile her ne tasavvur edersen et, Allâh ona benzemez. Allâh akılda tasavvur edilemez ve O’nun benzeri yoktur. Allâh’ı bilmenin en son derecesi, O’nun keyfiyetsiz ve mekânsız var olduğunu yakînen bilmektir. Yani insanın Allâh’ı bilmekte ulaşabileceği en uç nokta, Allâh’ın varlığının mahlukatın varlığına benzemediğine itikat etmesidir. Ve Allâh’ın, O’na yakışan kamil sıfatları olduğuna ve O’nun sıfatlarının yaratıkların sıfatlarına benzemediğine itikat etmektir. Allâh ne bir yönde, ne de bir mekandadır. Budur Allâh’a iman etmenin manası.</p>
<p>Değerli kardeşlerim; Rasûlullâh’a iman etmeye gelince, bu peygamber efendimiz Muḥammed’in ﷺ Allâh’ın gönderdiği bir Rasûl olduğuna şüphesiz itikat etmek demektir. Allâh Rasûlüne iman, peygamber efendimizin ﷺ Allâh’tan, helal haram meseleleri, geçmiş ümmetler hakkında haberler veya kabir hayatı ve ahiret ile ilgili hususlar gibi bildirdiği meselelerde sadık olduğuna inanmayı de içerir. Bunlarda asla hataya düşmez. Allâh onu &#8211; sadık olduğuna dair kati delil olan &#8211; apaçık mucizeler ile desteklemiştir, ona sıdık (doğruluk) ve emanet gibi sıfatlar vermiştir ve onu diğer peygamberler gibi nübüvvet ile bağdaşmayan kötü sıfatlardan korumuştur. O, asla küfür işlememiştir, yani dinden çıkmamıştır; ne peygamberlikten önce, ne de sonra. Onda büyük günahlar veya kıymet düşürücü küçük günahlar da hasıl olmamıştır. O, insanları tüm peygamberlerin dini olan İslam dinine davet etti, ki bu din, Allâh’ın razı olduğu ve ona tabi olmakla emrettiği dindir. Kim İslam dini üzerinde ölürse, mutlaka cennete girecektir, Allâh onun işlediği günahlarını affetmeyipde azaplandırsa bile. Cehennemde ebediyyen kalmaktan kurtulmanın tek yolu, Allâh’a ve Rasûlüne iman etmektir. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَنْ لَمْ يُؤْمِنْ بِاللهِ وَرَسُولِهِ فَإِنّا أَعْتَدْنَا لِلْكَافِرينَ سَعِيرًا﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Kim, Allâh‘a ve Rasûlüne iman etmezse; muhakkak ki Allâh; kafirler için alevli bir ateş hazırlamıştır.</strong> (El-Fetḥ suresi, 13. ayet)</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ başka bir ayette şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿إِنَّ الذِينَ كَفَرُوا لَنْ تُغنِيَ عنهُمْ أَمْوالُهُمْ ولا أولادُهُمْ مِنَ اللهِ شيئًا﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Muhakkak ki o kafirlerin ne malları ne de evlatları Allâh’ın azabından onları koruyabilecektir. </strong>(Âl-<span style="text-decoration: underline;">İ</span>mrân suresi, 116. ayet)</p>
<p>Allâh’tan bizleri imanda sabit kılmasını ve bizlere kamili iman üzere ölmeyi ve azapsız cennete girmeyi nasip eylemesini niyaz ederiz.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh müminlerin vâlidelerinden, âl&#8217;den ve raşit halifeler Ebûbekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, Eş-Şafiî ve Ahmet ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Şunu da bilin ki Allâh sizlere büyük bir husus olan O&#8217;nun peygamberine ﷺ salât ve selâm getirmek ile emretmiştir.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları! Biliniz ki peygamberler, büyük günahlardan ve bunları işlemeye yönelik bir niyetten korunmuşlardır. Bu sebeple sakınılması gereken sözlerden biri de bazı insanların, “Vahiy bir süre kesildiğinde Rasûlullâh intihar etmek istiyordu.” şeklindeki sözleridir. Böyle bir şeyi peygamberlerden herhangi birine nispet etmek küfürdür. Bundan dolayı böyle bir söz söyleyen kimsenin İslâm’a dönmek için derhâl kelime-i şehâdeti söylemesi gerekir.</p>
<p>İmam Buhârî’de yer alan rivayette ise, Rasûlullâh’dan ﷺ bir süre vahiy kesildiğinde, Mekke’deki bazı dağların zirvesine çıktığı ve kendini aşağı atmaya meylettiği zikredilmiştir. Buradaki maksat, onun kesin inancına göre kendisine herhangi bir zarar gelmeyeceğine inanmasıdır; yani bu, âdetin dışında gerçekleşen olağanüstü bir hâl kapsamında değerlendirilir. Bu da vahyin kesilmesinden dolayı kendisinde meydana gelen şiddetli özlemi hafifletmek içindi.</p>
<p>Şunu da bilin ki Allâh sizlere büyük bir husus olan O&#8217;nun peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmek ile emretmiştir.</p>
<p class="arabisch">
<strong>اللهُمَّ صَلِّ على سيّدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سَيِّدِنا محمدٍ كما صلَّيتَ على سيدِنا إبراهيمَ وعلى ءالِ سيِّدِنا إبراهيمَ وبَارِكْ عَلَى سيدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سيدِنا محمدٍ كمَا باركتَ على سيدِنا إبراهيمَ وعلَى ءالِ سيدِنا إبراهيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مجيدٌ</strong>
</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يا أَيُّهَا النَّاس اتَّقُـوا رَبكُـمْ إِنّ زَلْزَلَة السَّاعَة شَىْء عَظِيم</strong><strong> (1)</strong><strong>يَوْم تَرَوْنها تَذْهل كُل مُرْضِعَة عَمَّا أَرْضعَتْ وَتَضَع كُل ذَات حَمْل حَمْلهَا وتَرَى النَّاس سكارَى وَمَا هُمْ بِسكَارَى وَلكنّ عَذَاب الله شَدِيدٌ</strong><strong>(2) </strong><strong>﴾</strong>
</p>
<p>El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayet</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. </strong>(1)<strong> Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh&#8217;ın azabı çok şiddetlidir! </strong>(2)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh&#8217;ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul et. Allâh&#8217;ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh&#8217;ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmin.</p>
<p>Kâmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/amellerin-en-efdali-allaha-ve-rasuluene-iman-etmektir-5/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rasûlullâh’ınﷺ  Bazı Mucizeleri (2. Bölüm)</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/rasulullahin%ef%b7%ba-bazi-mucizeleri-2-boeluem-2/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/rasulullahin%ef%b7%ba-bazi-mucizeleri-2-boeluem-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 15:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11294</guid>
		<description><![CDATA[Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَإِسۡمَٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطاۚ وَكُلّا فَضَّلۡنَا عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ﴾</strong>
</p>
Bu Âyet-i Kerîme’den, Allâh’ın peygamberleri diğer yaratılmışlardan üstün kıldığı anlaşılmaktadır. (El-En<span style="text-decoration: underline;">’</span>âm suresi, 86. ayet)

Değerli kardeşlerim; Allâh peygamberleri göndermiştir, onları yaratılmışların en üstünü olarak ve onları – getirdiklerinde sadık olduklarına dair delil olarak – mucizeler ile desteklemiştir.

&#160;

Geçen hafta, peygamber efendimizin bazı mucizeleri hakkında konuşmuştuk. Müslüman, peygamber efendimize hasıl olan mucizelerden bir mucizeyi duyduğunda, ona olan bağlılığı pekişir. Nitekim peygamber efendimiz bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
<strong>لَا يَشْبَعُ مُؤْمِنٌ مِنْ خَيْرٍ يَسْمَعُهُ حَتَّى يَكُونَ مُنْتَهَاهُ الجَنَّة</strong>
</p>
Manası: (Kâmil)<strong> mü‘min, hayr</strong><strong>ı duymaktan doymaz, ta ki sonu cennet olana kadar. </strong> ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Hamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَإِسۡمَٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطاۚ وَكُلّا فَضَّلۡنَا عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ﴾</strong>
</p>
<p>Bu Âyet-i Kerîme’den, Allâh’ın peygamberleri diğer yaratılmışlardan üstün kıldığı anlaşılmaktadır. (El-En<span style="text-decoration: underline;">’</span>âm suresi, 86. ayet)</p>
<p>Değerli kardeşlerim; Allâh peygamberleri göndermiştir, onları yaratılmışların en üstünü olarak ve onları – getirdiklerinde sadık olduklarına dair delil olarak – mucizeler ile desteklemiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geçen hafta, peygamber efendimizin bazı mucizeleri hakkında konuşmuştuk. Müslüman, peygamber efendimize hasıl olan mucizelerden bir mucizeyi duyduğunda, ona olan bağlılığı pekişir. Nitekim peygamber efendimiz bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>لَا يَشْبَعُ مُؤْمِنٌ مِنْ خَيْرٍ يَسْمَعُهُ حَتَّى يَكُونَ مُنْتَهَاهُ الجَنَّة</strong>
</p>
<p>Manası: (Kâmil)<strong> mü‘min, hayr</strong><strong>ı duymaktan doymaz, ta ki sonu cennet olana kadar. </strong></p>
<p>&nbsp;<span id="more-11294"></span></p>
<p>İmam Ahmed ve Beyhakî sahih isnat ile Ya<span style="text-decoration: underline;">‘</span>lâ İbn-u Murrah Es-Sekafî‘den, şöyle dediğini rivayet etmektedir: ‘Peygamber ile yürürken üzerine yük koyulan bir deve yanımızdan geçti. Peygamberi gördüğünde sesler çıkardı ve boynunu eğdi. Peygamber efendimiz durdu ve meâlen şöyle buyurdu: <strong>Bu devenin sahibi nerededir? </strong>Sonra sahibi geldi ve peygamber efendimiz ona meâlen şöyle buyurdu: <strong>Onu bana sat. </strong>Devenin sahibi bunun üzerine şöyle cevap verdi: ‘Yâ Rasûlallâh, sana onu hediye ederdim, ancak bir aile onunla geçimini sağlıyor. Peygamber efendimiz ise meâlen şöyle cevap verdi: <strong>Deve, çok fazla işten ve az yemden şikayetçi. Ona iyi davranın.</strong></p>
<p>Değerli kardeşler; peygamber efendimizin en büyük mucizesi <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’dir. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَإِنَّهُۥ لَكِتَٰبٌ عَزِيز﴾</strong> <strong>﴿ لَّا يَأۡتِيهِ ٱلۡبَٰطِلُ مِنۢ بَيۡنِ يَدَيۡهِ وَلَا مِنۡ خَلۡفِهِۦۖ تَنزِيل مِّنۡ حَكِيمٍ حَمِيد﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong><span style="text-decoration: underline;">K</span></strong><strong>ur’ân-</strong><strong>ı Kerîm, Allâh </strong><strong>tarafından korunmaktadır. O, çelişki içermez. O, her şeyi bilen Allâh’tan vahyedildi.</strong></p>
<p>(El-Fu<span style="text-decoration: underline;">ss</span>ilet suresi, 41. ve 42. ayetleri)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm, insanların kelâmına göre vahyolundu. Onun nizamı, mektupların, konuşmaların veya şiirlerin nizamı gibi değildir. O, öyle bir yüksek mertebede vahyolundu ki, Araplar onun bir insan tarafından yazılmış olamayacağını tasdik ettiler. Beyhakî, ’Delâ’ilu n-Nubuvveh’ adlı kitabında, El-Velîd İbn-u’l Muğîrah’nın peygamber efendimize gelip şöyle dediğini rivayet etmektedir: ‘Bana <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’dan bir şey oku.’ Peygamber efendimiz bunun üzerine şu ayeti okudu:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿إِنَّ ٱللَّهَ يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِ وَٱلۡإِحۡسَٰنِ وَإِيتَآيِٕ ذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَيَنۡهَىٰ عَنِ ٱلۡفَحۡشَآءِ وَٱلۡمُنكَرِ وَٱلۡبَغۡيِۚ يَعِظُكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Muhakkak Allâh, adâleti, </strong><strong>iyiliği ve akraba bağlarının korunmasını emrediyor ve zinayı, kötülüğü ve zulmü nehyediyor. Düşünesiniz diye, Allâh size öğüt veriyor. </strong>(En-Neḥl suresi, 90. ayet)</p>
<p>Sonra El-Velîd İbn-u’l Muğîrah peygamber efendimizden, tekrar etmesini istedi ve peygamber efendimiz ayeti tekrarladı. Sonra El-Velîd İbn-u’l Muğîrah, bundan zevk aldığını ifade etti ve <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’i övdü ve onun, bir insan tarafından yazılmış olamayacağını tasdik etti. Sanki kendisinde <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’a yönelik bir eğilim başlamıştı. Bundan haberdar olan Ebu Cehil, yanına gelip ona şöyle söyledi: ‘Sanki sen Muḥammed’e, ondan mal almak için yaklaşmaktasın, kavmin ise senin için mal toplamakta.’ El-Velîd şöyle cevap verdi: ‘Tüm Kureyş, en fazla malın bende olduğunu bilmekte.’ Bunun üzerine Ebu Cehil şöyle dedi: ‘O zaman kavmine öyle bir şey de ki, onu inkâr ettiğini veya ondan nefret ettiğini bilsinler.’ El-Velîd ise şöyle yanıt verdi: ‘Ne söyleyeyim ki? Vallâhi, aranızda insanların ve cinlerin şiirleri hususunda benden daha bilgili olan yoktur. Vallâhi, onun söyledikleri bunların hiçbirine benzemiyor.’ Sonrasında tekrar yemin ederek, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ı, daha önce peygamber efendimizin huzurunda övdüğü sözlerle övdü. Ancak, akabinde peygamber efendimizi kastederek şöyle dedi: ‘O, bir sihirbazdır.’</p>
<p>Allâh, peygamberine, onların <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın mislini getiremeyeceklerini bildirdi ve ona, kavmine, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın mislini, hatta en kısa suresinin mislini getirme konusunda, meydan okumasını emretti. Allâh, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿قُل لَّئِنِ ٱجۡتَمَعَتِ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَىٰٓ أَن يَأۡتُواْ بِمِثۡلِ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ<br />
لَا يَأۡتُونَ بِمِثۡلِهِۦ وَلَوۡ كَانَ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡض ظَهِيرا﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>De ki</strong> (Ey Muḥammed<strong>): İnsanlar ve cinler bir araya gelip <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’</strong><strong>ân’ın mislini yazmakta birbirlerini destekleser bile, bunu yapamayacaklar.</strong> (El-İsrâ’ suresi, 88. ayet)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arapça dilinde derin bilgiye sahip olmalarına rağmen, onların hiçbiri, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’a karşı, onun en kısa suresinin mislini dahi getirmeye kadir değildi.</p>
<p>Zikrolunandan ziyade <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ı Kerîm, geçmiş ve gelecek hakkında haberler içermektedir ve bunlar, ancak vahiy yoluyla bilinebilirdi. <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de, vahyolunduktan sonra gerçekleşen nice husus vardır. Buna dair bir örnek şu ayettir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ لَّقَدۡ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءۡيَا بِٱلۡحَقِّۖ لَتَدۡخُلُنَّ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمۡ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Andolsun ki Allâh, </strong><strong>gerçekten p</strong><strong>eygamberine o rüyayı</strong><strong> hak olarak doğru gösterdi. Andolsun ki, İnşâ’Allâ</strong><strong>h, emniyet içinde bulunan kimseler olarak başlarınızı traş</strong><strong> etmiş ve kısaltmış olduğunuz hâ</strong><strong>lde korkmaksızın mutlaka Mescid-i Haram’a gireceksiniz. </strong>(El-Fetḥ suresi, 27. ayet)</p>
<p>Bundan kısa bir süre sonra, Müslümanlar başlarını traş etmiş ve kısaltmış olarak, güvence içerisinde, Mescid-i Haram’a girdiler. Bir başka örnek ise şu Âyet-i Kerîmeler’dir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ الٓمٓ ١ غُلِبَتِ ٱلرُّومُ ٢ فِيٓ أَدۡنَى ٱلۡأَرۡضِ وَهُم مِّنۢ بَعۡدِ غَلَبِهِمۡ سَيَغۡلِبُونَ ٣ فِي بِضۡعِ سِنِينَۗ لِلَّهِ ٱلۡأَمۡرُ مِن قَبۡلُ وَمِنۢ بَعۡدُۚ ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Elif, </strong><strong>Lâm, Mîm. Rumlar </strong>(Farslılara)<strong> en yakın yerde mağlup oldu, ancak onlar birkaç sene içerinde </strong>(Farslılara)<strong> galip geleceklerdir. Bundan önce de sonra da ancak, Allâh’ın dilediği olacaktır. </strong></p>
<p>(Rûm suresinin ilk dört ayeti)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rumlar, mağlup olduktan sonra, Farslıları birkaç yıl içerisinde mağlup ettiler. Bu zikredilenlerden hariç <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de, bilinen ve meşhur olan nice hususlar vardır.</p>
<p>Allâh, kendisine <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın vahyolunduğu ve en yüce yaratılmış olan, onun vesiyle hidayete erdiğimiz ve onun vesilesiyle en üstün ümmet olduğumuz peygamber efendimizin kadrini yüceltsin ve bizlere, onun yolunu tutmayı ve ona tabi olmayı bahşeylesin.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a İstiğfar ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Ey Müslüman kardeşim! Bil ki, peygamberi tanımaya ve onun peygamberliğini bilmeye götüren yol, mu‘cizedir. Bu sebeple Yüce Allâh, her peygambere mu‘cize vermiştir. Mu‘cize, âdetin dışında gerçekleşen, yani alışılmış düzenin aksine meydana gelen olağanüstü olaydır. Buna, Peygamberin ﷺ işaretiyle Ay’ın iki parçaya ayrılması örnek verilebilir.</p>
<p>Bir olay ne kadar şaşırtıcı olursa olsun, eğer âdetin dışında gerçekleşen olağanüstü bir olay değilse, mu‘cize sayılmaz. Meselâ bir şiirin beyitlerini yalnızca ilk defa işitmekle ezberlemek şaşırtıcı bir durum olabilir; fakat âdetin dışında gerçekleşen olağanüstü bir olay olmadığı için mu‘cize değildir. Aynı şekilde, olağanüstü olmakla beraber peygamberlik iddiasıyla birlikte gerçekleşmeyen olay da mu‘cize değildir. Peygamberlerin tâbiîleri olan evliyâda ortaya çıkan olağanüstü hâller buna örnektir. Meselâ onlardan birinin zehirden zarar görmeden zehir içmesi ve buna benzer olağanüstü hâller, o velîde meydana gelen bir mu‘cize değil, keramet olarak adlandırılır.</p>
<p>Şunu da bilin ki Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberineﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmek ile emretmiştir.</p>
<p class="arabisch">
<strong>اللهُمَّ صَلِّ على سَيِّدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سَيِّدِنا محمدٍ كما صلَّيتَ على سَيِّدِنا إبراهيمَ وعلى ءالِ سَيِّدِنا إبراهيمَ وبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سَيِّدِنا محمدٍ كمَا باركتَ على سَيِّدِنا إبراهيمَ وعلَى ءالِ سَيِّدِنا إبراهيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مجيدٌ</strong>
</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيم ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد</strong><strong>ٞ</strong><strong> ٢﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong> (El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım, Sen’den dilekte bulunuyoruz, dualarımızı kabul et. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/rasulullahin%ef%b7%ba-bazi-mucizeleri-2-boeluem-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rasûlullâh’ın ﷺ  Bazı Mucizeleri (1. Bölüm)</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/rasulullahin-%ef%b7%ba-bazi-mucizeleri-1-boeluem-2/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/rasulullahin-%ef%b7%ba-bazi-mucizeleri-1-boeluem-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 14:55:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11288</guid>
		<description><![CDATA[Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur‘ân-ı Kerîm‘de şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدا ٢٨﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>O’dur ki, peygamberini hidayet ve hak din (İslam dini) ile gönderdi; İslam dininin faziletini göstermek için... Buna şahid olarak da Allah yeter.</strong> (El-Fetḥ suresi, 28. ayet)

Değerli kardeşlerim; Allâh, peygamberlerin sonuncusu olan, peygamber efendimiz Muḥammed‘i gönderdi. O ise, emrolunduğu şeyleri yerine getirdi, risaleti tebliğ etti, müjdeledi ve uyardı. Kendisine eziyet edildi, ancak o sabretti. O, sıcakta ve soğukta, yazda ve kışta, gece gündüz, sıkılmadan ve bıkmadan öğretti ve emretti. Öyle ki, ona karşı azgın davrananlar, ona itaat ettiler ve onun vaazlarından dolayı kaya gibi sert olan kalpler yumuşadı. Onun yolunun nuru ile kararmış olan kalpler aydınlandı. Allâh onu, doğruluğunun delili olarak açık mucizeler ile destekledi. Peygamber efendimize, hayatında hasıl olan mucizeler bir hayli çoktur. Bir söze göre, bu mucizelerin sayısı 1000 ile 3000 arasındadır. İmam Şâfi‘î şöyle buyurmuştur: ‘Allâh, Muḥammed’e, diğer peygamberlere verilen mucizelerin ya mislini, ya da daha yücesini vermiştir.’ ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Hamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Mü’min kardeşlerim! Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur‘ân-ı Kerîm‘de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدا ٢٨﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>O’dur ki, peygamberini hidayet ve hak din (İslam dini) ile gönderdi; İslam dininin faziletini göstermek için&#8230; Buna şahid olarak da Allah yeter.</strong> (El-Fetḥ suresi, 28. ayet)</p>
<p>Değerli kardeşlerim; Allâh, peygamberlerin sonuncusu olan, peygamber efendimiz Muḥammed‘i gönderdi. O ise, emrolunduğu şeyleri yerine getirdi, risaleti tebliğ etti, müjdeledi ve uyardı. Kendisine eziyet edildi, ancak o sabretti. O, sıcakta ve soğukta, yazda ve kışta, gece gündüz, sıkılmadan ve bıkmadan öğretti ve emretti. Öyle ki, ona karşı azgın davrananlar, ona itaat ettiler ve onun vaazlarından dolayı kaya gibi sert olan kalpler yumuşadı. Onun yolunun nuru ile kararmış olan kalpler aydınlandı. Allâh onu, doğruluğunun delili olarak açık mucizeler ile destekledi. Peygamber efendimize, hayatında hasıl olan mucizeler bir hayli çoktur. Bir söze göre, bu mucizelerin sayısı 1000 ile 3000 arasındadır. İmam Şâfi‘î şöyle buyurmuştur: ‘Allâh, Muḥammed’e, diğer peygamberlere verilen mucizelerin ya mislini, ya da daha yücesini vermiştir.’</p>
<p><span id="more-11288"></span></p>
<p>İmam Şâfi‘î‘ye ‘Îsâ peygambere ölüleri diriltme mucizesi verildi’ dendiğinde ise, kendisi şöyle cevap vermiştir: ‘Kendisine (Muḥammed’e), bir ağaç kütüğün ona olan hasretinden dolayı inlemesi mucizesi verilmiştir, öyle ki ağaç kütüğünün sesi duyulmuştu. Bu daha büyük bir mucizedir.’ Buhârî Sahih‘inde Câbir bin Abdillâh‘tan (Radiyallâhu anhumâ), bir kadının, Allâh Rasûlü’ne şöyle dediğini rivayet etmektedir: ‘Ey, Allâh‘ın Rasûlü, sana, üzerinde durabileceğin bir şey yaptırmayayım mı? Benim marangoz olan bir oğlum var. Peygamber efendimiz meâlen şöyle buyurdu: <strong>Dilersen, yap.</strong> Câbir bin Abdillâh devamında şöyle buyurdu: ‘Böylece onun için minberi inşa ettirdi ve Rasûlullâh, cuma günü, kendisi için yapılan minberin üzerine çıktı. Önceden hutbeyi başında verdiği ağaç kütüğü çığlık attı ve az kalsın parçalanacaktı. Sonrasında peygamber indi, onu tuttu ve ona sarıldı. İnlemekte olan ağaç kütüğü – sakinleştirilen çocuk gibi – yavaş yavaş sakinleşti, İbn-i Hibbân Sahih’inde, Hasan’ın (Ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhu) bu konu hakkında konuştuğunda ağlayıp şöyle dediğini rivayet ediyor: ‘Ey Allâh’ın kullları, bir ağaç Rasûlullâh’a hasret kaldı. Öyleyse sizin ona daha fazla hasret duymanız gerekiyor.’</p>
<p>Peygamber efendimizin mucizelerinden birisi ise, bir ağacın gelip peygamber efendimizin peygamberliğine şahitlik etmesidir. İbn-u Hibbân, Beyhakî ve başkaları Abdullâh İbn-u Umar’dan, onun şöyle söylediğini rivayet ediyor: Rasûlullâh (<span style="text-decoration: underline;">s</span>allallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhi vesellem) ile yoldayken bedevi olan birisiyle karşılaştık. Rasûlullâh ona yaklaştı ve meâlen şöyle buyurdu: <strong>Nereye gitmek istiyorsun? </strong>Bedevi ‘Ehlime.’ dedi.</p>
<p>Sonra Rasûlullâh meâlen şöyle buyurdu: <strong>Seni bir hayra yönlendireyim mi?’</strong> Bedevi ise ‘Nedir?’ diye sordu. Rasûlullâh meâlen şöyle cevap verdi: <strong>Bir olan, şeriki olmayan Allâh’tan başka İlah olmadığına ve Muḥammed’in Allâh’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen.</strong> O ise şöyle sordu: ‘Buna şahit olan birisi var mı?’ Efendimiz (<span style="text-decoration: underline;">s</span>allallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhi vesellem) meâlen şöyle buyurdu: <strong>Şu ağaç.</strong> Sonrasında, vadinin kıyısında bulunan ağacı çağırdı ve ağaç yeri yararak geldi, ta ki Rasûlullâh’ın önünde durana kadar. Onu üç defa şahit tuttu ve ağaç her seferinde, dediklerine şahitlik etti.</p>
<p>Sevgili kardeşlerim; peygamber efendimizin bir başka mucizesi ise, parmaklarının arasından suyun çıkmasıdır. Buna ise birkaç yerde büyük bir toplum şahit olmuştur. Buharî ve Muslim Câbir’den şöyle rivayet etmektedirler: ‘Hudeybiye gününde insanlar susamıştı ve peygamber efendimizin önünde, içerisindeki su ile abdest aldığı bir kap bulunmaktaydı. İnsanlar, Rasûlullâh’ın önünde toplanınca, onlara meâlen <strong>’Neyiniz var?’</strong> diye sordu? Onlar da şöyle cevap verdi: ‘Ey Allâh’ın Rasûlü, bizde senin ellerindeki sudan hariç abdest alacağımız ve içeceğimiz su yoktur.’ Peygamber efendimiz bunun üzerine elini kabın içine koydu ve parmaklarının arasından pınarlar misali su fışkırdı. Bu sudan içtik ve bunun ile abdest aldık.’ ‘Kaç kişiydiniz?’ diye sorulduğunda Câbir şöyle cevap verdi: ‘Yüz bin kişi olsaydık, bize yeterdi, ancak 1500 kişiydik.</p>
<p>Peygamber efendimizin bir diğer açık mucizesi, ayın iki parçaya yarılmasıdır; bir yarısı, Ebu <span style="text-decoration: underline;">K</span>ubeys dağının arkasına ve diğeri de önüne. Ayın bölünmesi ise <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm ve hadislerde geçmektedir. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ٱقۡتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلۡقَمَرُ ١ وَإِن يَرَوۡاْ ءَايَة يُعۡرِضُواْ وَيَقُولُواْ سِحۡر مُّسۡتَمِرّ ٢﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Hala bir mucize görseler, yüz çevirip: ’Süregelen bir sihir’ derler. </strong>(El-<span style="text-decoration: underline;">K</span>amer suresi, 1. ve 2. ayetleri)</p>
<p>Buharî’nin Sahih’inde, Enes bin Malik’ten şöyle rivayet edilmektedir:</p>
<p>‘Mekke ehli, Rasûlullâh’tan bir mucize istedi ve o, onlara ayın yarılmasını gösterdi.’ Muslim’in rivayetinde şöyle geçmektedir: ‘Onlara ayın yarılmasını iki defa gösterdi.’</p>
<p>Abu Nu’<span style="text-decoration: underline;">a</span>ym’ın Delâ’ilu n-Nubuvveh adlı kitabında İbn-i Mes’<span style="text-decoration: underline;">û</span>d’dan şöyle rivayet edilmektedir: ‘Peygamber efendimiz hayattayken ay yarıldı ve Kureyş şöyle dedi: ‘Bu Ebu Kebşeh’nin oğlunun büyüsüdür (bununla peygamber efendimizi kastettiler).’</p>
<p>Sonra şöyle geçiyor: ‘Dediler ki: ‘Bakın, kervanlar ne getiriyor (yani Mekke’ye dönen kafileler). ‘Muhakkak, Muḥammed tüm insanları büyüleyemez.’ Sonrasında ise şöyle geçmektedir: ‘Kafileler geldi ve seferiler aynısını dediler.’ (Yani peygamber efendimizin ayı yarması mucizesini tasdiklediler).</p>
<p>Bu yüce peygamberden ötürü ne büyük bir şerefe nail oluyoruz. Allâh peygamber efendimizi, onun doğruluğunun açık delili olarak, mucizeler ile desteklemiştir. Ne mutlu, onu taklit edene, onun dinini destekleyene ve sünnetini ihya edene.</p>
<p>Sizler ve kendim için istiğfarda bulunuyorum.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Şunu da bilin ki Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberineﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmek ile emretmiştir.</p>
<p class="arabisch">
<strong>اللهُمَّ صَلِّ على سَيِّدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سَيِّدِنا محمدٍ كما صلَّيتَ على سَيِّدِنا إبراهيمَ وعلى ءالِ سَيِّدِنا إبراهيمَ وبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنا محمَّدٍ وعلَى ءالِ سَيِّدِنا محمدٍ كمَا باركتَ على سَيِّدِنا إبراهيمَ وعلَى ءالِ سَيِّدِنا إبراهيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مجيدٌ</strong>
</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيم ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد ٢﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong> (El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></strong></p>
<p>Allâh’ım, Sen’den dilekte bulunuyoruz, dualarımızı kabul et. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/rasulullahin-%ef%b7%ba-bazi-mucizeleri-1-boeluem-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimiz´in Üstün Ahlâkından Bazı Örnekler, Öfkeyi Yenmek Ve Akraba İlişkilerini Korumak</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/peygamber-efendimizin-uestuen-ahlakindan-bazi-oernekler-oefkeyi-yenmek-ve-akraba-iliskilerini-korumak-2/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/peygamber-efendimizin-uestuen-ahlakindan-bazi-oernekler-oefkeyi-yenmek-ve-akraba-iliskilerini-korumak-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2026 12:51:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11251</guid>
		<description><![CDATA[İmâm Bu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ârî´nin <span style="text-decoration: underline;">Â</span>işe´den ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu ^anhâ rivayet ettiĝi hadiste <span style="text-decoration: underline;">Â</span>işe ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu ^anhâ Rasûlullâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>allallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhi ve sellem vasfı hususunda şöyle demişitir:
<p class="arabisch">
<strong>"</strong><strong>كَانَ</strong> <strong>خُلُقُهُ</strong> <strong>القُرْءَان</strong><strong>"</strong>
</p>
Manası: <strong>"Onun ahlâkı <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur´ân idi".</strong>

Bu hadis şu anlama gelir; Bir kimse Rasûlullâh´ın ahlâkını öĝrenmek isterse <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur´an-ı okusun ve onu anlasın işte o zaman o kişi Rasûlullâh´ın ahlâkını anlar. Dolayısıyla Allâhu Teâlâ’nın <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur´an’da emretmiş olduğu her güzel haslet (huy), Peygamberimizin ahlakından olan huylardandır.

İyiliği emredip kötülükten sakındırmak, başına gelen musibetlere sabredip kimseye zarar vermemekte güzel ahlaktandır. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Hamd Allâh’adır. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun bl,penzeri yoktur. O’nun mekanı yoktur. O’ndan başka yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed  O’nun kulu, rasûlü ve sevgilisidir. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükafatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükafatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Efendimiz Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed’e ve diğer peygamberlere olsun. Allâhu te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur´an-ı kerîmde şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيم ٤﴾</strong>
</p>
<p>Manası: (Ey Muhammed) <strong>Muhakkak ki sen azîm (yüce) bir ahlâk üzeresin.</strong></p>
<p>İmâm Bu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ârî´nin <span style="text-decoration: underline;">Â</span>işe´den ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu ^anhâ rivayet ettiĝi hadiste <span style="text-decoration: underline;">Â</span>işe ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu ^anhâ Rasûlullâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>allallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhi ve sellem vasfı hususunda şöyle demişitir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>&#8220;</strong><strong>كَانَ</strong> <strong>خُلُقُهُ</strong> <strong>القُرْءَان</strong><strong>&#8220;</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>&#8220;Onun ahlâkı <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur´ân idi&#8221;.</strong></p>
<p>Bu hadis şu anlama gelir; Bir kimse Rasûlullâh´ın ahlâkını öĝrenmek isterse <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur´an-ı okusun ve onu anlasın işte o zaman o kişi Rasûlullâh´ın ahlâkını anlar. Dolayısıyla Allâhu Teâlâ’nın <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur´an’da emretmiş olduğu her güzel haslet (huy), Peygamberimizin ahlakından olan huylardandır.</p>
<p>İyiliği emredip kötülükten sakındırmak, başına gelen musibetlere sabredip kimseye zarar vermemekte güzel ahlaktandır.</p>
<p><span id="more-11251"></span></p>
<p>İmam Bu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ari Enes ibni Mâlik´ten Peygamber efendimiz hakkında yaptığı tarifte şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>Manası: <strong>O görünümü ve ahlakı en güzel olan insandı.</strong></p>
<p>Ebu Bekir el-la´âl “mekârim el-ahlâk“ adlı eserinde Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>&#8220;</strong><strong>كُنْتُ</strong> <strong>بَيْنَ</strong> <strong>شَرِّ</strong> <strong>جَارَيْنِ</strong> <strong>عُقْبَةَ</strong> <strong>بْنِ</strong> <strong>أَبِي</strong> <strong>مُعَيْط</strong> <strong>وَأَبِي</strong> <strong>لَهَبٍ</strong> <strong>كَانَا</strong> <strong>يَرْمِيَانِ</strong> <strong>بِما</strong> <strong>يَخرُجُ</strong> <strong>مِنَ</strong> <strong>النَّاسِ</strong> <strong>عَلى</strong> <strong>بابِي</strong><strong>&#8220;</strong>
</p>
<p>Manası:<strong> Ben en şerli iki komşu ^Ukbe ibnu Ebû mu’ayt ile Ebû leheb arasında bulunurdum. Bunların ikisi kapımın başına insanlardan çıkan şeyleri atardı.</strong></p>
<p>Yani Peygamberimiz bunların ikisinin eziyetlerine katlanırdı. Oysaki kendisi genel olarak Allâh’ın en cesur kulu idi. Ona öyle bir kuvvet verilmişti ki o kuvvet kırk adamın kuvvetiyle eşitti. Bunlara rağmen bağışlama onun ahlakı, sabır onun sıfatı ve başkalarının eziyetlerine katlanmak onun hali ve adeti idi.</p>
<p>İmâm Tirmizî´nin hasen olan bir rivâyetine göre Peygamber Efendimiz Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed <span style="text-decoration: underline;">s</span>allâllâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>&#8220;مَا شىءٌ أَثْقَلُ في مِيزانِ الْمُؤْمِنِ يومَ القِيامَةِ مِنْ خُلُقٍ حَسَنٍ فَإِنَّ اللهَ تعالى يُبْغِضُ الفَاحِشَ البَذِيءَ&#8221; </strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Kıyamet gününde güzel ahlak müminin mizanında bulacağı en ağır şeylerdendir.</strong> <strong>Şüphesiz ki Allah, çirkin düşük söz ve davranış sahibine buğzeder.</strong></p>
<p>Değerli müslüman kardeşlerim, güzel ahlâk başa gelen sıkıntılara sabredip, başkalarını kırmayıp onlara yardımcı olmak manalarına gelir. Kardeşlerim yüce ahlak sahibi en üstün Peygamberimiz´e bakın. Medine´den olan Zeyd ibn Sa^yeh isimli bir adam yahûdilerin eski kitaplarından okudu ki: ahir zaman Peygamber´i, ona karşı olan şiddetli cahillik ancak onun hilmini arttırırdı. Bu adam Peygamberimiz Medîne´ye hicret ettikten sonra gidip o kitaplarda geçen bu güzel ahlakın Peygamberimiz´de olup olmadığına bakmak istedi. Ve onunla belirli bir zamanda borç ödeme şartı ile bir anlaşma yaptı. Ve anlaşma gününden üç gün önce Peygamberimiz´e yakışıksız kelimeler kullanarak parayı ödeme talebinde bulundu. Öyleki Hazreti Ömer ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu ^anhu öfkelenip o adamı öldürmek bile istemişti. Fakat üstün ahlak sahibi yumuşak huylu Peygamberimiz buna engel olup izin vermedi. Bunun üzerine o adam bu kişinin ahir zaman Peygamberi son Peygamber olduğunu öğrenince Şehadeti getirip müslüman oldu.</p>
<p>Başkalarının vermiş olduğu sıkıntılara katlanmaya yardımcı olan şey ise sabırlı olup öfkesini yenmektir. Allâh <span style="text-decoration: underline;">k</span>ur´ânda öfkesini yenen takvâlıları medhetmiştir. Onların ihsan sahibi olduğunu ve Allâh´ın bu gibi kişileri sevdiğini bildirmiştir. Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ Âl-i <span style="text-decoration: underline;">İ</span>mrân sûresinin 134. Ayetinde şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَٱلۡكَٰظِمِينَ ٱلۡغَيۡظَ وَٱلۡعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٣٤﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Öfkesini yenip insanları affedenler… </strong><strong>Allâh muhsin olanları sever.</strong></p>
<p>İmâm Dâvûd ve İmâmTirmizî´nin hasen olarak rivayet ettiği bir hadisi şerifte Peygamberimiz Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed sallallâhu ^aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>&#8220;</strong><strong>مَنْ</strong> <strong>كَظَمَ</strong> <strong>غيظًا</strong> <strong>وهو</strong> <strong>قادرٌ</strong> <strong>على</strong> <strong>أن</strong> <strong>يُنْفِذَهُ</strong> <strong>خَيَّرَهُ</strong> <strong>اللهُ</strong> <strong>على</strong> <strong>رؤُوسِ</strong> <strong>الخلائِقِ</strong> <strong>يومَ</strong> <strong>القيامةِ</strong> <strong>مِنَ</strong> <strong>الْحُورِ</strong> <strong>العِينِ</strong> <strong>ما</strong> <strong>شاءَ</strong><strong>&#8220;</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Kim öfkesi doğrultusunda hareket etmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse, o kişi kıyamet gününde ne kadar <span style="text-decoration: underline;">h</span>uril ^ayn isterse o kadar seçebilecek.</strong></p>
<p>Değerli müslüman kardeşlerim birisi sana haksız bir muamelede bulunur veya seni kıracak bir söz sarfedecek olursa sırf Allâh için gücün yettiği halde öfkeni yenip sabredersen, Allâh kıyâmet gününde istediğin kadar hûril ^ayn seçme mükafatını sana verecektir. O halde sabırlı ol ve öfkeni yen ve affedici ol. Affedici olmak Kerîm olanların huylarındandır.</p>
<p>Bir hadiste ^Ukbe ibn Âmir Peygamberimiz´e “kıyamet gününde kurtuluş nedir yâ Rasûlallâh?!” diye sormuş ve Peygamberimiz de şöyle cevap vermiştir:</p>
<p class="arabisch">
&#8220;تَصِلُ مَنْ قَطَعَكَ وتُعطي مَنْ حَرَمَكَ وتَعفو عمّن ظَلَمَكَ&#8221;
</p>
<p>Manası: Sana gelmeyene sen gideceksin, sana vermeyene sen vereceksin, sana zulmedeni affedeceksin.</p>
<p>Hadiste geçen birinci güzel ahlak seni ziyaret etmeyen akraban bile ziyaret edilmeyi hak etmektedir. Anne tarafından ve baba tarafından olan akrabalar buna dahildir. Bu demek oluyorki akrabalık ilişkilerinin bulunduğu kimselerle onlar seninle irtibatı kesseler bile irtibatı kesmen onlarda bir soğukluk meydana getireceğinden dolayı caiz değildir. Akrabalık ilişkilerini kamil bir şekilde korumak ise seni ziyaret etmeyen akrabalarını da ziyaret etmekle olur. O halde “O akrabam bana hiç gelmiyor ben de ona gitmeyeceğim” dememeli. İlişkiyi kesen kimselere ilişkiyi kesme ile muamele etmen caiz değildir. Hatta onlara yine de ziyaret etme ile muamele etmek lazımdır. Muhakkak ki toplumun bu denli ayrılmasına sebep bazı insanların akraba ilişkilerini kesmesinden dolayıdır. Bazısı “Yiğenim beni ziyaret etmezse bende onu ziyaret etmeyeceğim”derler. Seni ziyaret etmeyeni ziyaret etmek aşşağılık bir durum değil aksine güzel ahlaka dahil olup Allâh´a itaat etmektir. Maddi veya manevi yardıma ihtiyacı olan bir akrabandan haberin olduğunda o zor durumdan onu kurtarmaya gücün yetiyorsa ona yardım edip destek olmanda sıla-i rahime dahildir. Bu da senin akraba ilişkilerini korunman için farz olan bir davranışdır. Bugün kaç kişi buna dikkat etmeyip ihtimam göstermemektedir.</p>
<p>Allâh´tan korkun. Allâh size rahmet eylesin. Farzları yerine getirip haramlardan sakınmak için Allâh´tan Allâh´ın rızasını kazandıracak amelleri yapabilmek Peygamber Efendimiz´in yolundan ayrılmamak için muvaffakiyet dileyin.</p>
<p>Sizler ve kendim için yüce Allâh’tan af dilerim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer Peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Ey Kardeşim! Bilmelisin ki, Peygamber Efendimiz&#8217;in ﷺ ahlakından daha üstün bir ahlak bulunmamaktadır. Allâh O&#8217;na en güzel mükâfatı versin. Kişi nefsini başkalarının zararlarına (eziyetlerine) tahammül etmeye alıştırırsa, bu onun yüce makamlara ulaşmasına  vesile olur. Öfkesini kontrol altına alan ve öfke anında nefsini dizginleyen kişi, kendisini korur ve muhafaza eder. Kaç suçun öfke nedeniyle işlendiğini, akrabalar arasındaki Sıla-i Rahim’in &#8211; hatta kardeşler arasındaki Sıla-i Rahim’in &#8211; öfke yüzünden nasıl koparıldığını ve kaç anlaşmazlık ve çatışmanın nefsini kontrol edememekten kaynaklandığını düşünün. Öfke anında insanın düşebileceği en kötü durum ise küfre (İslam’dan ayrılacak hale) düşmesidir. Allâh bizi bundan korusun. Bazı kişiler eşi bir durumda kendisine muhalif olursa veya çocukları istediği gibi emirlerini yerine getirmeyip ona itaat etmezse haşa  Allâh’a sövüyorlar. Hadis hafızı İmam Nevevi dedi ki: &#8220;Şayet bir adam çocuğuna öfkelenir ve ona sert bir şekilde vurur, sonra başka bir adam gelir ve ona &#8216;Sen Müslüman değil misin?&#8217; der, bu adam da bilerek &#8216;Hayır&#8217; derse, İslam&#8217;dan çıkar.&#8221; Buradaki &#8220;Bilerek&#8221; kelimesi, öfkeli olsa bile kendi iradesiyle isteyerek böyle bir cevap verdiği anlamına gelir. Bunun böyle olduğunu başka Şafii alimleri, Hanefi alimleri, Maliki alimleri ve başka alimler de kitapların da bildirmişlerdir. İbn Hibbân&#8217;ın sahih bir isnatla naklettiği hadiste Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurdu:</p>
<p class="arabisch">
&#8220;لَيْسَ الشَّدِيدُ مَنْ غَلَبَ النّاسَ ولَكِنَّ الشّديدَ مَنْ غلَبَ نفسَهُ&#8221;
</p>
<p>Manası: &#8220;Güçlü olan, insanları mağlup eden değil, kendi nefsini mağlup edendir.&#8221;</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;in ve İbrâhîm&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed&#8217;in ve Muḥammed&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;e ve İbrâhîm&#8217;in Âl’ine bereket verdiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed&#8217;e ve Muḥammed&#8217;in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ</strong> <strong>عَظِيمٌ 1 يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ</strong> <strong>وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ</strong> <strong>بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شَدِيدٌ 2﴾</strong>
</p>
<p>El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/peygamber-efendimizin-uestuen-ahlakindan-bazi-oernekler-oefkeyi-yenmek-ve-akraba-iliskilerini-korumak-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimiz Muḥammed&#8217;in Hayatı Bir Yaşam Rehberi’dir</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/peygamber-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-hayati-bir-yasam-rehberidir/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/peygamber-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-hayati-bir-yasam-rehberidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11218</guid>
		<description><![CDATA[Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
<strong>﴿لَقَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُول مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ عَزِيزٌ عَلَيۡهِ مَا عَنِتُّمۡ حَرِيصٌ عَلَيۡكُم بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَءُوف رَّحِيم ١٢٨﴾</strong>
</p>
Manası<strong>: Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir; size çok düşkündür, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.</strong> (Et-Tevbeh Suresi, 128)

&#160;

Vâsile bin Eska‘ şöyle demiştir: Resûlullâh’ı şöyle buyururken işittim:
<p class="arabisch">
<strong>إنَّ اللهَ اصْطَفَى كِنَانَةَ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَاصْطَفَى قُرَيْشًا مِنْ كِنَانَةَ وَاصْطَفَى مِنْ قُرَيْشٍ بَنِي هَاشِمٍ وَاصْطَفَانِي مِنْ بَنِي هَاشِمٍ</strong>
</p>
Manası: <strong>Şüphesiz Allâh, İsmail’in soyundan Kinâne’yi seçti, Kinâne’den Kureyş’i seçti, Kureyş’ten Benî Hâşim’i seçti ve Benî Hâşim’den de beni (seçip) çıkardı.</strong>(imam Muslim) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O, tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. Her ne düşünürsek düşünelim Allâh ona benzemez. Her kim Allâh’ı yaratılmışlara has olan bir sıfatla vasfederse o Müslüman değildir. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur.  Ey yüce Allâh’ım! Efendimiz Muḥammed’e, ﷺ onun ailesine, temiz ve pak olan ashabına ve onları güzel bir şekilde takip edenlere, kıyamet gününe kadar selam ve bereket ihsan eyle.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿لَقَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُول مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ عَزِيزٌ عَلَيۡهِ مَا عَنِتُّمۡ حَرِيصٌ عَلَيۡكُم بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَءُوف رَّحِيم ١٢٨﴾</strong>
</p>
<p>Manası<strong>: Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir; size çok düşkündür, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.</strong> (Et-Tevbeh Suresi, 128)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vâsile bin Eska‘ şöyle demiştir: Resûlullâh’ı şöyle buyururken işittim:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إنَّ اللهَ اصْطَفَى كِنَانَةَ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَاصْطَفَى قُرَيْشًا مِنْ كِنَانَةَ وَاصْطَفَى مِنْ قُرَيْشٍ بَنِي هَاشِمٍ وَاصْطَفَانِي مِنْ بَنِي هَاشِمٍ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Şüphesiz Allâh, İsmail’in soyundan Kinâne’yi seçti, Kinâne’den Kureyş’i seçti, Kureyş’ten Benî Hâşim’i seçti ve Benî Hâşim’den de beni (seçip) çıkardı.</strong>(imam Muslim)</p>
<p><span id="more-11218"></span></p>
<p>Şüphesiz, bizim yüce Peygamberimiz Muḥammed ﷺ seçkinlerin en seçkini, en iyilerin en iyisidir. O, dünyanın nurudur ve daha fazlasıdır. Karanlık çöktüğünde o bir rehberdir; O yücedir ve onda her şey yücedir. Müminlerin hayatı, Muḥammed’i sevmektir ve Muḥammed’i sevmek bizleri bir araya getirir. Nasıl olmasın ki, o imam, sığınak ve örnektir. Kıyamet günü cehennemden kurtulursak ve inşâAllâh kurtulacağız, bu, Muḥammed’e uymamızın sayesindedir. O gün cennete girersek ve inşâAllâh gireceğiz, bu, Muḥammed’in hidayeti sayesindedir. Şüphesiz, bizim yüce Peygamberimizin yolu, nur ve selamettir; Muḥammed’in ﷺ hayatı ise bir yaşam rehberidir.</p>
<p>Şiiri söyle, kardeşim, ve onu gür bir sesle oku:</p>
<p>Biz, Muḥammed’den başkasını örnek almayız.</p>
<p>Bize, şanlı tarihin sayfalarından,</p>
<p>Haşimî Peygamber Muḥammed gibi birini gösterin.</p>
<p>Hayır, vallâhi! Hiç kimse Muḥammed&#8217;in yüceliğine erişemez, ve hiçbir insan, Muḥammed&#8217;in değerinden üstün olamaz.</p>
<p>Peygamberimiz Muḥammed&#8217;in ﷺ yolu, yıllar boyunca parıldamaya devam etmiş, doğru yolu arayanlara ışık tutmuş ve cehaletin karanlıklarından çıkmak isteyen her arayıcı için parlayan bir meşale olmuştur. Ancak, birçok insanın bu karanlıkta kaybolduğu, ailelerin parçalandığı, toplumların dağıldığı, ahlaksızlığın yayıldığı, hatta bazen aynı evin bireyleri arasında bile düşmanlık ve çekişmelerin ortaya çıktığı bir döneme geldik. Bu durum, Muḥammed&#8217;in ﷺ yolunu gerektiği gibi uygulamamaktan kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Eğer gençlerin çoğu falanca gibi olmak ve falancanın izinden gitmek istiyorsa, belki de o kişi günahkâr ve ahlaksız biri olabilir. Onlar için en doğru olan, âlemlerin Rabb&#8217;inin habibi Peygamberimiz Muḥammed&#8217;in ﷺ  yoluna uymaktır. Çünkü bu yol, Allâh&#8217;a ve Rasûlüne itaatle dolu bir hayat için selamet ve doğruluk yoludur.</p>
<p>Günler ve yıllar geçtikçe, Peygamberimiz Muḥammed’in ﷺ  şerefi ve yüceliği sürekli artmaktadır. İnsanlar zamanla bazı kişilerin erdemlerini unutabilir, ancak ümmet, Peygamberimiz Muḥammed’in ﷺ faziletini asla unutmaz. Tarihte birçok isim silinirken, Peygamberimizin ismi parlamaya devam eder. Zorluklar ve sıkıntılar bizi sarstığında, Peygamberimizin yüzü suyu hürmetiye Allâh’a yöneliriz. Bu çağda, Peygamberimizin yolunun uygulanması için ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu anlamalıyız. Ey insanlar, Peygamberinizin yoluna sımsıkı sarılın ve onun hayatını ailenize, çocuklarınıza, torunlarınıza ve komşularınıza öğretin. Çünkü Yüce Allâh, Peygamberimize itaatin, kendisine itaat olduğunu şu Ayet-i Kerime’de mana olarak bildirmiştir: <strong>&#8220;Kim Resûl’e itaat ederse, Allâh’a itaat etmiş olur.&#8221;</strong></p>
<p>Onlara öğretin ki, Muḥammed&#8217;in ﷺ yolunda kararlılıkla ilerleyen kimse, Allâh&#8217;ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar ve salihlerle birlikte olur ve onlar ne güzel dostlardır.</p>
<p>Onlara, Muḥammed&#8217;in ﷺ yolunun korkanlar için güven, şaşıranlar için rehber olduğunu öğretin. O yol ile, malın ve evladın fayda vermeyeceği günde, ancak Allâh&#8217;a selim bir kalple gelenlerin selamet bulacağı anlatılmalıdır. Yine bu yolla, dünya üzerindeki bela, sıkıntı, fitne ve zorluklara rağmen iç huzuru elde etmenin mümkün olduğu öğretilmelidir.</p>
<p>Kardeşlerim, Allâh Resûlü&#8217;nün hayatını inceleyen bir kimse, onun sahabelerinin (Allâh onlardan razı olsun) bize onun sözlerini, sükûtlarını, yeme-içme alışkanlıklarını, yürümesini ve oturmasını, ne zaman uyuyup ne zaman uyandığını, ne zaman kalkıp ne zaman oruç tuttuğunu titizlikle aktardıklarını görür. Sahabeler, onun nasıl ve kime eğitim verdiğini, ne zaman öğrettiğini de bize aktarmışlardır. Onlar, Peygamber efendimizin hem fiziksel hem de ahlaki özelliklerini bize korumuş, tevazusunu, yumuşaklığını, merhametini, saygısını ve iyiliğini bize anlatmışlardır. Aynı şekilde onun etkileyici duruşunu, üstün niteliklerini, büyüleyici güzelliğini, inci gibi parlak dişlerini ortaya çıkaran o içten gülümsemesini de bize vasfetmişlerdir. Saçını, gözlerini, kaşlarını, kirpiklerini, burnunu, dişlerini, sakalını, göğsünü ve uzuvlarını detaylı bir şekilde tarif etmişlerdir. Onların Efendimizin vasıflarını tarif etmeleri o kadar net ki, sanki onu gözlerinizin önünde görüyormuşsunuz gibi oluyorsunuz. Biz bu vasıflara böylesine hayran kalıyorsak, onları bizzat görenlerin hali nasıl olurdu? Zira görmek, duymak gibi değildir.</p>
<p>Gerçekten, bu büyük, muazzam, yüce ve mükemmel kişinin hayatını tam anlamıyla takip eden kimse, en yüksek şerefi ve en eksiksiz mükemmelliği elde etmiştir.</p>
<p>Şairin güzel sözleriyle ifade ettiği gibi:</p>
<p>Kim izzet ararsa Muḥammed&#8217;in ﷺ izinden,</p>
<p>Onun yolunda yükselir, yücelir her millet, her beden.</p>
<p>Kim ararsa mest eden, tatlı bir koku,</p>
<p>Onun yanağından süzülür miskin en güzeli, en tatlısı.</p>
<p>Onun yolu, kalbimde bir sır, sarsılmaz bir hakikat,</p>
<p>Yüceliğe götürür bizi, asla sapmayız bu yoldan, bu hakikatten.</p>
<p>Rabbim, ölümden sonra sözümüz onun adıyla gelsin,</p>
<p>Toprağa kavuştuğumuz zaman sorulduğumuzda.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’tan af ve mağfiret dilerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İkinci Hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ ve diğer Peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerîm’in Kehf suresinde şöyle buyurdu:</p>
<p class="arabisch">
﴿قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ﴾
</p>
<p>Manası: De ki ben de ancak sizin gibi bir insanım.</p>
<p>Peygamberimiz Muḥammed ﷺ insandır ancak insanların en üstünüdür. Onun şerefli bedeni, nurdan yaratılmamıştır. Bu ayeti kerime Peygamber efendimizin ﷺ mübarek bedeninin nurdan olmadığına delildir. Aynı şekilde Hadislerle varit oldu ki, Peygamberimizin dişleri kırılmış, yüzü yaralanmış ve ayakları kanamıştır.  Bunlar da mübarek bedeninin nurdan olmadığının delilidir. Her kim Peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;in ﷺ bedeninin nurdan yaratıldığına inanıyorsa, bu, Kur’an&#8217;ı yalanlamaktır ve bu inanç sahibini İslam&#8217;dan çıkarır. İslam&#8217;a girmenin bilinen bir yolu vardır, o da İslam’a girme niyetiyle Kelime-i Şehadet’i söylemektir.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ salât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Yüce Allâh şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُم إِنَّ زَلزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيءٌ عَظِيم ١ يَومَ تَرَونَهَا تَذهَلُ كُلُّ مُرضِعَةٍ عَمَّا أَرضَعَت وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَملٍ حَملَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد ٢﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir! </strong>(El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. Ayetleri)</p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Allâh’ım bizi dalalette olanlardan veya dalalete sebep olanlardan değil hidayette olanlardan ve hidayete sebep olanlardan eyle. Âmin</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/peygamber-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-hayati-bir-yasam-rehberidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İcma, Bidat-ı Hasene ve Efendimiz Muḥammed‘in ﷺ Doğumunu Kutlama</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/icma-bidat-i-hasene-ve-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-%ef%b7%ba-dogumunu-kutlama-8/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/icma-bidat-i-hasene-ve-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-%ef%b7%ba-dogumunu-kutlama-8/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11154</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلۡهُدَىٰ وَيَتَّبِعۡ غَيۡرَ سَبِيلِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصۡلِهِۦ جَهَنَّمَۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا ١١٥﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Kim, kendisine hidayet </strong>(doğru yol)<strong> besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası varılacak kötü bir yerdir.</strong> (En-Nisâ’ suresi, 115. ayet)

Mü’min kardeşlerim, bu ayet-i kerime bize şunu bildiriyor: Her kim kurtuluşu istiyorsa mü’minlerin yolundan gitmeli, yani Müslümanların icmaına uymalıdır ve her kim Müslümanların icmaına karşı çıkarsa onun cezası cehennemdir ve o varılacak kötü bir yerdir.

<span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Mes<span style="text-decoration: underline;">’</span>ûd, Allâh Rasûlü’nün ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
<p class="arabisch">
<strong>مَا رَءَاهُ المسلِمونَ حسنًا فهُوَ عِنْدَ اللهِ حَسَنٌ، وما رءاهُ المسلِمُونَ قبيحًا فَهُوَ عِنْدَ اللهِ قَبِيح اهـ</strong>
</p>
Manası: <strong>Müslümanların güzel gördüğü şey </strong>– yani hakkında güzel olduğuna dair icmada bulundukları şey –<strong> Allâh nezdinde de güzeldir ve Müslümanların çirkin gördüğü şey Allâh nezdinde de çirkindir. </strong>(Hafız İbnu Hacer bu hadisin hasen olduğunu buyurmuştur) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka ilâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلۡهُدَىٰ وَيَتَّبِعۡ غَيۡرَ سَبِيلِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصۡلِهِۦ جَهَنَّمَۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا ١١٥﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Kim, kendisine hidayet </strong>(doğru yol)<strong> besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası varılacak kötü bir yerdir.</strong> (En-Nisâ’ suresi, 115. ayet)</p>
<p>Mü’min kardeşlerim, bu ayet-i kerime bize şunu bildiriyor: Her kim kurtuluşu istiyorsa mü’minlerin yolundan gitmeli, yani Müslümanların icmaına uymalıdır ve her kim Müslümanların icmaına karşı çıkarsa onun cezası cehennemdir ve o varılacak kötü bir yerdir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Mes<span style="text-decoration: underline;">’</span>ûd, Allâh Rasûlü’nün ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>مَا رَءَاهُ المسلِمونَ حسنًا فهُوَ عِنْدَ اللهِ حَسَنٌ، وما رءاهُ المسلِمُونَ قبيحًا فَهُوَ عِنْدَ اللهِ قَبِيح اهـ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Müslümanların güzel gördüğü şey </strong>– yani hakkında güzel olduğuna dair icmada bulundukları şey –<strong> Allâh nezdinde de güzeldir ve Müslümanların çirkin gördüğü şey Allâh nezdinde de çirkindir. </strong>(Hafız İbnu Hacer bu hadisin hasen olduğunu buyurmuştur)</p>
<p><span id="more-11154"></span></p>
<p>Değerli Müslüman kardeşlerim; ümmetin güzel bulduğu ve meşruiyeti üzere icmada bulunduğu şeylerden birisi de efendimiz Muḥammed’in ﷺ doğumu anısına düzenlenen Mevlid-i Şerif kutlamasıdır. Efendimiz Muḥammed’in ﷺ doğumunu kutlamak yüce bir ameldir. Rasulullâh’ın ﷺ doğumuna olan sevincin bir göstergesi olarak Mevlid-i Şerif anısına kutlamalarda bulunanlara sevap vardır. Mevlid-i Şerif kutlaması, Allâh Rasûlü’nün ﷺ zamanında olmamasına rağmen Bidat-ı Hasenedir ve ümmetin alimleri bunun caiz olduğuna ittifak etmişlerdir. İlk Mevlid-i Şerif kutlaması, hicri itibarıyla 7. asrın başlarında takva sahibi ve alim bir zat olan Erbil hükümdarı Muzaffer tarafından düzenlenmiştir. Bu ihtifalde asrındaki alimlerin bir çoğunu biraraya getirmiştir. Onlar, onun bu fiilini reddetmemiş ve hatta güzel bulup övmüştür. Ey sevgili kardeşlerim; onlardan sonra gelen alimlerden de hiçbiri Mevlid kutlamasını reddetmemiştir. Hatta hafız İbnu Dihye ve başkaları Mevlid-i Şerif kutlaması hakkında kitaplar yazmıştır. Hafız <span style="text-decoration: underline;">İ</span>râ<span style="text-decoration: underline;">k</span>î, hafız İbnu Hacer, hafız Suyuti ve başka alimler de, bu fiili güzel görmüştür. Fakat geçmiş asırlarda tevessülü reddeden mücessim bir cemaat ortaya çıkarak Mevlid kutlamasını şiddetle inkar etmiştir. Yani, hem geçmiş zamanda hem de kendi zamanlarında ümmetin cemaat olarak asırlarca yapageldikleri ve güzel gördükleri şeyi inkar etmişlerdir. Cahilliklerinden, Mevlid kutlamasını Bidat-ı Dalâle sanmışlardır.<strong>كُلُّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَة </strong>اﻫ  hadis-i şerif’i yanlış bir şekilde kullanarak kendilerince delil olarak gösterip insanları yanıltmak istiyorlar. Bu hadis-i şerif sahihtir; ve manası o insanların zannettiği gibi değıl. Asıl manası şudur: Allâh Rasûlü’nden ﷺ sonra şeriata uygun olanlar dışında ortaya çıkartılan yenilikler, kötüdür. Hadis-i şerif’te geçen <strong>كُلُّ</strong> (mealen: Her) kelimesi burada istisnasız her şeyi değil çoğunluğu kapsar; zira  Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, belirli bir rüzgar hakkında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿تُدَمِّرُ كُلَّ شَيۡءِۢ بِأَمۡرِ رَبِّهَا﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>O, Rabbinin emriyle her şeyi</strong> (yani bir çok şeyi)<strong> yerle bir eder.</strong></p>
<p>Kastedilen rüzgar istisnasız her şeyi yıkmamıştır; dünya ve dağlar hala var.</p>
<p><strong>&#8220;</strong><strong>Sahih-i Muslim&#8221;</strong> ve başka hadis kitaplarında sahih olarak rivayet edilen bir hadis vardır. Allâh Rasûlü ﷺ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
&#8220;<strong> مَنْ سَنَّ في الإسلامِ سُنَّةً حَسنَةً فَلَهُ أَجْرُهَا وأَجْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا بعدَهُ مِنْ غَيرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أُجورِهِم شَىءٌ</strong> &#8221; اهـ
</p>
<p>Manası: <strong>Kim İslam&#8217;da İslam&#8217;a uygun güzel bir çığır </strong>(yol)<strong> açarsa ona bunun ecri ve kendisinden sonra bununla amel edenlerin ecrine benzer bir ecir vardır, öyle ki o yapanların ecrinden bir şey eksilmez.</strong></p>
<p>Bundan dolayı İmam Beyhaki ve başkaları İmam Şafii’nin şöyle dediğini nakletmişlerdir: “Bidat iki kısımdır: Bidat-ı Hasene ve Bidat-ı Dalâle. Sünnete uygun olan Bidat-ı Hasene, sünnete muhalif olan ise Bidat-ı Dalâle&#8217;dir.”</p>
<p>Ey mü’min kardeşlerim; Nasıl olur da onlar <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân okumak, Allâh’ı zikretmek, alemlerin efendisi Muḥammed’i ﷺ övmek için Müslümanların bir araya gelmelerine Bidat-ı Dalâle derler?!. Ümmetin icma ile kabul ettiği ve şeriata uygun olan bu şeye, Bidat-ı Dalâle demeye nasıl cesaret ederler?!. Onlar, Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın, El-Muzzemmil suresinin 20. ayetinde:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿فَٱقۡرَءُواْ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِۚ﴾</strong>
</p>
<p>buyurduğunu bilmiyorlar mı?!.</p>
<p>Bu ayet-i kerimede bizlere <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm okumamız bildiriliyor.</p>
<p>Yüce Rabbimiz başka bir ayette ise şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ ذِكۡرا كَثِيرا ٤١﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey iman edenler! Allâh’ı çokça zikredin.</strong> (El-Aḥzâb suresi, 41. ayet)</p>
<p>Peygamber efendimiz Muḥammed’in ﷺ övgüsü <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de geçmemiş midir?!.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, Rasûlü ﷺ hakkında <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيم ٤﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Sen muhakkak ki yüce bir ahlâk üzeresin.</strong> (El-<span style="text-decoration: underline;">K</span>alem suresi, 4. ayet)</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ El-Enbiyâ’ suresi’nin 107. ayetinde ise şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا رَحۡمَة لِّلۡعَٰلَمِينَ ١٠٧﴾</strong>
</p>
<p>Bu ayet’te peygamber efendimiz’in ﷺ alemlere rahmet olarak gönderildiğini bildiriliyor.</p>
<p>Ey mü’min kardeşlerim; Peygamber efendimiz’in ﷺ yüce sünnetinde, tek veya cemaat olarak, def ile veya def olmaksızın, camide veya başka bir yerde Rasûlullâh’ı ﷺ övmenin caiz ve güzel bir amel olduğu geçmez mi?!. Sahih bir hadis-i şerif’te Habeşistanlı bir grubun Rasûlullâh’ın ﷺ mescidinde Rasûlullâh’ı ﷺ kendi dillerinde övdükleri sabit değil midir?!. Rasûlullâh ﷺ mealen <strong>“Onlar ne diyorlar?”</strong> diye buyurdu. Bunun üzerine ona şöyle dendi: <strong>Diyorlar ki: “Muḥammed salih bir kuldur.”</strong> Bunu İmam Ahmed ve İbn Hibbân rivayet etmiştir. Peygamber efendimiz ﷺ onların bu yaptıklarını reddetmedi ve yasaklamadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ey mü’min kardeşlerim; Hafız Es-Suyûtî Mevlid-i Şerif hakkında sorulduğunda <strong>“Ḥusnu&#8217;l-Ma<span style="text-decoration: underline;">ks</span>id <em>fî <span style="text-decoration: underline;">A</span>meli&#8217;l</em><em>-</em><em>Mevlid”</em></strong> adlı kitabında şöyle demiştir: <em>&#8220;Mevlid amelinin aslı, insanların toplanmasından, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’dan ayetlerin okunmasından, peygamber efendimiz’in </em><em>ﷺ</em> <em>hayatı ile onun yüce doğumunda gerçekleşen olaylar hakkında bilgilerin rivayet edilmesinden, sonra yemek yenmesinden ve ardından ayrılmaktan başka bir şey değildir.</em> <em>Bu, Bidat-ı Hasenedir. Onu yapan sevap kazanır, çünkü bunda peygamberin kadrini (derecesini) yüceltmek, onun yüce doğumuna karşı olan sevinci göstermek vardır.”</em></p>
<p>Ey Allâh’ın kulları; Allâh Rasûlü’nden ﷺ nefret edenler ve onunla tevessülde bulunmayı yasaklayanlar sizleri yanıltmasın. Onlar, ecdadımın ve ecdadınızın ve geçmiş zamanda yaşayan Müslümanların Mevlid-i Şerif’i kutladıkları için dalâlet üzerinde olduklarını ve kendilerinin gelip hakkı bulduklarını iddia ederler. Onlar cahildirler, Allâh&#8217;ı tanımazlar. Onlar, peygamber efendimiz’in ﷺ sevgisinden mahrum kılınmışlardır. Batıl iddiaları ile sizleri etkilemelerine izin vermeyin, inkârlarını kabul etmeyin, Mevlid-i Şerif’i kutlayın, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’i okuyun, peygamber efendimiz’in ﷺ doğumunda meydana gelmiş olayları zikredin, güzel bir niyetle Rasûlullâh’ı ﷺ övün, onun kadrini yüceltin, inkârcılardan ve yalancılardan yüz çevirin.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong>İkinci Hutbe: </strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh&#8217;ın kulları! Bazı ateistlerin &#8220;Peygamber efendimiz Muḥammed ﷺ için kadın düşkünüydü&#8221; demelerinden sakınmak gerekir. Bu söz batıl, yalan ve küfürdür. Peygamberimiz Muḥammed ﷺ, peygamberlikten önce sadece Hatice ile evlenmişti. Daha sonra elli üç yaşına geldiğinde başka kadınlarla evlenmiştir ve amacı, dini hükümlerinin kadınlar aracılığıyla yayılmasını sağlamaktı. Çünkü kadınların, dini konuları kadınlardan öğrenmeleri, onların ruh hallerine daha yakındır; erkeklerden öğrenmelerine utanma engel olabilir. Peygamberimiz ﷺ için gözünü aydınlatan ve ruhunu sevindiren en önemli şey namazdı. Allâh&#8217;ım, onun bereketiyle bize fayda ver ve onun yardımlarıyla bizi destekle.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;in ve İbrâhîm&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;in ve Muḥammed&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;e ve İbrâhîm&#8217;in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;e ve Muḥammed&#8217;in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيم ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد ٢﴾</strong>
</p>
<p>El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/icma-bidat-i-hasene-ve-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-%ef%b7%ba-dogumunu-kutlama-8/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALLÂH’TAN BAŞKASINDAN SADECE YARDIM DİLEMEK ŞİRK DEĞİLDİR</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahtan-baskasindan-sadece-yardim-dilemek-sirk-degildir-4/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahtan-baskasindan-sadece-yardim-dilemek-sirk-degildir-4/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 07:46:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11148</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim hayırlı olan amellerde acele ediniz ki kıyamet gününde mizan da amelleriniz ağır bassın.

Allâh-u Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
<strong>﴿ فَأَمَّا مَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ ٦ فَهُوَ فِي عِيشَة رَّاضِيَة ٧﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>İşte o vakit tartıda amelleri ağır basan kimse. O artık hoşnut bir hayattadır. </strong>(el-<span style="text-decoration: underline;">K</span>âri’<span style="text-decoration: underline;">a</span>h suresi, 6.-7. ayetler)

İmam Tirmizî, <strong>"Sünen"</strong>inde Ebû Hureyre’den Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
<p class="arabisch">
<strong>إِذَا ماتَ ابْنُ ءادَمَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلا مِنْ ثَلاثٍ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ وعِلْمٍ يُنْتَفَعُ بهِ وَوَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ</strong>
</p>
Manası: <strong>"Ademoğlu ölünce ameli üç şey hariç kesilir: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve onun için dua eden sâlih bir evlat."</strong>

Rasûlullâh ﷺ, sevap kazandıran amellerin ölüm ile kesildiğini bildirmiştir. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim hayırlı olan amellerde acele ediniz ki kıyamet gününde mizan da amelleriniz ağır bassın.</p>
<p>Allâh-u Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ فَأَمَّا مَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ ٦ فَهُوَ فِي عِيشَة رَّاضِيَة ٧﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>İşte o vakit tartıda amelleri ağır basan kimse. O artık hoşnut bir hayattadır. </strong>(el-<span style="text-decoration: underline;">K</span>âri’<span style="text-decoration: underline;">a</span>h suresi, 6.-7. ayetler)</p>
<p>İmam Tirmizî, <strong>&#8220;Sünen&#8221;</strong>inde Ebû Hureyre’den Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إِذَا ماتَ ابْنُ ءادَمَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلا مِنْ ثَلاثٍ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ وعِلْمٍ يُنْتَفَعُ بهِ وَوَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>&#8220;Ademoğlu ölünce ameli üç şey hariç kesilir: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve onun için dua eden sâlih bir evlat.&#8221;</strong></p>
<p>Rasûlullâh ﷺ, sevap kazandıran amellerin ölüm ile kesildiğini bildirmiştir.</p>
<p><span id="more-11148"></span></p>
<p>Bu zikrettiğimiz hadis-i şerif, bazı insanların ileri sürdükleri gibi vefatından sonra peygamberimizinﷺ  kimseye faydası olmadığı veya ona <strong>&#8220;Yâ Muḥammad&#8221;</strong> veya <strong>&#8220;Yâ Rasûlallâh&#8221;</strong> kavleri ile seslenmenin caiz olmadığına dair delil değildir. Hatta onlar, Rasûlullâh’a bu şekilde seslenmenin şirk olduğunu iddia etmektedirler. Bu hadiste onların iddia ettikleri yönde bir delil yoktur. Hadis bize şahsın sevap kazandıran amellerinin kesildiğini bildirir, yoksa ölünün defnedildikten sonra odun gibi hiçbir şey hissetmediği, işitmediği veya demediği anlamına gelmez.</p>
<p>İbni Mâce ve başkalarının rivayet ettiği üzere Rasûlullâh’ın kabrinde diri olduğu, ümmetinin amelleri kendisine sunulduğu ve bu sunulanlar hayırlı ise bunun için Allâh’a hamd ettiği ve bunlardan başka ise onlar için Allâh’tan mağfiret dilediği sabittir. Mûsâ <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhisselâm ümmet-i Muḥammed’e ﷺ fayda sağlamıştır. Efendimiz Mûsâ <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhisselâm, efendimiz Muḥammed’i ﷺ gündüz ve geceleyin farz namazlarının sayısının elliden beşe düşürülmesi için Allâh’a dua etmesine yönlendirmiştir. Bu hâdise, bir ölünün Allâh’ın izni ile ölümünden sonra bile faydalı olabileceğine dair açık bir delildir.</p>
<p>Hastalanıp ilaç aldığınızda şayet şifa bulursanız, şifa Allâh’ın yaratması ile değil midir?! Şifaya sebep olarak ilaca başvurduğunuzda kendiniz hakkında şirk işlediğinizi söylüyor musunuz? İnsanın ürettiği ilaç, yarar, zarar, hastalık ve şifanın yaratıcısının Allâh olduğu kesin bir şekilde bilerek şifaya sebep olarak ilaç almak şirk değilse nasıl Rasûlullâh’a bir hacetin giderilmesi için sebep olarak yönelmek şirk oluyor?!</p>
<p>Sahabeler, Rasûlullâh’ın öğretiminden vefatından sonra kendisinden yardım istemenin caiz olduğunu anladılar. Bunu yapanların arasında <span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Ömer radıyallâhu’dur. Bunu da İmam Buharî  rivayet etmiştir.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong>İkinci Hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer Peygamberlere olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span> Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahtan-baskasindan-sadece-yardim-dilemek-sirk-degildir-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zina tehlikeli bir hastalıktır</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/zina-tehlikeli-bir-hastaliktir-2/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/zina-tehlikeli-bir-hastaliktir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:20:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11161</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَة وَسَآءَ سَبِيلا﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Zinaya yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur. </strong>(El-İsrâ’ suresi, 32. ayet)

Allâh insanları yarattı ve onlara belirli ihtiyaçlar ve istekler verdi. Böylece insan genelde bunları elde etmeye çalışır. Allâh insana ayrıca, kendisine dünya zorluklarına ve hayat sıkıntılarına karşı yardımcı olacak birçok faydalı şeyler verdi. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَة وَسَآءَ سَبِيلا﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Zinaya yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur. </strong>(El-İsrâ’ suresi, 32. ayet)</p>
<p>Allâh insanları yarattı ve onlara belirli ihtiyaçlar ve istekler verdi. Böylece insan genelde bunları elde etmeye çalışır. Allâh insana ayrıca, kendisine dünya zorluklarına ve hayat sıkıntılarına karşı yardımcı olacak birçok faydalı şeyler verdi.</p>
<p><span id="more-11161"></span></p>
<p>Ancak Allâh insana, Allâh’ın ona vermiş olduğu faydalı şeyleri Allâh’ın vahyetmiş olduğu kurallara göre kullanmayı caiz kılmış, her isteği ve hevasına göre kullanmasına ruhsat vermemiştir. Allâh peygamberleri, insanları aydınlatmaları ve onları, dünya ve ahiretteki saadete ulaştıran şeylere yönlendirmeleri için göndermiştir. Böylece onları örnek alan, dünyada korunmuş ve ahirette kazançlı çıkanlardan olur. Allâh insanın hayatını, ona akıl nimetini vermesiyle hayvanların hayatından ayırt etmiştir. Akıl ile de insan hayır ve şer, faydalı ve faydasız şeyler arasında ayırt edebilir. Hayvanlar için ise Allâh bunu kılmamıştır. Bundan ötürü Allâh hayvanlara sorumluluk yüklememiştir. İnsanlara ise Allâh sorumluluk yüklemiştir ve böylece insanın üzerine, dünyada şeref içinde bir hayat sürdürmesi için ve ahirette Allâh’ın azabından korunması için dinin sınırlarına iltizam göstermesi farzdır.</p>
<p>Budur doğru davranış. Dolayısıyla bazı insanların, insanın – özellikle haram bakış, haram dokunuş ve zina hususlarında –  istek ve arzularını salıvermesine yönelik sözleri doğru davranışı yansıtmamaktadır.</p>
<p>Buna teşvik etmenin ne gereği var ki haceti gidermek için Allâh’ın caiz kıldığı, meşru yollar vardır. Rabbimiz evlenmeyi caiz kıldı ve bunun için esaslar ve kurallar kıldı. Böylece bir kimse, bunları güzel bir şekilde tatbik edip, kurallar çerçevesi dışına çıkmazsa, başkaların haklarına girmeden arzusunu yerine getirebilir.</p>
<p>Selameti isteyen dinin sınırlarında dursun ki dininde ve dünyasında korunmuş olsun. Kişi isteğine, günah işleyerek erişeceğine doğru yollarla ulaşsın. Muhakkak ki, Allâh’ın azabına sürükleyen lezzette hayır yoktur. Hayatında dinî hükümlere riayet etmeyip de hangi yoldan olursa olsun, arzusunu elde etmeye gayret edenleri İblis o çirkin günaha, zinaya sürükler. Zinanın, hayasızlıkların en tehlikelilerinden ve mahvedici günahların en büyüklerinden olması ve toplumları tehdit etmesi hususlarında şüphe yoktur. Günümüzde zina ve zinaya götüren şeyler dünyada çok yaygındır. Hattâ, utanmadan ve apaçık, doğru kuralları ihlal etmeye çağrılıyor. Hedefleri ise, genç erkek ve kızları bozmaktır. Hattâ durum öyle bir hâle geldi ki, birçok insan iffet sahibi olanlara kınayıcı bir bakışla bakar ve onları gericilik ve medeniyete ayak uydurmamakla itham eder oldular. Gençlerimizin karşısına çıkan bu ne büyük bir bela, ne büyük bir felakettir. Bu, günümüzde insanlar arasında yayılan bir hastalıktır. İmam Buhari <span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Mes<span style="text-decoration: underline;">’</span>ûd’dan, onun Rasûlullâh’a günahların en büyüğü hakkında sorduğunu rivayet eder. Rasûlullâh meâlen şöyle buyurmuştur: <strong>Küfür işlemek.</strong></p>
<p>Sonra hangi günahın geldiğini sorduğunda Rasûlullâh meâlen şöyle buyurdu: <strong>Bir Müslüman’ı haksız yere öldürmek.</strong></p>
<p>Ondan sonraki en büyük günahı sorduğunda da peygamber efendimiz meâlen şöyle cevap verdi: <strong>Komşunun eşiyle zina yapmak.</strong></p>
<p>Dolayısıyla bu hadis, küfrün günahların en büyüğü olduğuna işaret etmektedir. Küfürden sonraki en büyük günah, bir Müslüman’ı haksız yere öldürmektir. Ondan sonra zina gelmektedir.</p>
<p>Peygamber efendimiz meâlen hususî olarak komşunun eşiyle zina yapmayı zikretti. Zira bu başka bir kadınla zina yapmaktan daha kötüdür, çünkü bunu yapan kimse hem zina yapmış hem de komşusunun hakkına girmiş oluyor. Vay insanların haklarına riayet etmeyen ve günahtan uzak durmayanların hâline.</p>
<p>Zina ne büyük ayıp getirdi ve nice yıkılmalara, kan akıtılmasına, ailelerin dağılmasına, çocukların birbirlerinden ayrı koyulmasına ve arkadaşların ve akrabaların uzak durmasına sebep oldu. İşte bu yüzden Allâh, bu çirkin günahı bütün şeriatlarda haram kıldı. Dolayısıyla zina, peygamberlerin ve insanların ilki olan Âdem peygamberden peygamber efendimiz Muḥammed’e kadar (<span style="text-decoration: underline;">S</span>alevâtullâhi ve selâmuhû <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhim ecma’<span style="text-decoration: underline;">î</span>n) hiçbir peygamberin şeriatında caiz değildi. Bütün peygamberler zinadan uyarmış ve tehlikelerini beyan etmiştir. Peygamber efendimiz zinadan korunmaya ve gençleri evliliğe teşvik etmiştir. Ayrıca Rasûlullâh ümmetine, onlara dindar, yani dinine sımsıkı sarılan ve güzel ahlak sahibi olan birisi geldiğinde, onu fakirliği veya ödeyebileceği mehrin az olması nedeniyle evlendirmeye yanaşmamanın uygun olmadığını öğretmiştir. Nitekim Rasûlullâh şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إِذَا جَاءَكُمْ مَنْ تَرْضَوْنَ دِينَهُ وَخُلُقَهُ فَزَوِّجُوهُ إِلَّا تَفْعَلُوا تَكُنْ فِتْنَةٌ في الأَرْضِ وَفَسَادٌ عَرِيضٌ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Size dininden ve ahlakından razı olduğunuz biri geldiğinde</strong> (yani dindar ve ahlakı güçlü olan biri geldiğinde) <strong>onu evlendirin. Bunu yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve büyük fesat çıkar.</strong></p>
<p>Bunu yapmayıp, çokça mal elde etme isteği veya insanlar arası itibarın gözetlemesinden dolayı yukarıda zikredilen sıfatlar üzere olan kişiyi evlendirmeme durumunda, dünyada fitne ve fesadın oluşma tehlikesi bulunmaktadır.</p>
<p>Özet olarak şu denilebilir: Hayır, dinin sınırlarına bağlı kalmaktadır. Hikmetin başı da Allâh korkusudur.</p>
<p>Allâh’a hamd olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Hamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Müellif şöyle demiştir: Ey iman kardeşlerim! Uyarılması gereken hususlardan biri de, Mardin civarlarında bazı insanların söylediği şu sözlerdir: &#8216;Allâh tatlı ağzıyla şöyle dedi: Havayı kötülemeyin, ben hava olurum.&#8217; Bu söz onların dillerinde &#8216;Ben o rüzgar olurum&#8217; anlamına gelmektedir. Bu apaçık bir küfürdür ve iki tane küfür içermektedir. Birincisi, Allâh’a ağız isnat etmektir ki, Allâh böyle şeylerden münezzehtir. İkincisi ise Allâh’ı bir rüzgar olarak tasvir etmektir. Bu sözleri sarf eden kişi derhal İslam dinine girme niyetiyle Kelime-i şehadet getirmelidir.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;in ve İbrâhîm&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;in ve Muḥammed&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;e ve İbrâhîm&#8217;in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;e ve Muḥammed&#8217;in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ﴾</strong>
</p>
<p>El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/zina-tehlikeli-bir-hastaliktir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
