<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>I.V.W.P.e.V.</title>
	<atom:link href="https://ivwp.de/ivwp/tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/</link>
	<description>Islamischer Verein für wohltätige Projekte</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 May 2026 13:02:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.1.41</generator>
	<item>
		<title>Büyük günah üzere ölen Müslümanlar için şefaatin hak olduğunun beyanı</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/bueyuek-guenah-uezere-oelen-muesluemanlar-icin-sefaatin-hak-oldugunun-beyani-2/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/bueyuek-guenah-uezere-oelen-muesluemanlar-icin-sefaatin-hak-oldugunun-beyani-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 13:02:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11073</guid>
		<description><![CDATA[Mümin kardeşim, bil ki şefaat lugat açısından, başkası için bir iyiliği başkasından talep etmektir. Şefaat, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur'ân ve hadis ile sabit kılınmıştır. Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
<strong>﴿ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا يَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرۡتَضَىٰ وَهُم مِّنۡ خَشۡيَتِهِۦ مُشۡفِقُونَ ٢٨ ﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Allâh onların önlerindekini de arkalarındakini de (bildiklerini de bilmediklerini de) bilir. Onlar Allâh’ın razı olduklarından başkasına şefaat edemezler ve O’nun  haşyetinden </strong>(Allâh’ın ululuk ve korkusundan)<strong> içleri titremekte olanlardır.</strong>

Müslüman kardeşim, şefaate muhtaç olanlar sadece büyük günah sahipleridir. Çünkü Peygamberimiz hadisi-i şerifinde mana olarak şöyle buyurmuştur: <strong>"</strong> <strong>"Şefaatim, ümmetimin büyük günah sahiplerine olacaktır." </strong>Bu ifadenin anlamı, onların şefaate en çok ihtiyaç duyan kimseler olduğudur. <strong>"Ümmetimden"</strong> ifadesi ise, İslam davetine icabet eden ümmeti, yani Peygamberimizin getirdiği hakikatlere iman eden Müslümanları kastetmektedir. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O, tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. Her ne düşünürsek düşünelim Allâh ona benzemez. Her kim Allâh’ı yaratılmışlara has olan bir sıfatla vasfederse o Müslüman değildir. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur.  Ey yüce Allâh’ım! Efendimiz Muḥammed’e, ﷺ onun ailesine, temiz ve pak olan ashabına ve onları güzel bir şekilde takip edenlere, kıyamet gününe kadar selam ve bereket ihsan eyle.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime aziz ve bağışlayıcı olan Allâh&#8217;a karşı takvalı olmayı.</p>
<p>Mümin kardeşim, bil ki şefaat lugat açısından, başkası için bir iyiliği başkasından talep etmektir. Şefaat, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur&#8217;ân ve hadis ile sabit kılınmıştır. Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا يَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرۡتَضَىٰ وَهُم مِّنۡ خَشۡيَتِهِۦ مُشۡفِقُونَ ٢٨ ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Allâh onların önlerindekini de arkalarındakini de (bildiklerini de bilmediklerini de) bilir. Onlar Allâh’ın razı olduklarından başkasına şefaat edemezler ve O’nun  haşyetinden </strong>(Allâh’ın ululuk ve korkusundan)<strong> içleri titremekte olanlardır.</strong></p>
<p>Müslüman kardeşim, şefaate muhtaç olanlar sadece büyük günah sahipleridir. Çünkü Peygamberimiz hadisi-i şerifinde mana olarak şöyle buyurmuştur: <strong>&#8220;</strong> <strong>&#8220;Şefaatim, ümmetimin büyük günah sahiplerine olacaktır.&#8221; </strong>Bu ifadenin anlamı, onların şefaate en çok ihtiyaç duyan kimseler olduğudur. <strong>&#8220;Ümmetimden&#8221;</strong> ifadesi ise, İslam davetine icabet eden ümmeti, yani Peygamberimizin getirdiği hakikatlere iman eden Müslümanları kastetmektedir.</p>
<p><span id="more-11073"></span></p>
<p>Takva sahipleri ve veliler ise, sahih ve açık naslardan anlaşıldığı üzere, şefaate ihtiyaç duymazlar.</p>
<p>Şunu bilmek gerekir ki şefaat edenler, peygamberler, ilmi ile amel eden âlimler, evliyalar, melekler ve başkalarıdır.</p>
<p>Mümin kardeşim, şefaatten bahsederken, onun çeşitlerini açıklamak yerinde olacaktır.</p>
<p><strong>Birinci tür şefaat</strong>, peygamberin ümmetinden ve diğer peygamberlerin ümmetlerinden olan müminleri kıyamet gününün dehşetinden kurtarmaya yönelik olan şefaattir.</p>
<p><strong>İkinci tür şefaat,</strong> Günahkâr Müslümanların cehenneme girdikten sonra, hak ettikleri süreden önce oradan çıkarılmaları için yapılan şefaattir. Nitekim Peygamber efendimiz mana olarak şöyle buyurmuştur: <strong>&#8220;Muḥammed’in şefaatiyle, onun ümmetinden bir grup cehennemden çıkıp cennete girecektir.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Üçüncü tür şefaat</strong> ise, günahları sebebiyle cehenneme girmeyi hak etmiş olan günahkâr Müslümanlar için yapılır. Yüce Allâh, bu şefaatle onları cehenneme girmeden önce af eder .</p>
<p>İman kardeşlerim, mümin olmayanlara hiçbir tür şefaat ulaşmaz; ne kıyamet gününde insanları sıkıntılardan kurtarma şefaati, ne de cehenneme girmeden önceki şefaat, ne de cehenneme girdikten sonraki şefaat.</p>
<p>Yüce Allâh şöyle buyurmuştur: <strong>﴿</strong><strong> </strong><strong>وَلَا يَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرۡتَضَىٰ </strong>﴾ <strong>&#8220;Onlar ancak Allâh&#8217;ın razı olduğu kimselere şefaat ederler.&#8221;</strong> Yani sadece iman üzere ölenler için şefaat ederler.</p>
<p>Kâfirlerin ahirette şefaatten yararlanamayacaklarını gösteren delillerden biri de Yüce Allâh’ın şu ayetidir: <strong>﴿</strong><strong> فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ ٤٨ </strong>﴾ <strong>&#8220;Onlara şefaatçilerin şefaati fayda vermez&#8221; </strong>(El-Muddeššir 48). İbn Cüzey tefsirinde bu ayetle ilgili olarak şöyle der: <strong>&#8220;Bu, onların kâfir olmalarından dolayıdır. Âlimler icma ile kâfirlere kimsenin şefaat etmeyeceği konusunda ittifak etmişlerdir.&#8221;</strong> Şefaat, bilindiği üzere, rahmet dileme talebidir. Yüce Allâh bize bildirmiştir ki, kâfirlerin azabı hafifletilmeyecek, bilakis azapları artacaktır. Nitekim yüce Allâh şöyle buyurmuştur: <strong>﴿</strong><strong> </strong><strong>فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا ٣٠</strong><strong> </strong>﴾ &#8220;<strong>Tadın! Artık size azaptan başka bir şey artırmayacağız&#8221;</strong>. Aynı şekilde Yüce Allâh, kâfirlerin kıyamet günü şöyle diyeceklerini bildirmiştir: <strong>﴿</strong><strong> فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ ١٠٠ وَلَا صَدِيقٍ حَمِيم ١٠١</strong><strong> </strong>﴾ <strong>&#8220;Artık bize ne bir şefaatçi var ne de candan bir dost&#8221;</strong> (Eş-Şûra 100-101). Kâfirler kendileri, kıyamet günü ne bir şefaatçi ne de kendilerine fayda sağlayacak bir kimse olacağını kabul ederken, neden bazı insanlar bugün Allâh&#8217;ın kitabını yalanlayarak, kâfirlerin birilerinin şefaatinden faydalanacağını iddia ediyorlar?</p>
<p>Böylece bize açıkça belli oldu ki, kâfire Allâh merhamet etmez ve kimse ona şefaat etmez. İbn Rüşd el-Cedd’in fetvalarında da şöyle denmiştir: <strong>İlim ehli, günahkâr müminlerin cehennemden çıkarılmaları konusunda peygamberin şefaatinin onları kapsayacağı peygamberin şefaatinden sadece kâfirlerin mahrum olduğu</strong> <strong> konusunda icma etmişlerdir. </strong>Allâh size rahmet etsin, İbn Rüşd’ün <strong>&#8220;ilim ehli ittifak etmiştir&#8221;</strong> sözüne ve <strong>&#8220;şefaatinden yalnızca kâfirler mahrum olduğu&#8221; </strong>ifadesine dikkat edin. Bu, ümmetin üzerinde ittifak ettiği bir meseledir. Allâh <span style="text-decoration: underline;">A</span>zze ve Celle şöyle buyuruyor: <strong>﴿</strong><strong> لَّا يَجِدُونَ وَلِيّا وَلَا نَصِيرا</strong> <strong>٦٥</strong><strong> </strong>﴾ <strong>&#8220;Onlar ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı&#8221;</strong> (En-Nisa 65). Buna rağmen, bazı insanlar <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’a aykırı bir şekilde bozuk sözler yayarak, peygamberin kâfirlere hesap başlamadan önce, sıkıntının hafifletilmesinde ya da azaplarının hafifletilmesinde şefaat edeceğini söylüyorlar. Bu ise, daha önce size açıkladığımız ayetler, hadisler ve icma ile sabit olduğu üzere, tamamen batıldır. Onların şerrinden Allâh’a sığınırız.  Bu sözümü söylüyor ve hem kendim hem de sizler için Allâh’tan bağışlanma diliyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İkinci Hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ ve diğer Peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ salât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Yüce Allâh şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيم ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد</strong><strong>ٞ</strong><strong> ٢﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir! </strong>(El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. Ayetleri)</p>
<p>Allâh’ım! Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Allâh’ım bizi dalalette olanlardan veya dalalete sebep olanlardan değil hidayette olanlardan ve hidayete sebep olanlardan eyle. Âmin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/bueyuek-guenah-uezere-oelen-muesluemanlar-icin-sefaatin-hak-oldugunun-beyani-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalplerin İslahı</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/kalplerin-islahi/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/kalplerin-islahi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:07:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11079</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
﴿<strong>أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَتَكُونَ لَهُمۡ قُلُوب يَعۡقِلُونَ بِهَآ أَوۡ ءَاذَان يَسۡمَعُونَ بِهَاۖ فَإِنَّهَا لَا تَعۡمَى ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَلَٰكِن تَعۡمَى ٱلۡقُلُوبُ ٱلَّتِي فِي ٱلصُّدُورِ ٤٦</strong>﴾
</p>
Manası: <strong>(Seni yalanlayanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur.</strong> ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehâdet ederim ki Allâh’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O tektir, hiçbir ortağı yoktur; hiçbir benzeri ve hiçbir dengi yoktur. Aklında her ne tasavvur edersen et Allâh ona benzemez. Kim Allâh’ı insanlara ait herhangi bir sıfat ile vasfederse küfre düşmüş olur. Ve yine şehâdet ederim ki efendimiz, habibimiz, önderimiz ve gözlerimizin nûru olan Muḥammed ﷺ Allâh’ın kulu ve Rasûlü’dür. Allâh’ım! Efendimiz Muḥammed’e ﷺ onun âline ve tertemiz, pak ashâbına salât eyle.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
﴿<strong>أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَتَكُونَ لَهُمۡ قُلُوب يَعۡقِلُونَ بِهَآ أَوۡ ءَاذَان يَسۡمَعُونَ بِهَاۖ فَإِنَّهَا لَا تَعۡمَى ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَلَٰكِن تَعۡمَى ٱلۡقُلُوبُ ٱلَّتِي فِي ٱلصُّدُورِ ٤٦</strong>﴾
</p>
<p>Manası: <strong>(Seni yalanlayanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur.</strong></p>
<p><span id="more-11079"></span></p>
<p>Biliniz ki ey sevgili kardeşlerim! Kalp, uzuvların emîridir ve insanın iç (bâtınî) organlarının en şereflisidir. Uzuvlar ancak onun emriyle hareket eder. Eğer kulun kalbi düzgün olursa, bununla bütün bedeni de düzgün olur; yani kulak, göz, ağız, dil, el, ayak, karın ve avret yeri dâhil bütün organları ıslah olur ve bu uzuvlarda bu düzgünlüğün etkisi ortaya çıkar. Eğer kalp bozulursa, bedenin geri kalanı da bozulur ve bu uzuvlarda bozulmanın etkisi görülür. Bu böyledir; çünkü insan, hayır ya da şer olan herhangi bir işi yapmadan önce, o işe dair bir yöneliş ve azim kalbinde oluşur. Sonra kalp, uzuvlara işaret verir; uzuvlar da o işi yapmak için harekete geçer. Böylece yapılan bu fiil, organlar vasıtasıyla kalpte yerleşmiş olan şeyin bir yansıması olur.</p>
<p>Madem ki bu bilindi, o hâlde insanlara düşen; kalplerini arındırmak, onları kirlerden korumak ve öldürücü hastalıklardan temizlemek için gayret etmektir. Ta ki kalp istikâmet bulsun, hayra yönelsin ve şerden uzak dursun.</p>
<p>Kalbin hastalıklarından biri; <strong>Allâh’ın varlığından şüphe etmektir.</strong> Yani O’nun varlığından, birliğinden, kudretinden, hikmetinden, adâletinden veya ilminden şüpheye düşmektir. Bunların hepsi îmânı bozan ve kişiyi îmândan çıkaran şeylerdir. <strong>Yine kalp hastalıklarından biri riyâdır; </strong>bu da insanların övgüsü için, Allâh’a ihlâssız olarak ibadet etmektir. <strong>Bir diğeri kin tutmaktır;</strong> bu da bir Müslümana karşı düşmanlığı içinde gizleyip, bu düşmanlığın gereğiyle hareket etmektir. Meselâ ona vurmak, haksız yere hapsetmek veya buna benzer şekilde ona zulmetmeye çalışmak gibi. <strong>Bir diğeri hasettir; </strong>bu da bir Müslümana verilen nimetin yok olmasını istemek, ister bu nimet dînî olsun (meselâ onun namazlarını dosdoğru kılması gibi) ister dünyevî olsun (mal zenginliği gibi), o nimeti ona ağır görmek ve onun yok olması için çabalamaktır. <strong>Yine bunlardan biri de insanlara karşı sû-i zanda bulunmaktır</strong> ve burada sayılması ve açıklanması uzun sürecek daha nice hastalıklar vardır. Şayet kişi kendisini kalbin günahlarından korumazsa, günahları artar ve belki de bunun sebebiyle kalbi kararır; öyle ki artık öğütlerin etkisi ona ulaşmaz, nasihat kapılarından içeri girmez. Kim kurtuluşu isterse; sabra alışmak, affetmek, insanlara eziyet vermekten kaçınmak, insanların eziyetine katlanmak ve tanıdığı-tanımadığı herkese iyilikte bulunmak üzere nefsini terbiye etsin. Bütün bunları yalnızca Allâh’ın rızasını kazanmak için yapsın; herhangi bir dünyevî menfaat elde etmek için değil.</p>
<p>Bu fazîletler üzerinde sebat göstermeye ne kadar da muhtacız! Ta ki böylece birçok kimsenin kalplerine yuva yapmış olan hastalıklar yok olup gitsin. Oysa onlar, buna rağmen kendilerini sâlih ve ıslah edici zannederler.</p>
<p>Nitekim onlardan birini görürsün ki, bir mü’min kardeşinin kalbini, ona haksız yere yönelttiği hakaret ve azarlamalarla, ayrıca ona karşı sergilediği düşmanlıkla kırar. Sonra da kendini savunarak şöyle der: “Ben yağcılık yapan da değilim, aldatıcı da değilim; ben sadece doğru ve açık sözlüyüm, ne olursa olsun kalbimde olanı söylerim.” Hâlbuki bu aldanmış kimse şunu bilmez ki, mü’min kardeşine nasihat ederken ona güler yüz göstermek ve tebessüm etmekte hiçbir sakınca yoktur. Bilakis onu bir kötülük üzerinde gördüğünde onun adına üzülmen ve onu o durumdan kurtarmaya çalışman gerekir; onunla alay etmen değil. Zira doğruluk ile edepsizlik arasında, açıklık ile hayâsızlık arasında büyük bir fark vardır. Nitekim Enes bin Malik’ten rivayet edildiğine göre, Peygamber efendimiz Muḥammed ﷺ insanların hoşlanmayacağı bir şeyi onların yüzüne karşı söylemeye neredeyse hiç yönelmezdi. Yemin ederim ki, bu “açık sözlülük ve doğruluk” iddiasında bulunan kimse, bir mecliste makam sahibi biriyle karşılaşsa ona asla sert konuşmaz; bilakis onun huzurunda son derece edepli olmaya gayret eder. Akıllı kimse; nefsini terbiye etmeye ve kalbini düzeltmeye çalışan kimsedir. Kalplerin ıslahına özen göstermek, uzuvların amellerinden önce gelir. Çünkü kalbin ameli, şer‘î amelleri sahih kılan şeydir. Zira niyet, amelin sırrıdır ve yeri kalptir; onunla âdetler ibadetlerden ayırt edilir.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer Peygamberlere olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Şunu iyi bilin – Allâh size rahmet etsin – şüphesiz ki Yüce Allâh’a hiçbir şey gizli kalmaz. Bu sebeple sakınılması gereken şeylerden biri de bazı insanların şu sözüdür: “Ben bunu yapmadım, Allâh söylediklerime şahittir.” Hâlbuki kişi kendi içinde o işi yaptığını bilmektedir. Bu sözde, Allâh’a cehalet isnadı vardır ki bu küfürdür – Allâh bizi korusun. Kimden böyle bir söz sadır olmuşsa, İslâm’a geri dönme niyeti ile şehâdeti (Kelime-i şehâdeti) söylemesi gerekir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></strong></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/kalplerin-islahi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesi</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/kadir-gecesi-8/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/kadir-gecesi-8/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 22:34:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11033</guid>
		<description><![CDATA[Mübarek Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının faziletli ve bereketli olan son on gününe ulaştık. Kalan günlerini saymaktayız. Allâh Rasûlü Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının son on gününde camide bulunur ve gecelerini namaz kılmakla geçirirdi. Allâh, Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayına başka aylara vermediǧi özellikler vermiştir. Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayında Rasûlullâh’a <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm indirilmiştir ve yine Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayında sahih olan İncîl Meyrem oǧlu <span style="text-decoration: underline;">Î</span>sâ peygambere indirilmiştir ve sahih olan Tevrât yine bir Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayında <span style="text-decoration: underline;">İ</span>mrân oǧlu Mûsâ peygambere indirilmiştir. <span style="text-decoration: underline;">S</span>alât ve selâm onların üzerine olsun. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.</p>
<p>Mü’min kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh-u Teâlâ yüce Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿إِنَّآ أَنزَلۡنَٰهُ فِي لَيۡلَةِ ٱلۡقَدۡرِ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Şüphesiz, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân Kadir gecesinde birinci semaya indirilmiştir. </strong></p>
<p>Mübarek Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının faziletli ve bereketli olan son on gününe ulaştık. Kalan günlerini saymaktayız. Allâh Rasûlü Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının son on gününde camide bulunur ve gecelerini namaz kılmakla geçirirdi. Allâh, Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayına başka aylara vermediǧi özellikler vermiştir. Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayında Rasûlullâh’a <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm indirilmiştir ve yine Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayında sahih olan İncîl Meyrem oǧlu <span style="text-decoration: underline;">Î</span>sâ peygambere indirilmiştir ve sahih olan Tevrât yine bir Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayında <span style="text-decoration: underline;">İ</span>mrân oǧlu Mûsâ peygambere indirilmiştir. <span style="text-decoration: underline;">S</span>alât ve selâm onların üzerine olsun.</p>
<p><span id="more-11033"></span></p>
<p>Kadir gecesinde Cebrâîl <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhisselâma <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’in tamamını Levh-i Mahfûz’dan alıp birinci semada bulunan Beytul-<span style="text-decoration: underline;">İ</span>zze denilen makama indirmesi emredildi. Daha sonrasında oradan Âyet-i Kerîme’ler Rasûlullâh’a farklı aralıklarla indirilmiştir. Lakin Cebrâîl’in, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’i Levhi-i Mahfûz’dan alıp Beytul-<span style="text-decoration: underline;">I</span>zze’ye indirdiǧi o gece, Kadir gecesi olup Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının 24’üncü gecesiydi. <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm mübarek bir gecede indirilmiştir. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
﴿<strong>إِنَّآ أَنزَلۡنَٰهُ فِي لَيۡلَة مُّبَٰرَكَةٍۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ ٣﴾</strong>
</p>
<p>Ed-Du<span style="text-decoration: underline;">h</span>ân suresi, 3. ayet</p>
<p>Manası: <strong>Şüphesiz, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân mübârek bir gecede birinci semaya indirilmiştir.</strong></p>
<p>O geceden kasıt Kadir gecesidir yoksa Şaban ayının 15’inci gecesi deǧildir. Kadir gecesi hakkında Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’da şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿فِيهَا يُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِيمٍ ٤﴾</strong>
</p>
<p>Ed-Du<span style="text-decoration: underline;">h</span>ân suresi, 4. ayet</p>
<p>Manası: <strong>O gecede melekler Levh-i Mahfûz’dan bir sene içinde olacak olan mukadderatı defterlerine yazarlar.</strong></p>
<p>Yani Kadir gecesinde Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, meleklerine gelecek sene olacak ölüm ve doǧum ve kullarından hangilerine hastalık, fakirlik ve başka belalar verileceǧi ve hangilerine sıhhat ve zenginlik nimetlerinin verileceǧi gibi bazı şeyleri bildirmektedir.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ ٢﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Bilir misin nedir Kadir gecesi!?</strong></p>
<p>Kadir gecesi şanı büyük ve ancak Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayında olan bir gecedir. O gecenin her sene Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının 27’inci gecesi olma şartı yoktur.</p>
<p>Ancak Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı dışına çıkmaz ve çoğunlukla bu gece mübarek Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının son on gecesinde görülür.</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ خَيۡر مِّنۡ أَلۡفِ شَهۡر ٣﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.</strong></p>
<p>Her kim Kadir gecesini gerektiǧi gibi geçirmek istiyorsa, o geceyi Allâh’ı zikretmek, Allâh’a istiǧfâr etmek, nafile namazlar kılmak, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’i okumak gibi taatlerle geçirsin. Kaçırdıǧı ve kazaya kalan namazları olan kişi, Kadir gecesini sünnet namazlar kılmak yerine o namazları kaza etmekle geçirsin. Çünkü Alimler şöyle buyurmuşlardır: “Kim farzlarla meşgul olduǧundan dolayı sünnetleri kılamazsa, özürlüdür. Lakin sünnetler ile meşgul olup farzlarını aksatan, kendini aldatır.”</p>
<p>Validemiz Ayşe (ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhâ), Kadir gecesini göreceǧi takdirde nasıl dua etsin diye sormuştur Rasûlullâh’a. Imâm Ibni Mâceh, Imâm Aḥmed ve başkalarının rivayet ettiklerine göre, Allâh Rasûlünün ona cevabı şu şekilde olmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>قولِي اللّهمَّ إنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ العَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي</strong> اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>De ki: &#8220;Ey Allâh’ım, muhakkak ki sen affedicisin ve affetmeyi seversin, beni affet.&#8221;</strong></p>
<p>Kadir gecesini uyanık halde görmenin alametleri vardır. Onlardan bazıları: Güneş, ay ve elektrik ışığına benzemeyen bir nuru veya ağaçların Allâh’a secde ettiklerini görmek, Kadir gecesini görmenin alametlerindendir. Melekleri görmek ve onların seslerini işitmek de buna alamettir. Allâh, bana da sizlere de Kadir gecesini görmemizi ve onda dua etmemizi nasip etsin.</p>
<p>Peki ya kişi uyanıkken Kadir gecesini gördüǧünü nasıl anlar? Güneş, ay ve elektrik ışığına benzemeyen bir nuru veya ağaçların Allâh’a secde ettiklerini görmek Kadir gecesini görmenin alemetlerindendir. Allâh, bana da sizlere de Kadir gecesini görmemizi ve onda dua etmemizi nasip etsin. O yüce gecenin sabahında güneşin doğmasının diğer günlerdekinden farklı olduğunu ve ışıǧının hoş olduǧunu görmek de o gecenin Kadir gecesi olmuş olmasına alamettir. Bazı insanlar Kadir gecesini rüyalarında görmüşlerdir. Lakin kişinin, o geceyi ayık halinde görmesi daha kâmil ve daha güçlüdür. Ancak rüyada gömek de hayırlıdır. Kime Allâh o geceyi görmeyi nasip ederse, Allâh’a Müslümanlardan kederlerini gidermesi, belalarını ve zorlukları kaldırması ve Müslümanların aralarındaki bozuklukları yok etmesi için dua etsin.</p>
<p>Ey mümin kardeşlerim! Biliniz ki mümine yakışan, rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân’ın gecelerini taatlerle geçirmektir ki Kadir gecesini ayık halinde ve rüyada görmese bile o geceyi hayırlarla geçirmiş olsun. Öyleyse ahiretine hazırlan. Bu hazırlık ise, ölmeden önce taatlerde bulunmak ve tövbe etmekle olur.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer Peygamberlere olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>İman kardeşlerim, Yüce Allah <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَآ ءَاتَىٰكُمُ ٱلرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَىٰكُمۡ عَنۡهُ فَٱنتَهُواْۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ ٧﴾</strong>
</p>
<p>Manası: “<strong>Peygamber size ne verdiyse onu alın; size neyi yasakladıysa ondan sakının. Allâh’tan korkun; şüphesiz Allâh’ın azabı şiddetlidir</strong>.”</p>
<p>Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>«لَا تَصُومُوا حَتَّى تَرَوُا الهِلَالَ وَلَا تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ، فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا العِدَّةَ ثَلَاثِينَ»</strong>
</p>
<p>Manası: “<strong>Hilâli görmedikçe oruç tutmayın; onu görmedikçe de bayram yapmayın. Eğer hilali göremezseniz ayı otuza tamamlayın</strong>.” (Bunu imam Mâlik, el-Muvatta da rivayet etmiştir.)</p>
<p>Rasûlullâh ﷺ bize, farz olan oruç ayının başlangıcının ve mübarek Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân Bayramı’nın girişinin nasıl belirleneceğini yüce Allâh’ın hükmüne uygun şekilde açıklamıştır: Bu, hilâlin görülmesiyle veya ayın otuz güne tamamlanmasıyla olur; ayın menzillerinin (astronomik) hesabıyla olmaz. Öyleyse ey iman kardeşlerim! Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân’ın otuzuncu gecesi hilâl gözetlenmeden önce bayram gününü belirleyen kimselere aldanmayın. Bilakis şeriatin sahibi olan Rasûlullâh&#8217;ın ﷺ yoluna sımsıkı sarılın.</p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul et. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/kadir-gecesi-8/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehâdetin İkinci Kısmının Manası</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/sehadetin-ikinci-kisminin-manasi-3/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/sehadetin-ikinci-kisminin-manasi-3/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 16:57:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11049</guid>
		<description><![CDATA[Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنوبَكُمْ  وَاللهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ قُلْ أَطِيعُوا اللهَ والرسولَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللهَ لا يُحِبُّ الكَافِرِينَ﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>De ki </strong>(Yâ Muḥammed)<strong>: “Eğer Allâh’ı seviyorsanız</strong> <strong>bana uyun ki, Allâh da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allâh Ġafûr’dur, Rahîm’dir.” De ki </strong>(Yâ Muḥammed)<strong>: “Allâh’a ve peygambere itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allâh, Kendisine ve Rasûlüne inanmayanları sevmez. </strong>(Âl-i <span style="text-decoration: underline;">İ</span>mrân suresi, 31. ve 32. ayetleri) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları; kendime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنوبَكُمْ  وَاللهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ قُلْ أَطِيعُوا اللهَ والرسولَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللهَ لا يُحِبُّ الكَافِرِينَ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>De ki </strong>(Yâ Muḥammed)<strong>: “Eğer Allâh’ı seviyorsanız</strong> <strong>bana uyun ki, Allâh da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allâh Ġafûr’dur, Rahîm’dir.” De ki </strong>(Yâ Muḥammed)<strong>: “Allâh’a ve peygambere itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allâh, Kendisine ve Rasûlüne inanmayanları sevmez. </strong>(Âl-i <span style="text-decoration: underline;">İ</span>mrân suresi, 31. ve 32. ayetleri)</p>
<p><span id="more-11049"></span></p>
<p>Sevgili kardeşlerim; bilin ki, dünyada ve ahiretteki selâmetin yolu peygamber efendimiz Muḥammed’e kâmil bir şekilde tâbi olmaktır. Bu ise, Allâh’a ve Rasûlüne gerektiği gibi iman edip bütün farzları eda ederek bütün haramlardan sakınmakla olur.</p>
<p>Sevgili kardeşlerim; bugün şehâdetin ikinci kısmının manası hakkında konuşacağız. Ancak bu konuya geçmeden önce, şehâdetin birinci kısmının manasını zikretmek isterim. Allâh’tan başka İlah’ın olmadığına şehâdet etmenin genel manası şudur: Dilimle itiraf ederim ve kalbimle inanırım ki, Allâh’tan başkası ibadete müstahak değildir. Ancak Allâh, huşu ve hudu’nun en üst noktasına müstahaktır. Çünkü O, bizlerin Yaratıcısıdır. O, her şeyin Yaratıcısıdır. O, bizlere hakikatte rızkı verendir. O’nun eşi benzeri yoktur. Muḥammed’in Allâh’ın Rasûlü olduğuna şehadet etmenin manası ise şudur: Dilimle itiraf ederim ve kalbimle inanırım ki, efendimiz Muḥammed, Allâh’tan bütün insanlara ve cinlere gönderilmiştir.</p>
<p>Bunun delili ise şu Ayet-i Kerîme’dir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿تَبارَكَ الذِي نَزَّلَ الفُرْقَانَ علَى عَبْدِهِ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Allâh, kuluna <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ı vahyetti ki o </strong>(peygamber efendimiz)<strong> insanlara ve cinlere bir uyarıcıdır.</strong> (El-Fur<span style="text-decoration: underline;">k</span>ân suresi, 1. ayet)</p>
<p>Bu ayetten, peygamber efendimizin bütün insanlara – arap ve arap olmayan – ve cinlere gönderildiği anlaşılmaktadır. Melekler ise bunun dahilinde değildir, çünkü onlar, Allâh’ın dilemesi ile, ancak hayırlı amelleri seçerler. Dolayısıyla onların uyarıya ihtiyaçları yoktur. Allâh onları <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde vasfediyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿لا يَعْصُونَ اللهَ مَآ أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرون﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Onlar, All</strong><strong>âh’</strong><strong>ın onlara emrettiği hususlarda asi olmazlar ve emrolundukları şeyleri yerine getirirler.</strong> (Et-Taḥrîm suresi, 6. ayet)</p>
<p>Peygamber efendimiz Muḥammed’in risaletine iman etmek şehâdetin ikinci kısmının manasının aslıdır. Ancak şehâdetin ikinci kısmının manası birçok husus ve hüküm içermektedir. Bunların bazıları ise şunlardır; peygamber efendimizin Mekke’de doğduğu ve peygamberliği Mekke’de ikamet ederken aldığı, sonra Medîne’ye hicret ettiği ve orada, Ayşe anamızın evinde vefat edip orada defnedildiği. Şehâdetin ikinci kısmının manası, peygamber efendimizin bildirmiş olduğu hususlarda asla hataya düşmediğini de içermektedir. Peygamber efendimizin tüm getirdikleri, ister önceki ümmetler ve peygamberler, yaratılmışların başlangıcı, kulların fiil ve sözleri ile ilgili haram ve helal olan hususlar veya dünya, kabir hayatı ve ahiret ile ilgili gelecekte hâsıl olacak şeyler hakkında bildirdikleri olsun, hak ve doğrudur. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الهوَى إِنْ هُوَ إِلا وَحْىٌ يُوحَى﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>O</strong> (Muḥammed) <strong>kendi hevasına göre konuşmaz. </strong>(Ancak)<strong> Allâh’ın ona vahyettiğini bildirir.</strong> (En-Necm suresi, 3. ve 4. ayetleri)</p>
<p>Böylece peygamber efendimizin getirdiği tüm hususlara, ister abdest, namaz, evlilik, boşanma, kısas, miras, sevap ve azap ile ilgili olsun, teslim olmak üzerimize farzdır. Bunların hiçbirini farklı görüşlerle reddetmeyiz. Bilakis muhalif görüşleri bunlar ile geri çeviririz, ister hikmetini bilelim ister bilmeyelim. Tıpkı Şeyh Aḥmed El-Marzû<span style="text-decoration: underline;">k</span>î’nin buyurduğu gibi:</p>
<p>‘Rasûlün getirdiği şeyleri kabul etmek ve bunlara teslim olmak gerekir.’</p>
<p>Bizler Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’deki şu ayetine iman ederiz:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿فَلا وَرَبِّكَ لا يُؤمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بينَهُمْ ثُمَّ لا يَجِدُوا في أَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسلِّمُوا تَسْلِيمًا﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Mü’minler onlardır ki, tartıştıkları konularda seni kadı tayin ederler ve sonrasında kalplerinde kararların ile ilgili hiçbir kuşku taşımazlar ve onlara teslim olurlar.</strong> (En-Nisâ’ suresi, 2. ayet)</p>
<p>Ve yine peygamber efendimizin şu sözünü tasdik ederiz:</p>
<p class="arabisch">
&#8220;<strong>لَيْسَ أَحَدٌ إِلا يُؤْخَذُ مِنْ قَوْلِهِ وَيدَعُ غَيْرَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وسلم&#8221;</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Allâh Rasûlü hariç herkes hataya düşer.</strong></p>
<p>Allâh’ım, bizleri İslam dini üzerinde sabit kalanlar, peygamberimizin yoluna sımsıkı sarılanlar ve dinini, hâller her ne kadar değişse de müdaafa edenlerden eyle. Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebu Hanife, Malik, Eş-Şafii ve Ahmed ve evliyalardan ve salihlerden razı olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı, hayırlarda ve tövbede sabit kalmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Ve yine nurlar, hayırlar ve bereket ile dolu olan meclislerde sabit kalmanız gerekir. Bunlar muhakkak ilim meclisleridir. Cahilin kalbi ölüdür ve küçük ve büyük günahlar ve küfür gibi kötülüklerin türlü şekillerine açıktır. Böyleyse, değerli kardeşim, hayırları işlemekte acele et. Sen şu an dünyadasın. Öyleyse ahiretin için çalış. Peygamber efendimizin şu hadisini de hatırla:</p>
<p class="arabisch">
<strong>لا يشبعُ مؤمنٌ مِنْ خيرٍ حتى يكونَ مُنتهاهُ الجنّةَ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Mü’min, sonu cennet olana kadar, hayırlardan doymaz.</strong></p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ salât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ﴾ </strong>
</p>
<p>Manası: Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir! (El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetler)</p>
<p>Dua:</p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/sehadetin-ikinci-kisminin-manasi-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orucun Hükümleri</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/orucun-huekuemleri-8/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/orucun-huekuemleri-8/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 13:29:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=10988</guid>
		<description><![CDATA[Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ ١٨٣﴾
</p>
Manası: <strong>E</strong><strong>y iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takva sahibi olursunuz.</strong>

(El-Ba<span style="text-decoration: underline;">k</span>arah suresi, 183. ayet)

Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı kapıda ve onu karşılamakta hayır vardır. Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı kapıda ve mü’minlerin kalpleri onun günlerine hasrettirler. Allâh’ım, bizleri değerli Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayına ulaştır ve bizleri o ayda senin rızana eriştirecek şeylerde muvaffak eyle.

Değerli kardeşlerim; bilin ki, Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân orucunun farziyeti dinde zaruretle bilinen hususlardandır, yani bunu mü’minler arasında hem âlimler hem de avam tabakasından olanlar bilir. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Hamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ ١٨٣﴾
</p>
<p>Manası: <strong>E</strong><strong>y iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takva sahibi olursunuz.</strong></p>
<p>(El-Ba<span style="text-decoration: underline;">k</span>arah suresi, 183. ayet)</p>
<p>Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı kapıda ve onu karşılamakta hayır vardır. Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı kapıda ve mü’minlerin kalpleri onun günlerine hasrettirler. Allâh’ım, bizleri değerli Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayına ulaştır ve bizleri o ayda senin rızana eriştirecek şeylerde muvaffak eyle.</p>
<p>Değerli kardeşlerim; bilin ki, Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân orucunun farziyeti dinde zaruretle bilinen hususlardandır, yani bunu mü’minler arasında hem âlimler hem de avam tabakasından olanlar bilir.</p>
<p><span id="more-10988"></span></p>
<p>Dolayısıyla Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân orucunun farziyetini inkar eden İslâm dininden çıkar. Ancak İslâm dinine yeni girmiş olan kişi ya da alimlerden uzak yerde yașayıp Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân orucunun İslâm dininde farz olduğunu bilmeyen biri bu farziyeti inkar ederse İslâm dininden çıkmaz. Her Müslüman’ın üzerine, bir hususa girişmeden önce, Allâh’ın bu hususla ilgili neleri helal ve neleri haram kıldığını öğrenmesi farz olduğu hususunu göz önünde bulundurarak, orucun bazı hükümleri hakkında konuşmamız münasiptir, ki oruç tutan bu değerli ibadetin mühim meseleleri ile ilgili ihtiyaç duyduğu ilmin bilincinde olsun. Diyoruz ki – ve tevfik Allâh’tandır – Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı orucunu tutmak her mükellef Müslüman’ın üzerine farzdır. Hayız (aybaşı) ve nifas (lohusa) hâlinde olan kadınların oruç tutmaları câiz değildir ve geçerli olmaz. Ancak oruç tutmadıkları günleri, kazâ olarak tutmaları farzdır. Seferde olan kimsenin belirli şartlar altında oruç tutmaması caizdir. Oruç tutmak ona zor gelmese bile, tutmak zorunda değildir. Oruç tuttuğu takdirde tahammül edemediği bir meşakkat olması hâlinde, şifa bulması beklenen bir hastanın da oruç tutmaması caiz olur. Hâmile ve emziren kadınlar için, kendileri için endişelendikleri takdirde, oruç tutmamaları caizdir. Onların üzerine, sadece oruç tutmadıkları günleri kaza etmeleri farzdır. Ancak hâmile kadın, karnındakini düşürme endişesinden dolayı ve emziren kadın, sütünün azalıp emzirdiği bebeğin zarar görmesinden endişeleniyorsa, kaza ile beraber fidye vermesi de farzdır. Bu Şâfi’î mezhebine göre böyledir. Hanefi mezhebinde her ikisi için fidye farz değildir. Ayrıca oruç tutamayacak kadar ihtiyarlayan kimseler veya şifâ bulması beklenmeyen hastalıktan dolayı orucu tutamayan kimseler için de oruç tutmaları farz değildir. Onlar fidye verirler. Fidye, ülkede en çok kullanılan temel gıda maddesinden bir mud’dur. Ülkemizde en çok kullanılan temel gıda maddesi buğdaydır. Bir mud, orta boy iki elin avuçlarının birleştirilmesi ile oluşan avuçtur.</p>
<p>Orucun rükünleri ikidir, bunlara orucun geçerliliği için mutlaka riayet edilmesi gerekilir:</p>
<p><strong>Birinci rükün: </strong>Niyet. Onun yeri de kalptir. Dolayısıyla niyeti dil ile söylemek şart değildir. Oruç tutulan her gün için ayrı ayrı niyet etmek farzdır. Nitekim bir namaz selam ile bitirilir ve diğer namaza yeniden başlanır. Farz olan oruçta niyetin geceleyin yapılması ve belirlenmesi farzdır. Geceleyin niyet etmekten maksat, güneş battıktan sonra fecr-i sâdık çıkmadan önce niyet etmektir. Belirlemeye gelince, bundan maksat şudur: Kişi hangi orucu tutacaksa, o orucu tutmaya niyet etmesi; örneğin Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı orucunu tutacaksa, Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayına niyet etmesi, adaktan dolayı oruç tutacaksa, buna niyet etmesi veya kefaretten dolayı oruç tutacaksa, buna göre niyet etmesidir. Dolayısıyla kalbinde şöyle söyler: ‘Niyet ettim bu senenin yarınki günü farz olan Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı orucunu tutmaya’ veya ‘niyet ettim adağımdan dolayı oruç tutmaya’ veya ‘niyet ettim yemin kefaretimden dolayı oruç tutmaya’. Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı orucunda, sabah namazının vakti girmesine (fecr-i sadık’ın doğmasına) kadar niyet etmediyse, günün geri kalan kısmında orucu bozan bütün şeylerden uzak durur ve o günü kaza eder. Bu Şâfi’î mezhebine göredir. Mâlikî mezhebine göre, Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının ilk gecesi, bütün ay için niyet etmek geçerlidir.</p>
<p><strong>İkinci rükün: </strong>Fecir’den güneş batımına kadar orucu bozacak şeylerden sakınmak. Orucu bozacak şeylerden biri şudur: Bedene, açık menfezlerden hacmi olan bir şeyin girmesi. Açık menfezler şunlardır: Burun, ağız, ön ve arka avret ve kulak. Göz damlası kullanmak ise orucu bozmaz. Yine bütün gün uyuyan veya oruçlu olduğunu unutup yiyip içenin de orucu bozulmaz. Ayrıca, açık menfezlerden olmayan bir yerden bedenine fitil gibi ilaç girdiren kişinin orucu da bozulmaz; örneğin kasa veya damara vurulan iğne gibi. Ön ve arka avrete vurulan enjektör ise orucu bozar.</p>
<p>Orucu bozan şeylerden birinin riddet olduğu da bilinmesi gerekir. Riddet, imanın bir söz, fiil veya itikad ile kesilmesidir (yok edilmesidir). Riddet’e düşen imandan ayrılmıştır ve bütün sevapları silinmiştir. Ayrıca riddet orucu bozar. Dolayısıyla kişi örneğin Allâh’a, İslam dinine, meleklerden birine veya peygamberlerden birine söverse veya namaz, oruç, zekât veya hacc gibi İslam dininin sembolleriyle alay ederse veya İslam dininde sabit olan bir şeyi yalanlarsa riddete düşer. Her kim riddete düştüyse, dinden çıkmış olur ve orucu bozulmuş olur. Üzerine, Kelime-i Şehâdeti getirerek imana dönmesi farzdır ve günün kalan kısmını orucu bozan şeylerden uzak durması (eğer o gün Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının bir günü ise) ve o günü derhal bayramdan sonra kaza etmesi gerekir. Riddet’ten sakının!</p>
<p>Orucun hükümleri ile ilgili buraya kadar. Ayrıca sizlere, bu değerli ayın yaklaşmasıyla, zarurî din ilmini öğrenmek için, muteber olan ilim ehline yönelmenizi nasihat ediyoruz. Hiçbir mükellef bu hususta cahil kalamaz. Bu, ibadetini geçerli bir biçimde yapabilmesi için gereklidir. Nitekim çoğunlukla, hükümlerin bilinmesi için muhtaç olunan ilim bir hutbeye sığmayabilir. Ebû Hureyra’dan, peygamber efendimiz bir hadis-i şerif’inde meâlen şöyle buyurduğu rivayet edilir:</p>
<p><strong>Nice oruç tutanlar vardır ki, oruçlarından kendilerine açlıktan başka bir şey yoktur ve nice namaz kılanlar vardır ki, namazlarından kendilerine yorgunluktan başka bir şey yoktur. </strong>(Nesâ’î ve başkaları)</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfâr ederim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Hamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Şunu iyi bilin ki Yüce Allâh’ın, kemâle delâlet eden güzel isimleri vardır. Bu sebeple Yüce Allâh’ı “Tedbir eden akıl” gibi isimlerle adlandırmak câiz değildir. Çünkü akıl; insanlar, cinler ve melekler gibi mahlûkatın sıfatlarındandır.</p>
<p>Bu tür bir isimlendirme, Ehl-i Sünnet’in inancını açıklamak için eser telif eden İmam Ebû Ca‘fer et-Tahâvî’nin şu sözü kapsamına girer: “Her kim Yüce Allâh’ı, beşerî sıfatlardan bir sıfat ile vasfederse küfre düşmüştür.”</p>
<p>Buna benzer şekilde, Yüce Allâh’ı “Tüy” diye adlandırmak da küfürdür. Böyle bir söz kimden sadır olmuşsa, Kelime-i şehadeti söyleyerek İslâm’a yeniden dönmelidir.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;in ve İbrâhîm&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;in ve Muḥammed&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;e ve İbrâhîm&#8217;in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;e ve Muḥammed&#8217;in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
﴿يا أَيُّهَا النَّاس اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ﴾
</p>
<p>El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/orucun-huekuemleri-8/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allâhu Teâlâ’nın On Üç Sıfatı</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahu-tealanin-on-uec-sifati/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahu-tealanin-on-uec-sifati/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:37:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=10994</guid>
		<description><![CDATA[Mümin kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>adîr yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Bugün sizlere Rasûlullâh’ın ﷺ sadık Müslümanlara vermiş olduğu nebevî bir müjdeyi hatırlatmak istiyorum. İmam Buhari, Sahihinde Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle dediğini rivayet etmektedir:
<p class="arabisch">
<strong>فَإنَّ اللهَ حَرَّمَ عَلى النَّارِ مَنْ قالَ لا إلهَ إلا اللهُ يَبْتَغِي بِذلِكِ وِجْهَ الله</strong>
</p>
Bu hadis-i şerîf, münafık olmayıp kalbiyle inanarak ve Allâh’ın rızasını isteyerek لا إلهَ إلا اللهُ <strong> </strong>(<em>Lâ ilâhe illallâh</em>) diyen kimseye Allâh’ın cehennemi, yani cehennemde ebediyyen kalmayı <em>haram</em> kıldığını bildiriyor.

Dolayısıyla bu ve benzeri hadisler şuna delalet ederler: Kelime-i şahadeti manalarına inanarak söyleyen ve bu hal üzere ölen kişi -daha önce Allâh günahlarını affetmediği için azap görse dahi sonra- muhakkak ki cennete girecektir. Bu, Allâh’ın kullarına kereminden ve fazlındandır. Yine bu, Allâh’ı tevhîd etmenin, yani O’na hiçbir şeyi ortak koşmamanın ve Rasûlünü ﷺ tasdik etmenin, farzların en yücesi olduğunun beyanıdır. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Muhakkak ki hamd Allâh’adır. Ona hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur<strong>. Yine şehadet ederim ki efendimiz Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed </strong>ﷺ <strong>O’nun kulu ve rasûlüdür.</strong> Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Efendimiz Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed’e ve gönderilmiş olan bütün rasûllere olsun.</p>
<p>Mümin kardeşlerim, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>adîr yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. Bugün sizlere Rasûlullâh’ın ﷺ sadık Müslümanlara vermiş olduğu nebevî bir müjdeyi hatırlatmak istiyorum. İmam Buhari, Sahihinde Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle dediğini rivayet etmektedir:</p>
<p class="arabisch"><strong>فَإنَّ اللهَ حَرَّمَ عَلى النَّارِ مَنْ قالَ لا إلهَ إلا اللهُ يَبْتَغِي بِذلِكِ وِجْهَ الله</strong></p>
<p>Bu hadis-i şerîf, münafık olmayıp kalbiyle inanarak ve Allâh’ın rızasını isteyerek لا إلهَ إلا اللهُ <strong> </strong>(<em>Lâ ilâhe illallâh</em>) diyen kimseye Allâh’ın cehennemi, yani cehennemde ebediyyen kalmayı <em>haram</em> kıldığını bildiriyor.</p>
<p>Dolayısıyla bu ve benzeri hadisler şuna delalet ederler: Kelime-i şahadeti manalarına inanarak söyleyen ve bu hal üzere ölen kişi -daha önce Allâh günahlarını affetmediği için azap görse dahi sonra- muhakkak ki cennete girecektir. Bu, Allâh’ın kullarına kereminden ve fazlındandır. Yine bu, Allâh’ı tevhîd etmenin, yani O’na hiçbir şeyi ortak koşmamanın ve Rasûlünü ﷺ tasdik etmenin, farzların en yücesi olduğunun beyanıdır.</p>
<p><span id="more-10994"></span></p>
<p>Bu hadis-i şerîfte kastolunan “imanın en azı”dır. Nimetlerden iman nimeti ne yücedir! Kelimelerden tevhîd kelimesi ne de mühimdir! Bu kelime, kâfirin İslâm dinine girmesi için manasına inanarak söylemesi farz olan kelimedir. Nedir bu kelimenin manası ey Mümin kardeşlerim!?. Alimler dediler ki: Allâh’tan başka ilâh olmadığına şehadet etmenin manası, icmalen Allâh’tan başka hakkıyla ibadet edilecek olmadığını, yani Allâh’tan başka hiçkimsenin ibadet edilmeye, yani tezelülün son derecesine müstehak olmadığını dil ile itiraf edip buna kalp ile itikat etmektir. İşte bu güzel kelimenin manası budur.</p>
<p>Mümin kardeşlerim, bu tevhid kelimesi lafız olarak kısa bir kelime olmasına rağmen her mükellefin; yani kendisine İslâm’ın çağrısı ulaşmış, akıl sahibi ve baliğ olan herkesin mutlaka bilmesi gereken önemli meseleleri kapsar. <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de ya lafız ya da mana olarak zikri çok kez tekrarlanmış ve Rasûlullâh’ın ﷺ ashabına çokça zikrettiği Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın on üç sıfatının isbatı da bu meselelerdendir. Allâh’ın sıfatları başlangıcsız ve sonsuzdur. Bu sıfatlardan bir tanesini inkar eden ne Müslümandır ne de Mümindir. Bundan dolayı alimler kitaplarında her mükellefin bu sıfatları bilimesinin farz-ı ayn olduğunu söylemişlerdir. Nedir bu sıfatlar!?.</p>
<p>Şeyh Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed bin Aşir “el-Murşid’ul-Muîn Alâ ed-Darûriyyi Min İlm’id-Dîn.” adlı kitabında şöyle demiştir:</p>
<p>“Aklen bilinmesi gerekir ki: Allâh vardır, varlığının başlangıcı yoktur. O, fâni olmaz ve hiçbir şeye muhtaç değildir. Yaratıklarına benzemez. Zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tektir. Yine aklen bilinmesi gerekir ki: Allâh; <span style="text-decoration: underline;">k</span>udret, irâde, ilim, hayât, sem’, kelâm ve ba<span style="text-decoration: underline;">s</span>ar ile mevsûftur.”</p>
<p>Mümin kardeşim, Allâhu Sub<span style="text-decoration: underline;">h</span>ânehu ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ başlangıçsız ve sonsuz olarak vardır; varlığında hiçbir şüphe yoktur.</p>
<p>O Sub<span style="text-decoration: underline;">h</span>ânehu vardır ve sonradan var olanlara benzemez. O, keyfiyetsiz ve mekânsız olarak mevcuttur.</p>
<p>Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <strong>El-<span style="text-decoration: underline;">K</span>idem (el-Ezeliyyetu)</strong> sıfatı ile mevsûftur. Yani Allâh’ın varlığının başlangıcı yoktur. Ondan başka her şeyin başlangıcı vardır. Onları Allâh yaratmıştır, yani yoktan var etmiştir. Allâhu Sub<span style="text-decoration: underline;">h</span>ânehu ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın ise başlangıcı yoktur.</p>
<p>Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch"><strong>﴿هُوَ الأَوَّلُ وَالآخِرُ﴾</strong></p>
<p>El-<span style="text-decoration: underline;">H</span>adîd Sûresi, 3. Âyet</p>
<p>Manası: O, el-Evvel ve el-Âḣir’dir.</p>
<p>Yani varlığının başlangıcı olmayan sadece Allâh’tır; ezelî olmakta ortağı yoktur.</p>
<p>O, <strong>el-Â</strong><strong>ḣ</strong><strong>ir</strong>’dir. Yani varlığının sonu yoktur; hakkında yokluğa, fenaya ve zevale uğramak aklen imkansızdır. Allâh’ın bâki olması zatîdir; O’nun bâki olmasını hiçkimse O’na has kılmamıştır. Allâh, <strong>el-İrâdeh sıfatı ile mevsûftur. Bu, meşiyet yani dileme demektir. Allâh’ın ezelde var olmasını dilediği, var olmasını dilediği vakitte vücuda gelir; ezelde var olmasını dilemediği ise vücuda gelmez. </strong>Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch"><strong>ما شاءَ اللهُ كانَ وما لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ</strong></p>
<p>Ebû Dâvud rivayet etmiştir.</p>
<p>Manası: Allâh’ın dilediği olur; dilemediği ise olmaz.</p>
<p>Dolayısıyla şer olsun hayır olsun, taat olsun masiyet olsun, nimet olsun bela olsun varlığa gelen her şey Allâh’ın meşiyeti, takdiri ve iradesi ile var olur. Allâh’ın diğer sıfatları gibi iradesi de (dilemesi) değişmez; çünkü değişmek yaratıkların sıfatlarındandır.</p>
<p>Allâhu Sub<span style="text-decoration: underline;">h</span>ânehu ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <strong>el-<span style="text-decoration: underline;">K</span>udrah</strong> sıfatı ile mevsûftur. O, her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>adîrdir; hiçbir şey onu aciz kılamaz, dilediğinin olmasını hiç kimse engelleyemez ve hiç kimsenin yardımına muhtaç değildir.</p>
<p>Korunma ve kuvvet ancak O’ndandır. Hareket ve durgunluk ancak Allâh’ın dilemesi ve kudretiyle olur.</p>
<p>Allâhu Sub<span style="text-decoration: underline;">h</span>ânehu ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <strong>el-<span style="text-decoration: underline;">İ</span>lm </strong>sıfatı ile mevsûftur. Allâh’ın ilmi; ezelî ve ebedidîr, herşeyi kapsar, çoğalmaz ve azalmaz. Allâh, olmuş ve olacak herşeyi bilir. Ondan hiçbir şey gizli kalmaz.</p>
<p>Allâhu Sub<span style="text-decoration: underline;">h</span>ânehu ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <strong>el-<span style="text-decoration: underline;">H</span>ayât </strong>sıfatı ile mevsûftur. Allâh’ın hayatı, ezelî ve ebedîdir; yaratıkların hayatına benzemez; ruh, et ve kan ile değildir.</p>
<p>Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ hiçbir şeye ve hiç kimseye muhtaç değildir; bilakis bütün yaratıklar her an O’na muhtaçtırlar. Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ birdir; zatında, sıfatlarında ve fiilerinde ortağı yoktur.</p>
<p>Mümin kardeşlerim, Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ işiten, gören ve konuşandır. Ancak onun işitmesi kulaklar olmadan, görmesi gözler olmadan ve konuşması da ses ve harf olmadandır. Allâh’ın kelâmı ezelî ve ebedîdir; bizlerin kelamına benzemez. Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch"><strong>﴿لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ﴾</strong></p>
<p>Eş-Şûrâ Sûresi, 11. Âyet</p>
<p>Manası: Allâh hiçbir şeye benzemez. O, işiten ve görendir.</p>
<p>Allâh insanlara benzemez, meleklere benzemez, güneşe benzemez, aya benzemez. Allâh vardır, sonradan var olanlara benzemez, mekansız ve keyfiyetsiz mevcuttur. Aklına ne gelirse gelsin Allâh ona benzemez. Bütün bu alem; O’nun varlığına, birliğine ve sıfatlarına delalet eder. Dolayısıyla günahkar olmak ve hatta Allâh’ı inkar etmek şaşılacak şeydir; oysa ki her şey O’nun tek olduğuna delalet ediyor.</p>
<p>27</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İkinci Hutbe: </strong></p>
<p>Allâh’a hamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez.</p>
<p>Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Rasûlullâh’a olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve alemlere rahmet olarak gönderilen en son peygamber Efendimiz Mu<span style="text-decoration: underline;">h</span>ammed’e ﷺ tabi olmayı tavsiye ederim. O’nun risaletine iman etmek, içinde ebedi olarak kalınacak cehennem ateşinden kurtuluş için şarttır.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizleri ve kendimi takvalı olmaya ve alemlere rahmet olarak gönderilen en yüce ve en son peygamber olan efendimiz Muhammed’i taklit etmeyi öğütlüyorum. O&#8217;na iman etmek, cehennemdeki sonsuz azaptan kurtuluş yoludur ve Peygamberliğini inkar etmek açık küfürdür. Allâh Âli İmran sûresinin 32. ayetinde şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">﴿قُلۡ أَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَۖ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡكَٰفِرِينَ٣٢﴾</p>
<p>Manası şudur: Ey Muhammed de ki: &#8220;Allâh&#8217;a ve Resulüne itaat edin, yani Allâh&#8217;a ve Resulüne iman edin!&#8221; Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allâh, Rabbi&#8217;ni ve Resûlünü inkâr edenleri sevmez.</p>
<p>Bilin ki, Allâh sizlere yüce bir emirle emrediyor. Allâh sizlere Rasûlüne <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmenizi emrediyor.</p>
<p>Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">﴿<strong>إنَّ اللهَ وملائكتَهُ يصلُّونَ على النبِيِ يَا أيُّهَا الذينَ ءامَنوا صَلُّوا عليهِ وسَلّموا تَسْليمًا</strong>﴾</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahu-tealanin-on-uec-sifati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramadân Ayının Başlangıcını Tesbit Etmek</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/ramadan-ayinin-baslangicini-tesbit-etmek-3/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/ramadan-ayinin-baslangicini-tesbit-etmek-3/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 10:21:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=10981</guid>
		<description><![CDATA[Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ başka bir ayette ise şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱرۡكَعُواْ وَٱسۡجُدُواْۤ وَٱعۡبُدُواْ رَبَّكُمۡ وَٱفۡعَلُواْ ٱلۡخَيۡرَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُون﴾
</p>
Manası: <strong>Ey iman edenler; rukuya ve secdeye varın, Allâh'a ibadet edin ve hayır işleyin ki kurtulasınız.</strong> (El-Ḥacc suresi, 77. ayet)

Ey sevgili kardeşlerim! Ramadân orucu çok büyük ve yüce bir ibadettir. Onun faziletini açıklamak için, peygamber efendimizin yüce Allâh’tan rivayet ettiği şu kudsî hadis bile tek başına yeterlidir:
<p class="arabisch">
<strong>كُلُّ عَمَلِ ابْنِ ءَادَمَ فَهُوَ لَهُ إِلَّا الصَّومَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ</strong>
</p>
Manası: Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir; ancak oruç benim içindir ve onun mükâfatını bizzat ben vereceğim. (imam Buhârî). ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’a dır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları; nefsime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum.<br />
Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
﴿شَهرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِي أُنزِلَ فِيهِ ٱلقُرءَانُ هُدى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَٰت مِّنَ ٱلهُدَىٰ وَٱلفُرقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ ٱلشَّهرَ فَليَصُمهُ﴾
</p>
<p>Manası: <strong>O sayılı günler Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayıdır ki, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân o ay içinde </strong>(Levh-i Maḥfûz’dan birinci semaya)<strong> indirilmiştir. O <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân, insanları hakka ulaştırır, helâl ile haramda ve din hükümlerinde hakkı batıldan ayırır. Sizden her kim Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayına ulaşırsa o ayı oruç tutsun. </strong>(El-Ba<span style="text-decoration: underline;">k</span>arah suresi, 185. ayet)</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ başka bir ayette ise şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱرۡكَعُواْ وَٱسۡجُدُواْۤ وَٱعۡبُدُواْ رَبَّكُمۡ وَٱفۡعَلُواْ ٱلۡخَيۡرَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُون﴾
</p>
<p>Manası: <strong>Ey iman edenler; rukuya ve secdeye varın, Allâh&#8217;a ibadet edin ve hayır işleyin ki kurtulasınız.</strong> (El-Ḥacc suresi, 77. ayet)</p>
<p>Ey sevgili kardeşlerim! Ramadân orucu çok büyük ve yüce bir ibadettir. Onun faziletini açıklamak için, peygamber efendimizin yüce Allâh’tan rivayet ettiği şu kudsî hadis bile tek başına yeterlidir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>كُلُّ عَمَلِ ابْنِ ءَادَمَ فَهُوَ لَهُ إِلَّا الصَّومَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ</strong>
</p>
<p>Manası: Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir; ancak oruç benim içindir ve onun mükâfatını bizzat ben vereceğim. (imam Buhârî).</p>
<p><span id="more-10981"></span></p>
<p>Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının başlangıcını ve sonunu bilmek için belirli bir yöntem ve hükümler vardır. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ bunları Rasûlü üzerinden bildirmiştir. O peygamber ki, kendi hevasına göre konuşmamıştır. <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân veya hadis olsun, vahiy olarak bunları peygamber efendimize Cebrâ’îl meleği getirmiştir. Ve Müslümanlar bu yöntemi peygamber efendimizden alıp onun zamanından günümüze kadar bu şekilde uygulamışlardır. Bu yöntem, hilali gözle görmeye dayanır ve Müslümanlar’ın yaşadığı şehirlerde, köylerde ve farklı beldelerde uygulanmaktadır. Kim o dönemde Müslümanlar’ın ülkelerinde yaşadıysa bilir ki insanlar hilalin daha kolayca görülebileceği yerlerde toplanıp beklerler. Hilali gördüklerinde ise, Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının başlangıcını bildirmek için kimisi top atar kimileri yüksek dağların tepelerinde ateş yakarlar. Mübarek bayram gününü bildirmek için yine aynı şekilde yapılır.</p>
<p>Dört mezhep alimleri Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının başlangıcının Şaban ayının 29’uncu günü güneşin batmasından sonra hilali gözlemlemeyle tespit edildiğini kaide olarak vermişlerdir. Şayet o akşam hilal görülürse gelecek gün Ramadân ayının birinci günü demektir. Lakin hilal o akşam görülmezse gelecek gün Şaban ayının 30’uncu günü olur ve onun ardından gelen gün Ramadân ayının birinci günü olur. Dört mezhep alimleri, bu kaideyi verdiklerinde, hesapçıların ve astronomların sözlerine itibar edilmeyeceğini ve onların oruç ayının başlangıcı ve sonuyla alakalı söylediklerine itibar edilmeyeceğini zikretmişlerdir. Hafız En-Nevevî, „El-Mecmû<span style="text-decoration: underline;">‘</span>“ isimli kitabında şöyle buyurmuştur: Hesaplara göre ayların başlangıçlarını iddia edenlerin sözleri reddedilir. Çünkü Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إنَّا أُمَّةٌ أُمِّيَّةٌ لا نَحْسُبُ ولا نَكْتُبُ الشَّهْرُ هَكذَا وَهَكذَا صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا عِدَّةَ شَعْبَانَ ثَلاثِين اﻫ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Bizler ayların başlangıcını hesap kitaba göre değil, gözlemlemeye göre belirleriz. Bir ayın ya 29 ya da 30 günü olur. <span style="text-decoration: underline;">Rama</span>d<span style="text-decoration: underline;">ân</span> ayının hilalini görürseniz oruca başlayınız ve hilali tekrar gördüğünüzde bitiriniz. Ve şayet hava bulutlu olur da hilali göremezseniz Şaban ayını 30’a tamamlayınız.</strong></p>
<p>Rasûlullâh ﷺ kamerî ayların ya 29 ya da 30 gün olabileceğini öğretmiştir. Dolayısıyla kamerî aylar 28 veya 31 gün olmaz.</p>
<p>Rasûlullâh ﷺ bir hadis-i şerîfi’nde şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
لا تَصومُوا حتَّى تَرَوُا الهِلالَ ولا تُفْطِرُوا حتّى تَرَوْهُ فإِنْ غُمَّ عليكُمْ فأَكْمِلُوا العِدَّةَ ثَلاثِين اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Hilali görmeden Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının orucunu tutmaya başlamayın ve yeni hilali görmeden orucu bitirmeyin. Ve şayet hava bulutlu olur da hilali göremezseniz ayı 30’a tamamlayınız. </strong>(İmam Mâlik „El-Muva<span style="text-decoration: underline;">tt</span>a’“ isimli kitabında)</p>
<p>O doğru sözlünün kelamından sonra onun sözleriyle uyuşmayan hiçbir sözde ibret yoktur. Allâh’ın izniyle, bizler Rasûlullâh’ın ﷺ yolunu terk edenlerden olmayacağız. Astrologlar ve astronomlar ne kadar konuşsalar ve kendilerince ne kadar kanıt gösterseler de bizler onların Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayının ve bayram gününün başlangıcı hakkındaki hesaplarını benimsemeyeceğiz. Rasûlullâh’ın bildirdiği her şey başımız gözümüz üstüne ve onun söylediklerine muhalif düşen sözler kesinlikle batıldır.</p>
<p>Değerli kardeşler; şunu bilin ki, âlimler her ayın hilalinin gözetlenmesinin farz olduğu husunda ittifak etmişlerdir. Dolayısıyla bu hususu bir beldenin tüm ehli terkederse, hepisi günah işlemiş olur.</p>
<p>Sizlere şunu nasihat ediyoruz; her Müslüman peygamber efendimizin hadisine ve dört mezhep âlimlerin söylediklerine sımsıkı sarılsın. Onların yüksek dereceleri hakkında ümmetin icmaa’ı vardır. Ayrıca, Rama<span style="text-decoration: underline;">d</span>ân ayı girmeden önce, orucun hükümlerini öğrenmesini nasihat ediyoruz. Bunları ise, bilgi sahibi ve adaletli olan ve bu ilmi ehlinden alan (ve böylece isnadı peygamber efendimize kadar dayanan) kişiden öğrensin.</p>
<p>Allâh’ım, bulutla gölgelenen peygamberimizin yüzü suyu hürmetine; bizlere namaz, oruç ve sıla-i rahim’de yardım eyle.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’a dır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebu Hanife, Malik, Eş-Şafii ve Ahmed ve evliyalardan ve salihlerden razı olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Yüce Allâh, El-A‘râf sûresinde şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
﴿وَلِلَّهِ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ فَٱدۡعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُواْ ٱلَّذِينَ يُلۡحِدُونَ فِيٓ أَسۡمَٰٓئِه﴾
</p>
<p>Manası: “<strong>En güzel isimler Yüce Allâh’ındır. O hâlde O’na bu isimlerle dua edin. O’nun isimleri konusunda haktan sapanları ise bırakın</strong>.”</p>
<p>Bunun manası şudur: Yüce Allâh’a, kemâle delâlet eden isimler aittir. Allâh ancak kemâl sıfatlarıyla vasfedilir. Bu sebeple kemâle delâlet etmeyen herhangi bir ismin, Allâh’ın ismi olması câiz değildir. Bazı insanların söylediği “Âh” kelimesi gibi. Ancak bazılarının da Allâh’a “ruh” demesi ise ilhâd ve küfürdür. Kimden böyle bir söz sadır olmuşsa, ona Kelime-i şehadeti söyleyerek İslâm’a geri dönmesini tavsiye ederiz.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿</strong>يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ) (يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيد<strong>﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong> (El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetler)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></strong></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/ramadan-ayinin-baslangicini-tesbit-etmek-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALLÂH&#8217;I YÜCELTME VE ALLÂH&#8217;A ŞÜKRETME</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahi-yueceltme-ve-allaha-suekretme/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahi-yueceltme-ve-allaha-suekretme/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 13:30:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=10943</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
﴿ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءٖ فَٱعۡبُدُوهُۚ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ وَكِيلٞ ١٠٢ ﴾.
</p>
Manası<strong>: "İşte bu, sizin Rabbiniz Allâh'tır. O'ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse O'na ibadet edin. O, her şeyin üzerinde vekildir</strong>(her şeyi gözetip koruyan odur.)

İman ve İslam kardeşlerim, Allâh'ın rahmetiyle bilin ki, bizi yaratan ve bize birçok nimet bahşeden Allâh, ibadete layıktır, inkar edilmemelidir, itaat edilmeye layıktır, kendisine isyan edilmemelidir ve şükredilmeye layıktır, kendisine nankörlük edilmemelidir. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O, tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. Her ne düşünürsek düşünelim Allâh ona benzemez. Her kim Allâh’ı yaratılmışlara has olan bir sıfatla vasfederse o Müslüman değildir. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur.  Ey yüce Allâh’ım! Efendimiz Muḥammed’e, ﷺ onun ailesine, temiz ve pak olan ashabına ve onları güzel bir şekilde takip edenlere, kıyamet gününe kadar selam ve bereket ihsan eyle.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
﴿ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءٖ فَٱعۡبُدُوهُۚ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ وَكِيلٞ ١٠٢ ﴾.
</p>
<p>Manası<strong>: &#8220;İşte bu, sizin Rabbiniz Allâh&#8217;tır. O&#8217;ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse O&#8217;na ibadet edin. O, her şeyin üzerinde vekildir</strong>(her şeyi gözetip koruyan odur.)</p>
<p>İman ve İslam kardeşlerim, Allâh&#8217;ın rahmetiyle bilin ki, bizi yaratan ve bize birçok nimet bahşeden Allâh, ibadete layıktır, inkar edilmemelidir, itaat edilmeye layıktır, kendisine isyan edilmemelidir ve şükredilmeye layıktır, kendisine nankörlük edilmemelidir.</p>
<p><span id="more-10943"></span></p>
<p>Kendinde, ailende ve malında ne kadar çok nimet içindesin. O hâlde, Allâh&#8217;a şükretmen, O&#8217;ndan korkman ve bir damla mürekkep ile Allâh&#8217;ın gazabını hakkedeceğin, bir şey yazdığında bile hesaba çekileceğin bir gün için hazırlık yapman gerekmez mi? Peki Allâh’ın sana verdiği sayısız nimetlerle nasıl günah işlersin?</p>
<p>Akıllı olan, Allâh&#8217;a itaat eder ve O&#8217;nun yasaklarından sakınır. Bu yasakların en büyüğü ise küfürdür. Allâh korusun. Ne kadar çok insan Allâh&#8217;ı sevdiğini ve O&#8217;nu yücelttiğini iddia ediyor, fakat gerçekte Allâh&#8217;ı inkâr ediyorlar ve bunun farkında değiller. Onların belaya sabretmediklerini ve bu yüzden imandan küfre, aydınlıktan karanlığa düştüklerini görüyorsunuz. Örneğin, Allâh&#8217;a küfretmek veya lanet etmek veya Allâh&#8217;a oğul veya eş isnat etmek ya da &#8220;Rabbinin kızı&#8221; veya &#8220;Allâh&#8217;ın oğlu&#8221; demek veya Allâh&#8217;a itiraz etmek. Bunların hepsi küfürdür insanı iman dairesinden çıkarır.</p>
<p>Öyleyse bilin ki, Allâh&#8217;ı yaratıklarına benzetmek Allâh&#8217;a hakarettir. Allâh&#8217;a mekân ve yön isnat etmek de Allâh&#8217;a hakarettir. Allâh&#8217;a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, cennet vaadine, sevaba ya da ceza ve azaba dair küçümseme içeren her söz, fiil veya inanç küfürdür. Örneğin, cehennemi küçümseyerek &#8220;orada ısınırız&#8221; demek küfürdür. İnsan bu tür şeylerden son derece sakınmalıdır. Çünkü Allâh&#8217;ın asla affetmeyeceği tek günah kişi o hal üzere ölürse küfürdür. Allâh korusun. Bu nedenle küfre düşmüş olan kişinin derhal Kelime-i Şehadeti getirerek küfürden kurtulup İslâm dinine girmesi farzdır.</p>
<p>Küfür ifadelerinden birine düşen kişi, derhal tövbe etmeli ve İslam&#8217;a geri dönmelidir. Bunu, Kelime-i Şehadet getirmek ve küfre neden olan şeyi terk etmek suretiyle yapmalıdır. Kalbinde bir daha bu hataya dönmemeye kararlı olmalı ve yaptığı şeyden pişmanlık duymalıdır. Kelime-i Şehadet getirip küfre neden olan şeyi terk ederek İslam’a geri dönmelidir. Sadece istiğfar etmek yeterli değildir. Aksi takdirde, sadece istiğfar eden Allâh’ın mana olarak bildirdiği şu ayetini yalanlamış olur: <strong>Şüphesiz inkâr edenler ve zulmedenler (var ya), Allâh onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. </strong>ve &#8220;Allâh’ım, Sen kafirleri bağışlamayacağını bildirdiğin halde ben senden kendini yalanlamanı ve beni affetmeni istiyorum,&#8221; demiş gibi olur ki bu da küfür ve sapkınlıktır. Bu yüzden dikkatli olunmalıdır. Allâh’tan hem kendim hem de sizin için bağışlanma dilerim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Allâh’ım bizi dalalette olanlardan veya dalalete sebep olanlardan değil hidayette olanlardan eyle. Âmin</p>
<p>Ey Allâh&#8217;ın kulları! Allâh şüphesiz adaleti, ihsanı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir. Farzları eda edin ve günahlardan kaçının! Allâh&#8217;tan mağfiret dileyin ve O&#8217;na tevekkül edin! Müttaki olun, Allâh üzüntünüzü ve sıkıntınızı kaldırır. Kamet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahi-yueceltme-ve-allaha-suekretme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞABAN AYININ ONBEŞİNDE  TAATLERİ ARTTIRMAYA TEŞVİK</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/saban-ayinin-onbesinde-taatleri-arttirmaya-tesvik-4/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/saban-ayinin-onbesinde-taatleri-arttirmaya-tesvik-4/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 13:14:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=10937</guid>
		<description><![CDATA[Rabbimiz,  Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱرۡكَعُواْ وَٱسۡجُدُواْۤ وَٱعۡبُدُواْ رَبَّكُمۡ وَٱفۡعَلُواْ ٱلۡخَيۡرَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ۩<strong>﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Ey iman edenler, rukû edin, secde edin başka ve hayırlar işleyin ki kurtuluşa eresiniz.</strong> (El-Ḥacc suresi, 77. ayet)

Yani Allâh, mü’minlere imandan sonra amellerin en efdali olan, rukû ve secdeyi içeren namazı emretmiştir. Ayrıca geri kalan diğer ibadetleri de yapıp O’nun rızasını kazanmamıza teşvik emretmiştir ve hayrı işlememizi emretmiştir ki böylece âhirette kurtuluşa ersinler. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>la, kullarına hayır işlemeleri için nice fırsatlar vermiştir, ki bu onlara rahmettir. Ayrıca mübarek vakitler kılmıştır ki Müslüman, o vakitlerde kendini âhiretine hazırlasın. Bizler mübarek bir geceye yaklaşmış bulunuyoruz. O gece, Şaban ayının onbeşinci gecesi. Peygamber efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
<strong>إذَا كانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا نَهارَهَا </strong>اهـ
</p>
Manası: <strong>Şaban ayının onbeşinci gecesini namazla, gündüzünü de oruçla geçiriniz.</strong> (İbn-i Mace “Sunen”inde, Beyhaki “Şu<span style="text-decoration: underline;">a</span>bu’l İman”da ve başkaları) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim. O’na karşı takvalı olun ve O’ndan hakkıyla korkun ve ancak Müslüman olarak ölün.</p>
<p>Rabbimiz,  Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱرۡكَعُواْ وَٱسۡجُدُواْۤ وَٱعۡبُدُواْ رَبَّكُمۡ وَٱفۡعَلُواْ ٱلۡخَيۡرَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ۩<strong>﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey iman edenler, rukû edin, secde edin başka ve hayırlar işleyin ki kurtuluşa eresiniz.</strong> (El-Ḥacc suresi, 77. ayet)</p>
<p>Yani Allâh, mü’minlere imandan sonra amellerin en efdali olan, rukû ve secdeyi içeren namazı emretmiştir. Ayrıca geri kalan diğer ibadetleri de yapıp O’nun rızasını kazanmamıza teşvik emretmiştir ve hayrı işlememizi emretmiştir ki böylece âhirette kurtuluşa ersinler. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>la, kullarına hayır işlemeleri için nice fırsatlar vermiştir, ki bu onlara rahmettir. Ayrıca mübarek vakitler kılmıştır ki Müslüman, o vakitlerde kendini âhiretine hazırlasın. Bizler mübarek bir geceye yaklaşmış bulunuyoruz. O gece, Şaban ayının onbeşinci gecesi. Peygamber efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إذَا كانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا نَهارَهَا </strong>اهـ
</p>
<p>Manası: <strong>Şaban ayının onbeşinci gecesini namazla, gündüzünü de oruçla geçiriniz.</strong> (İbn-i Mace “Sunen”inde, Beyhaki “Şu<span style="text-decoration: underline;">a</span>bu’l İman”da ve başkaları)</p>
<p><span id="more-10937"></span></p>
<p>Yani o gecenin büyük kısmını namazla veya <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân tilavetiyle veya dua ile geçiriniz. Şüphesiz ki gecenin ortasında yapılan dua, büyük bir taattir ve kabul olunması daha fazla umulur. Rasûlullâh ﷺ o gece yapılacak olan dua ile alakalı şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>فَإِنَّ اللهَ تعالَى يَقُولُ أَلَا مِنْ مُسْتَغْفِرٍ فَأَغْفِرَ لَهُ أَلَا مِنْ مُسْتَرْزِقٍ فَأَرْزُقَهُ أَلَا مِنْ سَائِلٍ فَأُعْطِيَهُ أَلَا كَذَا أَلَا كَذَا حَتَّى يَطْلُعَ الفَجْرُ </strong>اهـ
</p>
<p>Manası: <strong>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ </strong>(kutsi bir hadisi şerifte)<strong> şöyle buyurmuştur: “Benden affetmemi isteyen yok mu, onu affedeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. Benden dileyen yok mu, ona dilediğini vereyim. Şunu da isteyen yokmu, bunu da isteyen yok mu, ona vereyim&#8230;?” Ta ki fecrin doğmasına kadar.</strong> (Beyhaki “Şu<span style="text-decoration: underline;">a</span>bu’l İman”da)</p>
<p>Bunun manası ise, Allâh’ın bir meleğe emrettiği, o meleğin ise Allâh’tan haber vererek seslenmesidir, Beyhaki’nin başka bir rivayetinin bunu açıkladığı gibi:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إذَا كانَ لَيْلَةُ النِّصْفِ منْ شَعبانَ نَادَى مُنَادٍ هَلْ مِنْ مُسْتَغْفِرٍ فَأَغْفِرَ لَهُ هَلْ مِنْ سَائِلٍ فَأُعْطِيَه </strong>اهـ
</p>
<p>Manası:<strong> Şaban ayının onbeşinci gecesi</strong> (bir melek)<strong> şöyle seslenir: “Affolunmayı isteyen yok mu, affedilsin. Dileyen yok mu, dilediği verilsin.”</strong> (Beyhaki “Şu<span style="text-decoration: underline;">a</span>bu’l İman”da)</p>
<p>Şüphesiz ki Rabb’imiz <span style="text-decoration: underline;">A</span>zze ve Celle ezeli ve ebedi bir kelam ile vasıflıdır. O’nun kelamı harf ve ses ile değildir. O’nun kelamı lügat ile değildir. Şüphesiz ki harfler, sesler ve lügatler Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın yaratıklarıdır. Allâh-u Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ ise yaratıkların sıfatlarıyla vasıflanmaz. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿</strong>لَيۡسَ كَمِثۡلِهِۦ شَيۡءٞۖ<strong>﴾</strong>
</p>
<p>Manası:<strong> Allâh hiçbir şeye benzemez.</strong> (Eş-Şûrâ suresi, 11. ayet)</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın hayat, ilim, kudret ve irade sıfatları gibi diğer bütün sıfatları da O’nun zatının sıfatlarıdır, ezeli ve ebedidir. Allâh’ın sıfatları sonradan olma değildir. O’nun sıfatları vardır ve sıfatları değişmez. Allâh’ın iradesi, bir kimsenin duasından dolayı veya sadaka veren bir kimsenin sadakasından dolayı değişmez. Bizler, kulluğumuzu göstermemiz bakımından dua ile emrolunmuşuzdur. Kimin duası, Allâh’ın olmasını takdir ettiği ile uyuşursa, o kulun dilediği gerçekleşir. Kişinin duası, Allâh’ın takdir ettiği ile uyuşmuyorsa, o dilediği gerçekleşmez.</p>
<p>Bazı insanlar Şaban ayının onbeşinci gecesinde bir dua okumak için biraraya gelmeyi adet edinmişlerdir. O duayı Şaban ayının ortası duası diye adlandırıyorlar. O söyledikleri ise ne Rasûlullâh hakkında sabittir ne de herhangi bir sahabe hakkında. O duaya şu sözle başlarlar: يَا مَنْ يَمُنُّ وَلَا يُمَنُّ عَلَيْه.</p>
<p>O duada öyle bir ibare geçmekte ki zahiri, Allâh’ın iradesinin ve takdirinin değiştiğini zannettirir. Kim akaidi öğrenmezse, olabilir ki o ibareleri doğru bir şekilde anlamaz ve Allâh’ın, iradesini o duayı söyleyen kişi için değiştirdiğini zannedebilir. Allâh’ın iradesinin değişeceğine inanmak, kişiyi İslam dininden çıkarır. Çünkü bunda Allâh’ı noksanlıkla vasıflandırmak vardır, ki bu Allâh’a yakışmaz. Bundan Allâh’a sığınırız. Zikredilen duadaki kast ettiğimiz ibarenin manası ise şöyledir: “<em>Allâh’ım, eğer beni nezdindeki ummu’l Kitap’ta bedbaht olanlardan yazmışsan ismimi onların arasından sil ve beni nezdinde mutlu olanlardan eyle</em>.” Olabilir ki birisi bu ibareden şöyle anlar “<em>Ey Rabb’im, benim için bedbaht olmamı dilediysen </em>(<em>yani kötü hâl üzerinde ölmeyi</em>)<em> o zaman iradeni değiştir</em>.” Böyle anlamak ise batıldır çünkü Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ iradesini değiştirmez. O’nun bütün sıfatları ezeli (başlangıçsız) ve ebedidir (sonsuzdur). Zikrettiğimiz gibi, Allâh’ın sıfatlarında hâlden hâle dönüşme ve değişme meydana gelmez. Lakin şahış bu sözü “<em>Ey Rabb’im şayet şimdiki hâlim bedbahtların, günahlara batmışların hâli ise, hâlimi kurtuluşa erenlerin, takva sahibi olanların hâline değiştir</em>.”, bu şekilde anlamak doğru bir anlayıştır ve bunda bir zarar yoktur. Şüphesiz ki hepimiz Allâh’tan bizlere iyi hâl üzerinde ölmemizi nasip etmesini dileriz. Müslüman kardeşlerim; bu duayı yanlış anlamaktaki gizli tehlikeden dolayı sizleri başka dualar söylemeye teşvik ediyorum. Özellikle Rasûlullâh ﷺ hakkında sabit olan dualara, ki bunların sayısı çoktur.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İkinci Hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebu Hanife, Malik, Eş-Şafii ve Ahmed ve evliyalardan ve salihlerden razı olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Yüce Allâh&#8217;ın rahmeti üzerinize olsun. Biliniz ki; bitkilerde ruh yoktur; onun hayatı yalnızca büyümesidir. Bu sebeple bazı kimselerin ‘bitkide ruh vardır’ sözüne karşı uyarıda bulunmak gerekir. Zira bu söz bâtıldır ve icmâya aykırıdır. Ayrıca bu iddia, bitkilerden herhangi bir şeyi kıran kimsenin, ruh sahibi bir varlığa sebepsiz yere eziyet etmiş olacağı sonucunu doğurur. Bu iddianın geçersizliği ise apaçıktır.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
﴿<strong>يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ </strong><strong> (1)</strong><strong>يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ</strong><strong>(2) </strong>﴾
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong> (El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetler)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/saban-ayinin-onbesinde-taatleri-arttirmaya-tesvik-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allâh’a sövmekten uyarı</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/allaha-soevmekten-uyari-7/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/allaha-soevmekten-uyari-7/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 13:38:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=10949</guid>
		<description><![CDATA[Ey din kardeşlerim: bu dil kula verilen büyük bir nimettir. Bunun ile Allâh’a şükretmek gerekir. Allâh’a şükretmek, Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın bize vermiş olduğu nimetlerle Allâh‘ın yasak kıldığı şeyleri işlememekle olur. Bazı insanlar Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’ya, O’nun vermiş olduğu nimetler için şükretmiyorlar. Allâh’ın verdiği dili, Allâh’ın yasakladığı şeylerde kullanıyorlar. Bir çok insanın hali ise böyledir. Ey din kardeşlerim; bu caiz olmayan şeylerden bazıları ise şunlardır; yalan söylemek, haksız yere Müslüman’a sövmek, gıybet yapmak, nemime yapmak, Müslümanlar arasında fitne yapmak ve sözlerle bir din kardeşine eziyet etmek. Ey din kardeşlerim: dilin günahlarının en büyüğü ise küfürdür. (Allâh bizleri korusun) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları; nefsime ve sizlere Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ediyorum. İnsanlara verilen nimetleri zikreden şu Ayet-i Kerîme’yi de zikrediyorum:</p>
<p>Ey din kardeşlerim: bu dil kula verilen büyük bir nimettir. Bunun ile Allâh’a şükretmek gerekir. Allâh’a şükretmek, Allâhu Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın bize vermiş olduğu nimetlerle Allâh‘ın yasak kıldığı şeyleri işlememekle olur. Bazı insanlar Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’ya, O’nun vermiş olduğu nimetler için şükretmiyorlar. Allâh’ın verdiği dili, Allâh’ın yasakladığı şeylerde kullanıyorlar. Bir çok insanın hali ise böyledir. Ey din kardeşlerim; bu caiz olmayan şeylerden bazıları ise şunlardır; yalan söylemek, haksız yere Müslüman’a sövmek, gıybet yapmak, nemime yapmak, Müslümanlar arasında fitne yapmak ve sözlerle bir din kardeşine eziyet etmek. Ey din kardeşlerim: dilin günahlarının en büyüğü ise küfürdür. (Allâh bizleri korusun)</p>
<p><span id="more-10949"></span></p>
<p>Görülüyor ki, bazıları Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın bu vermiş olduğu nimetle Allâh’a şükredecekleri yere bu nimeti Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’ya sövmek için kullanıyorlar. Bazıları ise sinirlendiklerinde Allâh’a sövüyorlar. Allâh bizleri korusun. Bazıları, öfke anında ve mutlu anlarında Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’ya sövüyorlar ve kendilerini Müslüman zannediyorlar. Oysaki onlar, İslam’dan uzaktırlar. Allâh’a söven, Müslüman değildir. Müslüman, Allâh’tan başka hakkıyla ibadet edilenin olmadığına ve Muḥammed’in ﷺ Allâh’ın Rasûlü olduğuna iman eden ve bunu tasdik eden ve kendisini İslam’ı bozacak her türlü şeyden koruyandır. İbadetin manası ise, tezellülün, huşu ve hudu’nun en üst noktasıdır. Müslüman, bir olan, cisim olmayan (hakkında bölünmesi imkansız olan) Allâh’ı gerektiği şekilde yüceltendir. Allâh’a söven ise, Allâh’ı yüceltenlerden değildir. Allâh’a söven, İslam dininden çıkar ve böylece kafirlerden olur. ’Ben sinirliydim, ben kafir olmak istemedim’ demesi ise onu kurtarmaz. İslam âlimleri, kişinin sinir hâlinde olması kendisini – kasten yani dil sürçmesi olmaksızın söylemesi hâlinde – küfre düşmesinden korumadığını açıklamışlardır.<br />
Şâfî ulemasından Hâfız en-Nevevî hakkında bir rivayet naklonulur. O Allâh’a söven kimsenin sinirli olmasını mazeret olarak saymamıştır.</p>
<p>O kitabında şöyle zikrediyor:</p>
<p>Bir kimse çocuğuna sinirlenip, onu şiddetli bir şekilde döverken birisi gelip ona: ‘Çocuğunu nasıl (harâm olan ve ona zarar verecek şekilde) şiddetle dövüyorsun? Sen Müslüman değil misin?’ dediğinde, o da kasıtlı olarak (dil sürçmesi olmaksızın) cevaben ‘Hayır, Müslüman değilim.’ derse küfre düşer.</p>
<p>İşte böylece âlimlerin bu sözlerinden anlaşılıyor ki, bir Müslüman şiddetli bir şekilde öfkelenmiş olup oğlunu sinirinden dolayı dövmüş olup bir kimse ona derse: ’Sen nasıl onu böyle döve biliyorsun, ne kadar sertsin, sen Müslüman değil misin?’ diye sorsa (çünkü Müslüman merhametli olur ve çocuğunu şiddetli dövmez) ve sinirli olan şahısta öfkeli bir şekilde ’hayır’ derse (yani ‚ben Müslüman değilim’ derse) ve aklı yerinde olup dili de sürçmediyse küfre düşer. Öfkesi ise özür değildir. Dikkat edin, ey din kardeşlerim! Allâh’a sövmek, sadece bazı insanların sokaklarda söyledikleri örneğin ‘Rabbine lanet olsun’, ’Rabbi’nin bacısı‘ şeklindeki sefih sözlerden ibaret değildir.</p>
<p>Allâh’a noksanlık nispet eden her türlü söz küfürdür. Allâh’a laik olmayan bir şeyi nisbet eden her türlü söz küfürdür; örneğin kişinin Allâh’a oğul, eş, hacim, cisim, uzuv, şekil, yön, renk, yorgunluk, acizlik, cehalet ve yaratıkların diğer sıfatların birini nisbet etmesi gibi.</p>
<p>Ey din kardeşlerim! Bazı insanların ‚Kişi Allâh’a söver, ancak niyeti İslam dininden çıkmak değilse, kalbi iman ediyor ise, İslam dininden çıkmaz’ sözüne aldanmayınız. Aynı şekilde bazılarının, kişinin şaka olarak Allâh’a sövmesinden ötürü hesaba çekilmez demeleri de yanlıştır.</p>
<p>Çünkü onların bu sözleri <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’a, Rasûlullâh’ın sözlerine ve ümmetin görüşbirliğine muhaliftir.</p>
<p>Onların sözleri Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın şu kavline muhalif düşmüştür:</p>
<p class="arabisch">
﴿<strong>يَحۡلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُواْ وَلَقَدۡ قَالُواْ كَلِمَةَ ٱلۡكُفۡرِ وَكَفَرُواْ بَعۡدَ إِسۡلَٰمِهِمۡ</strong>﴾
</p>
<p>‎Manası: (Ey Muḥammed! O sözleri)<strong> söylemediklerine dair Allâh&#8217;a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve Müslüman olarak bilindikten sonra haklarında küfür ile hükmolundu. </strong>(Et-Tevbeh suresi, 74. Ayet) Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ Ayet-i Kerîme’de, onların küfür kelimesini söylediklerinden ötürü, haklarında küfür ile hükmetmiştir.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’dan dinimizi korumasını ve uzuvlarımızı günaha düşmekten korumasını murad ederiz. Muvaffak olan, Allâh’ın muvaffak kıldığı kişidir. Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebu Hanife, Malik, Eş-Şafii ve Ahmed ve evliyalardan ve salihlerden razı olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh’a karşı takvalı olun ve Allâh’tan korkun. O’nu yüceltin ve O’na itaat edin. Allâh’a itaat edene ne büyük kazanç vardır.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları! Efendimiz Muḥammed ﷺ, Mi‘râc gecesinde büyük bir uns (mutluluk ve huzur) hâli içindeydi; bu sebeple orada bir vahşet (yalnızlık, ürperti) hissettiği söylenemez. İnsanlardan bazıları ise sapıklıkta daha da ileri giderek “Rasûlullâh Mi‘râc’ta vahşete kapıldı da Yüce Allâh onunla Ebû Bekir’in sesiyle konuştu” demektedirler. Bu söz küfürdür; çünkü onda sesin Allâh’a nispet edilmesi vardır. Kimden böyle bir söz sadır olmuşsa, İslâm’a geri dönme niyetiyle kelime-i şehâdeti söylemesi gerekir. Allâh’ın kelâm sıfatı ne harftir, ne sestir, ne Arapça bir dildir ne de başka bir dil.</p>
<p>Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
﴿<strong>يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيمٞ ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٞ ٢</strong>﴾
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong> (El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetler)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/allaha-soevmekten-uyari-7/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
