<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>I.V.W.P.e.V. &#187; DİN İLMİ</title>
	<atom:link href="https://ivwp.de/ivwp/tr/category/din-ilmi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/</link>
	<description>Islamischer Verein für wohltätige Projekte</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Aug 2026 06:56:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.1.41</generator>
	<item>
		<title>Peygamber Efendimiz Muḥammed&#8217;in Hayatı Bir Yaşam Rehberi’dir</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/peygamber-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-hayati-bir-yasam-rehberidir/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/peygamber-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-hayati-bir-yasam-rehberidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11218</guid>
		<description><![CDATA[Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
<strong>﴿لَقَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُول مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ عَزِيزٌ عَلَيۡهِ مَا عَنِتُّمۡ حَرِيصٌ عَلَيۡكُم بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَءُوف رَّحِيم ١٢٨﴾</strong>
</p>
Manası<strong>: Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir; size çok düşkündür, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.</strong> (Et-Tevbeh Suresi, 128)

&#160;

Vâsile bin Eska‘ şöyle demiştir: Resûlullâh’ı şöyle buyururken işittim:
<p class="arabisch">
<strong>إنَّ اللهَ اصْطَفَى كِنَانَةَ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَاصْطَفَى قُرَيْشًا مِنْ كِنَانَةَ وَاصْطَفَى مِنْ قُرَيْشٍ بَنِي هَاشِمٍ وَاصْطَفَانِي مِنْ بَنِي هَاشِمٍ</strong>
</p>
Manası: <strong>Şüphesiz Allâh, İsmail’in soyundan Kinâne’yi seçti, Kinâne’den Kureyş’i seçti, Kureyş’ten Benî Hâşim’i seçti ve Benî Hâşim’den de beni (seçip) çıkardı.</strong>(imam Muslim) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O, tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. Her ne düşünürsek düşünelim Allâh ona benzemez. Her kim Allâh’ı yaratılmışlara has olan bir sıfatla vasfederse o Müslüman değildir. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur.  Ey yüce Allâh’ım! Efendimiz Muḥammed’e, ﷺ onun ailesine, temiz ve pak olan ashabına ve onları güzel bir şekilde takip edenlere, kıyamet gününe kadar selam ve bereket ihsan eyle.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿لَقَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُول مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ عَزِيزٌ عَلَيۡهِ مَا عَنِتُّمۡ حَرِيصٌ عَلَيۡكُم بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَءُوف رَّحِيم ١٢٨﴾</strong>
</p>
<p>Manası<strong>: Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir; size çok düşkündür, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.</strong> (Et-Tevbeh Suresi, 128)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vâsile bin Eska‘ şöyle demiştir: Resûlullâh’ı şöyle buyururken işittim:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إنَّ اللهَ اصْطَفَى كِنَانَةَ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَاصْطَفَى قُرَيْشًا مِنْ كِنَانَةَ وَاصْطَفَى مِنْ قُرَيْشٍ بَنِي هَاشِمٍ وَاصْطَفَانِي مِنْ بَنِي هَاشِمٍ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Şüphesiz Allâh, İsmail’in soyundan Kinâne’yi seçti, Kinâne’den Kureyş’i seçti, Kureyş’ten Benî Hâşim’i seçti ve Benî Hâşim’den de beni (seçip) çıkardı.</strong>(imam Muslim)</p>
<p><span id="more-11218"></span></p>
<p>Şüphesiz, bizim yüce Peygamberimiz Muḥammed ﷺ seçkinlerin en seçkini, en iyilerin en iyisidir. O, dünyanın nurudur ve daha fazlasıdır. Karanlık çöktüğünde o bir rehberdir; O yücedir ve onda her şey yücedir. Müminlerin hayatı, Muḥammed’i sevmektir ve Muḥammed’i sevmek bizleri bir araya getirir. Nasıl olmasın ki, o imam, sığınak ve örnektir. Kıyamet günü cehennemden kurtulursak ve inşâAllâh kurtulacağız, bu, Muḥammed’e uymamızın sayesindedir. O gün cennete girersek ve inşâAllâh gireceğiz, bu, Muḥammed’in hidayeti sayesindedir. Şüphesiz, bizim yüce Peygamberimizin yolu, nur ve selamettir; Muḥammed’in ﷺ hayatı ise bir yaşam rehberidir.</p>
<p>Şiiri söyle, kardeşim, ve onu gür bir sesle oku:</p>
<p>Biz, Muḥammed’den başkasını örnek almayız.</p>
<p>Bize, şanlı tarihin sayfalarından,</p>
<p>Haşimî Peygamber Muḥammed gibi birini gösterin.</p>
<p>Hayır, vallâhi! Hiç kimse Muḥammed&#8217;in yüceliğine erişemez, ve hiçbir insan, Muḥammed&#8217;in değerinden üstün olamaz.</p>
<p>Peygamberimiz Muḥammed&#8217;in ﷺ yolu, yıllar boyunca parıldamaya devam etmiş, doğru yolu arayanlara ışık tutmuş ve cehaletin karanlıklarından çıkmak isteyen her arayıcı için parlayan bir meşale olmuştur. Ancak, birçok insanın bu karanlıkta kaybolduğu, ailelerin parçalandığı, toplumların dağıldığı, ahlaksızlığın yayıldığı, hatta bazen aynı evin bireyleri arasında bile düşmanlık ve çekişmelerin ortaya çıktığı bir döneme geldik. Bu durum, Muḥammed&#8217;in ﷺ yolunu gerektiği gibi uygulamamaktan kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Eğer gençlerin çoğu falanca gibi olmak ve falancanın izinden gitmek istiyorsa, belki de o kişi günahkâr ve ahlaksız biri olabilir. Onlar için en doğru olan, âlemlerin Rabb&#8217;inin habibi Peygamberimiz Muḥammed&#8217;in ﷺ  yoluna uymaktır. Çünkü bu yol, Allâh&#8217;a ve Rasûlüne itaatle dolu bir hayat için selamet ve doğruluk yoludur.</p>
<p>Günler ve yıllar geçtikçe, Peygamberimiz Muḥammed’in ﷺ  şerefi ve yüceliği sürekli artmaktadır. İnsanlar zamanla bazı kişilerin erdemlerini unutabilir, ancak ümmet, Peygamberimiz Muḥammed’in ﷺ faziletini asla unutmaz. Tarihte birçok isim silinirken, Peygamberimizin ismi parlamaya devam eder. Zorluklar ve sıkıntılar bizi sarstığında, Peygamberimizin yüzü suyu hürmetiye Allâh’a yöneliriz. Bu çağda, Peygamberimizin yolunun uygulanması için ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu anlamalıyız. Ey insanlar, Peygamberinizin yoluna sımsıkı sarılın ve onun hayatını ailenize, çocuklarınıza, torunlarınıza ve komşularınıza öğretin. Çünkü Yüce Allâh, Peygamberimize itaatin, kendisine itaat olduğunu şu Ayet-i Kerime’de mana olarak bildirmiştir: <strong>&#8220;Kim Resûl’e itaat ederse, Allâh’a itaat etmiş olur.&#8221;</strong></p>
<p>Onlara öğretin ki, Muḥammed&#8217;in ﷺ yolunda kararlılıkla ilerleyen kimse, Allâh&#8217;ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar ve salihlerle birlikte olur ve onlar ne güzel dostlardır.</p>
<p>Onlara, Muḥammed&#8217;in ﷺ yolunun korkanlar için güven, şaşıranlar için rehber olduğunu öğretin. O yol ile, malın ve evladın fayda vermeyeceği günde, ancak Allâh&#8217;a selim bir kalple gelenlerin selamet bulacağı anlatılmalıdır. Yine bu yolla, dünya üzerindeki bela, sıkıntı, fitne ve zorluklara rağmen iç huzuru elde etmenin mümkün olduğu öğretilmelidir.</p>
<p>Kardeşlerim, Allâh Resûlü&#8217;nün hayatını inceleyen bir kimse, onun sahabelerinin (Allâh onlardan razı olsun) bize onun sözlerini, sükûtlarını, yeme-içme alışkanlıklarını, yürümesini ve oturmasını, ne zaman uyuyup ne zaman uyandığını, ne zaman kalkıp ne zaman oruç tuttuğunu titizlikle aktardıklarını görür. Sahabeler, onun nasıl ve kime eğitim verdiğini, ne zaman öğrettiğini de bize aktarmışlardır. Onlar, Peygamber efendimizin hem fiziksel hem de ahlaki özelliklerini bize korumuş, tevazusunu, yumuşaklığını, merhametini, saygısını ve iyiliğini bize anlatmışlardır. Aynı şekilde onun etkileyici duruşunu, üstün niteliklerini, büyüleyici güzelliğini, inci gibi parlak dişlerini ortaya çıkaran o içten gülümsemesini de bize vasfetmişlerdir. Saçını, gözlerini, kaşlarını, kirpiklerini, burnunu, dişlerini, sakalını, göğsünü ve uzuvlarını detaylı bir şekilde tarif etmişlerdir. Onların Efendimizin vasıflarını tarif etmeleri o kadar net ki, sanki onu gözlerinizin önünde görüyormuşsunuz gibi oluyorsunuz. Biz bu vasıflara böylesine hayran kalıyorsak, onları bizzat görenlerin hali nasıl olurdu? Zira görmek, duymak gibi değildir.</p>
<p>Gerçekten, bu büyük, muazzam, yüce ve mükemmel kişinin hayatını tam anlamıyla takip eden kimse, en yüksek şerefi ve en eksiksiz mükemmelliği elde etmiştir.</p>
<p>Şairin güzel sözleriyle ifade ettiği gibi:</p>
<p>Kim izzet ararsa Muḥammed&#8217;in ﷺ izinden,</p>
<p>Onun yolunda yükselir, yücelir her millet, her beden.</p>
<p>Kim ararsa mest eden, tatlı bir koku,</p>
<p>Onun yanağından süzülür miskin en güzeli, en tatlısı.</p>
<p>Onun yolu, kalbimde bir sır, sarsılmaz bir hakikat,</p>
<p>Yüceliğe götürür bizi, asla sapmayız bu yoldan, bu hakikatten.</p>
<p>Rabbim, ölümden sonra sözümüz onun adıyla gelsin,</p>
<p>Toprağa kavuştuğumuz zaman sorulduğumuzda.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’tan af ve mağfiret dilerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İkinci Hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ ve diğer Peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerîm’in Kehf suresinde şöyle buyurdu:</p>
<p class="arabisch">
﴿قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ﴾
</p>
<p>Manası: De ki ben de ancak sizin gibi bir insanım.</p>
<p>Peygamberimiz Muḥammed ﷺ insandır ancak insanların en üstünüdür. Onun şerefli bedeni, nurdan yaratılmamıştır. Bu ayeti kerime Peygamber efendimizin ﷺ mübarek bedeninin nurdan olmadığına delildir. Aynı şekilde Hadislerle varit oldu ki, Peygamberimizin dişleri kırılmış, yüzü yaralanmış ve ayakları kanamıştır.  Bunlar da mübarek bedeninin nurdan olmadığının delilidir. Her kim Peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;in ﷺ bedeninin nurdan yaratıldığına inanıyorsa, bu, Kur’an&#8217;ı yalanlamaktır ve bu inanç sahibini İslam&#8217;dan çıkarır. İslam&#8217;a girmenin bilinen bir yolu vardır, o da İslam’a girme niyetiyle Kelime-i Şehadet’i söylemektir.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ salât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Yüce Allâh şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُم إِنَّ زَلزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيءٌ عَظِيم ١ يَومَ تَرَونَهَا تَذهَلُ كُلُّ مُرضِعَةٍ عَمَّا أَرضَعَت وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَملٍ حَملَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد ٢﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir! </strong>(El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. Ayetleri)</p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Allâh’ım bizi dalalette olanlardan veya dalalete sebep olanlardan değil hidayette olanlardan ve hidayete sebep olanlardan eyle. Âmin</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/peygamber-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-hayati-bir-yasam-rehberidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İcma, Bidat-ı Hasene ve Efendimiz Muḥammed‘in ﷺ Doğumunu Kutlama</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/icma-bidat-i-hasene-ve-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-%ef%b7%ba-dogumunu-kutlama-8/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/icma-bidat-i-hasene-ve-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-%ef%b7%ba-dogumunu-kutlama-8/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11154</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلۡهُدَىٰ وَيَتَّبِعۡ غَيۡرَ سَبِيلِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصۡلِهِۦ جَهَنَّمَۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا ١١٥﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Kim, kendisine hidayet </strong>(doğru yol)<strong> besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası varılacak kötü bir yerdir.</strong> (En-Nisâ’ suresi, 115. ayet)

Mü’min kardeşlerim, bu ayet-i kerime bize şunu bildiriyor: Her kim kurtuluşu istiyorsa mü’minlerin yolundan gitmeli, yani Müslümanların icmaına uymalıdır ve her kim Müslümanların icmaına karşı çıkarsa onun cezası cehennemdir ve o varılacak kötü bir yerdir.

<span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Mes<span style="text-decoration: underline;">’</span>ûd, Allâh Rasûlü’nün ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
<p class="arabisch">
<strong>مَا رَءَاهُ المسلِمونَ حسنًا فهُوَ عِنْدَ اللهِ حَسَنٌ، وما رءاهُ المسلِمُونَ قبيحًا فَهُوَ عِنْدَ اللهِ قَبِيح اهـ</strong>
</p>
Manası: <strong>Müslümanların güzel gördüğü şey </strong>– yani hakkında güzel olduğuna dair icmada bulundukları şey –<strong> Allâh nezdinde de güzeldir ve Müslümanların çirkin gördüğü şey Allâh nezdinde de çirkindir. </strong>(Hafız İbnu Hacer bu hadisin hasen olduğunu buyurmuştur) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka ilâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلۡهُدَىٰ وَيَتَّبِعۡ غَيۡرَ سَبِيلِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصۡلِهِۦ جَهَنَّمَۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا ١١٥﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Kim, kendisine hidayet </strong>(doğru yol)<strong> besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası varılacak kötü bir yerdir.</strong> (En-Nisâ’ suresi, 115. ayet)</p>
<p>Mü’min kardeşlerim, bu ayet-i kerime bize şunu bildiriyor: Her kim kurtuluşu istiyorsa mü’minlerin yolundan gitmeli, yani Müslümanların icmaına uymalıdır ve her kim Müslümanların icmaına karşı çıkarsa onun cezası cehennemdir ve o varılacak kötü bir yerdir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Mes<span style="text-decoration: underline;">’</span>ûd, Allâh Rasûlü’nün ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>مَا رَءَاهُ المسلِمونَ حسنًا فهُوَ عِنْدَ اللهِ حَسَنٌ، وما رءاهُ المسلِمُونَ قبيحًا فَهُوَ عِنْدَ اللهِ قَبِيح اهـ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Müslümanların güzel gördüğü şey </strong>– yani hakkında güzel olduğuna dair icmada bulundukları şey –<strong> Allâh nezdinde de güzeldir ve Müslümanların çirkin gördüğü şey Allâh nezdinde de çirkindir. </strong>(Hafız İbnu Hacer bu hadisin hasen olduğunu buyurmuştur)</p>
<p><span id="more-11154"></span></p>
<p>Değerli Müslüman kardeşlerim; ümmetin güzel bulduğu ve meşruiyeti üzere icmada bulunduğu şeylerden birisi de efendimiz Muḥammed’in ﷺ doğumu anısına düzenlenen Mevlid-i Şerif kutlamasıdır. Efendimiz Muḥammed’in ﷺ doğumunu kutlamak yüce bir ameldir. Rasulullâh’ın ﷺ doğumuna olan sevincin bir göstergesi olarak Mevlid-i Şerif anısına kutlamalarda bulunanlara sevap vardır. Mevlid-i Şerif kutlaması, Allâh Rasûlü’nün ﷺ zamanında olmamasına rağmen Bidat-ı Hasenedir ve ümmetin alimleri bunun caiz olduğuna ittifak etmişlerdir. İlk Mevlid-i Şerif kutlaması, hicri itibarıyla 7. asrın başlarında takva sahibi ve alim bir zat olan Erbil hükümdarı Muzaffer tarafından düzenlenmiştir. Bu ihtifalde asrındaki alimlerin bir çoğunu biraraya getirmiştir. Onlar, onun bu fiilini reddetmemiş ve hatta güzel bulup övmüştür. Ey sevgili kardeşlerim; onlardan sonra gelen alimlerden de hiçbiri Mevlid kutlamasını reddetmemiştir. Hatta hafız İbnu Dihye ve başkaları Mevlid-i Şerif kutlaması hakkında kitaplar yazmıştır. Hafız <span style="text-decoration: underline;">İ</span>râ<span style="text-decoration: underline;">k</span>î, hafız İbnu Hacer, hafız Suyuti ve başka alimler de, bu fiili güzel görmüştür. Fakat geçmiş asırlarda tevessülü reddeden mücessim bir cemaat ortaya çıkarak Mevlid kutlamasını şiddetle inkar etmiştir. Yani, hem geçmiş zamanda hem de kendi zamanlarında ümmetin cemaat olarak asırlarca yapageldikleri ve güzel gördükleri şeyi inkar etmişlerdir. Cahilliklerinden, Mevlid kutlamasını Bidat-ı Dalâle sanmışlardır.<strong>كُلُّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَة </strong>اﻫ  hadis-i şerif’i yanlış bir şekilde kullanarak kendilerince delil olarak gösterip insanları yanıltmak istiyorlar. Bu hadis-i şerif sahihtir; ve manası o insanların zannettiği gibi değıl. Asıl manası şudur: Allâh Rasûlü’nden ﷺ sonra şeriata uygun olanlar dışında ortaya çıkartılan yenilikler, kötüdür. Hadis-i şerif’te geçen <strong>كُلُّ</strong> (mealen: Her) kelimesi burada istisnasız her şeyi değil çoğunluğu kapsar; zira  Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, belirli bir rüzgar hakkında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿تُدَمِّرُ كُلَّ شَيۡءِۢ بِأَمۡرِ رَبِّهَا﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>O, Rabbinin emriyle her şeyi</strong> (yani bir çok şeyi)<strong> yerle bir eder.</strong></p>
<p>Kastedilen rüzgar istisnasız her şeyi yıkmamıştır; dünya ve dağlar hala var.</p>
<p><strong>&#8220;</strong><strong>Sahih-i Muslim&#8221;</strong> ve başka hadis kitaplarında sahih olarak rivayet edilen bir hadis vardır. Allâh Rasûlü ﷺ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
&#8220;<strong> مَنْ سَنَّ في الإسلامِ سُنَّةً حَسنَةً فَلَهُ أَجْرُهَا وأَجْرُ مَنْ عَمِلَ بِهَا بعدَهُ مِنْ غَيرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أُجورِهِم شَىءٌ</strong> &#8221; اهـ
</p>
<p>Manası: <strong>Kim İslam&#8217;da İslam&#8217;a uygun güzel bir çığır </strong>(yol)<strong> açarsa ona bunun ecri ve kendisinden sonra bununla amel edenlerin ecrine benzer bir ecir vardır, öyle ki o yapanların ecrinden bir şey eksilmez.</strong></p>
<p>Bundan dolayı İmam Beyhaki ve başkaları İmam Şafii’nin şöyle dediğini nakletmişlerdir: “Bidat iki kısımdır: Bidat-ı Hasene ve Bidat-ı Dalâle. Sünnete uygun olan Bidat-ı Hasene, sünnete muhalif olan ise Bidat-ı Dalâle&#8217;dir.”</p>
<p>Ey mü’min kardeşlerim; Nasıl olur da onlar <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân okumak, Allâh’ı zikretmek, alemlerin efendisi Muḥammed’i ﷺ övmek için Müslümanların bir araya gelmelerine Bidat-ı Dalâle derler?!. Ümmetin icma ile kabul ettiği ve şeriata uygun olan bu şeye, Bidat-ı Dalâle demeye nasıl cesaret ederler?!. Onlar, Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’nın, El-Muzzemmil suresinin 20. ayetinde:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿فَٱقۡرَءُواْ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِۚ﴾</strong>
</p>
<p>buyurduğunu bilmiyorlar mı?!.</p>
<p>Bu ayet-i kerimede bizlere <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm okumamız bildiriliyor.</p>
<p>Yüce Rabbimiz başka bir ayette ise şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ ذِكۡرا كَثِيرا ٤١﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey iman edenler! Allâh’ı çokça zikredin.</strong> (El-Aḥzâb suresi, 41. ayet)</p>
<p>Peygamber efendimiz Muḥammed’in ﷺ övgüsü <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de geçmemiş midir?!.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, Rasûlü ﷺ hakkında <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيم ٤﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Sen muhakkak ki yüce bir ahlâk üzeresin.</strong> (El-<span style="text-decoration: underline;">K</span>alem suresi, 4. ayet)</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ El-Enbiyâ’ suresi’nin 107. ayetinde ise şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا رَحۡمَة لِّلۡعَٰلَمِينَ ١٠٧﴾</strong>
</p>
<p>Bu ayet’te peygamber efendimiz’in ﷺ alemlere rahmet olarak gönderildiğini bildiriliyor.</p>
<p>Ey mü’min kardeşlerim; Peygamber efendimiz’in ﷺ yüce sünnetinde, tek veya cemaat olarak, def ile veya def olmaksızın, camide veya başka bir yerde Rasûlullâh’ı ﷺ övmenin caiz ve güzel bir amel olduğu geçmez mi?!. Sahih bir hadis-i şerif’te Habeşistanlı bir grubun Rasûlullâh’ın ﷺ mescidinde Rasûlullâh’ı ﷺ kendi dillerinde övdükleri sabit değil midir?!. Rasûlullâh ﷺ mealen <strong>“Onlar ne diyorlar?”</strong> diye buyurdu. Bunun üzerine ona şöyle dendi: <strong>Diyorlar ki: “Muḥammed salih bir kuldur.”</strong> Bunu İmam Ahmed ve İbn Hibbân rivayet etmiştir. Peygamber efendimiz ﷺ onların bu yaptıklarını reddetmedi ve yasaklamadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ey mü’min kardeşlerim; Hafız Es-Suyûtî Mevlid-i Şerif hakkında sorulduğunda <strong>“Ḥusnu&#8217;l-Ma<span style="text-decoration: underline;">ks</span>id <em>fî <span style="text-decoration: underline;">A</span>meli&#8217;l</em><em>-</em><em>Mevlid”</em></strong> adlı kitabında şöyle demiştir: <em>&#8220;Mevlid amelinin aslı, insanların toplanmasından, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’dan ayetlerin okunmasından, peygamber efendimiz’in </em><em>ﷺ</em> <em>hayatı ile onun yüce doğumunda gerçekleşen olaylar hakkında bilgilerin rivayet edilmesinden, sonra yemek yenmesinden ve ardından ayrılmaktan başka bir şey değildir.</em> <em>Bu, Bidat-ı Hasenedir. Onu yapan sevap kazanır, çünkü bunda peygamberin kadrini (derecesini) yüceltmek, onun yüce doğumuna karşı olan sevinci göstermek vardır.”</em></p>
<p>Ey Allâh’ın kulları; Allâh Rasûlü’nden ﷺ nefret edenler ve onunla tevessülde bulunmayı yasaklayanlar sizleri yanıltmasın. Onlar, ecdadımın ve ecdadınızın ve geçmiş zamanda yaşayan Müslümanların Mevlid-i Şerif’i kutladıkları için dalâlet üzerinde olduklarını ve kendilerinin gelip hakkı bulduklarını iddia ederler. Onlar cahildirler, Allâh&#8217;ı tanımazlar. Onlar, peygamber efendimiz’in ﷺ sevgisinden mahrum kılınmışlardır. Batıl iddiaları ile sizleri etkilemelerine izin vermeyin, inkârlarını kabul etmeyin, Mevlid-i Şerif’i kutlayın, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’i okuyun, peygamber efendimiz’in ﷺ doğumunda meydana gelmiş olayları zikredin, güzel bir niyetle Rasûlullâh’ı ﷺ övün, onun kadrini yüceltin, inkârcılardan ve yalancılardan yüz çevirin.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong>İkinci Hutbe: </strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh&#8217;ın kulları! Bazı ateistlerin &#8220;Peygamber efendimiz Muḥammed ﷺ için kadın düşkünüydü&#8221; demelerinden sakınmak gerekir. Bu söz batıl, yalan ve küfürdür. Peygamberimiz Muḥammed ﷺ, peygamberlikten önce sadece Hatice ile evlenmişti. Daha sonra elli üç yaşına geldiğinde başka kadınlarla evlenmiştir ve amacı, dini hükümlerinin kadınlar aracılığıyla yayılmasını sağlamaktı. Çünkü kadınların, dini konuları kadınlardan öğrenmeleri, onların ruh hallerine daha yakındır; erkeklerden öğrenmelerine utanma engel olabilir. Peygamberimiz ﷺ için gözünü aydınlatan ve ruhunu sevindiren en önemli şey namazdı. Allâh&#8217;ım, onun bereketiyle bize fayda ver ve onun yardımlarıyla bizi destekle.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;in ve İbrâhîm&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;in ve Muḥammed&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;e ve İbrâhîm&#8217;in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;e ve Muḥammed&#8217;in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيم ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد ٢﴾</strong>
</p>
<p>El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/icma-bidat-i-hasene-ve-efendimiz-mu%e1%b8%a5ammedin-%ef%b7%ba-dogumunu-kutlama-8/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALLÂH’TAN BAŞKASINDAN SADECE YARDIM DİLEMEK ŞİRK DEĞİLDİR</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahtan-baskasindan-sadece-yardim-dilemek-sirk-degildir-4/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahtan-baskasindan-sadece-yardim-dilemek-sirk-degildir-4/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 07:46:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11148</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim hayırlı olan amellerde acele ediniz ki kıyamet gününde mizan da amelleriniz ağır bassın.

Allâh-u Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
<strong>﴿ فَأَمَّا مَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ ٦ فَهُوَ فِي عِيشَة رَّاضِيَة ٧﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>İşte o vakit tartıda amelleri ağır basan kimse. O artık hoşnut bir hayattadır. </strong>(el-<span style="text-decoration: underline;">K</span>âri’<span style="text-decoration: underline;">a</span>h suresi, 6.-7. ayetler)

İmam Tirmizî, <strong>"Sünen"</strong>inde Ebû Hureyre’den Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
<p class="arabisch">
<strong>إِذَا ماتَ ابْنُ ءادَمَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلا مِنْ ثَلاثٍ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ وعِلْمٍ يُنْتَفَعُ بهِ وَوَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ</strong>
</p>
Manası: <strong>"Ademoğlu ölünce ameli üç şey hariç kesilir: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve onun için dua eden sâlih bir evlat."</strong>

Rasûlullâh ﷺ, sevap kazandıran amellerin ölüm ile kesildiğini bildirmiştir. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim hayırlı olan amellerde acele ediniz ki kıyamet gününde mizan da amelleriniz ağır bassın.</p>
<p>Allâh-u Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿ فَأَمَّا مَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ ٦ فَهُوَ فِي عِيشَة رَّاضِيَة ٧﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>İşte o vakit tartıda amelleri ağır basan kimse. O artık hoşnut bir hayattadır. </strong>(el-<span style="text-decoration: underline;">K</span>âri’<span style="text-decoration: underline;">a</span>h suresi, 6.-7. ayetler)</p>
<p>İmam Tirmizî, <strong>&#8220;Sünen&#8221;</strong>inde Ebû Hureyre’den Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إِذَا ماتَ ابْنُ ءادَمَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلا مِنْ ثَلاثٍ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ وعِلْمٍ يُنْتَفَعُ بهِ وَوَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>&#8220;Ademoğlu ölünce ameli üç şey hariç kesilir: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve onun için dua eden sâlih bir evlat.&#8221;</strong></p>
<p>Rasûlullâh ﷺ, sevap kazandıran amellerin ölüm ile kesildiğini bildirmiştir.</p>
<p><span id="more-11148"></span></p>
<p>Bu zikrettiğimiz hadis-i şerif, bazı insanların ileri sürdükleri gibi vefatından sonra peygamberimizinﷺ  kimseye faydası olmadığı veya ona <strong>&#8220;Yâ Muḥammad&#8221;</strong> veya <strong>&#8220;Yâ Rasûlallâh&#8221;</strong> kavleri ile seslenmenin caiz olmadığına dair delil değildir. Hatta onlar, Rasûlullâh’a bu şekilde seslenmenin şirk olduğunu iddia etmektedirler. Bu hadiste onların iddia ettikleri yönde bir delil yoktur. Hadis bize şahsın sevap kazandıran amellerinin kesildiğini bildirir, yoksa ölünün defnedildikten sonra odun gibi hiçbir şey hissetmediği, işitmediği veya demediği anlamına gelmez.</p>
<p>İbni Mâce ve başkalarının rivayet ettiği üzere Rasûlullâh’ın kabrinde diri olduğu, ümmetinin amelleri kendisine sunulduğu ve bu sunulanlar hayırlı ise bunun için Allâh’a hamd ettiği ve bunlardan başka ise onlar için Allâh’tan mağfiret dilediği sabittir. Mûsâ <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhisselâm ümmet-i Muḥammed’e ﷺ fayda sağlamıştır. Efendimiz Mûsâ <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhisselâm, efendimiz Muḥammed’i ﷺ gündüz ve geceleyin farz namazlarının sayısının elliden beşe düşürülmesi için Allâh’a dua etmesine yönlendirmiştir. Bu hâdise, bir ölünün Allâh’ın izni ile ölümünden sonra bile faydalı olabileceğine dair açık bir delildir.</p>
<p>Hastalanıp ilaç aldığınızda şayet şifa bulursanız, şifa Allâh’ın yaratması ile değil midir?! Şifaya sebep olarak ilaca başvurduğunuzda kendiniz hakkında şirk işlediğinizi söylüyor musunuz? İnsanın ürettiği ilaç, yarar, zarar, hastalık ve şifanın yaratıcısının Allâh olduğu kesin bir şekilde bilerek şifaya sebep olarak ilaç almak şirk değilse nasıl Rasûlullâh’a bir hacetin giderilmesi için sebep olarak yönelmek şirk oluyor?!</p>
<p>Sahabeler, Rasûlullâh’ın öğretiminden vefatından sonra kendisinden yardım istemenin caiz olduğunu anladılar. Bunu yapanların arasında <span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Ömer radıyallâhu’dur. Bunu da İmam Buharî  rivayet etmiştir.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong>İkinci Hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer Peygamberlere olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span> Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahtan-baskasindan-sadece-yardim-dilemek-sirk-degildir-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zina tehlikeli bir hastalıktır</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/zina-tehlikeli-bir-hastaliktir-2/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/zina-tehlikeli-bir-hastaliktir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:20:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11161</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَة وَسَآءَ سَبِيلا﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Zinaya yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur. </strong>(El-İsrâ’ suresi, 32. ayet)

Allâh insanları yarattı ve onlara belirli ihtiyaçlar ve istekler verdi. Böylece insan genelde bunları elde etmeye çalışır. Allâh insana ayrıca, kendisine dünya zorluklarına ve hayat sıkıntılarına karşı yardımcı olacak birçok faydalı şeyler verdi. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَة وَسَآءَ سَبِيلا﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Zinaya yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur. </strong>(El-İsrâ’ suresi, 32. ayet)</p>
<p>Allâh insanları yarattı ve onlara belirli ihtiyaçlar ve istekler verdi. Böylece insan genelde bunları elde etmeye çalışır. Allâh insana ayrıca, kendisine dünya zorluklarına ve hayat sıkıntılarına karşı yardımcı olacak birçok faydalı şeyler verdi.</p>
<p><span id="more-11161"></span></p>
<p>Ancak Allâh insana, Allâh’ın ona vermiş olduğu faydalı şeyleri Allâh’ın vahyetmiş olduğu kurallara göre kullanmayı caiz kılmış, her isteği ve hevasına göre kullanmasına ruhsat vermemiştir. Allâh peygamberleri, insanları aydınlatmaları ve onları, dünya ve ahiretteki saadete ulaştıran şeylere yönlendirmeleri için göndermiştir. Böylece onları örnek alan, dünyada korunmuş ve ahirette kazançlı çıkanlardan olur. Allâh insanın hayatını, ona akıl nimetini vermesiyle hayvanların hayatından ayırt etmiştir. Akıl ile de insan hayır ve şer, faydalı ve faydasız şeyler arasında ayırt edebilir. Hayvanlar için ise Allâh bunu kılmamıştır. Bundan ötürü Allâh hayvanlara sorumluluk yüklememiştir. İnsanlara ise Allâh sorumluluk yüklemiştir ve böylece insanın üzerine, dünyada şeref içinde bir hayat sürdürmesi için ve ahirette Allâh’ın azabından korunması için dinin sınırlarına iltizam göstermesi farzdır.</p>
<p>Budur doğru davranış. Dolayısıyla bazı insanların, insanın – özellikle haram bakış, haram dokunuş ve zina hususlarında –  istek ve arzularını salıvermesine yönelik sözleri doğru davranışı yansıtmamaktadır.</p>
<p>Buna teşvik etmenin ne gereği var ki haceti gidermek için Allâh’ın caiz kıldığı, meşru yollar vardır. Rabbimiz evlenmeyi caiz kıldı ve bunun için esaslar ve kurallar kıldı. Böylece bir kimse, bunları güzel bir şekilde tatbik edip, kurallar çerçevesi dışına çıkmazsa, başkaların haklarına girmeden arzusunu yerine getirebilir.</p>
<p>Selameti isteyen dinin sınırlarında dursun ki dininde ve dünyasında korunmuş olsun. Kişi isteğine, günah işleyerek erişeceğine doğru yollarla ulaşsın. Muhakkak ki, Allâh’ın azabına sürükleyen lezzette hayır yoktur. Hayatında dinî hükümlere riayet etmeyip de hangi yoldan olursa olsun, arzusunu elde etmeye gayret edenleri İblis o çirkin günaha, zinaya sürükler. Zinanın, hayasızlıkların en tehlikelilerinden ve mahvedici günahların en büyüklerinden olması ve toplumları tehdit etmesi hususlarında şüphe yoktur. Günümüzde zina ve zinaya götüren şeyler dünyada çok yaygındır. Hattâ, utanmadan ve apaçık, doğru kuralları ihlal etmeye çağrılıyor. Hedefleri ise, genç erkek ve kızları bozmaktır. Hattâ durum öyle bir hâle geldi ki, birçok insan iffet sahibi olanlara kınayıcı bir bakışla bakar ve onları gericilik ve medeniyete ayak uydurmamakla itham eder oldular. Gençlerimizin karşısına çıkan bu ne büyük bir bela, ne büyük bir felakettir. Bu, günümüzde insanlar arasında yayılan bir hastalıktır. İmam Buhari <span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Mes<span style="text-decoration: underline;">’</span>ûd’dan, onun Rasûlullâh’a günahların en büyüğü hakkında sorduğunu rivayet eder. Rasûlullâh meâlen şöyle buyurmuştur: <strong>Küfür işlemek.</strong></p>
<p>Sonra hangi günahın geldiğini sorduğunda Rasûlullâh meâlen şöyle buyurdu: <strong>Bir Müslüman’ı haksız yere öldürmek.</strong></p>
<p>Ondan sonraki en büyük günahı sorduğunda da peygamber efendimiz meâlen şöyle cevap verdi: <strong>Komşunun eşiyle zina yapmak.</strong></p>
<p>Dolayısıyla bu hadis, küfrün günahların en büyüğü olduğuna işaret etmektedir. Küfürden sonraki en büyük günah, bir Müslüman’ı haksız yere öldürmektir. Ondan sonra zina gelmektedir.</p>
<p>Peygamber efendimiz meâlen hususî olarak komşunun eşiyle zina yapmayı zikretti. Zira bu başka bir kadınla zina yapmaktan daha kötüdür, çünkü bunu yapan kimse hem zina yapmış hem de komşusunun hakkına girmiş oluyor. Vay insanların haklarına riayet etmeyen ve günahtan uzak durmayanların hâline.</p>
<p>Zina ne büyük ayıp getirdi ve nice yıkılmalara, kan akıtılmasına, ailelerin dağılmasına, çocukların birbirlerinden ayrı koyulmasına ve arkadaşların ve akrabaların uzak durmasına sebep oldu. İşte bu yüzden Allâh, bu çirkin günahı bütün şeriatlarda haram kıldı. Dolayısıyla zina, peygamberlerin ve insanların ilki olan Âdem peygamberden peygamber efendimiz Muḥammed’e kadar (<span style="text-decoration: underline;">S</span>alevâtullâhi ve selâmuhû <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhim ecma’<span style="text-decoration: underline;">î</span>n) hiçbir peygamberin şeriatında caiz değildi. Bütün peygamberler zinadan uyarmış ve tehlikelerini beyan etmiştir. Peygamber efendimiz zinadan korunmaya ve gençleri evliliğe teşvik etmiştir. Ayrıca Rasûlullâh ümmetine, onlara dindar, yani dinine sımsıkı sarılan ve güzel ahlak sahibi olan birisi geldiğinde, onu fakirliği veya ödeyebileceği mehrin az olması nedeniyle evlendirmeye yanaşmamanın uygun olmadığını öğretmiştir. Nitekim Rasûlullâh şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>إِذَا جَاءَكُمْ مَنْ تَرْضَوْنَ دِينَهُ وَخُلُقَهُ فَزَوِّجُوهُ إِلَّا تَفْعَلُوا تَكُنْ فِتْنَةٌ في الأَرْضِ وَفَسَادٌ عَرِيضٌ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Size dininden ve ahlakından razı olduğunuz biri geldiğinde</strong> (yani dindar ve ahlakı güçlü olan biri geldiğinde) <strong>onu evlendirin. Bunu yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve büyük fesat çıkar.</strong></p>
<p>Bunu yapmayıp, çokça mal elde etme isteği veya insanlar arası itibarın gözetlemesinden dolayı yukarıda zikredilen sıfatlar üzere olan kişiyi evlendirmeme durumunda, dünyada fitne ve fesadın oluşma tehlikesi bulunmaktadır.</p>
<p>Özet olarak şu denilebilir: Hayır, dinin sınırlarına bağlı kalmaktadır. Hikmetin başı da Allâh korkusudur.</p>
<p>Allâh’a hamd olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Hamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Müellif şöyle demiştir: Ey iman kardeşlerim! Uyarılması gereken hususlardan biri de, Mardin civarlarında bazı insanların söylediği şu sözlerdir: &#8216;Allâh tatlı ağzıyla şöyle dedi: Havayı kötülemeyin, ben hava olurum.&#8217; Bu söz onların dillerinde &#8216;Ben o rüzgar olurum&#8217; anlamına gelmektedir. Bu apaçık bir küfürdür ve iki tane küfür içermektedir. Birincisi, Allâh’a ağız isnat etmektir ki, Allâh böyle şeylerden münezzehtir. İkincisi ise Allâh’ı bir rüzgar olarak tasvir etmektir. Bu sözleri sarf eden kişi derhal İslam dinine girme niyetiyle Kelime-i şehadet getirmelidir.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;in ve İbrâhîm&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;in ve Muḥammed&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;e ve İbrâhîm&#8217;in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed&#8217;e ve Muḥammed&#8217;in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ﴾</strong>
</p>
<p>El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/zina-tehlikeli-bir-hastaliktir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allâh’ın, Kulları Üzerinde Fazileti Çoktur Ve O’nun Üzerine Hiçbir Şey Farz Değildir</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahin-kullari-uezerinde-fazileti-coktur-ve-onun-uezerine-hicbir-sey-farz-degildir-2/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahin-kullari-uezerinde-fazileti-coktur-ve-onun-uezerine-hicbir-sey-farz-degildir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:28:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11167</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿لَا يُسۡ‍َٔلُ عَمَّا يَفۡعَلُ وَهُمۡ يُسۡ‍َٔلُونَ ٢٣﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>O </strong>(Allâh)<strong>, yaptıklarından sorulmaz, lakin onlar </strong>(mükellef yaratılmışlar)<strong> sorulurlar. </strong>(El-Enbiyâ’ suresi, 23. ayet)

Rasûlullâh bir hadis-i şerifte meâlen şöyle buyurmuştur:

<strong>Allâh’ın üzerine, itaatkârları ve peygamberleri dahi azaptan koruması farz değildir. Ancak Allâh bunu, onlara karşı merhamet ettiğinden ve O’nun, onların üzerine fazileti çok olmasından yapar.</strong> ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿لَا يُسۡ‍َٔلُ عَمَّا يَفۡعَلُ وَهُمۡ يُسۡ‍َٔلُونَ ٢٣﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>O </strong>(Allâh)<strong>, yaptıklarından sorulmaz, lakin onlar </strong>(mükellef yaratılmışlar)<strong> sorulurlar. </strong>(El-Enbiyâ’ suresi, 23. ayet)</p>
<p>Rasûlullâh bir hadis-i şerifte meâlen şöyle buyurmuştur:</p>
<p><strong>Allâh’ın üzerine, itaatkârları ve peygamberleri dahi azaptan koruması farz değildir. Ancak Allâh bunu, onlara karşı merhamet ettiğinden ve O’nun, onların üzerine fazileti çok olmasından yapar.</strong></p>
<p><span id="more-11167"></span></p>
<p>Değerli kardeşlerim; bilin ki hak ehli, Allâh’ın üzerine hiçbir şeyin farz olmadığı hususunda ittifak etmiştir. Bütün noksanlıklardan münezzeh olan Allâh, dilediğini yapandır. O’na emreden veya O’nu nehyeden yoktur. O, yaratılmışlar için dilediği şeyi hükmeder ve onlara dilediğini yapandır. Allâh, dilediğine verir ve dilediğini men eder. Nitekim nice rızkı az olan ve çokça belalara uğrayan salihler görülür; ki onlar Allâh’a karşı itaatte sabittir. Ve nice dünyada fesada sebep olan bozuk insan vardır ki, rızıkları geniştir ve nice nimetler içinde yaşamaktalar, dünyanın geçici lezzetlerine aldanmışlar ve şeytan da onları aldatmıştır. Yine nice zalim hükümdarlar insanlara zulmetmişlerdir. Muhakkak ki Allâh’ın bu takdirinde O’nun bildiği bir hikmet vardır. Dolayısıyla bir kimse buna benzer şeyleri gördüğünde Allâh’a itiraz edemez. Yine aynı şekilde, hiç kimse çocukların acı çekmesini veya Allâh’ın bizlere etlerinden faydalanmamızı caiz kıldığı hayvanların kesilmesini görmesinden dolayı Allâh’a itiraz edemez. Allâh hakkında sevap umma veya azaptan korkma söz konusu değildir ve yaratılmışlar itaat ederlerse, Allâh’a bir fayda gelmez ve Allâh bununla Kendisini zarara uğramaktan da korumaz. Bizler ise, amellerimize göre, fayda veya zarar görürüz. Kim Allâh’a itaat ederse, fayda görür ve kim dinin sınırlarını aşıp günah işlerse kendisine zulmetmiş ve Allâh’ın şiddetli azabını hak etmiş olur. Yukarıda zikredilen ayet ve hadis bu manaya işaret etmektedir.</p>
<p>Allâh, yaratılmışları yaratandır ve hakikatte O’nların Mâlikidir. Allâh, onları yaptıkları amellere göre mükâfatlandırır ve onlara zulmetmez. Zulüm, emretmeye veya nehyetmeye layık olanın emrine veya nehyine muhalefet etmek veya birisinin mülkünü izni olmadan kullanmaktır. Allâh bütün yaratılmışların Mâlikidir ve O, mülküyle dilediğini yapandır. Kayıtsız emreden ve nehyeden Allâh’tır. Dolayısıyla O’nun hakkında zulüm imkansızdır. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَمَا رَبُّكَ بِظَلَّٰم لِّلۡعَبِيدِ ٤٦﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Rabbin kullarına zulmetmez.</strong></p>
<p>Böylece Allâh’ın üzerine bir şeyin farz olduğunu söylemek, İslam’a zıt düşmektedir, çünkü bu söz Allâh’ın mahkûm olduğunu ifade etmektedir. Mahkûmiyet ise uluhiyeti nefyeder. Peygamber efendimiz Muḥammedﷺ hutbenin başında zikredilen hadiste manayı açıklamıştır ve ümmetine nefislerde sabit kalması farz olan doğru inancı izah etmiştir. Bu hadisten, Allâh’ın üzerine, hiç kimseyi yapmış olduğu amellerden dolayı cennete girdirmesi ve cehennem ateşinden korumasının farz olmadığı anlaşılıyor, hattâ o kimsenin ameli 1000 yıllık amel dahi olsa. Hattâ o kimse, yaratılmışların en üstünü olsa bile ki bu peygamber efendimiz Muḥammed’dir ﷺ. Peygamberler ve peygamberlerin en üstünü hakkında hâl böyleyse, onlardan mertebe bakımından daha düşük olanlarla ilgili durum nasıldır?!</p>
<p>En-Nevevî Şerh-i Muslim’de şöyle demiştir:</p>
<p>‘Ehl-i Sünnet’in inancı, kişinin sadece akılla sevabın, azabın, farzların, yasakların ve mükelleflerin üzerine farz olan diğer kuralların var olduğunu bilememesi yönündedir. Bunlar ancak dinî hükümlerinin öğrenilmesiyle bilinir. Ehl-i Sünnet şuna inanmaktadır: Allâh’ın üzerine hiçbir şey farz değildir. Dünya ve ahiret O’nun mülküdür. O, dilediğini yapar ve dilediğine hükmeder. Şayet Allâh itaat edenlerin ve salihlerin hepsini azaplandırsa ve cehenneme girdirse, bu yine O’ndan adalet olur. Allâh’ın onları mükâfatlandırması ve cennete girdirmesi de, Allâh’ın onların üzerine olan faziletindendir. Şayet Allâh kâfirleri mükâfatlandırsa ve onları cennete girdirse, bu O’na layıktır. Ancak Allâh, mü’minleri bağışlayacağını ve onları rahmetiyle cennette girdireceğini ve kâfirleri azaplandıracağını ve onları cehenneme girdireceğini – ki bu O’ndan adalettir – bildirmiştir. Muhakkak ki Allâh’ın bildirdiği doğrudur. Bu hadis <em>(başta zikredilen hadisi kastediyor) </em>Allâh’ın üzerine, itaatkârları cennette mükâfatlandırması farz olmadığına işaret ediyor.’</p>
<p>Kişinin amelleriyle cennete kavuşacağını ifade eden ayetler ise – örneğin En-Neḥl suresinin 32. ayetinde ve El-Murselât suresinin 43. ayetinde olduğu gibi – açıklanan hadis ile çelişmemektedir. Bu ayetler, hayırlı amellerin cennete girmeye ve orada nimetlendirilmeye sebep olduğunu ifade etmektedir. Allâh’ın hayırlı amelleri ahiretteki mükaafatın sebebi kılması, O’nun rahmetinden ve üzerimize olan faziletindendir; haşa bunun O’nun üzerine farz olmasından değildir. Birisi şöyle soracak olursa: ‘Eğer mesele böyleyse, Er-Rûm suresinin 42. ayeti ve İmam Buhari’nin Mu<span style="text-decoration: underline;">’</span>âz bin Cebel’den rivayet ettiği ve ayette geçen ibareye benzer bir ibare içeren hadisin anlamı nedir?’</p>
<p>Bu sorunun cevabı şu şekildedir: Allâh bunu kullarına vadetmiştir. Allâh’ın vaadi ise yerine gelir.</p>
<p>Böylece Allâh’ın üzerine bir şeyin farz olduğunu veya Allâh’ın kendisine bir şeyi farz kıldığını söylemek caiz değildir. Bu tür söylemlerden sakının. Allâh’ın üzerine hiçbir farz yoktur ve O dilediğini yapar.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer Peygamberlere olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Sevgili kardeşlerim, birçok söz İslam şeriatına aykırıdır; bizler de değerli âlimleri örnek alarak bunlardan sakındırıyoruz. Bunlardan biri de bazı insanların “Allâh’ın hayrını çoğaltır” (يكتّر خير الله)  demesidir. Bu söz bozuktur; çünkü “yukettir” “ (يكتّر)  manası (يُكْثِر) çoğaltır” anlamına gelir ve bu durumda mana, başkasının Allâh’ın hayrını çoğalttığı şeklinde olur. Ancak bu anlamı anlamayan kimse kâfir olmaz, fakat yine de bu söz söylenmemelidir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></strong></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/allahin-kullari-uezerinde-fazileti-coktur-ve-onun-uezerine-hicbir-sey-farz-degildir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİLİN AFETLERİ</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/dilin-afetleri-4/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/dilin-afetleri-4/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:04:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11173</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>adîr olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı, İslâm dininin hükümlerine göre amel etmeyi ve Peygamber Efendimiz Muḥammed’in ﷺ <strong> </strong>sünnetine bağlı kalmayı tavsiye ederim.

Ey mümin kardeşlerim, Allâh’ın bize vermiş olduğu nimetlerin sayısı belirleyemeyeceğimiz kadar çoktur. Ve Allâh bizim ve bize vermiş olduğu nimetlerin Mâliki’dir. Allâh bizlere bu nimetler için şükretmemizi farz kılmıştır. Bu farz olan şükür ise o nimetleri haramlarda kullanmamaktır. Öyleyse senin malın Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Bu nimeti Allâh’ın yasak kıldığı şeylerde harcama. Bedenin de Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse bedenini Allâh’a asi olmakta kullanma. Ellerin de Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse ellerini Allâh’ın razı olmadığı şeylerde kullanma. Ayakların da Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse onlarla seni Allâh’ın gazabına uğratacak yerlere yürüme. Gözlerin de Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse onlarla Allâh’ın sana bakmanı nehyettiği şeylere bakma. Kulakların da Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse onlarla Allâh’ın sana dinlemeni yasakladığı şeyleri dinleme. Dilin de Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse onunla Allâh’ın sana konuşmanı yasakladığı şeyleri konuşma. Allâh’a karşı takvalı ol ve O’nun sana vermiş olduğu nimetlerle O’na karşı asi olma, ey Müslüman kardeşim. Allâh’a karşı asi olman kendisine itaatkâr olmanı emredene karşı asi olduğun ve kendi nefsine zulmettiğin manasına gelir. Şüphesiz ki Allâh, günah ișleyip kendi nefsine zulmedenleri sevmez. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>adîr olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı, İslâm dininin hükümlerine göre amel etmeyi ve Peygamber Efendimiz Muḥammed’in ﷺ <strong> </strong>sünnetine bağlı kalmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Ey mümin kardeşlerim, Allâh’ın bize vermiş olduğu nimetlerin sayısı belirleyemeyeceğimiz kadar çoktur. Ve Allâh bizim ve bize vermiş olduğu nimetlerin Mâliki’dir. Allâh bizlere bu nimetler için şükretmemizi farz kılmıştır. Bu farz olan şükür ise o nimetleri haramlarda kullanmamaktır. Öyleyse senin malın Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Bu nimeti Allâh’ın yasak kıldığı şeylerde harcama. Bedenin de Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse bedenini Allâh’a asi olmakta kullanma. Ellerin de Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse ellerini Allâh’ın razı olmadığı şeylerde kullanma. Ayakların da Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse onlarla seni Allâh’ın gazabına uğratacak yerlere yürüme. Gözlerin de Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse onlarla Allâh’ın sana bakmanı nehyettiği şeylere bakma. Kulakların da Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse onlarla Allâh’ın sana dinlemeni yasakladığı şeyleri dinleme. Dilin de Allâh’ın sana vermiş olduğu nimetlerdendir. Öyleyse onunla Allâh’ın sana konuşmanı yasakladığı şeyleri konuşma. Allâh’a karşı takvalı ol ve O’nun sana vermiş olduğu nimetlerle O’na karşı asi olma, ey Müslüman kardeşim. Allâh’a karşı asi olman kendisine itaatkâr olmanı emredene karşı asi olduğun ve kendi nefsine zulmettiğin manasına gelir. Şüphesiz ki Allâh, günah ișleyip kendi nefsine zulmedenleri sevmez.</p>
<p><span id="more-11173"></span></p>
<p>Ey iman kardeşlerim; dil insana verilmiş büyük bir nimettir. Ve Allâh bunu yüce <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’da bildirmiştir. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِ 8 وَلِسَانا وَشَفَتَيۡنِ 9﴾</strong>
</p>
<p>El-Beled suresi, 8. ve 9. ayetler</p>
<p>Manası: <strong>Allâh insana iki göz, bir dil ve iki dudak vermiştir.</strong></p>
<p>Ancak dil insan için buyük bir tehlike de getirebilir. Dil küçük bir uzuv olmasına rağmen zararı büyük olabilir. Peygamber Efendimiz, dilin tehlikesinden bir çok hadîs-i șerîf’inde uyarmıştır.</p>
<p>Gıybet ve nemime (koğuculuk yapmak), insanların kabirde ve cehennem ateşinde azap görmelerine sebeptirler. Müslümanın arkasından onun hoşlanmayacağı şeyi söyleyen gıybet etmiş olup Allâh’a karşı asi olmuş olur. Mesela <em>“Falan kişi kötü ahlak sahibi”</em> veya <em>“Falan kişinin aklı zayıf”</em> veya “<em>Falan kiși cimri</em>” veya “<em>Falan kişinin</em><em> evi pis</em>” veya “<em>Falan kişinin</em><em> çocukları terbiyesiz</em>” veya buna benzer şeyler söylemek gibi. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ gıybeti, ölü Müslümanın etini yemeye benzeterek şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَا يَغۡتَب بَّعۡضُكُم بَعۡضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمۡ أَن يَأۡكُلَ لَحۡمَ أَخِيهِ مَيۡتا فَكَرِهۡتُمُوهُۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّاب رَّحِيم 12﴾</strong>
</p>
<p>El-Ḥucurât suresi, 12. ayet</p>
<p>Manası: <strong>Birbirinizin gıybetini yapmayınız. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksinirsiniz. O halde Allâh’dan korkun. Muhakkak ki Allâh Tevvâb’dır </strong>(tevbeleri kabul edendir)<strong>, Ra</strong><strong>ḥ</strong><strong>îm’dir.</strong></p>
<p>Sen öldükten sonra birisinin senin etini yemesinden veya senin ölü bir Müslümanın etini yemenden hoşlanırmısın?! Kesinlikle sevmez ve bundan hoşlanmazsın. Öyleyse Müslüman kardeşinin gıybetini etme.</p>
<p>Nemime ise fesat çıkarma amacıyla laf taşımaktır. Bu büyük günahlardandır. İmam Buharî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerif’te Allâh Rasûlü şöyle buyurmaktadır:</p>
<p class="arabisch">
<strong>لا يدخُلُ الجنَّةَ قَتّات اﻫ </strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Nemime yapan cennete </strong>ilk girenlerle beraber<strong> girmez.</strong></p>
<p>Nemime yapan kişi cehennem azabını hakeder ve cennete ilk girenlerden olmaz.</p>
<p>Yalan, dilin günahlarındandır. Yalan ise, bilinçli olarak söylenen, gerçeğin zıddı olan sözdür.</p>
<p>İster ciddi ister şakadan olsun, yalandan sakın çünkü her iki durumda da günahtır. Allâh’ın ismiyle yalan yere yemin etmek ise büyük günahlardandır çünkü bununla Allâh’ı yüceltmekte gereken özen gösterilmiş olmaz. Yalan yere yemin ederek bir Müslümana haksızlık eden kişi cehennemde ağır azap hak eder. Bunu Rasûlullâh, İmam Muslim’in <strong><em>&#8220;Sahih&#8221;</em></strong>inde rivayet ettiği bir hadîs-i șerîf’te bildirmektedir.</p>
<p>Ey Müslüman kardeşim; bir Müslümana <span style="text-decoration: underline;">k</span>azf etmekten de sakın. <span style="text-decoration: underline;">K</span>azf etmek ise bir Müslümanı haksız yere zina veya benzeri ile suçlamaktır ki bu helak edici bir günahtır. Günümüzde Müslüman erkek ve bayanlara <span style="text-decoration: underline;">k</span>azf edenler artmıştır. Bazı insanlar bir Müslümana <em>“Ey zinakâr”</em>, <em>“Ey zinakâr’ın oğlu”</em> veya <em>“Ey zinakâr’ın kardeşi”</em> diye sözler söylemekteler. Hatta öyle bir zamandayız ki neredeyse bu tür çirkin ve kötü kelimeler duymadan sokaklarda yürüyemez hale geldik. İmam Muslim’in rivayet ettiği bir hadîs-i șerîf’te Allâh Rasûlü ﷺ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>اجْتَنِبُوا السَّبْعَ الموبِقَاتِ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ahirette büyük kayıba yol açan yedi günahtan uzak durunuz.</strong></p>
<p>Bu yedi günahın arasında zinadan beri olan Müslümanları haksız yere zina ile suçlamayı da zikretmiştir Allâh Rasûlü.</p>
<p>Bir Müslümana haksız yere sövmek de dile ait büyük günahlardandır. İmam Buharî’nin rivayet ettiği bir hadîs-i șerîf’te Allâh Rasûlü şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>سِبَابُ المسلِمِ فُسُوق اﻫ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Müslüman’a </strong>(haksız yere)<strong> sövmek fasıklıktır </strong>(büyük günahlardandır)<strong>.</strong></p>
<p>Bu günah da günümüzde çok yaygın olan günahlardandır. Ey Müslüman kardeşim; dilini koru ve haksız yere bir Müslümana sövmekten sakın.</p>
<p>Eğer Müslüman kardeşine sövmesi ona lanet etmesi ise &#8211; bazılarının <em>“Allâh falan kişiye lanet etsin”</em> demeleri gibi – bu daha kötüdür. Lanet ise kişinin hayırdan uzak kalmasıdır.</p>
<p>İmam Beyhakî’nin “<strong>Sunen</strong>”inde rivayet ettiği bir hadîste Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>لَعْنُ المسلِمِ كَقَتْلِهِ اﻫ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Bir Müslümanı lanetlemek onu öldürmeye benzer.</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz bir Müslümanı lanetlemenin büyük bir günah olduğunu beyan etmek için bu benzetmede bulunmuştur.</p>
<p>Yine dilin günahlarından bir Müslümanı aşağılayıcı bir söz ile küçümsemektir. Bu, Müslümana karşı kırıcı olmaktır ve bu günaha zamanımızda birçok kişi düşmektedir. Dilden çıkan en büyük hata, en büyük günah ise insanı İslam dininden çıkaran sözlerdir. Bu tür sözlerden Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ’ya sığınırız.</p>
<p>Ey Müslüman kardeşim; bu zikredilenler sana dilden gelebilecek tehlikeleri açıkça göstermektedir. Öyleyse Rasûlullâh’ın buyurduğu şu hadîs-i șerîf’e göre amel et:</p>
<p class="arabisch">
<strong>مَنْ صَمَتَ نَجَا اﻫ</strong>
</p>
<p>Manası: (Hayırlı şeyler konuşmaktan hariç) <strong>susan kurtulur.</strong></p>
<p>Akıllı olan, dilini terbiye eden ve konuşmadan önce sözünü tartandır. Her konuştuğunu, konuşulanları yazmayla görevlendirilmiş iki melek yazarlar. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿إِذۡ يَتَلَقَّى ٱلۡمُتَلَقِّيَانِ عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ قَعِيد</strong> <strong>17 مَّا يَلۡفِظُ مِن قَوۡلٍ إِلَّا لَدَيۡهِ رَقِيبٌ عَتِيد 18﴾</strong>
</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âf suresi, 17. ve 18. ayetler</p>
<p>Manası: <strong>Ra<span style="text-decoration: underline;">k</span>îb ve <span style="text-decoration: underline;">A</span>tîd melekleri, kulun söylediği her sözü yazmaktadırlar.</strong></p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong>İkinci Hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">S</span>alât ve Selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer Peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>İman kardeşlerim! Bilesiniz ki nemime (fitnecilik yapmak) büyük bir günah olmakla birlikte, haksız yere bir insanı öldürmekten daha büyük bir günah değildir. Yüce Allâh Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَٱلۡفِتۡنَةُ أَشَدُّ مِنَ ٱلۡقَتۡلِ﴾</strong>
</p>
<p>Anlamı: Fitne (şirke girmek) insanı (haksızca) öldürmekten daha büyük bir günahtır.</p>
<p>Bu ayetin manası şirkin, haksız yere birini öldürmekten daha büyük günah olduğudur. Bu ayetin manası, iki Müslüman arasında fitne yapmanın  Müslümanı zulmen öldürmekten daha büyük günah olduğu anlamına gelmez. Nemimenin (fitne yapmanın) şirkten daha büyük günah olduğuna itikat eden kimse İslâm dininden çıkar. Bu hâle düşmekten Allâh’a sığınırız. Çünkü cahil Müslüman da  bilgili Müslüman da, bir kişiyi zulmen öldürmenin, iki Müslüman arasında fitne çıkarmaktan daha büyük bir günah olduğunu bilir. Bu gerçeği, en cahil Müslüman bile bilir. Her kim İslâm dininden çıkarsa, İslâm’a Kelime-i Şehâdet ile dönmelidir.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;in ve İbrâhîm&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed&#8217;in ve Muḥammed&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;e ve İbrâhîm&#8217;in Âl’ine bereket verdiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed&#8217;e ve Muḥammed&#8217;in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ</strong> <strong>عَظِيمٌ 1 يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ</strong> <strong>وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ</strong> <strong>بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شَدِيدٌ 2﴾</strong>
</p>
<p>El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/dilin-afetleri-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FARZ NAMAZLARIN SÜNNETLERİNE VE BAŞKA SÜNNET NAMAZLARINA TEŞVİK ETME</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/farz-namazlarin-suennetlerine-ve-baska-suennet-namazlarina-tesvik-etme-5/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/farz-namazlarin-suennetlerine-ve-baska-suennet-namazlarina-tesvik-etme-5/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:39:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11180</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh’a karşı takvalı olun.

Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurmştur:
<p class="arabisch"><strong>﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ ءامَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ﴾</strong></p>
Manası: <strong>Ey iman edenler rukuya ve secdeye varın, Allâh’a ibadet edin ve hayır işleyin ki kurtulasınız.</strong> (El-Ḥacc suresi, 77. ayet)

Allâh-u Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, bize Kendisine ibadet ve itaat etmemizi emretmiştir. Rasûlullâh ﷺ (Allâh’a ve Rasûlüne imandan sonra) amellerin en hayırlısı hakkında sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:
<p class="arabisch">
<strong>الصلاةُ لِوَقْتِهَا</strong> اﻫ
</p>
Manası: <strong>”Vaktinde kılınan namaz.”</strong> (Buhari ve Muslim) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh’a karşı takvalı olun.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de şöyle buyurmştur:</p>
<p class="arabisch"><strong>﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ ءامَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ﴾</strong></p>
<p>Manası: <strong>Ey iman edenler rukuya ve secdeye varın, Allâh’a ibadet edin ve hayır işleyin ki kurtulasınız.</strong> (El-Ḥacc suresi, 77. ayet)</p>
<p>Allâh-u Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, bize Kendisine ibadet ve itaat etmemizi emretmiştir. Rasûlullâh ﷺ (Allâh’a ve Rasûlüne imandan sonra) amellerin en hayırlısı hakkında sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>الصلاةُ لِوَقْتِهَا</strong> اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>”Vaktinde kılınan namaz.”</strong> (Buhari ve Muslim)</p>
<p><span id="more-11180"></span></p>
<p>Farz olan fiilî amellerden kulun ilk sorulacağı, namazdır. Bu da Allâh ve Rasûlüne ﷺ iman hakkında olan sualden sonradır. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ üzerimize beş vakit namaz farz kılmıştır. Kim onları Allâh’ın emrine uygun bir şekilde eda ederse, kıyamet gününde güzel bir hâl üzerinde olacaktır.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim; namaz, önemli işlerinde insanın en güzel kastı ve keder anında öncelik tanıyacağı mühim şeydir. Namaz, hudu (boyun eğme), huşu, ihtiyaç duyma, dua, sena, hamdetme, övme (yüceltme) ve Allâh’a tezellüldür.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, namazı sevinç verici ve hüzünlü olanlara sığınak kılmıştır. Hidayet Rasûlü ﷺ hüzün duyduğunda yani başına ağır bir husus geldiğinde, bir rivayete göre onu bir husus üzdüğünde namaza sığınıp mealen <strong>”Bizi namaz ile rahatlat, ey Bilal!”</strong> diye seslenmiştir. Namaz, Rasûlullâh’ı ﷺ hoşnut eder, kalbine neşe ve saadet verirdi. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>وَجُعِلَتْ قُرَّةُ عينِي فِي الصَّلَاة</strong> اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>En çok sevinci namazda duyarım.</strong> (Ahmed, Nesai, Beyhaki)</p>
<p>İmam Buhari’nin örneğin <span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Ömer’den ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhumâ rivayet ettiğine göre Rasûlullâh ﷺ, beş vakit farz namazlardan ziyade sünnet namazlara teşvik etmiştir. <span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Ömer ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhumâ şöyle buyurmuştur: <strong>”Rasûlullâh’tan </strong>ﷺ<strong> on rekat öğrendim. Öğle namazından önce ve sonra ikişer rekat. Evinde akşam ve yatsı namazlarından sonra ikişer rekat ve sabah namazından önce iki rekat.”</strong> Başka bir rivayete göre cuma namazından sonra iki rekat ve başka bir âlimin rivayetine göre ise öğle namazından önce dört rekat.</p>
<p>Peygamber efendimiz ﷺ farz namazların sünnetlerini evinde kılardı, çünkü hadis-i şerif’te şöyle varit olmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>أفضَلُ الصلاةِ صلاةُ المرءِ في بيتِه إِلّا المكتُوبَة </strong>اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Farz namazlar dışında en efdal namaz insanın evinde kıldığı namazdır.</strong> (Buhari)</p>
<p>Mü’minlerin annesi (peygamberimizin hanımlarından) Ummu Habibe’nin ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhâ şöyle dediği rivayet edilmiştir: <strong>”Rasûlullâh’ın </strong>ﷺ <strong>şöyle dediğini işittim: </strong></p>
<p class="arabisch">
<strong>مَنْ صَلَّى اثْنَتَيْ عَشْرَةَ رَكْعَةً في يَومٍ وَلَيْلَةٍ بُنِيَ لَهُ بِهِنَّ بَيْتٌ فِي الجنَّة </strong>اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Kim gündüzleyin ve geceleyin on iki rekat namaz kılarsa onun için cennette bir ev bina edilir.”</strong> (Muslim)</p>
<p>Ve yine Ummu Habibe’den peygamber efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>مَنْ صَلّى أَرْبَعًا قَبْلَ الظُّهْرِ وأَرْبَعًا بعدَهَا حَرَّمَ اللهُ لـَحْمَه علَى النَّار</strong> اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Öğle namazından önce ve sonra dört rekat namaz kılana cehennem ateşi temas etmez.</strong> (Ahmed “Musned”)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Ömer ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhumâ şöyle buyurmuştur: <strong>“Rasûlullâh </strong>ﷺ<strong> şöyle buyurdu</strong>:</p>
<p class="arabisch">
<strong>رَحِمَ اللهُ امْرَأً صَلَّى قبلَ العصرِ أَرْبَعًا</strong> اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Allâh, ikindi namazından önce dört rekat namaz kılan insana merhamet etsin.”</strong> (İbni Hibban “Sahih”)</p>
<p>Ey mü‘min kardeşim; Rasûlullâh’ın ﷺ duasına nail olmak istemezmisin?!</p>
<p>Sabah namazının sünnetine gelince, düşün kişi o sünneti eda etmekle ne kadar hayra nail olur. İmam Muslim Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>ركعتَا الفَجْرِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنيا وَما فِيهَا</strong> اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Sabah namazının iki rekat sünneti, dünya ve içindekilerinden hayırlıdır. </strong></p>
<p>Şayet birimize denilse: ”Sana yapılması ile dünyanın onda birini elde edebileceğin bir ameli bildirsem ne dersin?” Fazla düşünmeden kabul ederek der ki: ”Evet.” O halde sevabı dünya ve içindekilerinden hayırlı olan amelde nasıldır?! Vallâhi o yüce bir hayırdır.</p>
<p>Mü’min kardeşim; gece namazı ise büyük bir kazançtır. Nasıl olmasın ki, bir adam Rasûlullâh’a ﷺ <strong>”Ey Allâh’ın Rasûlü, bana yaparsam beni cennete girdirecek bir amel göster.”</strong> diye ricada bulunduğunda o ﷺ, şöyle cevap vermiştir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>أَطْعِمِ الطَّعَامَ وَصِلِ الأَرْحَامَ وصَلِّ بِالليلِ والناسُ نِيامٌ تَدْخُلِ الجنَّةَ بِسَلام </strong>اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Yemek yedir, sıla-i rahim yap, insanlar geceleyin uyurken namaz kıl ki cennete selametle giresin. </strong></p>
<p>Rasûlullâh ﷺ ayrıca şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>أفْضَلُ الصلاةِ بعدَ الفَريضَةِ صَلاةُ الليل </strong>اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Farz namazlardan sonra en efdal namaz, gece namazıdır. </strong>(Muslim)</p>
<p>Geceler, kalplerin daha saf ve ihlasa daha yakın olduğu vakittir. Geceleri bereket iner ve dualar kabul olur. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de müttaki kullarına cenneti ve cennette ırmaklar vâd etmiş ve onları övmüştür:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿إِنَّ الـْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ (15) ءاخِذِينَ مَا ءاتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ (16) كَانُوا قَلِيلًا مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ (17) وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ (18)﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Müttakiler cennette olacaktır, </strong>(orada)<strong> ırmaklar da olacaktır. Onlar, Allâh‘ın onlara vereceği mükâfatı kabul edip sevecekler, çünkü onlar dünyadayken itaatkardı. Onlar geceleri az uyuyup, seher vakitlerinde istiğfar etti.</strong> (Eż-Żâriyât suresi, 15. – 18 ayetler)</p>
<p>Gece namazı; peygamberlerin ve salihlerin sevinci ve müttaki kulların tesellisidir. Gece namazı, yüzleri nurlandırır ve kalplere huzur verir. Denilmiştir ki: “Geceleri namazı çoğaltanın gündüzleri güzel yüzü olur.”</p>
<p>İmam Ahmed bin Hanbel ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhu geceleri üç yüz rekat kılardı hastalığı ağırlaştığında ise geceleri yüz elli rekat kılardı. Bizim yaptığımız ameller, onların amellerinin yanında ne kadar da azdır. Müslüman kardeşim; hiç kendine vaktini neye harcadığını ve gecelerini ne ile geçirdiğini sordun mu? Ömrünü neye harcadığını bir sor kendine! Allâh’a itaat edilmeksizin harcanan vakte ne yazık! Ne yazık o günlere, aylara ve senelere!</p>
<p>Gece namazından olup yüce namazlardan olan bir başka namaz da, vitir namazıdır. Rasûlullâh ﷺ vitir namazına teşvik etmiş ve vitir namazını kılmakta devamlılık göstermiştir. Rasûlullâh şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>يا أهلَ القُرءَانِ أَوْتِرُوا فَإِنَّ اللهَ وِتْرٌ يُحِبُّ الوِتْرَ</strong> اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Ey mü’minler vitir namazını kılın, Allâh birdir, ortağı yoktur ve vitir namazını kılanları mükâfatlandırır.</strong> (Tirmizi ve başkaları)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">A</span>bdullâh bin Ömer ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhumâ, Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle buyurduğunu söylemiştir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>اجْعَلُوا ءَاخِرَ صلاتِكُمْ وِتْرًا</strong> اﻫ
</p>
<p>Manası: (Günde)<strong> son namazınız vitir namazı olsun.</strong> (Buhari ve Muslim)</p>
<p>Kuşluk namazı yüce namazlardandır. Rasûlullâh ﷺ bu namazı kılmaya teşvik etmiştir. Ebu Zerr’den, peygamber efendimizin bir hadis-i şerifinde şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:</p>
<p class="arabisch">
<strong>يُصْبِحُ علَى كُلِّ سُلامَى مِنْ أَحَدِكُمْ صَدَقَةٌ فكُلُّ تَسْبِيحَةٍ صدقةٌ وكُلُّ تَحْمِيدَةٍ صدقةٌ وكلُّ تَهْلِيلَةٍ صدقةٌ وكلُّ تكبيرَةٍ صدقَةٌ وأَمْرٌ بِالمعروفِ صدقةٌ ونهيٌ عنِ المنكرِ صدقَةٌ ويُجزِئُ مِنْ ذَلِكَ كُلِّهِ رَكْعَتَانِ يَرْكَعُهُما مِنَ الضُّحَى </strong>اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Her birinizin, tesbih etmesi, ḥamd etmesi, tehlil getirmesi, tekbir getirmesi, iyiliği emretmesi ve kötülükten nehyetmesi eklemleri için sadakadır ve iki rekat kuşlak namazı kılması bütün bedenine sadaka gibidir. </strong>(Muslim “Sahih”)</p>
<p>Kuşluk namazı en az iki rekattır. Vâlidemiz <span style="text-decoration: underline;">Ayşe</span> ra<span style="text-decoration: underline;">d</span>iyallâhu <span style="text-decoration: underline;">a</span>nhâ Rasûlullâh’ın ﷺ kuşluk namazını bazen dört rekat olarak bazen daha fazla ekleyerek kıldığını söylemiştir. (Muslim)</p>
<p>Ey Müslüman kardeşim; Rasûlullâh’ın ﷺ, ashabının ve salihlerin yaptıklarına bakıp onları örnek al ve onların yolundan git. Bu güzel amellerden hiç birini terketme. En azından bir defa olsa bile yap ki o amellerin bereketine ve Rasûlullâh’ın ﷺ duasına nail olasın. Peygamber efendimiz, bunu yapanlar için Allâh’tan rahmet dilemiştir.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe:</span></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebu Hanife, Malik, Eş-Şafii ve Ahmed ve evliyalardan ve salihlerden razı olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Sevgili kardeşlerim, birçok söz İslam şeriatına aykırıdır; bizler de değerli âlimleri örnek alarak bunlardan sakındırıyoruz. Bunlardan biri de bazı insanların “Allâh’ın hayrını çoğaltır” (يكتّر خير الله)  demesidir. Bu söz bozuktur; çünkü “yukettir” “ (يكتّر)  manası (يُكْثِر) çoğaltır” anlamına gelir ve bu durumda mana, başkasının Allâh’ın hayrını çoğalttığı şeklinde olur. Ancak bu anlamı anlamayan kimse kâfir olmaz, fakat yine de bu söz söylenmemelidir.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ </strong><strong> (1)</strong><strong>يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ</strong><strong>(2) </strong><strong>﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong> (El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetler)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/farz-namazlarin-suennetlerine-ve-baska-suennet-namazlarina-tesvik-etme-5/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıkıcı hastalık olan gıybetten uyarı</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/yikici-hastalik-olan-giybetten-uyari/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/yikici-hastalik-olan-giybetten-uyari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:53:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11186</guid>
		<description><![CDATA[Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:
<p class="arabisch">
﴿وَلَا تَجَسَّسُواْ وَلَا يَغۡتَب بَّعۡضُكُم بَعۡضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمۡ أَن يَأۡكُلَ لَحۡمَ أَخِيهِ مَيۡتا فَكَرِهۡتُمُوهُۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّاب رَّحِيم ١٢﴾
</p>
Manası:  <strong>Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allâh’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.</strong>

Biliniz ki değerli Müslümanlar gıybet haramdır ve yok edici olan hastalıklardandır. Ülkeleri ve insanları parçalamaktadır. Bu günlerde insanlar arasında çok yayılmaktadır. Bizim üzerimize düşen onun şerrinden ve tehlikesinden uyarmaktır. Çünkü çoğu insanlar gıybete düşüyorlar ama gıybete düştüğünü fark etmemektedirler. Peygamber efendimiz gıybeti tarif etmiştir. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:</p>
<p class="arabisch">
﴿وَلَا تَجَسَّسُواْ وَلَا يَغۡتَب بَّعۡضُكُم بَعۡضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمۡ أَن يَأۡكُلَ لَحۡمَ أَخِيهِ مَيۡتا فَكَرِهۡتُمُوهُۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّاب رَّحِيم ١٢﴾
</p>
<p>Manası:  <strong>Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allâh’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.</strong></p>
<p>Biliniz ki değerli Müslümanlar gıybet haramdır ve yok edici olan hastalıklardandır. Ülkeleri ve insanları parçalamaktadır. Bu günlerde insanlar arasında çok yayılmaktadır. Bizim üzerimize düşen onun şerrinden ve tehlikesinden uyarmaktır. Çünkü çoğu insanlar gıybete düşüyorlar ama gıybete düştüğünü fark etmemektedirler. Peygamber efendimiz gıybeti tarif etmiştir.</p>
<p><span id="more-11186"></span></p>
<p>Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerif’te peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>أَتَدْرُونَ مَا الغِيبَةُ</strong> قالُوا اللهُ ورسولُه أَعْلَمُ قالَ <strong>ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ</strong> قيلَ أَفَرَأَيْتَ إِنْ كانَ في أَخِي مَا أَقُولُ قالَ <strong>إِنْ كانَ فيهِ مَا تَقولُ فَقدِ اغْتَبْتَهُ وَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِيهِ مَا تَقُولُ فَقَدْ بَهَتَّهُ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Gıybetin ne olduğunu biliyormusunuz?</strong> Dediler ki Allâh ve resûlü daha iyi bilir. <strong>Dedi ki Müslüman kardeşinin hoşlanmadığı şeyi zikretmendir</strong>. Dediler ki eğer zikrettiğimiz şey kardeşimizde varsa? <strong>Dedi ki onda bulunan birşeyi zikredersen gıybetini yapmış olursun onda bulunmayan birşeyi zikredersen buhtan (iftira) etmiş olursun.</strong></p>
<p>Buhtanın günahı gıybetin günahından daha büyüktür çünkü onda yalan da vardır.</p>
<p>Gıybet ölü veya diri, çocuk veya yetişkin olan Müslümanın arkasından onda olan ama işittiğinde hoşlanmayacağı bir şeyi zikretmektir.</p>
<p>Bu bir kimsenin bedeni, soyu, elbisesi, ahlâkı veya başka bir şeyi ile alâkalı olabilir. Örneğin biri derse ki filanca kişi kısadır veya edebi az veya elbiseleri kirli veya hanımı ona hükmediyor ve buna benzer şeyler bilinirse ki duyduğunda hoşlanmayacak bunların hepsi gıybettir.</p>
<p>Bilinmesi gerekir ki gıybet yapmak nasıl günahsa aynı şekilde onu işitmekte günahtır.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿</strong>وَإِذَا سَمِعُواْ ٱللَّغۡوَ أَعۡرَضُواْ عَنۡهُ وَقَالُواْ لَنَآ أَعۡمَٰلُنَا وَلَكُمۡ أَعۡمَٰلُكُمۡ سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡ لَا نَبۡتَغِي ٱلۡجَٰهِلِينَ ٥٥<strong>﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size size selam olsun biz kendini bilmezleri (arkadaş edinmek) istemeyiz, derler.</strong></p>
<p>Başka bir ayeti kerîme de Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmaktadır:</p>
<p class="arabisch">
﴿وَإِذَا مَرُّواْ بِٱللَّغۡوِ مَرُّواْ كِرَاما ٧٢﴾
</p>
<p>Manası: Yararsız boş konuşanlarla karşılaştıkları zaman vakarlı bir şekilde geçip giderler.</p>
<p>Peygamber efendimiz de bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu:</p>
<p class="arabisch">
<strong>منْ رَدَّ عَنْ عِرْضِ أَخِيهِ رَدَّ اللهُ عَنْ وَجْهِهِ النَّارَ يَوْمَ القِيامَةِ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allâh da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.</strong></p>
<p>Bundan da anlaşılıyor ki gıybet yapmaya  meyletmek caiz değildir. Her kim gıybet yapılan bir mecliste bulunursa onları gıybetten gücüyle men etmesi gerekir eğer ki buna kadir değilse diliyle buna da kadir değilse kalbinde bu münkerden razı olmaz ve mümkünse o meclisten ayrılır.</p>
<p>Rivayet edildiği üzere Salihlerden bir zat insanlarla oturduğu zaman onların gıybet ettiğinde ve insanların ayıplarını zikrettiklerinde onlara nasihat eder ve oradan ayrılırdı. Bir keresinde ona dediler ki: ‘’Bizimle oturuyorsun,</p>
<p>ne zaman insanlarla alakalı konuşsak bizden ayrılıyorsun’’ Dedi ki ‘’Ben kendim için razı değilim başkası hakkında niye konuşayım.’’ Allâh böyle gören göz sahibi insanlara rahmet eylesin. Kendi ayıplarıyla meşgul olup onu ıslah etmek için uğraşırlar. Başkaları gibi filanca kişi şöyle dedi böyle dedi demezler.  Bu zamanda  maalesef bazı insanlar  bu cehalet bataklığına, günahlara düşmekte buna rağmen insanların ayıplarını araştırıp onu yaymakla uğraşmaktalar.</p>
<p>İmam Buhari  el-Edeb el-Mufred adlı kitabında Ebu Hureyre’nin şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir ‘’ Bazı insanlar kardeşinin gözündeki çapağı görmekte ama kendi gözünde ki koca kütüğü görmemektedir.’’</p>
<p>Matlub olan kişinin başkalarının ayıbıyla değil kendi ayıbıyla meşgul olması ve nefsini düzeltmek için uğraşmasıdır.  İnsan dilini haram olan şeylerden uzak tutarsa bunun akabinde gereksiz tartışmalar son bulur kalpler temizlenip kardeşlik duyguları yayılır. Sonra bilinmesi gerekir ki insanların gıybetini yapan tövbe etmeden ölürse Allâh’ın azabını hakkeder, bunu her daim aklında bulundursun. Yine bilinmesi gerekir ki gıybeti yapılan kişiye gıybetinin yapıldığı ulaşılırsa gıybeti yapan kişinin tövbesinin kabul olması için dinarın ve dirhem’in fayda vermediği o güne ulaşmadan önce o kişiyle helalleşsin.</p>
<p>Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerif’te peygamber efendimiz şöyle buyurdu:</p>
<p class="arabisch">
<strong>أَتَدْرُونَ مَنِ الْمُفْلِسُ</strong>؟ قالُوا المفلسُ فِينَا مَنْ لا دِرْهَمَ لَهُ وَلَا مَتَاعَ، فقَالَ <strong>إِنَّ الْمُفْلِسَ من أُمَّتِي يأتِي يومَ القيامةِ بِصَلاةٍ وصيامٍ وزكاةٍ ويأتي وقَدْ شتَمَ هَذَا وقَذَفَ هذَا وأَكَلَ مالَ هذَا وسفَكَ دمَ هذَا وضَرَبَ هذا فَيُعْطَى هَذَا مِنْ حسنَاتِه وهذَا مِنْ حسنَاتِه فَإِنْ فَنِيَتْ حَسنَاتُه قبلَ أَنْ يُقْضَى مَا عَلَيْهِ أُخِذَ مِنْ خَطَايَاهُمْ فَطُرِحَتْ عليهِ ثم طُرِحَ في النَّارِ</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>İflas eden kim biliyor musunuz?</strong> Sahabeler bizden iflas eden dinarı, dirhemi veya malı olmayan kimsedir dediler. <strong>Peygamber efendimiz </strong><strong>şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir.</strong> (İmam Muslim)</p>
<p>Ancak gıybeti yapılan kişi gıybeti yapıldığından haberdar olmazsa gıybet eden gıybetini yaptığı kişiye haber vermeden tövbe etmesi yeterlidir. Sizler ve kendim için Allâh’tan af dilerim.</p>
<p><strong>İkinci Hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebu Hanife, Malik, Eş-Şafii ve Ahmed ve evliyalardan ve salihlerden razı olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
﴿ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيم ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد ٢﴾
</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong> (El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetler)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/yikici-hastalik-olan-giybetten-uyari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhlas Suresinin ve Allâh Ekšerdir hadisinin tefsiri</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/ihlas-suresinin-ve-allah-ekserdir-hadisinin-tefsiri-2/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/ihlas-suresinin-ve-allah-ekserdir-hadisinin-tefsiri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:36:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11225</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:
<p class="arabisch">
<strong>{بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ١ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ ٢ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ ٣ وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ ٤}</strong>
</p>
Manası: <strong>De ki: O</strong> <strong>Allâh birdir, Allâh Samed’dir, O doğurmamış ve doğurulmamıştır, O’nun hiçbir yönden benzeri yoktur. </strong>

<strong>İman kardeşlerim, </strong>Bu sûre, kısa olmasına rağmen <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’in yüce sûrelerinden biridir. Çünkü içinde Tevhid (Allâh’ın birliği) ve Yüce Allâh’ın sıfatlarıyla ilgili Müslümanların Rabbleri hakkındaki inançlarını ortaya koyan derin mânâlar vardır. Bu sûre hakkında şöyle rivayet edilmiştir: Kim onu bir kere okursa, sanki <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın üçte birini okumuş gibi olur. Kim iki kere okursa, sanki üçte ikisini okumuş gibi olur. Kim üç kez okursa, sanki <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın tamamını okumuş gibidir. Ancak bu, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın tamamını okumuş gibi <strong>aynı derecede sevap alır</strong> anlamında değildir; bununla kastedilen, onun için çok büyük bir sevap olduğu, çok yüce bir ecir verileceğidir. Yoksa, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın tamamını okumakla birebir aynı sevabı alacağı anlamına gelmez. ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O, tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. Her ne düşünürsek düşünelim Allâh ona benzemez. Her kim Allâh’ı yaratılmışlara has olan bir sıfatla vasfederse o Müslüman değildir. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammedﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur.  Ey yüce Allâh’ım! Efendimiz Muḥammed’e, ﷺ onun ailesine, temiz ve pak olan ashabına ve onları güzel bir şekilde takip edenlere, kıyamet gününe kadar selam ve bereket ihsan eyle.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch"><strong>{بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ١ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ ٢ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ ٣ وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ ٤}</strong></p>
<p>Manası: <strong>De ki: O</strong> <strong>Allâh birdir, Allâh Samed’dir, O doğurmamış ve doğurulmamıştır, O’nun hiçbir yönden benzeri yoktur. </strong></p>
<p><strong>İman kardeşlerim, </strong>Bu sûre, kısa olmasına rağmen <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’in yüce sûrelerinden biridir. Çünkü içinde Tevhid (Allâh’ın birliği) ve Yüce Allâh’ın sıfatlarıyla ilgili Müslümanların Rabbleri hakkındaki inançlarını ortaya koyan derin mânâlar vardır. Bu sûre hakkında şöyle rivayet edilmiştir: Kim onu bir kere okursa, sanki <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın üçte birini okumuş gibi olur. Kim iki kere okursa, sanki üçte ikisini okumuş gibi olur. Kim üç kez okursa, sanki <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın tamamını okumuş gibidir. Ancak bu, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın tamamını okumuş gibi <strong>aynı derecede sevap alır</strong> anlamında değildir; bununla kastedilen, onun için çok büyük bir sevap olduğu, çok yüce bir ecir verileceğidir. Yoksa, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân’ın tamamını okumakla birebir aynı sevabı alacağı anlamına gelmez.</p>
<p><span id="more-11225"></span></p>
<p><strong>Bu sûrenin nuzûl sebebine</strong> gelince; bazı insanlar Peygamber efendimize gelerek şöyle dediler: “Bize, ibadet ettiğin Rabbinin sıfatlarını anlat!” Ancak onların bu soruyu sormaları, gerçekten ilim öğrenme arzusu veya doğruya ulaşma isteğiyle değildi; inatla, kasıtlı bir şekilde sordular.</p>
<p>Bunun üzerine Yüce Allâh şu âyetleri indirdi: <strong>﴾<strong>قُلْ</strong> <strong>هُوَ</strong> <strong>ٱللَّهُ</strong> <strong>أَحَدٌ١</strong> </strong><strong>﴿</strong> <strong>(De ki: O</strong> <strong>Allâh birdir&#8230;)</strong> sûrenin sonuna kadar. Peygamber Efendimiz ﷺ de mana olarak şöyle buyurdu: <strong>“İşte bu, Rabbimin sıfatıdır.”</strong></p>
<p>Yüce Rabbimiz, <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p><strong>{قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ١}</strong>  <strong>“De ki: O Allâh birdir.”</strong> O, tektir; zatında, sıfatlarında ve fiillerinde hiçbir ortağı, benzeri ve dengi yoktur. O’nun birliği, sayı ve çoğalma anlamında değildir, O ortağı ve benzeri olmaması bakımından birdir. Ne zatında bir benzeri vardır, ne sıfatlarında bir eşit, ne de fiillerinde bir ortak bulunur. Hiçbir mahlûk, O’nunla kıyaslanamaz; hiçbir varlığın sıfatı, O’nun sıfatlarına benzemez. Rabbimiz başka bir âyet-i kerîmede şöyle buyurur:</p>
<p><strong>﴿فَلَا</strong> <strong>تَضۡرِبُواْ</strong> <strong>لِلَّهِ</strong> <strong>ٱلۡأَمۡثَالَ﴾</strong> <strong>“O halde Allâh’ı birşeylere benzeterek örnekler vermeyin.”</strong> Yani, O’nu yaratılmışlara benzetmeyin. Çünkü Yüce Allâh, mahlûkâtından tamamen münezzehtir; ne bir şeye benzer, ne de bir şey O’na benzeyebilir.</p>
<p><strong>{ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ ٢}</strong><strong> –</strong> <strong>“Allâh Samed’dir”</strong> – yani, bütün mahlûkatın kendisine muhtaç olduğu Zât’tır. O ise, var olan hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şey Allâh’a muhtaçtır. Kullar, sıkıntı anında yalnızca O’na yönelirler. O, kullarından kendisi için bir fayda sağlamaz, onlar vasıtasıyla da kendisinden bir zararı uzaklaştırmaz. Çünkü kullar, Allâh’a ne fayda verebilir ne de zarar dokundurabilirler.</p>
<p>Nitekim Yüce Allâh <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch"><strong>{وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِيَعۡبُدُونِ ٥٦ مَآ أُرِيدُ مِنۡهُم مِّن رِّزۡقٖ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطۡعِمُونِ ٥٧}</strong></p>
<p>Manası: <strong>“Ben cinleri ve insanları Bana ibadet etmelerini emretmek için yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum, Beni doyurmalarını da istemiyorum.”</strong><br />
<strong>{لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ ٣}</strong> – <strong>“O doğurmamış ve doğurulmamıştır.”</strong> Yani, O’ndan hiçbir şey ayrılıp çıkmaz. Bir insandan çocuğunun ayrılması gibi, Allâh’tan bir şeyin ayrılması mümkün değildir. O, hiçbir şeyin içinde yer almaz, hiçbir şeye hulûl etmez. Yüce Allâh, ne bir başkasının aslıdır ne de bir başkasından doğmuştur.</p>
<p>{<strong>وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ ٤</strong>}<strong> O’nun hiçbir yönüyle benzeri yoktur.</strong> Hiçbir şey, hiçbir açıdan O’na benzemez. İşte bu nedenle, ey sevgili kardeşler, Allah’ı yaratılmışlara benzeten veya O’na cisimlik, parçalanma, çokluk ve bölünme gibi beşerî özellikler nispet eden her türlü sözden sakındırmak zaruridir. Yüce Allâh hakkında bu tür benzetmelerde ya da yakışıksız tasvirlerde bulunmak, doğru bir inançla asla bağdaşmaz.</p>
<p>Peygamber Efendimiz’in ﷺ hadisinde geçen <strong>ا</strong><strong>للهُ أَكْثَرُ</strong> <strong>“Allâh ekšerdir”</strong> sözü ise, Allâh’ın zatı çoktur veya birden fazladır anlamında değildir. Bu sözle anlatılmak istenen, <strong>O’nun ihsanının veya rahmetinin daha fazla olduğudur.</strong> Kim bu hadisi, <strong>“Allâh çoktur”</strong> yani zatı bakımından çoktur şeklinde yorumlarsa, <strong>İslam dininden çıkmış olur. </strong>Bu kişinin şerrinden Allâh’a sığınırız.</p>
<p>Bazı kimseler vardır ki, tasavvuf iddiasında bulunurlar; Allâh hakkında “çokluk içinde birlik” derler. “Allâh birdir ama aynı zamanda çoktur” şeklinde sözler söylerler. Bunlar, Allâh’ın yarattıkları arasında en kâfir olanlardandır. İslam’ı ve tasavvufu iddia etseler de bu sözleri kesinlikle tevile açık değildir (yani mazur görülemez, farklı bir anlam yüklenemez). Bu kişilerden bazıları şöyle der:</p>
<p>“Varlıkta bir olandan başkası yoktur, Ancak o saflaşınca çoklaştı.”</p>
<p>Tasavvuf iddiasında bulunan bu kişilerin bazıları, kendi zannınca zikir halkaları düzenlerler. Bu halkalarda önce Peygamber’e salât ve selâm getirerek başlarlar, ardından “Lâ ilâhe illallâh” derler, sonra ise “âh” diye sesler çıkararak ayakta durur, sallanarak hareket ederler. Ortalarında bulunan bir “kavvâl” (yani söz yönlendiricisi) onların seslerini ve hareketlerini organize eder, yönetir. İşte bu kişi, içinde açık küfür bulunan bu beyti tekrarlar. Bu kişiler “Allâh önceden birdi, sonra çok oldu” derler. “Saflaşınca çok oldu” derler. Bu iddialarıyla bir tarikat mensubu olduklarını zannederler. Öyle ki, bunların önde gelenlerinden biri, “Saflaşınca çoklaştı” sözünü nasıl söyledikleri sorulduğunda, “Allâh’ın sıfatları çoğaldı,” diye cevap verir. Oysa bu da açık bir <strong>küfürdür</strong>. Allâh’ın dinini tahrif eden herkesten Allâh’a sığınırız.</p>
<p>Ey iman kardeşlerim! Allâh’ın sıfatları ezelî ve ebedîdir. Yüce Allâh, zatı ve sıfatları bakımından ezelîdir. Allâh’ın zatı birdir, çokluk kabul etmez; sıfatları da ezelî ve ebedîdir, ne artar ne de eksilir. O, kudret, irade, ilim, işitme, görme, hayat gibi kendisine layık olan bütün kemal sıfatlarıyla muttasıftır. Yüce Allâh, kendisine yakışmayan her türlü eksiklikten münezzehtir.</p>
<p>Bu sebeple, tasavvuf ve tarikat iddiasında bulunan birçok kişiye karşı dikkatli olun. Çünkü onların birçoğu küfre düşmüşlerdir, ama bunun farkında bile değildirler. Hatta kendilerini Allâh’ın velîlerinden zannetmektedirler. Oysa gerçekte küfrü teğannum etmektedirler. Öyle ki içlerinden bazıları Allâh hakkında, “O, buzun içindeki su gibidir,” diyebilmiştir. <strong>İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci<span style="text-decoration: underline;">û</span>n</strong> – Şüphesiz bizi yaratan Allâh’tır ve hesap için de bizi diriltecek olan da odur. Allâh’tan hem kendim için hem de sizin için bağışlanma dilerim.</p>
<p><strong>İkinci hutbe</strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ﷺ ve diğer peygamberlere olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Allâh’ım bizi dalalette olanlardan veya dalalete sebep olanlardan değil hidayette olanlardan eyle. Âmin</p>
<p>Ey Allâh&#8217;ın kulları! Allâh şüphesiz adaleti, ihsanı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir. Farzları eda edin ve günahlardan kaçının! Allâh&#8217;tan mağfiret dileyin ve O&#8217;na tevekkül edin! Müttaki olun, Allâh üzüntünüzü ve sıkıntınızı kaldırır. Kamet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/ihlas-suresinin-ve-allah-ekserdir-hadisinin-tefsiri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AŞURE GÜNÜ</title>
		<link>https://ivwp.de/ivwp/tr/asure-guenue-10/</link>
		<comments>https://ivwp.de/ivwp/tr/asure-guenue-10/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:51:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[mrivwp]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ivwp.de/ivwp/?p=11232</guid>
		<description><![CDATA[Ey Allâh’ın kulları; sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Peygamberlerin yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمۡ أَلۡفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمۡسِينَ عَاما فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمۡ ظَٰلِمُونَ﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Andolsun, Allâh, Nûḥ’u kendi kavmine Peygamber olarak gönderdi. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi. </strong>(El-<span style="text-decoration: underline;">A</span>nkebût suresi, 14. ayet)

Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ başka bir ayette şöyle buyuruyor:
<p class="arabisch">
<strong>﴿فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡق كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ﴾</strong>
</p>
Manası: <strong>Bunun üzerine Allâh, Mûsâ'ya: "Değneğinle denize vur" diye vahyetti. Hemen deniz ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi. </strong>(Eş-Şu<span style="text-decoration: underline;">a</span>râ’ suresi, 63. ayeti) ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki Efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nûru Muḥammed ﷺ O’nun rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer Peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.</p>
<p>Ey Allâh’ın kulları; sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Peygamberlerin yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Tebârake ve Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">K</span>ur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمۡ أَلۡفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمۡسِينَ عَاما فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمۡ ظَٰلِمُونَ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Andolsun, Allâh, Nûḥ’u kendi kavmine Peygamber olarak gönderdi. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi. </strong>(El-<span style="text-decoration: underline;">A</span>nkebût suresi, 14. ayet)</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ başka bir ayette şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡق كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Bunun üzerine Allâh, Mûsâ&#8217;ya: &#8220;Değneğinle denize vur&#8221; diye vahyetti. Hemen deniz ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi. </strong>(Eş-Şu<span style="text-decoration: underline;">a</span>râ’ suresi, 63. ayeti)</p>
<p><span id="more-11232"></span></p>
<p>Ey iman edenler; Büyük bir anma günü olan muharrem ayının 10. günü, Aşure gününe birkaç gün kaldı. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, bu günde efendimiz Nûḥ ve onunla beraber olanları tufandan kurtarıp gemiden salim olarak indirdi. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ, bu günde efendimiz Mûsâ ve ona tabi olan Müslümanları zalim, kâfir ve asi olan Firavun&#8217;dan kurtardı. Rasûlullâh ﷺ, bir seferinde bir takım insanların yanından geçerken onları Aşure gününde oruçlu gördü ve onlara tuttukları orucun ne olduğunu sordu. Allâh&#8217;ın, bu günde Mûsâ ve Benî İsrâ&#8217;îl&#8217;i denizde boğulmaktan kurtardığını ve Firavun&#8217;u denizde boğduğunu söylediler. Ayrıca bu günde Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ Nûḥ&#8217;un gemisini Cûdiyy dağında karaya oturttuğunu ve bunlardan dolayı Nûḥ ve Mûsâ (<span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhimesselâm) bu günde Allâh&#8217;a şükretmek için oruç tuttuklarını söylediler. Peygamber Efendimiz ﷺ, şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>أَنَا أَحَقُّ بِمُوسَى وأَحَقُّ بِصَوْمِ هَذَا اليَوْم </strong>اﻫ
</p>
<p>Manası: <strong>Ben Mûsâ’ya </strong>(<span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhisselâm) <strong>ve bu günde oruç tutmaya sizden daha öncelikliyim</strong> (bizim orucumuz geçerlidir)<strong>.</strong></p>
<p>Müslüman kardeşlerim; Nûḥ <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhisselâm, iman etmeyen bir kavme gönderildi ve onları 950 sene boyunca gece gündüz, bazen tek tek bazen alenen İslam dinine davet etti. Buna rağmen onların çoğu iman etmeyip küfür üzerinde kaldı. Zalimler, Nûḥ Peygambere karşı düşmanlık besleyip ona söverek ve onu bayılana kadar döverek ona eziyet ettiler. Efendimiz Nûḥ, bayıldığında zalimler onun öldüğünü zannetti. Allâh, onu yine iyileştirdi ve zalimlerin bu amelleri efendimiz Nûḥ&#8217;un onları İslam dinine davet etmesinden alıkoymadı. Hatta Nûḥ Peygamber, onlara geri döndü ve onları bıkmadan usanmadan ta ki kendisine iman edenlerden başkaları iman etmeyecek diye vahiy gelene kadar İslam dinine davet etmeye devam etti. Nûḥ <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhisselâm bunun üzerine yüce Rabbimizin bildirdiği gibi iman etmenyenlere şöyle beddua etti:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿رَبِّ لَا تَذَرۡ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ دَيَّارًا٢٦﴾</strong>
</p>
<p>Manası: Nûḥ şöyle dedi:<strong> “Ey Rabbim! İman etmeyenlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!”</strong> (Nûḥ suresi, 26. ayet)</p>
<p>Sonra Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ bir tufan gönderdi ve imam etmeyenlerin hepsi öldü. Efendimiz Nûḥ ve kavminden ona iman edenler ise, efendimiz Nûḥ&#8217;un Allâh&#8217;ın emri üzere inşa ettiği gemide Allâh&#8217;ın koruması altında güven içindeydi.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim; Efendimiz Mûsâ <span style="text-decoration: underline;">a</span>leyhisselâm -Allâh bizi korusun- ilahlığı iddia eden zalim hükümdar, Firavun&#8217;un zamanında yaşıyordu. Allâh, efendimiz Mûsâ&#8217;ya Firavun&#8217;un yanına gidip onu İslam dinine, Allâh&#8217;ın birliğine inanmaya ve O&#8217;nu <span style="text-decoration: underline;">a</span>zze ve celle ortak ve benzerlerden tenzih etmeye çağırmasını emretti. Efendimiz Mûsâ, Firavun&#8217;un yanına gitti ve ona kendisinin Peygamber olduğunu kanıtlayan açık ve kat-i mucizeler göstermesine rağmen zalim Firavun, Mûsâ’ya iman etmeyi reddetti ve kibirlendi. Firavun, efendimiz Mûsâ&#8217;nın kavminden Müslüman olanlara eziyet etti. Bunun üzerine efendimiz Mûsâ, kendisine kavminden tabi olan altı yüz bin Müslüman ile Mısır&#8217;ı terk etti. Firavun, efendimiz Mûsâ’yı ve ona tabi olanları öldürmek için bir milyon altı yüz bin askeri ile onların peşine düştü. Ancak Allâh, Rasûlüne yardım etti. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ <span style="text-decoration: underline;">yüce </span> kitabında şöyle buyuruyor:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡق كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ ٦٣﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Bunun üzerine Allâh, Mûsâ&#8217;ya: &#8220;Değneğinle denize vur&#8221; diye vahyetti. Hemen deniz ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi.</strong> (Eş-Şu<span style="text-decoration: underline;">a</span>râ’ suresi, 63. ayet)</p>
<p>Sevgili kardeşlerim; Deniz oniki kısma ayrıldı. Her kısım kocaman bir dağ gibiydi ve her kısmın arasında kuru bir yol açıldı, öyle ki efendimiz Mûsâ ve ona tabi olanlar o yollardan yürüdü. Onları izleyen Firavun ve ordusu ise denizde boğuldu.</p>
<p>Ey iman edenler; Firavun, ölmek üzere iken tövbeyi ilan etti ancak bu durumda yapılan tövbe fayda vermez, çünkü tövbenin şartlarından kişinin hayatının kesin kurtulamayacağı andan önce olmasıdır. İşte Firavun&#8217;un durumu da böyleydi, onun boğulması kesindi. Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿وَلَيۡسَتِ ٱلتَّوۡبَةُ لِلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلسَّيِّ‍َٔاتِ حَتَّىٰٓ إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ إِنِّي تُبۡتُ ٱلۡـَٰٔنَ وَلَا ٱلَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمۡ كُفَّارٌۚ أُوْلَٰٓئِكَ أَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابًا أَلِيما ١٨﴾</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; &#8220;Şimdi tövbe ettim.&#8221; diyenler ile imansız olarak ölenlerin tövbesi makbul değildir. İşte Allâh, onlara elem verici bir azap hazırlamıştır.</strong> (En-Nisâ&#8217; suresi, 18. ayet)</p>
<p>Müslüman kardeşlerim; İslam dinine sabır ve sebat ile davet etmekte Peygamberler bizim için birer büyük rehberdir ve ashab-ı kiram ve ehl-i Beyt de onların yolunu izleyerek Allâh nezdinde makbul olan İslam dinini hayatlarıyla müdafaa etti.</p>
<p>Allâh&#8217;tan bize bu değerli şahısların hayatlarını örnek almayı ve onların yolundan gitmeyi nasip etmesini niyaz ederiz. Bu muhakkak ki Allâh için zor bir husus değildir.</p>
<p>Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İkinci Hutbe</span></strong></p>
<p>Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer Peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafi<span style="text-decoration: underline;">î</span> ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.</p>
<p>Sizlere ve kendime her şeye <span style="text-decoration: underline;">k</span>âdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.</p>
<p>Müslüman kardeşlerim; size Aşure günü oruç tutma sünnetini hatırlatırım. Birinci hutbede zikrettiğim gibi, Allâh&#8217;ın Rasûlü ﷺ, hakkında varit olunduğuna göre o ﷺ, Aşure gününde oruç tutardı ve o günde oruç tutmaya teşvik ederdi. Aynı şekilde muharrem ayının dokuzuncu gününde de oruç tutmak sünnettir. Allâh&#8217;ın Rasûlü ﷺ, şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>&#8220;لئنْ بَقِيتُ إلى قابلٍ لأصومَنّ التاسعَ&#8221;</strong>
</p>
<p>Manası: <strong>Eğer gelecek seneye kadar yaşarsam </strong>(muharrem’in onuncu günüyle beraber)<strong> dokuzuncu günü de oruç tutarım. </strong>(İmam Muslim)</p>
<p>Eğer insan muharrem&#8217;in onuncu günü ile beraber dokuzuncu günü oruç tutmadıysa o zaman Muharrem&#8217;in onuncu günü ile beraber onbirinci günü oruç tutması sünnettir. O hâlde bu fırsatı kaçırmayın!</p>
<p>Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun Peygamberine ﷺ  <span style="text-decoration: underline;">s</span>alât ve selâm getirmeyi emretmiştir.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;in ve İbrâhîm&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed&#8217;in ve Muḥammed&#8217;in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh&#8217;ım! Efendimiz İbrâhîm&#8217;e ve İbrâhîm&#8217;in Âl’ine bereket verdiğin gibi Peygamber Efendimiz Muḥammed&#8217;e ve Muḥammed&#8217;in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.</p>
<p>Allâh-u Te<span style="text-decoration: underline;">â</span>lâ şöyle buyurmuştur:</p>
<p class="arabisch">
<strong>﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيم ١ يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيد ٢﴾</strong>
</p>
<p>El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri</p>
<p>Manası: <strong>Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Dua:</span></p>
<p>Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">K</span>âmet getir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://ivwp.de/ivwp/tr/asure-guenue-10/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
