Efendimiz Muḥammed ﷺ

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allâh’tan başka İlâh yoktur. O; tektir, ortağı yoktur. O’nun zıddı ve dengi yoktur. O’nun benzeri yoktur. O’nun mekânı yoktur. O’ndan başka Yaratıcı yoktur. Yine şehadet ederim ki efendimiz, sevgilimiz, yücemiz, rehberimiz ve gözümüzün nuru Muḥammed ﷺ  O’nun Rasûlü ve en sevgili kuludur. O ﷺ, risaleti tebliğ etmiş, emaneti yerine getirmiş ve ümmete nasihatta bulunmuştur. Allâh, onu diğer peygamberleri mükâfatlandırdığı şeylerden daha fazlası ile mükâfatlandırsın. Allâh’ın salât ve selâmı efendimiz Muḥammed’e ve diğer peygamberlere olsun.

Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlünün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.

Allâh-u Teâlâ  şöyle buyuruyor:

﴿لَقَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُول مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ عَزِيزٌ عَلَيۡهِ مَا عَنِتُّمۡ حَرِيصٌ عَلَيۡكُم بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَءُوف رَّحِيم

Manası: Size, sizden biri olan bir Rasûl gönderildi. Sizin için endişeleniyor ve iman edenlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir. (Et-Tevbeh suresi, 128. ayet)

Din kardeşlerim; bugünkü hutbemizin konusu sevdiğimiz, örneğimiz, gözümüzün nuru, peygamberimiz Muḥammed’dir ﷺ. Onun hakkında Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de  şöyle buyuruyor:

﴿ وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا رَحۡمَة لِّلۡعَٰلَمِينَ ﴾

Manası: Allâh seni (ey Muḥammed) alemlere ancak bir rahmet olarak gönderdi. (El-Enbiyâ‘ suresi, 107. ayeti)

Efendimiz Muḥammed ﷺ, seni özledik; Muḥammed, ismi anılınca kalpler huzur bulur; Muḥammed, gözümüzün nuru, Muḥammed, anıldığında onu sevenlerin gözlerinden yaşlar akar. Deve, onu ﷺ gördüğünde ağladı ve ağır yükünden dolayı ona şikayette bulundu da, biz onu nasıl özlemeyelim?! Kuru bir ağaç kütüğü onu ﷺ, özleyip bir çocuk gibi inledi de, biz nasıl özlemeyelim?!. Kuru bir ağaç kütüğü onun ﷺ tarafından okşandığında sustu da biz onu ﷺ nasıl özlemeyelim. Sevgili Müslümanlar; bir tahta parçası Rasûlullâh’a ﷺ olan hasretinden inlemişken, sizin ona karşı hasret duymanız daha önceliklidir. Ey din kardeşim; Rasûlullâh ﷺ anıldığında akan o gözyaşlarından dolayı utanma.

Ey Allâh Rasûlü’nü ﷺ seven; onun yüce sıfatları, onu ﷺ daha da çok sevmeye yol açar. Onun ﷺ üstünlüğü, kişiye onu daha çok yüceltmeye götürür ve onun ﷺ güzel ahlakı onun yüksek derecesine bir delildir. İyi geçinmek, yumuşak huyluluk, yardımseverlilik, yemek yedirme, selâm’ı yayma, hasta ziyareti, cenazelere katılma, iyi komşuluk, affedici olma, insanların aralarını düzeltme, cömertlik, topluma yararlı olma, gönül zenginliği, hoşgörü, sinirlenmeme ve af etme onun ﷺ sıfatlarındandır. O ﷺ ki; gıybet, yalan, aldatma, hile yapma, nemime, kötü huy, kibir, nefret, kıskançlık, haksızlık gibi İslam’ın yasak ettiği şeylerden ve onun ﷺ elçiliğini kabul etmekten uzak tutacak her davranıştan korunmuştur.

Muḥammed ﷺ, en yumuşak huylu ve en cesur olan, en adil insan ve en bağışlayıcı insan, en yardımsever ve cömert olup gönlü en zengin olan insan, en büyük akla sahip olan insan ve en hayalı insan.

O ﷺ ayakkabı ve kıyafetini kendisi yamalardı, sizlerin bazılarının yaptığı gibi ev işlerini yapardı. Açlıktan karnına taş bağlardı, ne bulursa onu yerdi ve bulunanı geri çevirmezdi. Allâh-u TeâKur’ân-ı Kerîm’de onun ﷺ hakkında şöyle buyuruyor:

﴿ وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيم ﴾

Manası: Şüphesiz ki sen (ey Muḥammed) pek yüce bir ahlak üzeresin. (El-Kalem suresi, 4. ayet)

O ﷺ en fasîh konuşan ve konuşması en güzel olan insandı. Onu ﷺ duyanlar hemen anlardılar.

Onun ﷺ sesi kuvvetli ve insanlın en güzel sesli olanı. El-Berâ’ şöyle buyurdu: “Ben onun sesinden daha güzel bir ses işitmedim.”

Din kardeşlerim; Dâvûd peygamber zikir ettiğinde onun güzel sesinden dolayı dağlar ve kuşlar onunla beraber zikir ederdi. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿ وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ مِنَّا فَضۡلاۖ يَٰجِبَالُ أَوِّبِي مَعَهُۥ وَٱلطَّيۡرَۖ وَأَلَنَّا لَهُ ٱلۡحَدِيدَ ﴾

Manası: Allâh, Dâvûd peygambere üstünlük verdi, dağlara ve kuşlara onunla beraber tesbih etmelerini emretti ve demiri ona yumuşattı (yani demir onun için yumuşak oldu ve ateş ve çekice ihtiyaç duymaksızın onu elleriyle şekillendirebiliyordu). (Es-Sebe’ suresi, 10. ayet)

Yûsuf peygambere güzelliğin yarısı verilmişti, o çok güzeldi. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿فَلَمَّا رَأَيۡنَهُۥٓ أَكۡبَرۡنَهُۥ وَقَطَّعۡنَ أَيۡدِيَهُنَّ وَقُلۡنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنۡ هَٰذَآ  إِلَّا مَلَك كَرِيم٣١

Manası: Onu (bazı kadınlar) gördüklerinde güzelliğine hayret ettiler ve ellerini kestiler ve dediler ki: Bu insan değil, ancak şerefli bir melektir. (Yûsuf suresi, 31. ayet)

Efendimiz Muḥammed ﷺ şöyle buyurmuştur:

مَا بَعَثَ اللهُ نَبِيًّا إِلَّا حَسَنَ الوجهِ حسنَ الصّوتِ وإنَّ نبيَّكُمْ أَحْسَنُهُم وجهًا وأحسنُهم صوتًا اﻫ

Manası: Allâh, yüzü ve sesi güzel olmayan peygamber göndermemiştir, muhakkak ki sizin peygamberiniz (Muḥammed) yüzü ve sesi en güzel olanıdır.

Allâh Rasûlü’nün ﷺ sık sakalı vardı, kaşları ince ve hilal şeklindeydi, gözleri siyah ve sürmeliydi, bedeninde hiç bir ayıp yoktu, orta boyluydu, göğsü genişti, başı güzel ve alnı genişti, dişleri beyaz ve aralıklıydı, ne şişman ne de cılızdı, orta haldeydi ve hızlı yürüyüp uzun adımlar atardı.

Salât ve selâm sana olsun ey efendim, ey Allâh’ın Rasûlü. Senin görünüşün ne kadar da güzel, senin sıfatların ne kadar da mükemmel ve üstünlüğün ne kadar da yüce. Dünyada ve ahirette salât senin üzerine olsun.

Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.

İkinci Hutbe

Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz ve Allâh’ın saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ  ve diğer peygamberlere olsun. Allâh mü’minlerin vâlidelerinden, Âl’den ve raşit halifeler Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali, rehber imamları Ebû Ḥanîfe, Mâlik, eş-Şafiî ve Aḥmed ve sâlih evliyalardan razı olsun.

Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.

Müslüman kardeşlerim! Şunu da bilin ki, Allâh sizlere büyük bir husus olan O’nun peygamberine ﷺ  salât ve selâm getirmeyi emretmiştir.

Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’in ve İbrâhîm’in Âl’inin mertebelerini yücelttiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’in ve Muḥammed’in Âl’inin mertebelerini yücelt. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.

Allâh’ım! Efendimiz İbrâhîm’e ve İbrâhîm’in Âl’ine bereket verdiğin gibi peygamber efendimiz Muḥammed’e ve Muḥammed’in Âl’ine bereket ver. Şüphesiz Sen kâmil Kudret ve Rahmet ile vasıflanansın ve övülmeye layıksın.

Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿ يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُـوا رَبَّكُـمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَىْءٌ عَظِيمٌ يَوْمَ تَرَوْنَها تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وتَرَى النَّاسَ سُكارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلكنَّ عَذَابَ اللهِ شَدِيدٌ ﴾

El-Ḥacc suresi, 1. ve 2. ayetleri

Manası: Ey insanlar! Rabbinize karşı takva sahibi olun! Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, eğer emzikli bir kadın olsaydı emzirdiği çocuğu unuturdu ve eğer gebe bir kadın olsaydı çocuğunu düşürürdü. İnsanları adeta sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allâh’ın azabı çok şiddetlidir!

Dua:

Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul eyle. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.

Kâmet getir!